bugün
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı33
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı13
- ismail kartal5
- s'i l v'e r m'i s t34
- açık oylayan yazar ne demek istiyor13
- özledim mesajına verilecek cevaplar14
- aziz yıldırım4
- enayimiknatisii24
- kerem aktürkoğlu3
- serhat kılıç11
- hangi renksiniz17
- sigara intihardır3
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- sözlükteki fenerbahçeliler3
- orkun kökçü4
- geleneksel ciğer ısrmarlama şenlikleri9
- 5 eylül 2026 fenerbahçe'ye döşenen boru3
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam13
- kirpi3
- fenerbahahahahahçe2
- kadıköy de fenerbahçe yi yenmek2
- leandro trossard2
- fenerbahçe10
- sözlükteki şer çetesi12
- fenerbahçe nin orta sahası2
- yok farzedince yok olan şeyler3
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu21
- haftasonları entry girmeyen yazar3
- amedspor23
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı4
- kuzukulağı6
- sözlükteki büyücüler7
- mesajlaşırken karşı tarafı engellemek2
- sözlükte herkesin avcı olması12
- twitter da alakasız tagda ayet paylaşan tip2
- sözlükteki zorbalar12
- mustafa serhat kılıç3
- gocu50
- zorunlu eğitim13
- sinoplular nasıl insanlardır8
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- sürekli ilgi bekleyen erkek9
- oksizoron3
- veysi seviğ2
- hardallı patates salatası5
- çilekli el kremi kullanan erkek2
- sudekiray4
- rüyadan akılda kalan iki cümle2
- izmirbeyefendisi13
80 'li yıllar...
hani şu insanların sokakta öldürüldüğü, hapislere atıldığı, kitapların toplatıldığı, ekmek kuyruklarının olduğu,'' umudun'' vita kutularına dikilmiş sardunyalardan ibaret olduğu yıllar.
annem-babam tekel işçisi, kendi halinde bir aileyiz. annem alevi, babam sünni. annem ilkokul mezunu ve che'yi pop yıldızı sanıyor. bu kadar uzak bu mevzulara. fakat nüfus cüzdanında ''arguvan'' ibaresi taşıyor. bu yeterli o dönemlerde. üç tane dayım var, üçü de üniversite'de okuyan olaylara pek karışmayan, ekonomik zorluklar içerisinde okullarını bitirmeye çalışan, aynı evi yokluk yüzünden paylaşmak zorunda kaldığımız insanlar. bunlar ajitasyon değil. o dönemin yüzlerce insanının yaşadığı gerçekleri.
o günlerden bana kalan tek hatıra, annemin elini tutup gezmeye giderken bindiğimiz gebze-haydarpaşa trenine sıkılan kurşunlardan seken bir saçmanın yüzümde bıraktığı iz.
kimin niye gözaltına alındığı, neden öldürüldüğünün bilinmediği bu karanlık dönemde az önce bahsettiğim hiçbir eyleme katılmadıklarına emin olduğum üç dayımı da gözaltına aldılar. sebep evde bulunan anarşik * kitaplardı. işin komik tarafı annemi de sendikaya üye olmak gibi çok fena(!) bir eylemden defalarca içeri alıp serbest bıraktılar. dayılarımdan biri o dönemin neredeyse moda hastalığı verem olarak çıktı hapishaneden. annem de üzüntüden aynı hastalığı yaşadı. (babamla hiç uğraşılmadı nedense ) nice aile, nice genç çok acı çekti o dönemlerde. bense bir çocuğun gözüyle o günün türkiye'sini seyrettim. öyle anlamadan, sessizce...
sonra aynı yaftalamaların, aynı eziyetlerin, karşı duranların başına gelenlerin hiç değişmediği bir ülkede büyüdüm. genç oldum, çalışan oldum ...ve düzenin adaletsizliğini, eşitsizliğini birebir yaşarak öğrendim.
bu yüzden değişmeyen, hatta ve hatta gitgide tüm uygulamaları faşizme kayan bu ülkede, hala bir yanım hep ezilenden yana...ve bu hiç değişmeyecek.
hani şu insanların sokakta öldürüldüğü, hapislere atıldığı, kitapların toplatıldığı, ekmek kuyruklarının olduğu,'' umudun'' vita kutularına dikilmiş sardunyalardan ibaret olduğu yıllar.
annem-babam tekel işçisi, kendi halinde bir aileyiz. annem alevi, babam sünni. annem ilkokul mezunu ve che'yi pop yıldızı sanıyor. bu kadar uzak bu mevzulara. fakat nüfus cüzdanında ''arguvan'' ibaresi taşıyor. bu yeterli o dönemlerde. üç tane dayım var, üçü de üniversite'de okuyan olaylara pek karışmayan, ekonomik zorluklar içerisinde okullarını bitirmeye çalışan, aynı evi yokluk yüzünden paylaşmak zorunda kaldığımız insanlar. bunlar ajitasyon değil. o dönemin yüzlerce insanının yaşadığı gerçekleri.
o günlerden bana kalan tek hatıra, annemin elini tutup gezmeye giderken bindiğimiz gebze-haydarpaşa trenine sıkılan kurşunlardan seken bir saçmanın yüzümde bıraktığı iz.
kimin niye gözaltına alındığı, neden öldürüldüğünün bilinmediği bu karanlık dönemde az önce bahsettiğim hiçbir eyleme katılmadıklarına emin olduğum üç dayımı da gözaltına aldılar. sebep evde bulunan anarşik * kitaplardı. işin komik tarafı annemi de sendikaya üye olmak gibi çok fena(!) bir eylemden defalarca içeri alıp serbest bıraktılar. dayılarımdan biri o dönemin neredeyse moda hastalığı verem olarak çıktı hapishaneden. annem de üzüntüden aynı hastalığı yaşadı. (babamla hiç uğraşılmadı nedense ) nice aile, nice genç çok acı çekti o dönemlerde. bense bir çocuğun gözüyle o günün türkiye'sini seyrettim. öyle anlamadan, sessizce...
sonra aynı yaftalamaların, aynı eziyetlerin, karşı duranların başına gelenlerin hiç değişmediği bir ülkede büyüdüm. genç oldum, çalışan oldum ...ve düzenin adaletsizliğini, eşitsizliğini birebir yaşarak öğrendim.
bu yüzden değişmeyen, hatta ve hatta gitgide tüm uygulamaları faşizme kayan bu ülkede, hala bir yanım hep ezilenden yana...ve bu hiç değişmeyecek.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar