bugün
- cenazende kötü bilirdik denmesi9
- 9 5 çalışan ipneler6
- terlikle döven anne10
- arap neferler7
- akşamki tantana12
- hesabını gizleyen erkek yazar8
- evliliğin süper bir şey olması5
- sözlük erkeklerinin bicepsleri38
- poğaça yiyen kız6
- bir kaplumbağanın acele işi olması4
- gammazların gizli hesapları görebilmesi6
- fatma betül sayan kaya16
- patlıcanın organize suç örgütü kurması3
- açtığınız başlığa entry girilmemesi4
- bir salatalığın geçmişinden utanması3
- köftenin insandan çok güven vermesi5
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması16
- kargaların insanları fişlemesi4
- from gold'un bicepsleri12
- kokoreç10
- özlale'nin fon krizinde gönüllü iade eleştirisi7
- uzaylı dışkısından gübre yapılır mı3
- cedidacer9
- sokağın sinirli hacı amcası3
- lokum gibi3
- hayatta başarısı olmayıp güzel hapşıran insan4
- fenerbahahahahahçe9
- muzlu centro5
- melek mosso2
- sözlük yazarlarının tatlıları18
- sude sendromu3
- yarayı ateşle dağlamak5
- ilişkide kıskançlık ve mülkiyet4
- kanada başbakanı'nın türkiye ziyareti4
- travesti uzaylılar var mı4
- çok uyunan günün sabahı2
- neden 50 tane arap devleti var2
- insanlık olarak vazgeçmek2
- uzaylı kadın dünyalıdan hamile kalır mı3
- kassız erkekler sözlükten gitsin3
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı19
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı22
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması7
- patatesli yumurta2
- fenerbahçe taraftarı2
- sözlük erkeklerinin gluteus maximusları7
- memeleri ile gündeme oturan yazar15
- kale'nin sözlük erkeklerine kötü örnek olması15
- fon vurgunu43
- kolye140
80 'li yıllar...
hani şu insanların sokakta öldürüldüğü, hapislere atıldığı, kitapların toplatıldığı, ekmek kuyruklarının olduğu,'' umudun'' vita kutularına dikilmiş sardunyalardan ibaret olduğu yıllar.
annem-babam tekel işçisi, kendi halinde bir aileyiz. annem alevi, babam sünni. annem ilkokul mezunu ve che'yi pop yıldızı sanıyor. bu kadar uzak bu mevzulara. fakat nüfus cüzdanında ''arguvan'' ibaresi taşıyor. bu yeterli o dönemlerde. üç tane dayım var, üçü de üniversite'de okuyan olaylara pek karışmayan, ekonomik zorluklar içerisinde okullarını bitirmeye çalışan, aynı evi yokluk yüzünden paylaşmak zorunda kaldığımız insanlar. bunlar ajitasyon değil. o dönemin yüzlerce insanının yaşadığı gerçekleri.
o günlerden bana kalan tek hatıra, annemin elini tutup gezmeye giderken bindiğimiz gebze-haydarpaşa trenine sıkılan kurşunlardan seken bir saçmanın yüzümde bıraktığı iz.
kimin niye gözaltına alındığı, neden öldürüldüğünün bilinmediği bu karanlık dönemde az önce bahsettiğim hiçbir eyleme katılmadıklarına emin olduğum üç dayımı da gözaltına aldılar. sebep evde bulunan anarşik * kitaplardı. işin komik tarafı annemi de sendikaya üye olmak gibi çok fena(!) bir eylemden defalarca içeri alıp serbest bıraktılar. dayılarımdan biri o dönemin neredeyse moda hastalığı verem olarak çıktı hapishaneden. annem de üzüntüden aynı hastalığı yaşadı. (babamla hiç uğraşılmadı nedense ) nice aile, nice genç çok acı çekti o dönemlerde. bense bir çocuğun gözüyle o günün türkiye'sini seyrettim. öyle anlamadan, sessizce...
sonra aynı yaftalamaların, aynı eziyetlerin, karşı duranların başına gelenlerin hiç değişmediği bir ülkede büyüdüm. genç oldum, çalışan oldum ...ve düzenin adaletsizliğini, eşitsizliğini birebir yaşarak öğrendim.
bu yüzden değişmeyen, hatta ve hatta gitgide tüm uygulamaları faşizme kayan bu ülkede, hala bir yanım hep ezilenden yana...ve bu hiç değişmeyecek.
hani şu insanların sokakta öldürüldüğü, hapislere atıldığı, kitapların toplatıldığı, ekmek kuyruklarının olduğu,'' umudun'' vita kutularına dikilmiş sardunyalardan ibaret olduğu yıllar.
annem-babam tekel işçisi, kendi halinde bir aileyiz. annem alevi, babam sünni. annem ilkokul mezunu ve che'yi pop yıldızı sanıyor. bu kadar uzak bu mevzulara. fakat nüfus cüzdanında ''arguvan'' ibaresi taşıyor. bu yeterli o dönemlerde. üç tane dayım var, üçü de üniversite'de okuyan olaylara pek karışmayan, ekonomik zorluklar içerisinde okullarını bitirmeye çalışan, aynı evi yokluk yüzünden paylaşmak zorunda kaldığımız insanlar. bunlar ajitasyon değil. o dönemin yüzlerce insanının yaşadığı gerçekleri.
o günlerden bana kalan tek hatıra, annemin elini tutup gezmeye giderken bindiğimiz gebze-haydarpaşa trenine sıkılan kurşunlardan seken bir saçmanın yüzümde bıraktığı iz.
kimin niye gözaltına alındığı, neden öldürüldüğünün bilinmediği bu karanlık dönemde az önce bahsettiğim hiçbir eyleme katılmadıklarına emin olduğum üç dayımı da gözaltına aldılar. sebep evde bulunan anarşik * kitaplardı. işin komik tarafı annemi de sendikaya üye olmak gibi çok fena(!) bir eylemden defalarca içeri alıp serbest bıraktılar. dayılarımdan biri o dönemin neredeyse moda hastalığı verem olarak çıktı hapishaneden. annem de üzüntüden aynı hastalığı yaşadı. (babamla hiç uğraşılmadı nedense ) nice aile, nice genç çok acı çekti o dönemlerde. bense bir çocuğun gözüyle o günün türkiye'sini seyrettim. öyle anlamadan, sessizce...
sonra aynı yaftalamaların, aynı eziyetlerin, karşı duranların başına gelenlerin hiç değişmediği bir ülkede büyüdüm. genç oldum, çalışan oldum ...ve düzenin adaletsizliğini, eşitsizliğini birebir yaşarak öğrendim.
bu yüzden değişmeyen, hatta ve hatta gitgide tüm uygulamaları faşizme kayan bu ülkede, hala bir yanım hep ezilenden yana...ve bu hiç değişmeyecek.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar