bugün
- 19 temmuz 2026 fransa ingiltere maçı4
- türklerin ileri olduğu konular21
- saraca finch house3
- en gey özelliğiniz10
- erkek adam2
- norm ender3
- true nickli yazar11
- dinsize inanır mısın17
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- son beş yıldır sevgilisi olmayan insan3
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- burçlara inanan erkek15
- bir kadının en güzel bölgesi8
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- dünyanın en güzel tatlısı8
- mutlak butlan kararının yargıtay'a gönderilmesi2
- caner taslaman7
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- eski seni özlüyor musun6
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- vantilatörü kendine çevirmek6
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- sokakta gocu ile karşılaşmak5
- salak yazarlar7
- otomatik portakal ve özgür irade paradoksu2
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı5
- abd vizesi5
- sözlükte kadınlara sararak tatmin olan incel5
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları30
- her başlığın altında biten sözlük paraziti5
- bir gün öleceğini unutmak10
- arkadaşlar bakar mısınız11
- seninle şurada olabilirdik5
- uysaljakoben gocu'nun fake hesabı mı5
- kuran da neden namaz yok8
- bir insanın daraldığında sığınabileceği yerler5
- pandela6
- evdeki alkolün bittiği anda yapılacaklar5
- gocu31
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak7
- oğlak burcu kadını18
- deri ceketli serseri4
- devletten başkasına güvenilmez11
- kültürün bireyi boğması4
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
80 'li yıllar...
hani şu insanların sokakta öldürüldüğü, hapislere atıldığı, kitapların toplatıldığı, ekmek kuyruklarının olduğu,'' umudun'' vita kutularına dikilmiş sardunyalardan ibaret olduğu yıllar.
annem-babam tekel işçisi, kendi halinde bir aileyiz. annem alevi, babam sünni. annem ilkokul mezunu ve che'yi pop yıldızı sanıyor. bu kadar uzak bu mevzulara. fakat nüfus cüzdanında ''arguvan'' ibaresi taşıyor. bu yeterli o dönemlerde. üç tane dayım var, üçü de üniversite'de okuyan olaylara pek karışmayan, ekonomik zorluklar içerisinde okullarını bitirmeye çalışan, aynı evi yokluk yüzünden paylaşmak zorunda kaldığımız insanlar. bunlar ajitasyon değil. o dönemin yüzlerce insanının yaşadığı gerçekleri.
o günlerden bana kalan tek hatıra, annemin elini tutup gezmeye giderken bindiğimiz gebze-haydarpaşa trenine sıkılan kurşunlardan seken bir saçmanın yüzümde bıraktığı iz.
kimin niye gözaltına alındığı, neden öldürüldüğünün bilinmediği bu karanlık dönemde az önce bahsettiğim hiçbir eyleme katılmadıklarına emin olduğum üç dayımı da gözaltına aldılar. sebep evde bulunan anarşik * kitaplardı. işin komik tarafı annemi de sendikaya üye olmak gibi çok fena(!) bir eylemden defalarca içeri alıp serbest bıraktılar. dayılarımdan biri o dönemin neredeyse moda hastalığı verem olarak çıktı hapishaneden. annem de üzüntüden aynı hastalığı yaşadı. (babamla hiç uğraşılmadı nedense ) nice aile, nice genç çok acı çekti o dönemlerde. bense bir çocuğun gözüyle o günün türkiye'sini seyrettim. öyle anlamadan, sessizce...
sonra aynı yaftalamaların, aynı eziyetlerin, karşı duranların başına gelenlerin hiç değişmediği bir ülkede büyüdüm. genç oldum, çalışan oldum ...ve düzenin adaletsizliğini, eşitsizliğini birebir yaşarak öğrendim.
bu yüzden değişmeyen, hatta ve hatta gitgide tüm uygulamaları faşizme kayan bu ülkede, hala bir yanım hep ezilenden yana...ve bu hiç değişmeyecek.
hani şu insanların sokakta öldürüldüğü, hapislere atıldığı, kitapların toplatıldığı, ekmek kuyruklarının olduğu,'' umudun'' vita kutularına dikilmiş sardunyalardan ibaret olduğu yıllar.
annem-babam tekel işçisi, kendi halinde bir aileyiz. annem alevi, babam sünni. annem ilkokul mezunu ve che'yi pop yıldızı sanıyor. bu kadar uzak bu mevzulara. fakat nüfus cüzdanında ''arguvan'' ibaresi taşıyor. bu yeterli o dönemlerde. üç tane dayım var, üçü de üniversite'de okuyan olaylara pek karışmayan, ekonomik zorluklar içerisinde okullarını bitirmeye çalışan, aynı evi yokluk yüzünden paylaşmak zorunda kaldığımız insanlar. bunlar ajitasyon değil. o dönemin yüzlerce insanının yaşadığı gerçekleri.
o günlerden bana kalan tek hatıra, annemin elini tutup gezmeye giderken bindiğimiz gebze-haydarpaşa trenine sıkılan kurşunlardan seken bir saçmanın yüzümde bıraktığı iz.
kimin niye gözaltına alındığı, neden öldürüldüğünün bilinmediği bu karanlık dönemde az önce bahsettiğim hiçbir eyleme katılmadıklarına emin olduğum üç dayımı da gözaltına aldılar. sebep evde bulunan anarşik * kitaplardı. işin komik tarafı annemi de sendikaya üye olmak gibi çok fena(!) bir eylemden defalarca içeri alıp serbest bıraktılar. dayılarımdan biri o dönemin neredeyse moda hastalığı verem olarak çıktı hapishaneden. annem de üzüntüden aynı hastalığı yaşadı. (babamla hiç uğraşılmadı nedense ) nice aile, nice genç çok acı çekti o dönemlerde. bense bir çocuğun gözüyle o günün türkiye'sini seyrettim. öyle anlamadan, sessizce...
sonra aynı yaftalamaların, aynı eziyetlerin, karşı duranların başına gelenlerin hiç değişmediği bir ülkede büyüdüm. genç oldum, çalışan oldum ...ve düzenin adaletsizliğini, eşitsizliğini birebir yaşarak öğrendim.
bu yüzden değişmeyen, hatta ve hatta gitgide tüm uygulamaları faşizme kayan bu ülkede, hala bir yanım hep ezilenden yana...ve bu hiç değişmeyecek.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar