bugün
- yazarların dünya kupasında desteklediği takım9
- avrupalıların götlerini yıkamadığı gerçeği5
- tai lung'un şkodası3
- herkesln direksiyonda telefonla oynaması3
- vize vermiyorlar ühü ühü3
- buddy dude ile ip atlamak4
- arkadaşlar bakar mısınız9
- hoslanilan kizin neden cekiniyorsun ki demesi6
- küpe takan erkek erkek midir sorunsalı4
- dünyanın sekizinci harikası2
- fren lukasın siyasetten anlamadığı gerçeği2
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir17
- babam hiç dövmezdi insanı11
- olası israil türkiye savaşı6
- ipini koparan sözlüğe geliyor3
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi13
- gocu'nun kendini alen delon sanması8
- sözlüğün aptalları sıralı tam liste5
- pandela27
- evlen baskısı4
- sözlük yaşlıların fotoğrafları6
- işe yeni başlayan kıza sineklenen erkekler4
- fusya semsiyeli yabanci2
- azgın bir boğa gibi çiftleşmek istiyorum4
- sıkıldım ulan sıkıldım anlıyor musun sıkıldım2
- kezoya varis çorabı giydirmek2
- nasılsınız6
- gerizekalı yazarlar zirvesi13
- şırnak üniversitesi rektörü abdürrahim alkış6
- yaş pasta alınan evdeki mutluluk3
- ajvar2
- ilk otuzbir2
- spor yapmayan erkek9
- evagreenin sürekli haklı olması4
- yengeç burcu erkekleri ölsün kampanyası14
- yarak yemenin nesi kötü anlamadım diyen kız3
- türklerin soykırımdaki ustalığı19
- mustafa destici3
- sizi enflasyona ezdirmedik3
- true namussuzdur5
- domuz gibi olan yazarlar3
- evlilik2
- true neden sevilmiyor5
- bal arısı3
- şeriatçıların ateist apo yu sevmesi3
- queen feristah6
- filistin in ermeni soykırımını tanıması39
- 2026 dünya kupası37
- fakirler neden isyan edip silahlanmıyor4
- kolu alçılı kezonun kçını yıkar mısın4
Bazı kadınlar vardır. Gençliklerinden kalma siyah beyaz fotoğraflarında çok güzellerdir. Ardından seneler boyu başlarından bir sürü kötü olay geçer. Boşanmıştır, kanser olmuştur, ekonomik durumu bozulmuştur vs. Ancak aynı kadını 30 yıl sonra her şeye rağmen muhteşem bir güzelliğe sahiptir. Beyrut, dünya üzerinde bu kadını temsil eden şehir. Yıllardır yaşadıklarına rağmen güzel, büyüleyici ve görkemli. Adeta cami yıkılmış ama mihrap yerinde deyişinin karşılığı.
Lübnanlılar oldukça rahat bir karaktere sahipler. Akdeniz insanının tüm özelliklerini ve Orta Doğu kültürünü bünyelerinde çok iyi harmanlamışlar. Yemeğe-içmeye oldukça meraklılar hatta sağlam âlemciler. Uzun uzun sofrada oturmayı seviyorlar. Bir dönem Fransız sömürgesi olmaları ve kendilerini Arap olarak görmediklerinden dolayı Arap yarımadasında bulunan genel kıroluk Lübnanlılarda pek mevcut değil. Öte yandan kadınlar diğer Orta Doğu toplumlarına göre tartışılmaz biçimde sosyal hayatta batı ülkelerine yakın standartlarda yaşıyorlar. Genel olarak Lübnanlı görüntüsü neşeli, konuksever ve yıllarca yaşadıklarından dolayı hayatı umursamaz bir yapıda.
Beyrut gece hayatı konusunda ise dünyanın sayılı merkezlerinden. Özellikle gece 1den sonra başlayan inanılmaz bir tempo söz konusu şehirde. Özellikle Gemmayzede bulunan Rue Gouraud ve yakınındaki Rue Monot gece hayatının önemli merkezlerin. Yine Hamrada bulunan ufak barlarda ısınma turları için iyi alternatifler olabilir. Ancak Beyrut gece hayatının en havalı mekanı tartışmasız Music Hall denilen kulüp. Rezervasyonsuz girişi çok zor olan Musichall'a bütçeniz yeterliyse mutlaka göz atın. Her 15 dakikada bir çok farklı tarzda müzik grubunun sahne aldığı mekan, iç savaş sırasında dağlardaki mağaralarda yerlatı kulüpleri işleten kişiler tarafından kurulmuş. Beyrutta toplu taşıma sistemi bulunmuyor. Sadece şans eseri denk geleceğiniz ufak minibüsler çalışıyorlar. Ancak Arapça bilginize güveniyorsanız bunları kullanabilirsiniz. Üstelik bu minibüsler akşam 7den sonra çalışmıyorlar. Şehir çok büyük olmadığı için yürüyerek rahatça gezilebilir. Ancak gerekli durumlarda taksi kullanılacaksa fiyatların istanbul standartlarında olduğunu ve pazarlık etmeden taksiye binmemek gerektiğini belirtmek lazım. Beyrut genel olarak güvenli bir şehir. Vardığınızda yakın geçmişinden dolayı hafif bir irkilme oluştursa da bünyede, şehir bir anda temposuna dâhil ediyor insanı. Şehir merkezinde turizm nedeniyle ordu ve polis sürekli güvenlik sağlıyor. Gecenin hangi vakti olursa olsun rahatlıkla şehir merkezinde dolaşılabilen bir şehir Beyrut. Ancak yanınızda pasaport taşımakta fayda var. Çünkü askerler veya polisler bazı sokak girişlerinde piyango olarak kimlik kontrolü yapabiliyor.
Beyrut savaş zamanı doğu-batı olarak ikiye ayrılmış olsa da şu anda şehirdeki tüm ayrımlar ortadan kalmış durumda. Şehrin en turistik bölgesi olan Downtowndan şehri gezmeye başlayabilirsiniz. Bu bölge iç savaş döneminde yerle bir edilmiş olsa bile, Hariri sonrası binalar aslına sadık kalınarak tekrardan inşa edilmiş. Hükümet binaları, süper lüks iş ve alışveriş merkezleri ve otellerin bulunduğu bölge Orta Doğuda olduğunuzu unutturacak kadar gösterişli. Şehrin merkezi sayılan Place dEtoile özellikle akşam saatleri pek hareketli oluyor. Downtownda tarihi eser olarak Al-Omari Camisi ziyaret edilebilir. Bu cami aslında 12. Yüzyılda Haçlı Seferlerinde kilise olarak inşa edilmiş ancak daha sonra Memlükler tarafından camiye çevrilmiş. Hemen cami yakınlarında Place dEtoiledan biraz ilerlediğinizde görebileceğiniz St. George Katedrali de haçlılar dönemine dayanan bir yapı. Hemen yanında ise içerisinde Refik Haririnin de anıt mezarının bulunduğu Mohammed al-Amin Camisini gezebilirsiniz. Bu caminin en önemli özelliği uzaktan Sultanahmet Camisine benzetilmesiymiş ki görkem açısında yarıştırmak oldukça manasız. Ardından iç savaş boyunca en şiddetli çatışmaların yaşandığı Place des Martyrsdeki anıtı ziyaret edebilirsiniz. Anıtı gördüğünüzde üzerindeki iç savaştan kalma kurşun delikleri ve patlama izleri dikkatinizi çekecektir. Bu izlerin tamir edilmeme nedeni iç savaşın manasızlığını insanlara hatırlatmakmış. Yine şehir merkezinde görebileceğiniz delik teşik olmuş dev bina eski Holiday-Inn oteli olacaktır. Otel sivil savaş boyunca keskin nişancıların bir numaralı durağı olmuş ve bu nedenle bir çok defa roketlenmiş.
Downtownu gezdikten sonra Place des Martyrsin karşı tarafına geçip Gemmayzeyi turlamaya Saifi mahallesinden başlayabilirsiniz. Restore edilen Fransız kolonyal evlerinden bir sanat ve moda mahallesi yaratılan Saifide özellikle alışveriş yapmak isteyenler orijinal şeyler bulabilirler. Saifi sonrasında şu anda Beyrutun gece hayatının merkezi olan Rue Gourauda doğru ilerleyebilirsiniz. Ardından şahane evlerin yer aldığı Achrafiyenin ara sokaklarında dolaşarak Rue de Damasa çıkabilirsiniz. Rue de Damas öncesindeyse şehrin en otantik oteli olan Albergo'nun çatı katında bir kahve içerek dinlenebilirsiniz. Otelin çatısındaki kahvede özellikle günbatımında Beyrut çatılarını izleyebilirsiniz. Rue de Damas ilk bakışta önemsiz bir ana cadde olarak görünse de aslında eski Yeşil Hattı oluşturuyor. Yeşil Hat iç savaş boyunca Hıristiyanlarla Müslümanların esirleri takas ettiği ve tüm pazarlıkların yaşandığı yer. Bu caddeden kısa bir yürüyüşle Beyrut Milli Müzesine varabilirsiniz. Cadde boyunca Beyrutta neredeyse her sokakta karşılaşabileceğiniz kurşunlanmış veya roketlenmiş binaları daha sık göreceksiniz. Belki de Beyrutta görülmesi en elzem olan yer olan müze, kronolojik olarak sergilediği eserler ile Lübnan tarihini ve Lübnanın Akdenizdeki önemini oldukça başarıyla aktarıyor. Müzede mutlaka görülmesi gereken şeylerden biri de her saat başı gösterilen müzenin iç savaş sonrası tekrar kurulma belgeseli. iç savaşın yıkıcılığını anlamanız için müzeyi gezdikten sonra mutlaka bu kısa belgeseli izleyin.
Hamra ise Beyrutun günlük hayatını gözlemleyebileceğiniz Downtowna kıyasla daha az turistik bir bölge. Hamra özellikle son dönemde Gemmayze ile ciddi bir rekabet içine girmiş. Bu rekabetin temel nedeni ise gerçek Beyrutu hangi semtin daha çok yansıttığı. Semtte bulunan Beyrut Amerikan Üniversitesinin kampüsü şehrin temposundan kaçıp nefes almak için oldukça ideal. Hamrayı keşfetmek için Rue Hamra ve Rue Bliss arasındaki sokaklarda dolanabilirsiniz. Hamranın sokaklarını arşınladıktan sonra şehrin en önemli turistik sembolü olan Güvercin Kayalıkları'nı ziyaret edebilirsiniz. Denizin ortasında bulunan iki büyük kayadan ibaret olan Güvercin Kayalıkları'nda vaktiniz varsa ufak teknelerle kısa bir tur yapma şansınız da var. Ardından da Beyrutun özellikle güneş battıktan sonra en hareketli yerlerinden biri olan Cornichei ziyaret edebilirsiniz. Corniche Beyrut'un kordon boyu. Üzerinde bulunan kafeler de Beyrutluları izlemek için iyi bir adres.
Siyasal tarihe biraz meraklıysanız Beyrutun güney mahalleleri ilginizi çekecektir ancak yanınızda yerel biri, özellikle bir Müslüman olmadan bu mahallelere güvenli girişiniz pek mümkün değil. Bazı bölgelerin giriş çıkışları da asker ve polis tarafından kontrol ediliyor. Hizbullahın merkezinin yer aldığı bu mahalleler özellikle 2006daki israil hava saldırılarından büyük oranda etkilenmişler. Sabra ve Shatila mülteci kampları da şehrin güney kısmında bulunuyorlar. Özel bir not olarak bu mahallelerin Hamra'daki sokakların daha bakımszı olduğunu söylemek mümkün. Özellikle kocaman fotoğraf makineleriyle ve gruplar halinde bu bölgeye giden turistlerin semt sakinlerini çok huzursuz ettiği gibi bir şikayet var. Bu nedenle bu bölgeleri ziyaret edecekseniz lütfen fotoğraf makinelerinizi çantanıza sokun ve günlük hayatın içine olabildiğince karışarak hareket edin. Zaten güney mahallelerin bazı bölümlerinde fotoğraf çekilmesi hoş karşılanmıyor. Gününüzü ingilizce bilmeyen Hizbullah militanlarıyla ve nezarethanede geçirmek istemiyorsanız gitmeyin. Son olarak mülteci kamplarında en taş yürekli insanın bile içinin kaldırmayacağı şartlarda yaşam mücadelesinin sürdüğünü eklemek gerek.
Beyrutun biraz dışında yer alan Jeita Grotto ise dünyanın şu andaki en önemli birkaç doğal harikasından biri. Dağların altında 6 kilometre boyunca uzayan dev mağara 2 kattan oluşuyor. Alt katı özellikle kışın yükselen su seviyesi nedeniyle bazen ziyaretçilere kapanıyormuş. Su seviyesinin uygun olduğu zamanlarda ise ufak kayıklarla mağarayı gezebiliyorsunuz. Üst kat ise Jeita Grottonun asıl görkemli kısmı. Onlarca metrelik dikitler ve sarkıtlarıyla insanı büyüleyen 2. katı ise yürüyerek gezebiliyorsunuz. iç savaş süresince Hıristiyanların cephanelik olarak kullandığı mağara 1995de Refik Hariri tarafından turizme kazandırılmış.
Yine Beyrut yakınlarındaki Harissada bulunan Notre Dame du Liban heykelini mutlaka ziyaret edin. Akdenize tepeden bakan bir Maruni şapelininde bulunan heykelin en önemli özelliği sunduğu nefes kesici manzara. Heykelin bulunduğu şapelin bahçesinde ise Lübnan bayrağında yer alan sedir ağacı bulunuyor. Heykelin balkonundan muhteşem Akdeniz manzarasını izledikten sonra mutlaka Jouniehe inen teleferiğe binin. iç savaş sırasında Beyruttan kafa dağıtmaya gelen Hıristiyan militanların gece hayatına ev sahipliği yapan ufak sahil kentine giderken, teleferikle insanların evlerinin yanından geçmek oldukça eğlenceli. Teleferik yolculuğunuzu gün batımı saatine denk getirebilirseniz zaten muhteşem olan manzara daha da güzelleşecektir. Jounieh kentinde teleferik yolculuğu hariç ilgi çekecek bir şeyin olmadığını da belirtmek gerek.
Lübnanın en meşhur bira markası Almaza. içimi oldukça kolay ve lezzetli olan birayla birlikte rakının biraz daha serti olan Arak da çok tüketiliyor. Lübnan şarapları ise meraklılar tarafından bilinse de dünyada çok ünlü değiller. Bekaa Vadisinde bulunan Kefrayar ve Ksara bölgelerinde yapılan şarap üretimi, ülkenin sosyal ve siyasal durumuna göre değişse de son dönemde önemli bir ivme kazanmış.
kaynak: http://www.icantravel.co/2011/06/beyrut.html
Lübnanlılar oldukça rahat bir karaktere sahipler. Akdeniz insanının tüm özelliklerini ve Orta Doğu kültürünü bünyelerinde çok iyi harmanlamışlar. Yemeğe-içmeye oldukça meraklılar hatta sağlam âlemciler. Uzun uzun sofrada oturmayı seviyorlar. Bir dönem Fransız sömürgesi olmaları ve kendilerini Arap olarak görmediklerinden dolayı Arap yarımadasında bulunan genel kıroluk Lübnanlılarda pek mevcut değil. Öte yandan kadınlar diğer Orta Doğu toplumlarına göre tartışılmaz biçimde sosyal hayatta batı ülkelerine yakın standartlarda yaşıyorlar. Genel olarak Lübnanlı görüntüsü neşeli, konuksever ve yıllarca yaşadıklarından dolayı hayatı umursamaz bir yapıda.
Beyrut gece hayatı konusunda ise dünyanın sayılı merkezlerinden. Özellikle gece 1den sonra başlayan inanılmaz bir tempo söz konusu şehirde. Özellikle Gemmayzede bulunan Rue Gouraud ve yakınındaki Rue Monot gece hayatının önemli merkezlerin. Yine Hamrada bulunan ufak barlarda ısınma turları için iyi alternatifler olabilir. Ancak Beyrut gece hayatının en havalı mekanı tartışmasız Music Hall denilen kulüp. Rezervasyonsuz girişi çok zor olan Musichall'a bütçeniz yeterliyse mutlaka göz atın. Her 15 dakikada bir çok farklı tarzda müzik grubunun sahne aldığı mekan, iç savaş sırasında dağlardaki mağaralarda yerlatı kulüpleri işleten kişiler tarafından kurulmuş. Beyrutta toplu taşıma sistemi bulunmuyor. Sadece şans eseri denk geleceğiniz ufak minibüsler çalışıyorlar. Ancak Arapça bilginize güveniyorsanız bunları kullanabilirsiniz. Üstelik bu minibüsler akşam 7den sonra çalışmıyorlar. Şehir çok büyük olmadığı için yürüyerek rahatça gezilebilir. Ancak gerekli durumlarda taksi kullanılacaksa fiyatların istanbul standartlarında olduğunu ve pazarlık etmeden taksiye binmemek gerektiğini belirtmek lazım. Beyrut genel olarak güvenli bir şehir. Vardığınızda yakın geçmişinden dolayı hafif bir irkilme oluştursa da bünyede, şehir bir anda temposuna dâhil ediyor insanı. Şehir merkezinde turizm nedeniyle ordu ve polis sürekli güvenlik sağlıyor. Gecenin hangi vakti olursa olsun rahatlıkla şehir merkezinde dolaşılabilen bir şehir Beyrut. Ancak yanınızda pasaport taşımakta fayda var. Çünkü askerler veya polisler bazı sokak girişlerinde piyango olarak kimlik kontrolü yapabiliyor.
Beyrut savaş zamanı doğu-batı olarak ikiye ayrılmış olsa da şu anda şehirdeki tüm ayrımlar ortadan kalmış durumda. Şehrin en turistik bölgesi olan Downtowndan şehri gezmeye başlayabilirsiniz. Bu bölge iç savaş döneminde yerle bir edilmiş olsa bile, Hariri sonrası binalar aslına sadık kalınarak tekrardan inşa edilmiş. Hükümet binaları, süper lüks iş ve alışveriş merkezleri ve otellerin bulunduğu bölge Orta Doğuda olduğunuzu unutturacak kadar gösterişli. Şehrin merkezi sayılan Place dEtoile özellikle akşam saatleri pek hareketli oluyor. Downtownda tarihi eser olarak Al-Omari Camisi ziyaret edilebilir. Bu cami aslında 12. Yüzyılda Haçlı Seferlerinde kilise olarak inşa edilmiş ancak daha sonra Memlükler tarafından camiye çevrilmiş. Hemen cami yakınlarında Place dEtoiledan biraz ilerlediğinizde görebileceğiniz St. George Katedrali de haçlılar dönemine dayanan bir yapı. Hemen yanında ise içerisinde Refik Haririnin de anıt mezarının bulunduğu Mohammed al-Amin Camisini gezebilirsiniz. Bu caminin en önemli özelliği uzaktan Sultanahmet Camisine benzetilmesiymiş ki görkem açısında yarıştırmak oldukça manasız. Ardından iç savaş boyunca en şiddetli çatışmaların yaşandığı Place des Martyrsdeki anıtı ziyaret edebilirsiniz. Anıtı gördüğünüzde üzerindeki iç savaştan kalma kurşun delikleri ve patlama izleri dikkatinizi çekecektir. Bu izlerin tamir edilmeme nedeni iç savaşın manasızlığını insanlara hatırlatmakmış. Yine şehir merkezinde görebileceğiniz delik teşik olmuş dev bina eski Holiday-Inn oteli olacaktır. Otel sivil savaş boyunca keskin nişancıların bir numaralı durağı olmuş ve bu nedenle bir çok defa roketlenmiş.
Downtownu gezdikten sonra Place des Martyrsin karşı tarafına geçip Gemmayzeyi turlamaya Saifi mahallesinden başlayabilirsiniz. Restore edilen Fransız kolonyal evlerinden bir sanat ve moda mahallesi yaratılan Saifide özellikle alışveriş yapmak isteyenler orijinal şeyler bulabilirler. Saifi sonrasında şu anda Beyrutun gece hayatının merkezi olan Rue Gourauda doğru ilerleyebilirsiniz. Ardından şahane evlerin yer aldığı Achrafiyenin ara sokaklarında dolaşarak Rue de Damasa çıkabilirsiniz. Rue de Damas öncesindeyse şehrin en otantik oteli olan Albergo'nun çatı katında bir kahve içerek dinlenebilirsiniz. Otelin çatısındaki kahvede özellikle günbatımında Beyrut çatılarını izleyebilirsiniz. Rue de Damas ilk bakışta önemsiz bir ana cadde olarak görünse de aslında eski Yeşil Hattı oluşturuyor. Yeşil Hat iç savaş boyunca Hıristiyanlarla Müslümanların esirleri takas ettiği ve tüm pazarlıkların yaşandığı yer. Bu caddeden kısa bir yürüyüşle Beyrut Milli Müzesine varabilirsiniz. Cadde boyunca Beyrutta neredeyse her sokakta karşılaşabileceğiniz kurşunlanmış veya roketlenmiş binaları daha sık göreceksiniz. Belki de Beyrutta görülmesi en elzem olan yer olan müze, kronolojik olarak sergilediği eserler ile Lübnan tarihini ve Lübnanın Akdenizdeki önemini oldukça başarıyla aktarıyor. Müzede mutlaka görülmesi gereken şeylerden biri de her saat başı gösterilen müzenin iç savaş sonrası tekrar kurulma belgeseli. iç savaşın yıkıcılığını anlamanız için müzeyi gezdikten sonra mutlaka bu kısa belgeseli izleyin.
Hamra ise Beyrutun günlük hayatını gözlemleyebileceğiniz Downtowna kıyasla daha az turistik bir bölge. Hamra özellikle son dönemde Gemmayze ile ciddi bir rekabet içine girmiş. Bu rekabetin temel nedeni ise gerçek Beyrutu hangi semtin daha çok yansıttığı. Semtte bulunan Beyrut Amerikan Üniversitesinin kampüsü şehrin temposundan kaçıp nefes almak için oldukça ideal. Hamrayı keşfetmek için Rue Hamra ve Rue Bliss arasındaki sokaklarda dolanabilirsiniz. Hamranın sokaklarını arşınladıktan sonra şehrin en önemli turistik sembolü olan Güvercin Kayalıkları'nı ziyaret edebilirsiniz. Denizin ortasında bulunan iki büyük kayadan ibaret olan Güvercin Kayalıkları'nda vaktiniz varsa ufak teknelerle kısa bir tur yapma şansınız da var. Ardından da Beyrutun özellikle güneş battıktan sonra en hareketli yerlerinden biri olan Cornichei ziyaret edebilirsiniz. Corniche Beyrut'un kordon boyu. Üzerinde bulunan kafeler de Beyrutluları izlemek için iyi bir adres.
Siyasal tarihe biraz meraklıysanız Beyrutun güney mahalleleri ilginizi çekecektir ancak yanınızda yerel biri, özellikle bir Müslüman olmadan bu mahallelere güvenli girişiniz pek mümkün değil. Bazı bölgelerin giriş çıkışları da asker ve polis tarafından kontrol ediliyor. Hizbullahın merkezinin yer aldığı bu mahalleler özellikle 2006daki israil hava saldırılarından büyük oranda etkilenmişler. Sabra ve Shatila mülteci kampları da şehrin güney kısmında bulunuyorlar. Özel bir not olarak bu mahallelerin Hamra'daki sokakların daha bakımszı olduğunu söylemek mümkün. Özellikle kocaman fotoğraf makineleriyle ve gruplar halinde bu bölgeye giden turistlerin semt sakinlerini çok huzursuz ettiği gibi bir şikayet var. Bu nedenle bu bölgeleri ziyaret edecekseniz lütfen fotoğraf makinelerinizi çantanıza sokun ve günlük hayatın içine olabildiğince karışarak hareket edin. Zaten güney mahallelerin bazı bölümlerinde fotoğraf çekilmesi hoş karşılanmıyor. Gününüzü ingilizce bilmeyen Hizbullah militanlarıyla ve nezarethanede geçirmek istemiyorsanız gitmeyin. Son olarak mülteci kamplarında en taş yürekli insanın bile içinin kaldırmayacağı şartlarda yaşam mücadelesinin sürdüğünü eklemek gerek.
Beyrutun biraz dışında yer alan Jeita Grotto ise dünyanın şu andaki en önemli birkaç doğal harikasından biri. Dağların altında 6 kilometre boyunca uzayan dev mağara 2 kattan oluşuyor. Alt katı özellikle kışın yükselen su seviyesi nedeniyle bazen ziyaretçilere kapanıyormuş. Su seviyesinin uygun olduğu zamanlarda ise ufak kayıklarla mağarayı gezebiliyorsunuz. Üst kat ise Jeita Grottonun asıl görkemli kısmı. Onlarca metrelik dikitler ve sarkıtlarıyla insanı büyüleyen 2. katı ise yürüyerek gezebiliyorsunuz. iç savaş süresince Hıristiyanların cephanelik olarak kullandığı mağara 1995de Refik Hariri tarafından turizme kazandırılmış.
Yine Beyrut yakınlarındaki Harissada bulunan Notre Dame du Liban heykelini mutlaka ziyaret edin. Akdenize tepeden bakan bir Maruni şapelininde bulunan heykelin en önemli özelliği sunduğu nefes kesici manzara. Heykelin bulunduğu şapelin bahçesinde ise Lübnan bayrağında yer alan sedir ağacı bulunuyor. Heykelin balkonundan muhteşem Akdeniz manzarasını izledikten sonra mutlaka Jouniehe inen teleferiğe binin. iç savaş sırasında Beyruttan kafa dağıtmaya gelen Hıristiyan militanların gece hayatına ev sahipliği yapan ufak sahil kentine giderken, teleferikle insanların evlerinin yanından geçmek oldukça eğlenceli. Teleferik yolculuğunuzu gün batımı saatine denk getirebilirseniz zaten muhteşem olan manzara daha da güzelleşecektir. Jounieh kentinde teleferik yolculuğu hariç ilgi çekecek bir şeyin olmadığını da belirtmek gerek.
Lübnanın en meşhur bira markası Almaza. içimi oldukça kolay ve lezzetli olan birayla birlikte rakının biraz daha serti olan Arak da çok tüketiliyor. Lübnan şarapları ise meraklılar tarafından bilinse de dünyada çok ünlü değiller. Bekaa Vadisinde bulunan Kefrayar ve Ksara bölgelerinde yapılan şarap üretimi, ülkenin sosyal ve siyasal durumuna göre değişse de son dönemde önemli bir ivme kazanmış.
kaynak: http://www.icantravel.co/2011/06/beyrut.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar