bugün
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak6
- ktç'nin iki ay çalyak yemesi olayı9
- özel mesaj ifşası5
- korkunçlu cinli roman yazmak4
- masonların kurduğu abd4
- sözlükteki en kaliteli nesil10
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası21
- silver ile evlenecek erkek37
- ellerim bos gonlum hos24
- psikopatlar neden klasik müzik sever7
- kuzey kore de bim olmaması4
- evli adamın sözlükte ne işi var8
- katatespizartmasi14
- gocu giderse sözlüğün abisi kim olacak2
- gecenin şarkısı9
- lucky strike2
- allah insanı kendisine kulluk etsin diye yarattı2
- hoşlanılan kızın size sevdiği erkeği anlatması5
- düşmüş melekler aynı anda tüm dünyayı işitebiliyor7
- sözlük yazarlarının kombinleri12
- ağlayarak 31 çekmek4
- nervio hamferdi7
- et yemek2
- kale3112'ye üstün hizmet madalyası verilmesi4
- seri kalça koklayıcısı4
- yüzüklerin efendisi2
- sigara kahvenin imanidir2
- simko311
- yahudi demonolojisi ve melek ilmi5
- big bang ten önce ne vardı sorusu ne kadar anlamlı3
- ortama girince herkesin susması11
- fenerbahçe nin transferi kapaması18
- gocu iticiliği2
- içinden korkusu alınmış bir insan olmak4
- kebap yiyen kız6
- sarapci koala63
- cemaatçi subaylar3
- en düşük karma puanına sahip uludağ sözlük yazarı5
- kestane mantarı2
- coca cola light3
- cinler nefilimlerdir3
- arkadaşlar gammaz çetesi kuruyorum7
- canım yanıyo sözlük3
- kuzey korenin güneyden daha büyük olması2
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı30
- çekirdek kola3
- uludağ sözlük radyo3
- maltepe sahilde adamın götünü tıraş eden kadın3
- seri artılayan melek4
- sözlük kızlarının ojeleri7
Kader hakkında bir şeyler yazmak istiyorum filmi gerçekten çok sevdim ancak söyleyecek şey bulmakta zorlanıyorum zira yönetmen söylenebilecek her şeyi tastamam söylemiş filmde.
Aşkın mantık tanımayan doğasını ortaya koyması bakımından çok başarılı bir anlatım dili, iki uslanmaz aşık var hem de filmde bir tane de değil ve sonunda da her ne kadar biri ailesine diğeri de kendisine aşık olan adama içinde merhamet ve sevgi beslese de bu aşklarından dönmelerini kendilerini bu mantıksız ve hem kendilerine hem de en yakınlarındakilere zarar veren durumdan, aşkları uğrunda yaşamaktan, döndürmek için yeterli olmuyor onları. Bir insanın tüm hayatını kendi mantığına ve sevdiklerine rağmen, duyguları yani aşkı uğrunda harcamasını çok iyi resmetmiş film.
Uğur'un zaten ailesi ve babasının durumu ve bunun getirisi olduğu görülen annesinin ona ve kardeşine yaşattıkları ortada ve bunlara kendince tavır koyuyor sanki Zagor'a kendini bir anlamda adayarak ya da ona olan aşkını bırakılamayacak olanı ve hayatının odağı yaparak, bir anlamda hayatını bu şekilde anlamlı yapmaya çalışarak ancak özellikle Bekir'in Uğur'a duyduğu aşk, hem de Uğur'a göre iletişimsiz ama daha "normal"-tabii bu normallik durumu da tartışılabilir- bir aileden gelmesine ve eğriyi doğruyu gayet iyi ayırt etmesine rağmen Uğur'a olan ve kaç defa dönmeye kendini zorlasa da yıllar sonra aniden su yüzüne çıkıveren ve onu Uğur'a çekiveren duyguları hem de en onursuz ve gurursuz durumlara bile bu uğurda katlanmasını sağlayan ama bu katlandıkları yüzünden de onca sevdiği Uğur tarafından aşağılanan, yüzüne tükürülen Bekir'in aşkı oldukça çarpıcı. Bekir'in ailesinin yanındayken hissettiği yalnızlık ve kendini o eve ve o hayata yabancı hissetmesi, Uğur'un eksikliğini hissetmesi duygusu gerçekten çok ustalıkla hissettirilmiş izleyiciye kanaatimce.
Mantığı ve tabii Uğur'un onu redddedişleri ile duyguları arasındaki kısır döngüde adeta sürüklenen bir hayatı devam ettiren Bekir üzerinden aşkın ne kadar şiddetli ve yıkıcı olabileceği çok iyi bir şekilde işlenmiş.
Sahneler arası geçişler; filmdeki zaman geçerken arada bir mantıksal boşluk meydana gelmesine fırsat verilmeyen ince anlatımlar; etkileyici ve konunun bütünlüğüne, yalnızlığı ve iç sıkıntısını çok iyi anlatmaya hizmet eden şehir manzaraları; sahnelerle bütünleşen ve yaşanılan olayın duygularını çok iyi veren müzikler ve de özellikle Ufuk Bayraktar başta olmak üzere iyi performanslar. Tek rahatsız eden denebilecek şey bolca geçen küfürler ki onlar da olmadan içinde yaşadıkları hayat gerçekçi bir şekilde aktarılmış olmazdı diye düşünüyorum.
Aşkın mantık tanımayan doğasını ortaya koyması bakımından çok başarılı bir anlatım dili, iki uslanmaz aşık var hem de filmde bir tane de değil ve sonunda da her ne kadar biri ailesine diğeri de kendisine aşık olan adama içinde merhamet ve sevgi beslese de bu aşklarından dönmelerini kendilerini bu mantıksız ve hem kendilerine hem de en yakınlarındakilere zarar veren durumdan, aşkları uğrunda yaşamaktan, döndürmek için yeterli olmuyor onları. Bir insanın tüm hayatını kendi mantığına ve sevdiklerine rağmen, duyguları yani aşkı uğrunda harcamasını çok iyi resmetmiş film.
Uğur'un zaten ailesi ve babasının durumu ve bunun getirisi olduğu görülen annesinin ona ve kardeşine yaşattıkları ortada ve bunlara kendince tavır koyuyor sanki Zagor'a kendini bir anlamda adayarak ya da ona olan aşkını bırakılamayacak olanı ve hayatının odağı yaparak, bir anlamda hayatını bu şekilde anlamlı yapmaya çalışarak ancak özellikle Bekir'in Uğur'a duyduğu aşk, hem de Uğur'a göre iletişimsiz ama daha "normal"-tabii bu normallik durumu da tartışılabilir- bir aileden gelmesine ve eğriyi doğruyu gayet iyi ayırt etmesine rağmen Uğur'a olan ve kaç defa dönmeye kendini zorlasa da yıllar sonra aniden su yüzüne çıkıveren ve onu Uğur'a çekiveren duyguları hem de en onursuz ve gurursuz durumlara bile bu uğurda katlanmasını sağlayan ama bu katlandıkları yüzünden de onca sevdiği Uğur tarafından aşağılanan, yüzüne tükürülen Bekir'in aşkı oldukça çarpıcı. Bekir'in ailesinin yanındayken hissettiği yalnızlık ve kendini o eve ve o hayata yabancı hissetmesi, Uğur'un eksikliğini hissetmesi duygusu gerçekten çok ustalıkla hissettirilmiş izleyiciye kanaatimce.
Mantığı ve tabii Uğur'un onu redddedişleri ile duyguları arasındaki kısır döngüde adeta sürüklenen bir hayatı devam ettiren Bekir üzerinden aşkın ne kadar şiddetli ve yıkıcı olabileceği çok iyi bir şekilde işlenmiş.
Sahneler arası geçişler; filmdeki zaman geçerken arada bir mantıksal boşluk meydana gelmesine fırsat verilmeyen ince anlatımlar; etkileyici ve konunun bütünlüğüne, yalnızlığı ve iç sıkıntısını çok iyi anlatmaya hizmet eden şehir manzaraları; sahnelerle bütünleşen ve yaşanılan olayın duygularını çok iyi veren müzikler ve de özellikle Ufuk Bayraktar başta olmak üzere iyi performanslar. Tek rahatsız eden denebilecek şey bolca geçen küfürler ki onlar da olmadan içinde yaşadıkları hayat gerçekçi bir şekilde aktarılmış olmazdı diye düşünüyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar