bugün
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi17
- kedi tekmelemek5
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- sözlük yazarlarının manzaraları5
- daha 17 dizisi aras vs teoman5
- nasılsınız fakirler8
- true'nin milli olması3
- götünde donu olmayıp tatile gitmek8
- damarsız tüysüz manisa yaprağı13
- sözlükte marka olmak4
- camide rakı içen izmirli kız5
- denize çıplak girmek4
- evreşe bim de bulgar görmek3
- yemek yapmayı bilmeyen kadın17
- sözlükte olayların yükselme hızı4
- ismet birader hangi istanbul ilçesinde belirecek6
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi9
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması33
- alihan kuriş7
- siyaset konuşan kızlar3
- her şeyi söylerim kimse bana bir şey diyemez6
- korku filmi izlerken çekim arkasını düşünmek2
- süleymancılar13
- anın görüntüsü30
- velvet12
- yeniden refah partisi2
- çok sıkıcısınız ben çıkıyorum4
- iremga32
- her şeyle dalga geçme mertebesine varan insanlar5
- maymundan geldiğine inanan ateist2
- sözlükte erkek yazar olmaması6
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı2
- günde 3 litre su içen yürüyen damacanalar9
- altındaki 45 tl zararımı kim ödeyecek sorunsalı9
- örgü ören erkekler2
- hz musa'nın yeterince övülmemesi3
- denize bakan ev6
- sözlükte kavga olacak hissi7
- yaz mevsimi mi kış mevsimi mi5
- alfred hitchcock vs stanley kubrick3
- tulumba tatlısı4
- kötü insanlar kötü olduklarının farkında mıdır6
- kediyi parçalayan pitbull5
- çocuk yapmak3
- geliyor geliyor ismet geliyor5
- ordunun derelerinin yukarı akmaması6
- kara pıtılılar3
- sabah libidosu3
- biriyle flörtleşmeye üşenmek5
- kaç cm3
Sanırım ki erkekler arasında; bizim Osmanlı ozanları kadar, kadınlara ağız dolusu sövüp sayanı pek gelmemiştir.
Neden bu kadar kızmışlardır kadınlara, bilinmez. Oysa geçen yüzyılın ortasına dek; Kapalıçarşı'nın Nuruosmaniye kapısı dışındaki pazarda, neredeyse okkayla satılıyordu fakirler.
***
imam nikâhını kıyıp, şerbetleri içtikten sonra; ertesi sabah tepen attı da:
- Testi boş, diye bağırdın mı; yeni gelin, pılısını pırtısını koltuğunun altına sıkıştırarak, anasının evine dönüyordu.
Ve sen, imam nikâhıyla bir tane daha alıp, ertesi sabah:
- Testi boş, diye yine bağırabiliyordun.
***
Yahut tutsak pazarına gidiyor, evire çevire her yanına bir iyi baktıktan sonra, beğendiğin bir tanesini alıp, getiriyordun eve.
Bir süre sonra da; canın isterse, yine götürüp satıyordun pazarda. Üç beş kuruş üstüne vererek, bir yenisini alıyordun.
***
Bizim Osmanlı edebiyatında, düzyazı geleneği pek olmadığı için; kimse tutsak pazarından alınmış anne, yahut ninelerinin anılarını yazmamıştır.
Eski yüzyıllarda istanbul'a gelmiş yabancılar yazmışlardır tutsak pazarlarını daha çok.
***
Kadının, bu ölçüde kişiliksiz olduğu bir toplumda; yine de ozanların onlara veryansın etmeleri, bilmiyoruz nedendir.
Kalayi Refi Efendi bakın ne diyor:
Mısraf-ı beyt ejderiyle uğraşırken rüz-ü şeb
(Gece gündüz ev masrafı ejderiyle uğraşırken)
Akrep-i banu da bir yan sokmadadır nişteri
(Bayan akrep de bir yandan neşter sokmaktadır.)
***
Hamdullah Hamdi Efendi de, tamamlıyor bu görüşü:
Keyd ile zen azizi har eyler
(Kötülükle kadın, kutsal kişiyi eşeğe çevirir)
Mekr ile fikrini figar eyler
(Düzenleriyle fikrini yaralar)
***
Yine Hamdullah Hamdi Efendi; Havva Anamızın, Adem Babamızın sol göğüs kemiğinden yaratılmış olduğunu anımsatarak, diyor ki:
Zeni pehlu-yi çebden eylerdi hak
(Tanrı kadını sol göğüs kemiğinden yarattı)
Eğrinin hali eğridir mutlak...
***
Lamii Efendi, sövgüyü daha da artırıyor:
Zenlerin dışlarına aldanma
içleri dopdolu hasasettir (kötülüktür)
Mekr-ü tezvir-i fitne vü telbis
(Düzenbazlık, uyduruculuk, kışkırtıcılık ve sahtekârlık)
Bunlara sanat-ı verasettir.
(Sanat olarak miras kalmıştır onlara)
Kadınların ise erkekler için söyledikleri hiçbir şey yok. Kendi kendilerine:
- Allah iki gözünü kör etsin de, süründürsün inşallah; diye beddua etmekten başka...
***
Sümbülzade Vehbi Efendi de, kadınlar konusunda şöyle bir uyarıda bulunuyor:
Bilirim sanma sakın mekr-i zeni
(Kadın düzenbazlığını)
O bulur bilmediğin bir düzeni
***
Koskoca Sadrazam Ragıp Paşa bile kadınlara karşı:
Biz cihanın hıyel-i nakşına meftun değiliz
(Biz dünyanın nakışlı hilelerine vurgun değiliz)
Bilürüz mekr-i zeni hasılı mecnun değiliz
(Kadın düzenbazlığını biliriz, deli değiliz).
***
Rasih Efendi de öneride bulunuyor erkeklere:
Sakın aldanma avretin sözüne
Merd isen bakma onların yüzüne
***
Neşet Efendi alacağına şahin, vereceğine karga olanları da kadınlara benzetmede:
Zen gibi şive-i şehvetle alır dünyayı
Vaz-i hami itme (doğurur) gibi virmede feryat eyler
***
Fazıl Efendi, tüm dünya kadınlarını ayağa kaldıracak bir küstahlıkla yükleniyor kadınlara:
Er olan bir ola mı kancık ile
Anulur mu keçi kıvırcık ile
***
Yine Fazıl Efendi, çok hanımla haşır neşir olmaktan yana:
Olma bir avrete amma mahsus
Sana olsun zen-i dünya mahsus
Ne bela bir zene mahsur olmak
Taze zevk eylemeden dür (uzak) olmak
Ola her bahçede bir lane (yuva) sana
Her mahalde dahi bir hane sana
Ben de bilmem nice bazı hayvan
Ola bir avrete mahsus her an
***
O dönemlerde "kadınların özgürlüğü için çaba" gösterme örgütleri kurulmuş olsaydı; sanırız Osmanlı ozanlarının ne kavuğu kalırdı, ne de sakalıyla bıyığı.
***
Daha böyle nice nice birbirinden beter dizeler var.
Lami Efendi zengin hanımlara şu kıtayla bindiriyor:
Merd isen evde kahpeyi tutma
Ger boyunca batursa altuna
Lanet olsun ana ve maline de
Mali mel'un ve kendi mel'une
***
Sümbülzade Vehbi Efendi de ünlü kadın düşmanlığıyla sorunu özetliyor:
Ne açık göz o pürefsunlardır
Ne başı örtülü mel'unlardır.
***
Osmanlı ozanlarının kadına karşı duydukları öfke, insanı şaşırtacak kadar acımasız ve derin.
Oysa oyalı oymalı nice nice aşk şiirleri yazanlar da yine onlardır.
Anlaşılan:
- Hem söverim, hem döverim, diye bakmışlar kadına...
Çağımızda dahi biraz böyle. Ama hiç değilse eleştiri ve veriştiri, sadece erkeğin tekelinde değil artık.
Üstelik gitgide belki de; eskiye inat, sadece hanımların tekelinde olacak.
çetin altan
Neden bu kadar kızmışlardır kadınlara, bilinmez. Oysa geçen yüzyılın ortasına dek; Kapalıçarşı'nın Nuruosmaniye kapısı dışındaki pazarda, neredeyse okkayla satılıyordu fakirler.
***
imam nikâhını kıyıp, şerbetleri içtikten sonra; ertesi sabah tepen attı da:
- Testi boş, diye bağırdın mı; yeni gelin, pılısını pırtısını koltuğunun altına sıkıştırarak, anasının evine dönüyordu.
Ve sen, imam nikâhıyla bir tane daha alıp, ertesi sabah:
- Testi boş, diye yine bağırabiliyordun.
***
Yahut tutsak pazarına gidiyor, evire çevire her yanına bir iyi baktıktan sonra, beğendiğin bir tanesini alıp, getiriyordun eve.
Bir süre sonra da; canın isterse, yine götürüp satıyordun pazarda. Üç beş kuruş üstüne vererek, bir yenisini alıyordun.
***
Bizim Osmanlı edebiyatında, düzyazı geleneği pek olmadığı için; kimse tutsak pazarından alınmış anne, yahut ninelerinin anılarını yazmamıştır.
Eski yüzyıllarda istanbul'a gelmiş yabancılar yazmışlardır tutsak pazarlarını daha çok.
***
Kadının, bu ölçüde kişiliksiz olduğu bir toplumda; yine de ozanların onlara veryansın etmeleri, bilmiyoruz nedendir.
Kalayi Refi Efendi bakın ne diyor:
Mısraf-ı beyt ejderiyle uğraşırken rüz-ü şeb
(Gece gündüz ev masrafı ejderiyle uğraşırken)
Akrep-i banu da bir yan sokmadadır nişteri
(Bayan akrep de bir yandan neşter sokmaktadır.)
***
Hamdullah Hamdi Efendi de, tamamlıyor bu görüşü:
Keyd ile zen azizi har eyler
(Kötülükle kadın, kutsal kişiyi eşeğe çevirir)
Mekr ile fikrini figar eyler
(Düzenleriyle fikrini yaralar)
***
Yine Hamdullah Hamdi Efendi; Havva Anamızın, Adem Babamızın sol göğüs kemiğinden yaratılmış olduğunu anımsatarak, diyor ki:
Zeni pehlu-yi çebden eylerdi hak
(Tanrı kadını sol göğüs kemiğinden yarattı)
Eğrinin hali eğridir mutlak...
***
Lamii Efendi, sövgüyü daha da artırıyor:
Zenlerin dışlarına aldanma
içleri dopdolu hasasettir (kötülüktür)
Mekr-ü tezvir-i fitne vü telbis
(Düzenbazlık, uyduruculuk, kışkırtıcılık ve sahtekârlık)
Bunlara sanat-ı verasettir.
(Sanat olarak miras kalmıştır onlara)
Kadınların ise erkekler için söyledikleri hiçbir şey yok. Kendi kendilerine:
- Allah iki gözünü kör etsin de, süründürsün inşallah; diye beddua etmekten başka...
***
Sümbülzade Vehbi Efendi de, kadınlar konusunda şöyle bir uyarıda bulunuyor:
Bilirim sanma sakın mekr-i zeni
(Kadın düzenbazlığını)
O bulur bilmediğin bir düzeni
***
Koskoca Sadrazam Ragıp Paşa bile kadınlara karşı:
Biz cihanın hıyel-i nakşına meftun değiliz
(Biz dünyanın nakışlı hilelerine vurgun değiliz)
Bilürüz mekr-i zeni hasılı mecnun değiliz
(Kadın düzenbazlığını biliriz, deli değiliz).
***
Rasih Efendi de öneride bulunuyor erkeklere:
Sakın aldanma avretin sözüne
Merd isen bakma onların yüzüne
***
Neşet Efendi alacağına şahin, vereceğine karga olanları da kadınlara benzetmede:
Zen gibi şive-i şehvetle alır dünyayı
Vaz-i hami itme (doğurur) gibi virmede feryat eyler
***
Fazıl Efendi, tüm dünya kadınlarını ayağa kaldıracak bir küstahlıkla yükleniyor kadınlara:
Er olan bir ola mı kancık ile
Anulur mu keçi kıvırcık ile
***
Yine Fazıl Efendi, çok hanımla haşır neşir olmaktan yana:
Olma bir avrete amma mahsus
Sana olsun zen-i dünya mahsus
Ne bela bir zene mahsur olmak
Taze zevk eylemeden dür (uzak) olmak
Ola her bahçede bir lane (yuva) sana
Her mahalde dahi bir hane sana
Ben de bilmem nice bazı hayvan
Ola bir avrete mahsus her an
***
O dönemlerde "kadınların özgürlüğü için çaba" gösterme örgütleri kurulmuş olsaydı; sanırız Osmanlı ozanlarının ne kavuğu kalırdı, ne de sakalıyla bıyığı.
***
Daha böyle nice nice birbirinden beter dizeler var.
Lami Efendi zengin hanımlara şu kıtayla bindiriyor:
Merd isen evde kahpeyi tutma
Ger boyunca batursa altuna
Lanet olsun ana ve maline de
Mali mel'un ve kendi mel'une
***
Sümbülzade Vehbi Efendi de ünlü kadın düşmanlığıyla sorunu özetliyor:
Ne açık göz o pürefsunlardır
Ne başı örtülü mel'unlardır.
***
Osmanlı ozanlarının kadına karşı duydukları öfke, insanı şaşırtacak kadar acımasız ve derin.
Oysa oyalı oymalı nice nice aşk şiirleri yazanlar da yine onlardır.
Anlaşılan:
- Hem söverim, hem döverim, diye bakmışlar kadına...
Çağımızda dahi biraz böyle. Ama hiç değilse eleştiri ve veriştiri, sadece erkeğin tekelinde değil artık.
Üstelik gitgide belki de; eskiye inat, sadece hanımların tekelinde olacak.
çetin altan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar