bugün
- sarı şeker yargılanmalıdır15
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip9
- sözlüğün en masum yazarları13
- sözlükteki gammazlar lobi si12
- karton toplayan çingene5
- türklerin soykırımdaki ustalığı4
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi9
- fusya semsiyeli yabanci28
- uludağ sözlük size ne kattı18
- fetöcülerin sızmadıkları alanlar4
- atatürk ün türk olmadığı gerçeği3
- hemşehri dayanışması4
- sözlükteki lobicilik faaliyetleri5
- şarapçının birden tayyipçi olması10
- başka kırbaç yemek isteyen var mı5
- bir sözlük kızıyla edebiyat hakkında konuşmak8
- arkadaşlar larissa kim8
- nervio23
- kırbacı ile adalet dağıtan yakışıklı4
- sözlükte kendini sibel can diye tanıtan nineler9
- tekerleğin içinden şemsiye geçirmek2
- en son ne yediniz4
- darı boyoz çiğdem domat klorak gevrek2
- larisalisa7
- erdoğan ı sevmeyip onun ülkesinde yaşamak5
- sözlüğü bıraksam üzülür müsün sözlük5
- may parker2
- arkadaşlar bakar mısınız bi3
- kedi sevmek2
- harun isimli yazarlar3
- sözlükte yazan ünlüler8
- şizofren denilince akla gelen ilk yazar9
- susturun şu zındığı2
- sözlük kızlarının kahveleri9
- yağmur yağınca açılmayan orospu çocuğu şemsiye2
- sarapci koala41
- sinek as2
- kara kışlar2
- özet geçin4
- lan şemsiyeci5
- tai lung45
- bir kadının en zevk aldığı an6
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i9
- hangi sözlük kızının eteğinin altındayım5
- fuşya yüzünden sözlükte kimseye güven kalmaması4
- erkeklerin taciz edildiği anlar5
- arkadaşlar galiba kavga var6
- şemsiyeli larissamıymış4
- enayimiknatisii ile cincinnati3
- cola turka2
"türkiye'de askere bok atıp rahatlayan kesim" olarak durumu ele almak "tepkisel indirgemecilik" olarak adlandırılabilir. zira dünyanın hiç bir yerinde, hiç bir aklı mantığı çalışan insan, durup dururken bir devlet kurumuna karşı husumet besleyerek o kurumu nedensizce küçültmeye, bu manada "bok atmaya" çalışmaz. ancak eğer biz yapılan eleştirileri "bok atma" olarak kodifiye edersek, bu halde tartışmayı "bok atan blanca" ve "atılan boku sıvazlayan ryu" rolleriyle kısıtlayacağımız için "teşkilattan küçük berkay" kahramanlaştırmasına soyunabiliriz. hakikat de budur, "kimse de bok atanları sevmez, ondan haklıyım, 1-0" diye tartışmada öne geçmekse her durumda gerçekleşmiyor, insanın arkasına yapışıveriyor.
baştan başlayalım türk silahlı kuvvetleri, türk devletinin organize dış güvenlik birimidir. varoluşunun amacı devleti dış unsurların yapacağı saldırılara karşı askeri alanda korumaktan ibarettir. bunun için de gereken kaynaklar kendisine bütçeden ayrılır, kendisi de kanunla belirlenmiş yetkilerini, kendi organizasyon ve idari şeması içerisinde kullanır. doğrudan hükümete bağlıdır. zira, halkın, halk tarafından halk için yönetildiği rejimlerde (kısaca demokrasi diyoruz) hiç bir unsur açıkça halktan almadığı bir yetkiyi kullanamayacağı gibi, hiç kimse de halkın denetiminden ve seçiminden muaf değildir. genelkurmay başkanlığı hiyerarşik otoritesine rağmen sivil kurumlara bundan bağlıdır.
o halde halk ve kamuoyu denetimine de açık olmak zorundadır. kamuoyu denetiminden ve eleştirilerinden muaf tutulmuş bir tsk en başta, hesap vermek zorunda olmadığından başına buyruk, keyfi davranabilecek, kendisine verilen kaynakları doğru kullanmak zorunda olmayacak üstelik herhangi bir noktasında bir zaaf varsa bunun da ortaya çıkması mümkünatsız hale geleceğinden güvenliği sağlama görevini yerine getiremeyecek, dahası elindeki üstün askeri güç sebebiyle halka karşı da bir tehdit haline dönüşebilecektir. temelde atomize bireylerden oluşan bir toplumun içerisinde yer alan eli silahlı, örgütlü bir askeri güç önce o toplumda "iktidar" dengelerini alaşağı edeceğinden bundan denetime açık olmalıdır. nitekim öyledir.
kamuoyu denetiminin birincil unsuru "eleştiri" ve "düşünce ve ifade özgürlüğü"dür. yani bu ülkeyi korumakla yükümlü olan tsk, bu ülkeyi bu ülke yapan değerleri, demokratik, sosyal, laik, hukuk devletini de korumak zorunda olduğundan, demokrasinin gereği olan "düşünce ve ifade hürriyeti"ni de korumak durumunda olacak, bu hürriyeti korumanın bilinen tek yolu olan pratikte gözlenmesine de mani olmayacaktır. mümkün değil.
bu halde birilerinin tsk'yı şu veya bu sebeple eleştirmesi hem tsk'nın savunduğu ülkenin temel değerlerinin gerçekten varolduğunu gösterdiği için "doğal" hem de olması gerekendir. eleştirilecek şeylerin yalnızca reçeller, turşular ve "tarkan" olduğu sanrısı ise burada kontrasttan başka bir şey değil.
tsk'nın eleştirilmesini "tsk'ya bok atmak" olarak yaftalamak da izanla bağdaşır bir şey değil. sorular net "birincisi bok atmakla ifade edilen eleştiri hangisi?" "iki- bu eleştiri hangi nedenle haksız?" "üç- bu eleştirinin yapılmasında hangi nedenle kötü niyet var", "dört bu kötü niyeti biz ne şekilde ispatlıyoruz" hepsi muğlak. iddianızı ispat için gereken bu izahatları yapmıyor ve insanları zan altında bırakıcı şekilde "orospu çocuğu" diye yaftalayıp bir de hiç bir neden göstermeksizin onların ifadeleirni değersizleştiriyorsanız da benim bildiğim kadarıyla "bok atmak" zaten bu manaya geliyor, bok atan da sizsiniz. üstelik tsk'nın savunduğu, türkiye'yi de değerli yapan değerleri kullandığı için insanları "bok atıyor" diye itham etme "bok atmasını" yaptığınız için bizzatihi "anayasaca kabul edilmiş değerleri" aşağılayan kişi pozisyonuna düşüyorsunuz.
kalkalım, tsk eleştirilecek tabi, kimse rahatsız olmasın, zorla askere alınıp şuralarda ve buralarda ülkeyi savunmak için ölenler de tsk yönetim kademesinin eleştirilmemesi kutsiyetini yaratmaz. tsk yönetim kademesi bundan büsbütün farklı bir şeydir ve siyasete karıştığı ölçüde de eleştiriyi hak eder. zira bir demokraside atanmışların seçilmişler üzerinde belirleyici olması kabul edilemez, tam tersi ise doğal olandır, olması gerekendir. o olsun.
baştan başlayalım türk silahlı kuvvetleri, türk devletinin organize dış güvenlik birimidir. varoluşunun amacı devleti dış unsurların yapacağı saldırılara karşı askeri alanda korumaktan ibarettir. bunun için de gereken kaynaklar kendisine bütçeden ayrılır, kendisi de kanunla belirlenmiş yetkilerini, kendi organizasyon ve idari şeması içerisinde kullanır. doğrudan hükümete bağlıdır. zira, halkın, halk tarafından halk için yönetildiği rejimlerde (kısaca demokrasi diyoruz) hiç bir unsur açıkça halktan almadığı bir yetkiyi kullanamayacağı gibi, hiç kimse de halkın denetiminden ve seçiminden muaf değildir. genelkurmay başkanlığı hiyerarşik otoritesine rağmen sivil kurumlara bundan bağlıdır.
o halde halk ve kamuoyu denetimine de açık olmak zorundadır. kamuoyu denetiminden ve eleştirilerinden muaf tutulmuş bir tsk en başta, hesap vermek zorunda olmadığından başına buyruk, keyfi davranabilecek, kendisine verilen kaynakları doğru kullanmak zorunda olmayacak üstelik herhangi bir noktasında bir zaaf varsa bunun da ortaya çıkması mümkünatsız hale geleceğinden güvenliği sağlama görevini yerine getiremeyecek, dahası elindeki üstün askeri güç sebebiyle halka karşı da bir tehdit haline dönüşebilecektir. temelde atomize bireylerden oluşan bir toplumun içerisinde yer alan eli silahlı, örgütlü bir askeri güç önce o toplumda "iktidar" dengelerini alaşağı edeceğinden bundan denetime açık olmalıdır. nitekim öyledir.
kamuoyu denetiminin birincil unsuru "eleştiri" ve "düşünce ve ifade özgürlüğü"dür. yani bu ülkeyi korumakla yükümlü olan tsk, bu ülkeyi bu ülke yapan değerleri, demokratik, sosyal, laik, hukuk devletini de korumak zorunda olduğundan, demokrasinin gereği olan "düşünce ve ifade hürriyeti"ni de korumak durumunda olacak, bu hürriyeti korumanın bilinen tek yolu olan pratikte gözlenmesine de mani olmayacaktır. mümkün değil.
bu halde birilerinin tsk'yı şu veya bu sebeple eleştirmesi hem tsk'nın savunduğu ülkenin temel değerlerinin gerçekten varolduğunu gösterdiği için "doğal" hem de olması gerekendir. eleştirilecek şeylerin yalnızca reçeller, turşular ve "tarkan" olduğu sanrısı ise burada kontrasttan başka bir şey değil.
tsk'nın eleştirilmesini "tsk'ya bok atmak" olarak yaftalamak da izanla bağdaşır bir şey değil. sorular net "birincisi bok atmakla ifade edilen eleştiri hangisi?" "iki- bu eleştiri hangi nedenle haksız?" "üç- bu eleştirinin yapılmasında hangi nedenle kötü niyet var", "dört bu kötü niyeti biz ne şekilde ispatlıyoruz" hepsi muğlak. iddianızı ispat için gereken bu izahatları yapmıyor ve insanları zan altında bırakıcı şekilde "orospu çocuğu" diye yaftalayıp bir de hiç bir neden göstermeksizin onların ifadeleirni değersizleştiriyorsanız da benim bildiğim kadarıyla "bok atmak" zaten bu manaya geliyor, bok atan da sizsiniz. üstelik tsk'nın savunduğu, türkiye'yi de değerli yapan değerleri kullandığı için insanları "bok atıyor" diye itham etme "bok atmasını" yaptığınız için bizzatihi "anayasaca kabul edilmiş değerleri" aşağılayan kişi pozisyonuna düşüyorsunuz.
kalkalım, tsk eleştirilecek tabi, kimse rahatsız olmasın, zorla askere alınıp şuralarda ve buralarda ülkeyi savunmak için ölenler de tsk yönetim kademesinin eleştirilmemesi kutsiyetini yaratmaz. tsk yönetim kademesi bundan büsbütün farklı bir şeydir ve siyasete karıştığı ölçüde de eleştiriyi hak eder. zira bir demokraside atanmışların seçilmişler üzerinde belirleyici olması kabul edilemez, tam tersi ise doğal olandır, olması gerekendir. o olsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar