bugün
- borsa istanbul20
- iltica23
- yulaf lapası vs tost8
- fon vurgunu53
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği46
- berat albayrak'a iftira atılması11
- ekmek için ekmeleddin7
- mekke kutsal mıdır sorunsalı9
- horlayan birinin yanında uyuma rehberi10
- mandalina çıkmış arkadaşlar6
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi12
- from gold from dust34
- küçük memeli kızların yaşama amacı4
- kürk mantolu madonna abartılmış tırt bir kitaptır6
- kürt dizilerinin tutmaması11
- 1 gün diyetteyim4
- sucuklu çekirdek2
- köylülük7
- üçkağıtçının kralısın moderatör2
- eskiden 20 liraya yediğim kebabın 50 lira olması8
- deli6
- yüksek enflasyon5
- en iyi çakmak markası8
- küçük memeli3
- hulk gerçek mi6
- yazarların 1 milyon dolar için yapacağı şok şeyler5
- günün sözü10
- sözlük gey saati vs din saati vs akp saati5
- sabahın bir vakti çay içen insan köylüdür6
- bütün sözlük kızlarının gocu'nun peşinden koşması4
- fuhuştan yakalanan sınıf öğretmeni6
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi7
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- sen nehrine siz diyen cahil2
- tmo'ya ait buğdayın lisanslı depolardan çalınması4
- tayyiple yatıp tayyiple kalkmak5
- vurdurmaya meyilli araba5
- redbull içip camdan atlayan çocuk3
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- mağazadan ürün değiştirme paradoksu3
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak6
- eski sevgilisi için sahibinden com'a ilan vern kız4
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- sabahları 2 kilo bioxcin içen gürbüz genç3
- queen ravenna ifşası15
- akepe dönemi16
- kolye143
- türkiye'nin mekke ve bedir ittifakı hamlesi4
- yönlendirilmiş panspermia teorisi ve uzaylılar2
"türkiye'de askere bok atıp rahatlayan kesim" olarak durumu ele almak "tepkisel indirgemecilik" olarak adlandırılabilir. zira dünyanın hiç bir yerinde, hiç bir aklı mantığı çalışan insan, durup dururken bir devlet kurumuna karşı husumet besleyerek o kurumu nedensizce küçültmeye, bu manada "bok atmaya" çalışmaz. ancak eğer biz yapılan eleştirileri "bok atma" olarak kodifiye edersek, bu halde tartışmayı "bok atan blanca" ve "atılan boku sıvazlayan ryu" rolleriyle kısıtlayacağımız için "teşkilattan küçük berkay" kahramanlaştırmasına soyunabiliriz. hakikat de budur, "kimse de bok atanları sevmez, ondan haklıyım, 1-0" diye tartışmada öne geçmekse her durumda gerçekleşmiyor, insanın arkasına yapışıveriyor.
baştan başlayalım türk silahlı kuvvetleri, türk devletinin organize dış güvenlik birimidir. varoluşunun amacı devleti dış unsurların yapacağı saldırılara karşı askeri alanda korumaktan ibarettir. bunun için de gereken kaynaklar kendisine bütçeden ayrılır, kendisi de kanunla belirlenmiş yetkilerini, kendi organizasyon ve idari şeması içerisinde kullanır. doğrudan hükümete bağlıdır. zira, halkın, halk tarafından halk için yönetildiği rejimlerde (kısaca demokrasi diyoruz) hiç bir unsur açıkça halktan almadığı bir yetkiyi kullanamayacağı gibi, hiç kimse de halkın denetiminden ve seçiminden muaf değildir. genelkurmay başkanlığı hiyerarşik otoritesine rağmen sivil kurumlara bundan bağlıdır.
o halde halk ve kamuoyu denetimine de açık olmak zorundadır. kamuoyu denetiminden ve eleştirilerinden muaf tutulmuş bir tsk en başta, hesap vermek zorunda olmadığından başına buyruk, keyfi davranabilecek, kendisine verilen kaynakları doğru kullanmak zorunda olmayacak üstelik herhangi bir noktasında bir zaaf varsa bunun da ortaya çıkması mümkünatsız hale geleceğinden güvenliği sağlama görevini yerine getiremeyecek, dahası elindeki üstün askeri güç sebebiyle halka karşı da bir tehdit haline dönüşebilecektir. temelde atomize bireylerden oluşan bir toplumun içerisinde yer alan eli silahlı, örgütlü bir askeri güç önce o toplumda "iktidar" dengelerini alaşağı edeceğinden bundan denetime açık olmalıdır. nitekim öyledir.
kamuoyu denetiminin birincil unsuru "eleştiri" ve "düşünce ve ifade özgürlüğü"dür. yani bu ülkeyi korumakla yükümlü olan tsk, bu ülkeyi bu ülke yapan değerleri, demokratik, sosyal, laik, hukuk devletini de korumak zorunda olduğundan, demokrasinin gereği olan "düşünce ve ifade hürriyeti"ni de korumak durumunda olacak, bu hürriyeti korumanın bilinen tek yolu olan pratikte gözlenmesine de mani olmayacaktır. mümkün değil.
bu halde birilerinin tsk'yı şu veya bu sebeple eleştirmesi hem tsk'nın savunduğu ülkenin temel değerlerinin gerçekten varolduğunu gösterdiği için "doğal" hem de olması gerekendir. eleştirilecek şeylerin yalnızca reçeller, turşular ve "tarkan" olduğu sanrısı ise burada kontrasttan başka bir şey değil.
tsk'nın eleştirilmesini "tsk'ya bok atmak" olarak yaftalamak da izanla bağdaşır bir şey değil. sorular net "birincisi bok atmakla ifade edilen eleştiri hangisi?" "iki- bu eleştiri hangi nedenle haksız?" "üç- bu eleştirinin yapılmasında hangi nedenle kötü niyet var", "dört bu kötü niyeti biz ne şekilde ispatlıyoruz" hepsi muğlak. iddianızı ispat için gereken bu izahatları yapmıyor ve insanları zan altında bırakıcı şekilde "orospu çocuğu" diye yaftalayıp bir de hiç bir neden göstermeksizin onların ifadeleirni değersizleştiriyorsanız da benim bildiğim kadarıyla "bok atmak" zaten bu manaya geliyor, bok atan da sizsiniz. üstelik tsk'nın savunduğu, türkiye'yi de değerli yapan değerleri kullandığı için insanları "bok atıyor" diye itham etme "bok atmasını" yaptığınız için bizzatihi "anayasaca kabul edilmiş değerleri" aşağılayan kişi pozisyonuna düşüyorsunuz.
kalkalım, tsk eleştirilecek tabi, kimse rahatsız olmasın, zorla askere alınıp şuralarda ve buralarda ülkeyi savunmak için ölenler de tsk yönetim kademesinin eleştirilmemesi kutsiyetini yaratmaz. tsk yönetim kademesi bundan büsbütün farklı bir şeydir ve siyasete karıştığı ölçüde de eleştiriyi hak eder. zira bir demokraside atanmışların seçilmişler üzerinde belirleyici olması kabul edilemez, tam tersi ise doğal olandır, olması gerekendir. o olsun.
baştan başlayalım türk silahlı kuvvetleri, türk devletinin organize dış güvenlik birimidir. varoluşunun amacı devleti dış unsurların yapacağı saldırılara karşı askeri alanda korumaktan ibarettir. bunun için de gereken kaynaklar kendisine bütçeden ayrılır, kendisi de kanunla belirlenmiş yetkilerini, kendi organizasyon ve idari şeması içerisinde kullanır. doğrudan hükümete bağlıdır. zira, halkın, halk tarafından halk için yönetildiği rejimlerde (kısaca demokrasi diyoruz) hiç bir unsur açıkça halktan almadığı bir yetkiyi kullanamayacağı gibi, hiç kimse de halkın denetiminden ve seçiminden muaf değildir. genelkurmay başkanlığı hiyerarşik otoritesine rağmen sivil kurumlara bundan bağlıdır.
o halde halk ve kamuoyu denetimine de açık olmak zorundadır. kamuoyu denetiminden ve eleştirilerinden muaf tutulmuş bir tsk en başta, hesap vermek zorunda olmadığından başına buyruk, keyfi davranabilecek, kendisine verilen kaynakları doğru kullanmak zorunda olmayacak üstelik herhangi bir noktasında bir zaaf varsa bunun da ortaya çıkması mümkünatsız hale geleceğinden güvenliği sağlama görevini yerine getiremeyecek, dahası elindeki üstün askeri güç sebebiyle halka karşı da bir tehdit haline dönüşebilecektir. temelde atomize bireylerden oluşan bir toplumun içerisinde yer alan eli silahlı, örgütlü bir askeri güç önce o toplumda "iktidar" dengelerini alaşağı edeceğinden bundan denetime açık olmalıdır. nitekim öyledir.
kamuoyu denetiminin birincil unsuru "eleştiri" ve "düşünce ve ifade özgürlüğü"dür. yani bu ülkeyi korumakla yükümlü olan tsk, bu ülkeyi bu ülke yapan değerleri, demokratik, sosyal, laik, hukuk devletini de korumak zorunda olduğundan, demokrasinin gereği olan "düşünce ve ifade hürriyeti"ni de korumak durumunda olacak, bu hürriyeti korumanın bilinen tek yolu olan pratikte gözlenmesine de mani olmayacaktır. mümkün değil.
bu halde birilerinin tsk'yı şu veya bu sebeple eleştirmesi hem tsk'nın savunduğu ülkenin temel değerlerinin gerçekten varolduğunu gösterdiği için "doğal" hem de olması gerekendir. eleştirilecek şeylerin yalnızca reçeller, turşular ve "tarkan" olduğu sanrısı ise burada kontrasttan başka bir şey değil.
tsk'nın eleştirilmesini "tsk'ya bok atmak" olarak yaftalamak da izanla bağdaşır bir şey değil. sorular net "birincisi bok atmakla ifade edilen eleştiri hangisi?" "iki- bu eleştiri hangi nedenle haksız?" "üç- bu eleştirinin yapılmasında hangi nedenle kötü niyet var", "dört bu kötü niyeti biz ne şekilde ispatlıyoruz" hepsi muğlak. iddianızı ispat için gereken bu izahatları yapmıyor ve insanları zan altında bırakıcı şekilde "orospu çocuğu" diye yaftalayıp bir de hiç bir neden göstermeksizin onların ifadeleirni değersizleştiriyorsanız da benim bildiğim kadarıyla "bok atmak" zaten bu manaya geliyor, bok atan da sizsiniz. üstelik tsk'nın savunduğu, türkiye'yi de değerli yapan değerleri kullandığı için insanları "bok atıyor" diye itham etme "bok atmasını" yaptığınız için bizzatihi "anayasaca kabul edilmiş değerleri" aşağılayan kişi pozisyonuna düşüyorsunuz.
kalkalım, tsk eleştirilecek tabi, kimse rahatsız olmasın, zorla askere alınıp şuralarda ve buralarda ülkeyi savunmak için ölenler de tsk yönetim kademesinin eleştirilmemesi kutsiyetini yaratmaz. tsk yönetim kademesi bundan büsbütün farklı bir şeydir ve siyasete karıştığı ölçüde de eleştiriyi hak eder. zira bir demokraside atanmışların seçilmişler üzerinde belirleyici olması kabul edilemez, tam tersi ise doğal olandır, olması gerekendir. o olsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar