bugün
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi32
- ispanya'nin terör bitirme formülü14
- vişneli sarma8
- izmir'in akp'ye geçmesi11
- birini unutmak5
- belçika türkiye maçı saat 21 45 te atv de3
- 4 litre piril'in kaç tl olması sorunsalı11
- osmanlı pilavı3
- aynı anda 3 kadın sevmek2
- 1 90 esmer kaslı erkek3
- sarma8
- ismet biraderin hala koşturmaya başlamaması5
- 30 yaşına gelip hala kendi evini alamamak7
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak17
- sucuk2
- napolyon vs atatürk7
- sabahın köründe işe giden ezik7
- mafya2
- cin tarafından özel numaradan aranmak4
- hoşlanılan sözlük kızının annene çıkması3
- trump'ın iran açıklaması10
- birbirine iyi gelmek5
- nervionun neo osmanlıcı çıkması2
- hakkı'ya kaçtım diye kocamın boşanma davası açması2
- yasin kol'un gözaltına alınması6
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- göz kanlanması11
- teknede yaşamak3
- kahvenin keyif vermediği anlar2
- ortak yaşam sergisi insanlar ve insan dostları3
- true'nın iran açıklaması5
- kuran da namazın olmaması2
- günaydın sözlük sakinleri4
- suntat3
- sıvı sabunla ayakları yıkamak3
- hayırlı cum a lar2
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması3
- maun suresi4
- baktat3
- halkın teveccühü3
- uludede'nin cenaze eventi11
- ekonomi2
- bu sabah yağmur var istanbul da3
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması11
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı10
- utangaç apocu aktrollerin uğramadığı başlıklar4
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş7
- salat yağ2
- uyku bruksizmi2
- apo'ya selam göndermeye devlet aklı diyen troll2
trevanian'ın bu romanından kayda değer bir alıntı şu şekildedir;
bir süre otake-sanin gözleri bahçeye dalgın baktı. bahçenin çizgileri sisin etkisiyle bulanıklaşıyor, kesinliğini kaybediyordu. yaşlı adam bir çaba harcayarak zihnini ebedi şeylerden geri çekti, vermekte olduğu derse devam etti. "hayır, senin en büyük kusurun tecrübesizliğin değil. kayıtsızlığın. yenilgilerini senden daha zeki ve yetenekli olanların elinden tatmayacaksın. seni yenenler, sabırlı, sinsi, orta düzeyde insanlar olacak."
nicholai kaşlarını çattı. kajikawa kıyılarında gezinirken kişika-va-san da kendisine buna benzer bir şey söylemişti.
"senin orta düzeydeki kimselere karşı duyduğun aşağılıyıcı nefret, onlardaki geniş, kapsamlı kuvveti görmene engel oluyor. sen kendi parlaklığının orta yerinde dururken, gözlerin öylesine kamaşıyor ki, odanın kuytu, karanlık köşelerini göremiyorsun. oralarda kalabalıkların, beyinsiz insan kalabalığının ne tehlikeler hazırladığını görecek şekilde gözlerini ayarlayamıyorsun. ben sana bunları söylerken bile, sevgili öğrencim, sen kendinden yeteneksiz kişilerin, sayıları ne kadar çok olursa olsun, seni yenebileceklerine inanmakta güçlük çekiyorsun. oysa biz artık orta düzeydeki insanların çağında yaşıyoruz. orta düzeydeki insan sıkıcı, renksiz, aptal gibi görünür fakat ölümsüz tekdüzeliğine devam eder, hiç bıkmaz. amipler her zaman kaplanlardan çok yaşar. çünkü durmadan bölünür, yenilenirler. o ölümsüz tekdüzelikleriyle. kalabalıklar zorbaların en sonuncusu olacaktır. gözlerini bir an için sanata çevir. bak, kabuki can çekişirken, no beri yanda sürünürken, şiddet romanları kalabalıkları nasıl peşinden sürüklüyor. dikkat edersen hiçbir yazar romanına kahraman olarak gerçekten üstün bir insan tipi seçmeye cesaret edemiyor. çünkü seçerse, kalabalığın içindeki orta düzeydeki insan öfkelenecek, utanacak, ve kendisini savunması için kendi yojimbo-sunu, yani eleştirmenleri ortaya sürecektir. kalabalığın çıkardığı gürültü mantıksızdır ama, kulakları sağır edecek kadar güçlüdür. beyinleri yoksa da, binlerce kollan vardır. bunları seni yakalamak, çekmek, aşağıya indirmek ve batırmak için kullanırlar."
"hala godan mı söz ediyoruz, hocam?"
"evet, godan. ve onun gölgesi olan hayattan."
"o halde bana ne yapmamı öğütlersin?" "onlarla temastan kaçın. kendini bir terbiye örtüsünün altına sakla. onlara aptal ve uzak görün. içlerine girme. ayrı yaşa ve şibu-miyi incele. hepsinden önemlisi de, seni çeşitli yemler kullanarak öfkeye ve saldırıya itmelerine izin verme. saklan, nikko."
bir süre otake-sanin gözleri bahçeye dalgın baktı. bahçenin çizgileri sisin etkisiyle bulanıklaşıyor, kesinliğini kaybediyordu. yaşlı adam bir çaba harcayarak zihnini ebedi şeylerden geri çekti, vermekte olduğu derse devam etti. "hayır, senin en büyük kusurun tecrübesizliğin değil. kayıtsızlığın. yenilgilerini senden daha zeki ve yetenekli olanların elinden tatmayacaksın. seni yenenler, sabırlı, sinsi, orta düzeyde insanlar olacak."
nicholai kaşlarını çattı. kajikawa kıyılarında gezinirken kişika-va-san da kendisine buna benzer bir şey söylemişti.
"senin orta düzeydeki kimselere karşı duyduğun aşağılıyıcı nefret, onlardaki geniş, kapsamlı kuvveti görmene engel oluyor. sen kendi parlaklığının orta yerinde dururken, gözlerin öylesine kamaşıyor ki, odanın kuytu, karanlık köşelerini göremiyorsun. oralarda kalabalıkların, beyinsiz insan kalabalığının ne tehlikeler hazırladığını görecek şekilde gözlerini ayarlayamıyorsun. ben sana bunları söylerken bile, sevgili öğrencim, sen kendinden yeteneksiz kişilerin, sayıları ne kadar çok olursa olsun, seni yenebileceklerine inanmakta güçlük çekiyorsun. oysa biz artık orta düzeydeki insanların çağında yaşıyoruz. orta düzeydeki insan sıkıcı, renksiz, aptal gibi görünür fakat ölümsüz tekdüzeliğine devam eder, hiç bıkmaz. amipler her zaman kaplanlardan çok yaşar. çünkü durmadan bölünür, yenilenirler. o ölümsüz tekdüzelikleriyle. kalabalıklar zorbaların en sonuncusu olacaktır. gözlerini bir an için sanata çevir. bak, kabuki can çekişirken, no beri yanda sürünürken, şiddet romanları kalabalıkları nasıl peşinden sürüklüyor. dikkat edersen hiçbir yazar romanına kahraman olarak gerçekten üstün bir insan tipi seçmeye cesaret edemiyor. çünkü seçerse, kalabalığın içindeki orta düzeydeki insan öfkelenecek, utanacak, ve kendisini savunması için kendi yojimbo-sunu, yani eleştirmenleri ortaya sürecektir. kalabalığın çıkardığı gürültü mantıksızdır ama, kulakları sağır edecek kadar güçlüdür. beyinleri yoksa da, binlerce kollan vardır. bunları seni yakalamak, çekmek, aşağıya indirmek ve batırmak için kullanırlar."
"hala godan mı söz ediyoruz, hocam?"
"evet, godan. ve onun gölgesi olan hayattan."
"o halde bana ne yapmamı öğütlersin?" "onlarla temastan kaçın. kendini bir terbiye örtüsünün altına sakla. onlara aptal ve uzak görün. içlerine girme. ayrı yaşa ve şibu-miyi incele. hepsinden önemlisi de, seni çeşitli yemler kullanarak öfkeye ve saldırıya itmelerine izin verme. saklan, nikko."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar