bugün
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım11
- sabah ezanı okunurken köpeklerin havlaması6
- yazarların favori oyun karakteri15
- caddebostan6
- meriçlik2
- sözlüğün en güzel kız yazarı2
- nervio hamferdi10
- laik teyze5
- sözlüğe karı kız düşürme amacıyla gelen insan3
- islam barış dinidir7
- evleneceği kadının geçmisini umursayan tip2
- mutlu ama uzak olsun12
- bakımsız kadını nafakasız boşama hakkı2
- sabahları nefret edilen şeyler7
- futbol14
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı18
- osuruktan şiirler89
- alparslan kuytul ve eşinin tutuklanması2
- zorunlu eğitim11
- abur öldü mü lan4
- nelerin koleksiyonu yapılabilir6
- israil lobisinin tom barrack'ı hedef alması2
- yeninur ada2
- tai lung26
- dolar isterse 100 olsun41
- para mı aşk mı sorunsalı8
- sözlük yazarlarının favori dizisi9
- brezilya7
- film önerileri3
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- süper lig7
- velvet50
- milan skriniar8
- üniversite okumanın gereksiz olması9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı4
- ona bir şey söyle6
- nervio varıdı nerede o11
- gezicilerin polisten dayak yerken çıkardığı sesler7
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması12
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı10
- fenerbahçe16
- ismet gurbuz 202412
- araplar kuzey kıbrıs'ı neden tanımıyor5
- sözlük yazarlarının en son okuduğu kitaplar5
- 1948 arap israil savaşı8
- tüm erkeklerin old money giyinmesi11
- anın görüntüsü20
- netanyahu'ya kırmızı bülten talebi13
- game of thrones taki kerhaneci'nin annesi20
Birilerinin yuvasını dağıtmıştır , ne güldüm sabah sabah.
(bkz: yaran inci sözlük entryleri)
--spoiler--
başlık: marksist annem yüzünden yuvamız dağıldı
entry: bu günleride mi görecektim amk.
annem, babam, ben ve 3 yaşında ki kardeşim, ailecek mehepenin konferansına gitmiştik. gitmez olaydık.
herşey çok güzel gidiyordu. annem de çok memnundu hatta onu ilk defa bu kadar çoşkulu görmüştüm. özellikle özcan yeniçerinin "halkların kardeşliği yalanı" konuşmasının bitiminde kendinken geçercesine alkışlıyor, becerememsine rağmen "fiyuu fiuuu" diye ıslık çalmaya çalışarak tüm salonu çoşturmak istiyordu. her şey yolundaydı. taa ki, oktay vural ın konuşmasına kadar... oktay vural kürsüye çıktığında "mehepeli küpe takmaz, mehepeli saç uzatmaz, mehepeli kırmızı giymez... " diye devam ederken, annem sayın vuralın bu sözleri üzerie, "dur anne bayanlar için demiyor" dememize fırsat vermeden salonu ıslık çalarak apor topar terketmişti. bu seferki ıslığı kitleyi çoşturmak için değil apaçık oktay vuralı protesto etmek içindi...
o günden sonra annem gerçekten tuhaflaştı. adete ülkücü harekete kafa tutmaya başladı. sanki gizlice, "engellenemez" dediğimiz hareketimizi engellemek için ant içmişti...
eskiden en iyi ihtimal "vileda" diyen kadın "vlademir" demeye başlamıştı..
tek derdi belden soğuk yememek olan annem kendine "üretim araçlarının kontrolü" diye yeni bir dert daha edinmişti..
"akşam karnıyarık mı yapsam. amaan yenmiyor dökülüyor, ziyan oluyor. neyse başka bişey yapayım" diye düşünen kadın gitmiş, yerine "diyalektik materyalizm ile mekanik materyalizm arasındaki farklar" üzerine düşünen bir enternasyonalist gelmişti..
yeşil kartımızdan dolayı "allah devlet babadan razı olsun" diyen kadın yerine "sınırlarımı çizen devlet hayellerime veto" diyen bir devlet düşmanı anarşist gelmişti...
annemle babam arasında da zamanla kültürel bir uçurum oluşmuştu. annemin kollektivist anarşistliği(kendini böyle tanımlıyodru) yetmezmiş gibi bide iyice arsızlaşmıştı. muhafazakar babama kağıt kalem verip şuraya bir marksizm yazsana deyip "narhizim" yazan babamla alaylar edip onu hor görüyordu... annemin bu aşşalamarından bunalıma giren babam önce saçını boyattı bi müddet sonra cinsiyetini değiştirip evden kaçtı.
bu olay üzerine annem arkasında yalnıca bir not bırakarak "zimbabwe devrimci halk hareketine" katılmak için evi terketti.
kardeşimle beşparasız tek kaldım. biraz önce kardeşimin kolunu lastikle sımsıkı bağlayıp uyuttum. kangren olup kolunun kesilmesini sağlayıp tek çare onu dilendirmeyi düşünüyorum.
ve şu bilinsin ki 55 yaşına kadar adı "selim" olan babamın "selin" olmasının,
50 küsür yaşındaki mahmut tuncer şov izleyen kadının şuan zimbabwe ordusuna kafa tutmasının
ve
kardeşimin kesilecek olan kolunun, tek sorumlusu oktay vural dır.
onu hiçbir zaman affetmeyeceğim...
--spoiler--
(bkz: yaran inci sözlük entryleri)
--spoiler--
başlık: marksist annem yüzünden yuvamız dağıldı
entry: bu günleride mi görecektim amk.
annem, babam, ben ve 3 yaşında ki kardeşim, ailecek mehepenin konferansına gitmiştik. gitmez olaydık.
herşey çok güzel gidiyordu. annem de çok memnundu hatta onu ilk defa bu kadar çoşkulu görmüştüm. özellikle özcan yeniçerinin "halkların kardeşliği yalanı" konuşmasının bitiminde kendinken geçercesine alkışlıyor, becerememsine rağmen "fiyuu fiuuu" diye ıslık çalmaya çalışarak tüm salonu çoşturmak istiyordu. her şey yolundaydı. taa ki, oktay vural ın konuşmasına kadar... oktay vural kürsüye çıktığında "mehepeli küpe takmaz, mehepeli saç uzatmaz, mehepeli kırmızı giymez... " diye devam ederken, annem sayın vuralın bu sözleri üzerie, "dur anne bayanlar için demiyor" dememize fırsat vermeden salonu ıslık çalarak apor topar terketmişti. bu seferki ıslığı kitleyi çoşturmak için değil apaçık oktay vuralı protesto etmek içindi...
o günden sonra annem gerçekten tuhaflaştı. adete ülkücü harekete kafa tutmaya başladı. sanki gizlice, "engellenemez" dediğimiz hareketimizi engellemek için ant içmişti...
eskiden en iyi ihtimal "vileda" diyen kadın "vlademir" demeye başlamıştı..
tek derdi belden soğuk yememek olan annem kendine "üretim araçlarının kontrolü" diye yeni bir dert daha edinmişti..
"akşam karnıyarık mı yapsam. amaan yenmiyor dökülüyor, ziyan oluyor. neyse başka bişey yapayım" diye düşünen kadın gitmiş, yerine "diyalektik materyalizm ile mekanik materyalizm arasındaki farklar" üzerine düşünen bir enternasyonalist gelmişti..
yeşil kartımızdan dolayı "allah devlet babadan razı olsun" diyen kadın yerine "sınırlarımı çizen devlet hayellerime veto" diyen bir devlet düşmanı anarşist gelmişti...
annemle babam arasında da zamanla kültürel bir uçurum oluşmuştu. annemin kollektivist anarşistliği(kendini böyle tanımlıyodru) yetmezmiş gibi bide iyice arsızlaşmıştı. muhafazakar babama kağıt kalem verip şuraya bir marksizm yazsana deyip "narhizim" yazan babamla alaylar edip onu hor görüyordu... annemin bu aşşalamarından bunalıma giren babam önce saçını boyattı bi müddet sonra cinsiyetini değiştirip evden kaçtı.
bu olay üzerine annem arkasında yalnıca bir not bırakarak "zimbabwe devrimci halk hareketine" katılmak için evi terketti.
kardeşimle beşparasız tek kaldım. biraz önce kardeşimin kolunu lastikle sımsıkı bağlayıp uyuttum. kangren olup kolunun kesilmesini sağlayıp tek çare onu dilendirmeyi düşünüyorum.
ve şu bilinsin ki 55 yaşına kadar adı "selim" olan babamın "selin" olmasının,
50 küsür yaşındaki mahmut tuncer şov izleyen kadının şuan zimbabwe ordusuna kafa tutmasının
ve
kardeşimin kesilecek olan kolunun, tek sorumlusu oktay vural dır.
onu hiçbir zaman affetmeyeceğim...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar