bugün
- ben geldim naneler24
- nicki kısa olanın penisi küçük olur22
- sevgiliniz karşı cinsle tatile gidebilir mi12
- ilk adımı karşıdan bekleyen erkek4
- göbekli erkekler9
- dünyanın en samimiyetsiz cümlesi14
- atletle gezen erkek7
- bik bik'in erkek olması6
- döner mi yesem hamburger mi makarna mı12
- haluk levent'i karalama kampanyası17
- 20 li yaşlar3
- üniversite diploması3
- insan olmaya ceyrek kala14
- bir erkeği erkek yapan beş özellik14
- şaka maka türkiye'nin yükseliş dönemine geçmesi5
- velvet'in başı açık mı sorunsalı7
- true nickli yazara özelden küfredilmesi olayı20
- birader avcısı3
- şaka maka tek umudun yine bahçeli olması19
- imam hatipli kızların verici olması6
- ümmetçilik2
- haluk levent'e para emanet etmek23
- mokv'nin uysaljakoben olması3
- sütlaç3
- kaliteli insanı belli eden detaylar24
- evlat ayrımcılığı9
- erkek eşek gibi çalışacak hanımına bakacak3
- yaşının adamı olmamak2
- mason greenwood12
- bir erkeği elde etmenin yolları12
- okyanusta yüzmemiş erkek gizli eşcinseldir5
- yapay zekanın tehlikeli yükselişi12
- 13 temmuz 2026 haluk levent'in ahbap açıklaması2
- sözlük kızlarının birbirine yürümeye başlaması3
- kahve kokusu8
- horozun haremine girmek3
- arkadaşlar acil bakar mısınız2
- saçlara akların düşüp belin bükülmesi3
- kadınları çekici yapan detaylar7
- haluk levent7
- sözlük erkeklerimizin namsunun tehlikede olması5
- lesley ugochukwu5
- gocu15
- fusya semsiyeli yabanci29
- futbola eklenmesi gereken yeni kurallar3
- true adlı yazarın sürekli beninle ilgilenin tavrı6
- ara sıra gelen motorcu dövme isteği6
- yarrağı olan adamı bile özler olduk amk8
- askerlik2
- dolar'ın 47 tl olması10
recep tayyip erdoğan'a yazdığı mektup göstermektedir ki kendisinde mangal gibi yürek vardır.
ha zaten nasıl bir adam olduğunu 15 senedir biliyorum ama son salvosu çığır açmıştır gerçekten:
Sayın Bay Başkan,
Zamanınız olursa okumanız için bir mektup yazdım size.
Çarşamba akşamından önce savaşa gitmemi isteyen celp kağıdımı almış bulunuyorum.
Sayın Bay Başkan,
Bunu yapmak istemiyorum.
Ben yeryüzünde, yoksul insanları öldürmek için bulunmuyorum.
Kızdırmak için değil ama size söylemek zorundayım, Aldığım karar şudur ki, askerden kaçacağım.
Henüz 26 yaşındayken yazdığı "Günlerin Köpüğü", "Mezarlarınıza Tüküreceğim" ve "Pekin'de Sonbahar" romanlarıyla ünlenen Fransız müzisyen, senarist, gazeteci, roman ve tiyatro oyunu yazan Boris Vian, 1954 Cezayir Savaşı üzerine yazdığı Asker Kaçağı (Le Déserteur) şarkısında böyle söyler.
Emperyalistler ve ondan medet uman, onun suyuna giden ya da ona yedeklenerek hayaller kuranlar için ne kadar da klasik bir oyundur bu savaş çığlıkları. Kapitalizmin, bunalım dönemlerinden tutun da, işleri umduğu, beklediği gibi götüremeyen tüm iktidarların da can simidi gibi sarıldığı eski, kokmuş, berbat bir taktik.
Kendi ülkesinin topraklarını aleni bir şekilde, komşu ülkedeki iktidarı devirmeye çalışan bir gruba açan iktidar, hezeyanlar içersinde savaş çığlıkları atmakta. Bütün bir coğrafyayı nasıl bir maceranın içersine sürüklediğinin farkında olmaması mümkün değil. Farkında değilse ne gaflettir? Farkındaysa nasıl bir aymazlık!
Aleni bir şekilde Özgür Suriye Ordusu denen bir örgütün militanları, topraklarımızda cirit atmakta, elini kolunu sallaya sallaya dolaşmakta, başta Hataylılar olmak üzere, sınır boyunca yaşayan tüm vatandaşlar rahatsız olmakta, bunu ifade etmekte ama değişen hiçbir şey olmamakta.
Bu savaş çığlıklarını atanların olmayabilir ama o coğrafyada yaşayanların, sınırın öte tarafında, akrabaları var. Yıllarca gazetelere, ekranlara yansıyan, tel örgülü bayramlaşmaları nasıl unutabiliriz? Bu ebrulî coğrafyayı, daha da fazla kardeş kanıyla sulamak için bu çaba, bu istek, bu histeri neyin nesidir? "Arap Baharı" adı altında pazarlanmaya çalışılan ve kısa sürede maskesi düşen o kepazeliğe, o rezil, pis oyuna inananlar, kananlar bile, böylesi bir savaşı istemezken, hezeyanlar içersinde ülkeyi savaşa sokmaya bu kadar çaba göstermenin akılla izanla ilgisi nedir?
Kralcıları bile utandırırcasına ABDden çok ABDcilik sergileyen bu tavırlar, AKP hükümetinin demokrasi havariliğine samimiyetle inananların bile gönlünde, nihayet derin şüpheler yaratmayı başarmıştır.
Hiç kimse bu ülke vatandaşlarını, iki ucu pislik içersindeki bir değneği tutmaya zorlayamaz. Çünkü gerçek olan şudur ki: Bu savaş bizim savaşımız değildir!..
Boris Vian'ın Asker Kaçağı şarkısı şu sözlerle son bulur:
Yarın sabahtan, kapımı kapatacağım, ölü yılların gözü önünde, yollara çıkacağım.
Hayatımı dileneceğim, Fransa yollarında, Brötayn'dan
Provens'e dek,
ve haykıracağım insanlara:
Reddedin itaat etmeyi, bunu yapmayı reddedin,
gitmeyin savaşa, reddedin yola çıkmayı.
Eğer kan vermek gerekiyorsa, buyrun kendinizinkini verin,
siz iyi bir havarisiniz Sayın Bay Başkan.
Eğer beni ele geçirmek istiyorsanız, jandarmalarınıza haber verin,
orduya katılmayacağımı ve çekip vurabileceklerini."
Sayın Erdoğan,
Siz de Suriye'de kan dökmek istiyorsanız, Buyrun gidin ve kendi kanınızı dökün. Bunu yapacak delikanlılıkta olduğunuzu Davos'ta "Van minüt"le gösterdiniz. Siz iyi bir öndersiniz. Buyrunuz önden gidiniz
Sayın Bay Erdoğan!
http://magazin.milliyet.c....2012/1630606/default.htm
ha zaten nasıl bir adam olduğunu 15 senedir biliyorum ama son salvosu çığır açmıştır gerçekten:
Sayın Bay Başkan,
Zamanınız olursa okumanız için bir mektup yazdım size.
Çarşamba akşamından önce savaşa gitmemi isteyen celp kağıdımı almış bulunuyorum.
Sayın Bay Başkan,
Bunu yapmak istemiyorum.
Ben yeryüzünde, yoksul insanları öldürmek için bulunmuyorum.
Kızdırmak için değil ama size söylemek zorundayım, Aldığım karar şudur ki, askerden kaçacağım.
Henüz 26 yaşındayken yazdığı "Günlerin Köpüğü", "Mezarlarınıza Tüküreceğim" ve "Pekin'de Sonbahar" romanlarıyla ünlenen Fransız müzisyen, senarist, gazeteci, roman ve tiyatro oyunu yazan Boris Vian, 1954 Cezayir Savaşı üzerine yazdığı Asker Kaçağı (Le Déserteur) şarkısında böyle söyler.
Emperyalistler ve ondan medet uman, onun suyuna giden ya da ona yedeklenerek hayaller kuranlar için ne kadar da klasik bir oyundur bu savaş çığlıkları. Kapitalizmin, bunalım dönemlerinden tutun da, işleri umduğu, beklediği gibi götüremeyen tüm iktidarların da can simidi gibi sarıldığı eski, kokmuş, berbat bir taktik.
Kendi ülkesinin topraklarını aleni bir şekilde, komşu ülkedeki iktidarı devirmeye çalışan bir gruba açan iktidar, hezeyanlar içersinde savaş çığlıkları atmakta. Bütün bir coğrafyayı nasıl bir maceranın içersine sürüklediğinin farkında olmaması mümkün değil. Farkında değilse ne gaflettir? Farkındaysa nasıl bir aymazlık!
Aleni bir şekilde Özgür Suriye Ordusu denen bir örgütün militanları, topraklarımızda cirit atmakta, elini kolunu sallaya sallaya dolaşmakta, başta Hataylılar olmak üzere, sınır boyunca yaşayan tüm vatandaşlar rahatsız olmakta, bunu ifade etmekte ama değişen hiçbir şey olmamakta.
Bu savaş çığlıklarını atanların olmayabilir ama o coğrafyada yaşayanların, sınırın öte tarafında, akrabaları var. Yıllarca gazetelere, ekranlara yansıyan, tel örgülü bayramlaşmaları nasıl unutabiliriz? Bu ebrulî coğrafyayı, daha da fazla kardeş kanıyla sulamak için bu çaba, bu istek, bu histeri neyin nesidir? "Arap Baharı" adı altında pazarlanmaya çalışılan ve kısa sürede maskesi düşen o kepazeliğe, o rezil, pis oyuna inananlar, kananlar bile, böylesi bir savaşı istemezken, hezeyanlar içersinde ülkeyi savaşa sokmaya bu kadar çaba göstermenin akılla izanla ilgisi nedir?
Kralcıları bile utandırırcasına ABDden çok ABDcilik sergileyen bu tavırlar, AKP hükümetinin demokrasi havariliğine samimiyetle inananların bile gönlünde, nihayet derin şüpheler yaratmayı başarmıştır.
Hiç kimse bu ülke vatandaşlarını, iki ucu pislik içersindeki bir değneği tutmaya zorlayamaz. Çünkü gerçek olan şudur ki: Bu savaş bizim savaşımız değildir!..
Boris Vian'ın Asker Kaçağı şarkısı şu sözlerle son bulur:
Yarın sabahtan, kapımı kapatacağım, ölü yılların gözü önünde, yollara çıkacağım.
Hayatımı dileneceğim, Fransa yollarında, Brötayn'dan
Provens'e dek,
ve haykıracağım insanlara:
Reddedin itaat etmeyi, bunu yapmayı reddedin,
gitmeyin savaşa, reddedin yola çıkmayı.
Eğer kan vermek gerekiyorsa, buyrun kendinizinkini verin,
siz iyi bir havarisiniz Sayın Bay Başkan.
Eğer beni ele geçirmek istiyorsanız, jandarmalarınıza haber verin,
orduya katılmayacağımı ve çekip vurabileceklerini."
Sayın Erdoğan,
Siz de Suriye'de kan dökmek istiyorsanız, Buyrun gidin ve kendi kanınızı dökün. Bunu yapacak delikanlılıkta olduğunuzu Davos'ta "Van minüt"le gösterdiniz. Siz iyi bir öndersiniz. Buyrunuz önden gidiniz
Sayın Bay Erdoğan!
http://magazin.milliyet.c....2012/1630606/default.htm
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar