bugün
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam10
- sobaları hazırlayın5
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı74
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği4
- mika kase3
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi3
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu3
- tinto brass3
- terapi niteliğindeki şeyler12
- türklerin özellikleri5
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi2
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- cumali ceber2
- kediyi haşlanmış işkembeyle beslemek2
- o 8 0 diyen biri vardı5
- möchtest du mit mir befreundet sein2
- sandra bullock4
- erkeği erkeğe düşüren cinsten karı2
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- sözlükte kim kimle sevgili27
- ilhan irem dinleyen erkek2
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- nervio43
- sabah yedi buçukta işe başlamak2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- kaşe2
- emre iptal kuyt ile devam2
- tulumba tatlısı2
- fil dişi bacak toz pembe ten kirpikler'na parmak2
- votka2
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir3
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- kışın gelmesi2
- sözlüğün en şık erkeği12
- aşk10
- fenerbahçeli yazarlar8
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- türkiye ve avrupa farkları2
- büzülmüş çizgili dudaklar2
- arabada sakso4
- iyi menemenin sırrı7
- soğuk sabah2
- kadınların yaptığı en büyük hata9
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- iyi memenin sırrı7
- 5 kasım 2026 meteoroloji uyarısı2
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- febelilerin herşeyi abartması3
recep tayyip erdoğan'a yazdığı mektup göstermektedir ki kendisinde mangal gibi yürek vardır.
ha zaten nasıl bir adam olduğunu 15 senedir biliyorum ama son salvosu çığır açmıştır gerçekten:
Sayın Bay Başkan,
Zamanınız olursa okumanız için bir mektup yazdım size.
Çarşamba akşamından önce savaşa gitmemi isteyen celp kağıdımı almış bulunuyorum.
Sayın Bay Başkan,
Bunu yapmak istemiyorum.
Ben yeryüzünde, yoksul insanları öldürmek için bulunmuyorum.
Kızdırmak için değil ama size söylemek zorundayım, Aldığım karar şudur ki, askerden kaçacağım.
Henüz 26 yaşındayken yazdığı "Günlerin Köpüğü", "Mezarlarınıza Tüküreceğim" ve "Pekin'de Sonbahar" romanlarıyla ünlenen Fransız müzisyen, senarist, gazeteci, roman ve tiyatro oyunu yazan Boris Vian, 1954 Cezayir Savaşı üzerine yazdığı Asker Kaçağı (Le Déserteur) şarkısında böyle söyler.
Emperyalistler ve ondan medet uman, onun suyuna giden ya da ona yedeklenerek hayaller kuranlar için ne kadar da klasik bir oyundur bu savaş çığlıkları. Kapitalizmin, bunalım dönemlerinden tutun da, işleri umduğu, beklediği gibi götüremeyen tüm iktidarların da can simidi gibi sarıldığı eski, kokmuş, berbat bir taktik.
Kendi ülkesinin topraklarını aleni bir şekilde, komşu ülkedeki iktidarı devirmeye çalışan bir gruba açan iktidar, hezeyanlar içersinde savaş çığlıkları atmakta. Bütün bir coğrafyayı nasıl bir maceranın içersine sürüklediğinin farkında olmaması mümkün değil. Farkında değilse ne gaflettir? Farkındaysa nasıl bir aymazlık!
Aleni bir şekilde Özgür Suriye Ordusu denen bir örgütün militanları, topraklarımızda cirit atmakta, elini kolunu sallaya sallaya dolaşmakta, başta Hataylılar olmak üzere, sınır boyunca yaşayan tüm vatandaşlar rahatsız olmakta, bunu ifade etmekte ama değişen hiçbir şey olmamakta.
Bu savaş çığlıklarını atanların olmayabilir ama o coğrafyada yaşayanların, sınırın öte tarafında, akrabaları var. Yıllarca gazetelere, ekranlara yansıyan, tel örgülü bayramlaşmaları nasıl unutabiliriz? Bu ebrulî coğrafyayı, daha da fazla kardeş kanıyla sulamak için bu çaba, bu istek, bu histeri neyin nesidir? "Arap Baharı" adı altında pazarlanmaya çalışılan ve kısa sürede maskesi düşen o kepazeliğe, o rezil, pis oyuna inananlar, kananlar bile, böylesi bir savaşı istemezken, hezeyanlar içersinde ülkeyi savaşa sokmaya bu kadar çaba göstermenin akılla izanla ilgisi nedir?
Kralcıları bile utandırırcasına ABDden çok ABDcilik sergileyen bu tavırlar, AKP hükümetinin demokrasi havariliğine samimiyetle inananların bile gönlünde, nihayet derin şüpheler yaratmayı başarmıştır.
Hiç kimse bu ülke vatandaşlarını, iki ucu pislik içersindeki bir değneği tutmaya zorlayamaz. Çünkü gerçek olan şudur ki: Bu savaş bizim savaşımız değildir!..
Boris Vian'ın Asker Kaçağı şarkısı şu sözlerle son bulur:
Yarın sabahtan, kapımı kapatacağım, ölü yılların gözü önünde, yollara çıkacağım.
Hayatımı dileneceğim, Fransa yollarında, Brötayn'dan
Provens'e dek,
ve haykıracağım insanlara:
Reddedin itaat etmeyi, bunu yapmayı reddedin,
gitmeyin savaşa, reddedin yola çıkmayı.
Eğer kan vermek gerekiyorsa, buyrun kendinizinkini verin,
siz iyi bir havarisiniz Sayın Bay Başkan.
Eğer beni ele geçirmek istiyorsanız, jandarmalarınıza haber verin,
orduya katılmayacağımı ve çekip vurabileceklerini."
Sayın Erdoğan,
Siz de Suriye'de kan dökmek istiyorsanız, Buyrun gidin ve kendi kanınızı dökün. Bunu yapacak delikanlılıkta olduğunuzu Davos'ta "Van minüt"le gösterdiniz. Siz iyi bir öndersiniz. Buyrunuz önden gidiniz
Sayın Bay Erdoğan!
http://magazin.milliyet.c....2012/1630606/default.htm
ha zaten nasıl bir adam olduğunu 15 senedir biliyorum ama son salvosu çığır açmıştır gerçekten:
Sayın Bay Başkan,
Zamanınız olursa okumanız için bir mektup yazdım size.
Çarşamba akşamından önce savaşa gitmemi isteyen celp kağıdımı almış bulunuyorum.
Sayın Bay Başkan,
Bunu yapmak istemiyorum.
Ben yeryüzünde, yoksul insanları öldürmek için bulunmuyorum.
Kızdırmak için değil ama size söylemek zorundayım, Aldığım karar şudur ki, askerden kaçacağım.
Henüz 26 yaşındayken yazdığı "Günlerin Köpüğü", "Mezarlarınıza Tüküreceğim" ve "Pekin'de Sonbahar" romanlarıyla ünlenen Fransız müzisyen, senarist, gazeteci, roman ve tiyatro oyunu yazan Boris Vian, 1954 Cezayir Savaşı üzerine yazdığı Asker Kaçağı (Le Déserteur) şarkısında böyle söyler.
Emperyalistler ve ondan medet uman, onun suyuna giden ya da ona yedeklenerek hayaller kuranlar için ne kadar da klasik bir oyundur bu savaş çığlıkları. Kapitalizmin, bunalım dönemlerinden tutun da, işleri umduğu, beklediği gibi götüremeyen tüm iktidarların da can simidi gibi sarıldığı eski, kokmuş, berbat bir taktik.
Kendi ülkesinin topraklarını aleni bir şekilde, komşu ülkedeki iktidarı devirmeye çalışan bir gruba açan iktidar, hezeyanlar içersinde savaş çığlıkları atmakta. Bütün bir coğrafyayı nasıl bir maceranın içersine sürüklediğinin farkında olmaması mümkün değil. Farkında değilse ne gaflettir? Farkındaysa nasıl bir aymazlık!
Aleni bir şekilde Özgür Suriye Ordusu denen bir örgütün militanları, topraklarımızda cirit atmakta, elini kolunu sallaya sallaya dolaşmakta, başta Hataylılar olmak üzere, sınır boyunca yaşayan tüm vatandaşlar rahatsız olmakta, bunu ifade etmekte ama değişen hiçbir şey olmamakta.
Bu savaş çığlıklarını atanların olmayabilir ama o coğrafyada yaşayanların, sınırın öte tarafında, akrabaları var. Yıllarca gazetelere, ekranlara yansıyan, tel örgülü bayramlaşmaları nasıl unutabiliriz? Bu ebrulî coğrafyayı, daha da fazla kardeş kanıyla sulamak için bu çaba, bu istek, bu histeri neyin nesidir? "Arap Baharı" adı altında pazarlanmaya çalışılan ve kısa sürede maskesi düşen o kepazeliğe, o rezil, pis oyuna inananlar, kananlar bile, böylesi bir savaşı istemezken, hezeyanlar içersinde ülkeyi savaşa sokmaya bu kadar çaba göstermenin akılla izanla ilgisi nedir?
Kralcıları bile utandırırcasına ABDden çok ABDcilik sergileyen bu tavırlar, AKP hükümetinin demokrasi havariliğine samimiyetle inananların bile gönlünde, nihayet derin şüpheler yaratmayı başarmıştır.
Hiç kimse bu ülke vatandaşlarını, iki ucu pislik içersindeki bir değneği tutmaya zorlayamaz. Çünkü gerçek olan şudur ki: Bu savaş bizim savaşımız değildir!..
Boris Vian'ın Asker Kaçağı şarkısı şu sözlerle son bulur:
Yarın sabahtan, kapımı kapatacağım, ölü yılların gözü önünde, yollara çıkacağım.
Hayatımı dileneceğim, Fransa yollarında, Brötayn'dan
Provens'e dek,
ve haykıracağım insanlara:
Reddedin itaat etmeyi, bunu yapmayı reddedin,
gitmeyin savaşa, reddedin yola çıkmayı.
Eğer kan vermek gerekiyorsa, buyrun kendinizinkini verin,
siz iyi bir havarisiniz Sayın Bay Başkan.
Eğer beni ele geçirmek istiyorsanız, jandarmalarınıza haber verin,
orduya katılmayacağımı ve çekip vurabileceklerini."
Sayın Erdoğan,
Siz de Suriye'de kan dökmek istiyorsanız, Buyrun gidin ve kendi kanınızı dökün. Bunu yapacak delikanlılıkta olduğunuzu Davos'ta "Van minüt"le gösterdiniz. Siz iyi bir öndersiniz. Buyrunuz önden gidiniz
Sayın Bay Erdoğan!
http://magazin.milliyet.c....2012/1630606/default.htm
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar