bugün
- sabah bi kalktın kadınsın napardın20
- kız arkadaşa gökyüzünü hediye etmek14
- kasiyer kıza nasıl açılırım12
- sinagog tavanına çiğ köfte yapıştırmak7
- arkadaşlar sizce bu etek nasıl18
- gaylik alametleri8
- ulaşamadığı kadına mundar demek5
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması13
- yaşlı kadın yuzırlar10
- true'nin hiç sevgilisi olmasın mı12
- hoşlanılan kızın buluşmaya opel tigra ile gelmesi4
- her kadının hoşuna gidecek şey4
- en kibirli yuzır11
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi5
- bıyığımı alsam ben var'ya diyen kız4
- sözlük abilerinden genç yazarlara tavsiyeler6
- karşısından gelen güzel kıza bakmayan erkek12
- sabah gece yazdıklarından utanmak5
- duvara işeyerek sevgilinin ismini yazmak4
- friedrich hegel la bi cay icek10
- 50 yıllık yuzır5
- ormanda gezerken baygın bir bayanla karşılaşmak4
- doa iade tutarlarının düşürüldüğü iddiası2
- hırsızların evdeki altını bulamamasını sağlamak8
- velvet47
- uludağ sözlük magazin servisi5
- selam sözlük7
- artık uyuyalım3
- kezonova4
- velvet vs nervio24
- ruh hastası sapık yazarlar5
- kezoyu delirtmek5
- ormanda giderken gizemli kulübe bulmalı film3
- hamburger kırmızı çizgimiz10
- en merak ettiğin ulu yazarı12
- anadolu insanının anlatıldığı kadar saf olmaması5
- sevgilinin giyimine karışmak2
- an itibariyle dile dolanan şarkı sözleri4
- kazanovayı silkmişler3
- anın görüntüsü12
- diyetteyiz uludağ sözlük12
- nervio19
- türklerden nefret etme nedenleri5
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması15
- habire1239
- uysaljakoben11
- bir sabah erkek olarak uyanmak4
- kemal kılıçdaroğlu8
- gulmekicinyaratilmis'in aşık olmadığı erkek3
- yeni parti25
sürekli misyoner bir edayla "doğru yola" çevrilmeye çalışılan (bu çabanın altında sevap kazanıp kendini kurtarma amacı, karşısındakini kurtarma amacından baskındır); üzerindeki baskı hare hare; din tarafından kutsal kitaplarda katli savunulan ve hakarete uğrayan, fakat din hakkında tek kelime etse hakaretle yargılanan; ahlaksızlıkla, aşağılık olmakla, güvenilmezlikle ve nefsine yenilmekle suçlanan; bu yüzden dinlere karşı agresif bir tavır içine giren insanların mensubu olduğu akım.
dawkins şöyle der; "eğer 0'dan 6'ya kadar bir ölçek olsa ve 0 tanrının yokluğunu, 6 varlığını sembolize etse, benim ölçekteki değerim 1 olurdu." bu söz bilimsel düşünmeyi de kapsamaktadır. bilimsel akıl yürütme ise şüphe etmektir, sorgulamaktır, ateistim desen bile o 0-6 ölçeğinde hiçbir zaman 0 olmamaktır.
ateist de şüpheye düşmüştür ve kanıt aramaktadır. fakat ne yazık dinin söylediklerine sunabileceği hiçbir kanıt yoktur. sadece bilimsel verileri kendi söylemlerine yamamakla yetinir. kendi söylemleri de o kadar yoruma açıktır ve belirsizdir ki, kendi söylemlerinden "tanrı yoktur" anlamı bile çıkar. neticede böyle böyle "bir iğne ustasız bir köy muhtarsız olmaz" aşamasına kadar gelinmiştir. bu tarz söylemler bazılarınca çok mantıklı kabul edilmekte ve hemen inanılmaktadır. fakat bir de inanmayanlar vardır.
bu aşamada bu şüpheci için güncel misyoner söylemleri, en açık seçik ateizm delilleri bilimde olduğu için bilimle ve tasavvufla örülmüştür ve ateistler doğru yola bununla çevrilmeye çalışılmaktadır. fakat bu büyük bir hatadır. bir şüpheci, dinin sadece bir inanç meselesi ve vicdani yönelim olmakla kalmadığını kavradığı anda misyoner çabalar sarpa sarmaktadır. din insanın tüm hayatını, bakış açısını, zihniyetini, ahlakını ve karakterini etkilemekte; ayrıca toplumu, ekonomiyi, cinsiyetler arası ilişkileri, siyasi yönelimleri, üretim tüketim ilişkilerini, toplumsal sınıflaşmayı, insanla doğa ilişkisini, eğitimi, bilimsel faaliyetleri, sanatı, devletler ve kültürler arası ilişkileri, kısacası insana ve doğaya dair her şeyi düzenlemekte ve daha pek çok alana da nüfuz etmektedir. bunu kavrayan bir şüpheci, ister istemez "din bu alanlarda ne söylemektedir, din geçmişte insanlara ne vermiştir, gelecekte ne verme potansiyeline sahiptir; bununla beraber neleri alıp götürmüştür ve götürecektir, kısacası insanı ve evreni ne halden ne hale getirmiştir ve bu halden hangi hale götürecektir?" sorusunu da sorar. araştırmalar, incelemeler, okumalar birbirini izler ve dinlerin kutsal kitaplarını, açıklamaları (yani konu hakkında dini şahsiyetlerin ve uzmanların kaleme aldıklarını) ve tasavvufu; bununla beraber dinler tarihi, mitoloji, biyoloji, kimya, fizik, genetik, sosyoloji, psikoloji, sanat tarihi vs. araştırmaya dalar. gittikçe "bir köy muhtarsız olmaz" zihniyetinin tatmin edebileceği görüş mesafesinden yukarılara çıkmaya başlar, bunun sebebi karşılaştırmalı çalışmasıdır. sorularına cevapların tamamını bilimde, felsefede bulamaz; ama din bazı sorularına kendi mantığıyla cevap vermesine rağmen hiçbirine kanıt bulamazken bilim ve felsefe kanıtlarla meydana inmektedir. bir bocalama evresinden sonra kişi kendini o 0-6 ölçeğinde kendi bilinciyle konumlandırmayı artık başarabilmiştir.
ben mi? ben 1'deyim.
edit: içimde bir inanç kıpırdanması var, bakalım ne olacak. onu da zaman gösterecek.
dawkins şöyle der; "eğer 0'dan 6'ya kadar bir ölçek olsa ve 0 tanrının yokluğunu, 6 varlığını sembolize etse, benim ölçekteki değerim 1 olurdu." bu söz bilimsel düşünmeyi de kapsamaktadır. bilimsel akıl yürütme ise şüphe etmektir, sorgulamaktır, ateistim desen bile o 0-6 ölçeğinde hiçbir zaman 0 olmamaktır.
ateist de şüpheye düşmüştür ve kanıt aramaktadır. fakat ne yazık dinin söylediklerine sunabileceği hiçbir kanıt yoktur. sadece bilimsel verileri kendi söylemlerine yamamakla yetinir. kendi söylemleri de o kadar yoruma açıktır ve belirsizdir ki, kendi söylemlerinden "tanrı yoktur" anlamı bile çıkar. neticede böyle böyle "bir iğne ustasız bir köy muhtarsız olmaz" aşamasına kadar gelinmiştir. bu tarz söylemler bazılarınca çok mantıklı kabul edilmekte ve hemen inanılmaktadır. fakat bir de inanmayanlar vardır.
bu aşamada bu şüpheci için güncel misyoner söylemleri, en açık seçik ateizm delilleri bilimde olduğu için bilimle ve tasavvufla örülmüştür ve ateistler doğru yola bununla çevrilmeye çalışılmaktadır. fakat bu büyük bir hatadır. bir şüpheci, dinin sadece bir inanç meselesi ve vicdani yönelim olmakla kalmadığını kavradığı anda misyoner çabalar sarpa sarmaktadır. din insanın tüm hayatını, bakış açısını, zihniyetini, ahlakını ve karakterini etkilemekte; ayrıca toplumu, ekonomiyi, cinsiyetler arası ilişkileri, siyasi yönelimleri, üretim tüketim ilişkilerini, toplumsal sınıflaşmayı, insanla doğa ilişkisini, eğitimi, bilimsel faaliyetleri, sanatı, devletler ve kültürler arası ilişkileri, kısacası insana ve doğaya dair her şeyi düzenlemekte ve daha pek çok alana da nüfuz etmektedir. bunu kavrayan bir şüpheci, ister istemez "din bu alanlarda ne söylemektedir, din geçmişte insanlara ne vermiştir, gelecekte ne verme potansiyeline sahiptir; bununla beraber neleri alıp götürmüştür ve götürecektir, kısacası insanı ve evreni ne halden ne hale getirmiştir ve bu halden hangi hale götürecektir?" sorusunu da sorar. araştırmalar, incelemeler, okumalar birbirini izler ve dinlerin kutsal kitaplarını, açıklamaları (yani konu hakkında dini şahsiyetlerin ve uzmanların kaleme aldıklarını) ve tasavvufu; bununla beraber dinler tarihi, mitoloji, biyoloji, kimya, fizik, genetik, sosyoloji, psikoloji, sanat tarihi vs. araştırmaya dalar. gittikçe "bir köy muhtarsız olmaz" zihniyetinin tatmin edebileceği görüş mesafesinden yukarılara çıkmaya başlar, bunun sebebi karşılaştırmalı çalışmasıdır. sorularına cevapların tamamını bilimde, felsefede bulamaz; ama din bazı sorularına kendi mantığıyla cevap vermesine rağmen hiçbirine kanıt bulamazken bilim ve felsefe kanıtlarla meydana inmektedir. bir bocalama evresinden sonra kişi kendini o 0-6 ölçeğinde kendi bilinciyle konumlandırmayı artık başarabilmiştir.
ben mi? ben 1'deyim.
edit: içimde bir inanç kıpırdanması var, bakalım ne olacak. onu da zaman gösterecek.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar