bugün
- niye uyandık sözlük5
- adana dürüm vs adana porsiyon8
- chp'nin 103 yılı reklamı5
- arkadaşlar ben çalışmak istemiyorum4
- istiklal mahkemeleri kurup fetöcüleri asmak5
- şönt baca3
- gebze yi gebze yapan şeyler5
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i24
- otobüste açamadığı camı kıran erkek4
- spora başladım5
- bütün eziklerin 80 ler paylaşımı yapması15
- at eti yemek5
- uyudun mu11
- arkadaşlar ben artık ayı olmak istemiyorum2
- kafasında konuşan sesi uzaylı zannetmek8
- manifestten hangi kızla sevişirdin16
- queen ravenna ve cinleri14
- şeffaf ayakkabı9
- patso4
- özgüven5
- hastanede kendini siktiren güvenlik kız3
- hayattan beklentiler7
- 81 ilde sığınak yapılması7
- mesleğinizi söyleyince muhatap olduğunuz sorular12
- ruhi çenet videolarına dokunmayan yahudi lobisi6
- tavuğun neden kanatları var11
- bir zihinden diğer zihne geçen memler8
- kadın bacağı paylaşan mehdi5
- sözlükte üzdüğüm yazarlar11
- sueda uluca silvermist benzerliği11
- beni affettiğini söylesin gideyim10
- sinek as6
- s'i l v'e r m'i s t35
- uludağ sözlük size ne kattı27
- insanı yoran duygular6
- 3 yaşındaki elif'i göz göre göre ezen kadın sürücü12
- gocu34
- deliler bize ne anlatıyor sorunsalı6
- karabüyü yapılan kaynananın hala yaşaması7
- kız düşürmenin kısa yolu19
- sözlüğün en masum yazarları18
- taliban7
- öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler5
- sözlük şifresinin uzaylılar tarafından çalınması6
- queen ravennadan mesaj var11
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı8
- ahlak abartılmış balon bir kavramdır5
- pandela 310
- olgunlaştıkça farkına varılan şeyler4
- kaşarlı sucuklu menemen8
sürekli misyoner bir edayla "doğru yola" çevrilmeye çalışılan (bu çabanın altında sevap kazanıp kendini kurtarma amacı, karşısındakini kurtarma amacından baskındır); üzerindeki baskı hare hare; din tarafından kutsal kitaplarda katli savunulan ve hakarete uğrayan, fakat din hakkında tek kelime etse hakaretle yargılanan; ahlaksızlıkla, aşağılık olmakla, güvenilmezlikle ve nefsine yenilmekle suçlanan; bu yüzden dinlere karşı agresif bir tavır içine giren insanların mensubu olduğu akım.
dawkins şöyle der; "eğer 0'dan 6'ya kadar bir ölçek olsa ve 0 tanrının yokluğunu, 6 varlığını sembolize etse, benim ölçekteki değerim 1 olurdu." bu söz bilimsel düşünmeyi de kapsamaktadır. bilimsel akıl yürütme ise şüphe etmektir, sorgulamaktır, ateistim desen bile o 0-6 ölçeğinde hiçbir zaman 0 olmamaktır.
ateist de şüpheye düşmüştür ve kanıt aramaktadır. fakat ne yazık dinin söylediklerine sunabileceği hiçbir kanıt yoktur. sadece bilimsel verileri kendi söylemlerine yamamakla yetinir. kendi söylemleri de o kadar yoruma açıktır ve belirsizdir ki, kendi söylemlerinden "tanrı yoktur" anlamı bile çıkar. neticede böyle böyle "bir iğne ustasız bir köy muhtarsız olmaz" aşamasına kadar gelinmiştir. bu tarz söylemler bazılarınca çok mantıklı kabul edilmekte ve hemen inanılmaktadır. fakat bir de inanmayanlar vardır.
bu aşamada bu şüpheci için güncel misyoner söylemleri, en açık seçik ateizm delilleri bilimde olduğu için bilimle ve tasavvufla örülmüştür ve ateistler doğru yola bununla çevrilmeye çalışılmaktadır. fakat bu büyük bir hatadır. bir şüpheci, dinin sadece bir inanç meselesi ve vicdani yönelim olmakla kalmadığını kavradığı anda misyoner çabalar sarpa sarmaktadır. din insanın tüm hayatını, bakış açısını, zihniyetini, ahlakını ve karakterini etkilemekte; ayrıca toplumu, ekonomiyi, cinsiyetler arası ilişkileri, siyasi yönelimleri, üretim tüketim ilişkilerini, toplumsal sınıflaşmayı, insanla doğa ilişkisini, eğitimi, bilimsel faaliyetleri, sanatı, devletler ve kültürler arası ilişkileri, kısacası insana ve doğaya dair her şeyi düzenlemekte ve daha pek çok alana da nüfuz etmektedir. bunu kavrayan bir şüpheci, ister istemez "din bu alanlarda ne söylemektedir, din geçmişte insanlara ne vermiştir, gelecekte ne verme potansiyeline sahiptir; bununla beraber neleri alıp götürmüştür ve götürecektir, kısacası insanı ve evreni ne halden ne hale getirmiştir ve bu halden hangi hale götürecektir?" sorusunu da sorar. araştırmalar, incelemeler, okumalar birbirini izler ve dinlerin kutsal kitaplarını, açıklamaları (yani konu hakkında dini şahsiyetlerin ve uzmanların kaleme aldıklarını) ve tasavvufu; bununla beraber dinler tarihi, mitoloji, biyoloji, kimya, fizik, genetik, sosyoloji, psikoloji, sanat tarihi vs. araştırmaya dalar. gittikçe "bir köy muhtarsız olmaz" zihniyetinin tatmin edebileceği görüş mesafesinden yukarılara çıkmaya başlar, bunun sebebi karşılaştırmalı çalışmasıdır. sorularına cevapların tamamını bilimde, felsefede bulamaz; ama din bazı sorularına kendi mantığıyla cevap vermesine rağmen hiçbirine kanıt bulamazken bilim ve felsefe kanıtlarla meydana inmektedir. bir bocalama evresinden sonra kişi kendini o 0-6 ölçeğinde kendi bilinciyle konumlandırmayı artık başarabilmiştir.
ben mi? ben 1'deyim.
edit: içimde bir inanç kıpırdanması var, bakalım ne olacak. onu da zaman gösterecek.
dawkins şöyle der; "eğer 0'dan 6'ya kadar bir ölçek olsa ve 0 tanrının yokluğunu, 6 varlığını sembolize etse, benim ölçekteki değerim 1 olurdu." bu söz bilimsel düşünmeyi de kapsamaktadır. bilimsel akıl yürütme ise şüphe etmektir, sorgulamaktır, ateistim desen bile o 0-6 ölçeğinde hiçbir zaman 0 olmamaktır.
ateist de şüpheye düşmüştür ve kanıt aramaktadır. fakat ne yazık dinin söylediklerine sunabileceği hiçbir kanıt yoktur. sadece bilimsel verileri kendi söylemlerine yamamakla yetinir. kendi söylemleri de o kadar yoruma açıktır ve belirsizdir ki, kendi söylemlerinden "tanrı yoktur" anlamı bile çıkar. neticede böyle böyle "bir iğne ustasız bir köy muhtarsız olmaz" aşamasına kadar gelinmiştir. bu tarz söylemler bazılarınca çok mantıklı kabul edilmekte ve hemen inanılmaktadır. fakat bir de inanmayanlar vardır.
bu aşamada bu şüpheci için güncel misyoner söylemleri, en açık seçik ateizm delilleri bilimde olduğu için bilimle ve tasavvufla örülmüştür ve ateistler doğru yola bununla çevrilmeye çalışılmaktadır. fakat bu büyük bir hatadır. bir şüpheci, dinin sadece bir inanç meselesi ve vicdani yönelim olmakla kalmadığını kavradığı anda misyoner çabalar sarpa sarmaktadır. din insanın tüm hayatını, bakış açısını, zihniyetini, ahlakını ve karakterini etkilemekte; ayrıca toplumu, ekonomiyi, cinsiyetler arası ilişkileri, siyasi yönelimleri, üretim tüketim ilişkilerini, toplumsal sınıflaşmayı, insanla doğa ilişkisini, eğitimi, bilimsel faaliyetleri, sanatı, devletler ve kültürler arası ilişkileri, kısacası insana ve doğaya dair her şeyi düzenlemekte ve daha pek çok alana da nüfuz etmektedir. bunu kavrayan bir şüpheci, ister istemez "din bu alanlarda ne söylemektedir, din geçmişte insanlara ne vermiştir, gelecekte ne verme potansiyeline sahiptir; bununla beraber neleri alıp götürmüştür ve götürecektir, kısacası insanı ve evreni ne halden ne hale getirmiştir ve bu halden hangi hale götürecektir?" sorusunu da sorar. araştırmalar, incelemeler, okumalar birbirini izler ve dinlerin kutsal kitaplarını, açıklamaları (yani konu hakkında dini şahsiyetlerin ve uzmanların kaleme aldıklarını) ve tasavvufu; bununla beraber dinler tarihi, mitoloji, biyoloji, kimya, fizik, genetik, sosyoloji, psikoloji, sanat tarihi vs. araştırmaya dalar. gittikçe "bir köy muhtarsız olmaz" zihniyetinin tatmin edebileceği görüş mesafesinden yukarılara çıkmaya başlar, bunun sebebi karşılaştırmalı çalışmasıdır. sorularına cevapların tamamını bilimde, felsefede bulamaz; ama din bazı sorularına kendi mantığıyla cevap vermesine rağmen hiçbirine kanıt bulamazken bilim ve felsefe kanıtlarla meydana inmektedir. bir bocalama evresinden sonra kişi kendini o 0-6 ölçeğinde kendi bilinciyle konumlandırmayı artık başarabilmiştir.
ben mi? ben 1'deyim.
edit: içimde bir inanç kıpırdanması var, bakalım ne olacak. onu da zaman gösterecek.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar