bugün
- en gıcık olunan şoför tipleri5
- putin türkmüş11
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci10
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim8
- true'nin libidosu neden yüksek7
- kemal kılıcdaroğlu2
- 1000mbit internet2
- ermeni ünlüler2
- true'nin acile kaldırılması9
- kankinizin sevgilinizi götürmesi5
- sözlük erkeklerinin şortları2
- türk vatandaşları türktür8
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- mahalle kültürünün yok olması4
- tek adam4
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler5
- diyanet'in japonya da ne işi var3
- dinci şairler4
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- kıza fotoğraf yolladıktan sonra olabilecekler4
- osuruktan şiirler41
- canımın yubari kavunu çekmesi8
- babülmendep boğazı2
- devlet bahçeli3
- sonsuza kadar yaşamak2
- giysi fiyatlarının uçması3
- ilk öpüştüğüm kız6
- türkiyeli olmak3
- kill bill vol 33
- sözlükte kimsenin kalmadığını hissetmek2
- eczacının sağlıklı günler demesi5
- 18 ağustos 2026 kuduz paniği2
- vexillarius the slayer3
- adana kebap10
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı20
- almanyada çok insan öldü haklı mıydı4
- mokv öldü mü2
- burası instagram değil sözlük4
- gece pencereyi açık unutup yatmak5
- gut hastalığı2
- rus milfi3
- aslan gibi adam11
- dünya asla vazgeçme günü4
- bebek katili4
- koreli ucube ile evlenen kadın3
- amca diyen bokolog2
- ben geldim kerkenezler18
- claudian clouds22
- sözlükten soğuma nedenleri17
- şu an sizi ne mutlu ederdi3
Klasik paranormal olaylar olan uzaduyum (telepati) ve ruhsalgörü (durugörü) aslında Duyu Ötesi Algı adıyla bilinen yeteneklerdendir. Bu iki yeteneği birbirinden ayırmak güçtür. Genellikle uzaduyum, zihinler arasındaki paranormal bilgi iletişimi olarak kabul edilir; ruhsalgörüde ise; bilgi, başka bir zihnin yardımı olmaksızın elde edilir. Bazı bakımlardan uzaduyum, ruhsalgörü yoluyla başka bir kimsenin zihnini okumak da sayılabilir. Pratikte, ruhsalgörüyü kapsamayan uzaduyum deneyleri yapmak güç olmakla birlikte, uzaduyum biraz incelik kullanılarak deney kapsamı dışında tutulabilir.
Bunun gibi duyu ötesi algı olaylarını gerçekleştirme yetenekleri oldukça nazik nitelikte olduğundan, soğuk ve anlayışsız laboratuvar atmosferinde kolayca yitirilebilmektedir. ikiz kardeşler arasındaki yakın ilişki bugün neredeyse efsaneleşmiştir; birçoğumuzda kilometrelerce uzakta yaşayan ve birbirlerinden hiç haber almadıkları halde aynı zamanda hastalanan ikizlerin varlığını biliriz.
ikiz kardeşinin ölümünü paranormal yollardan, belki görünmeyen bir ruhsal bağın kopması sonucu ya da uzaduyumsal bir kayıp duygusu yoluyla haber alan kişilerle ilgili birçok belgeler vardır.
ikizler arasındaki bu yakın zihinsel bağlantı, bir dizi deneyle kanıtlanmıştır. Bu deneylerde, ikizlere beyindeki akımları ölçen bir elektroansefalografi aygıtı bağlanmıştır. Deney sırasında ikizlerden birinin gevşemesi ve beyninin gevşeme durumundaki zihne özgü elektrik dalgaları vermeye başlaması üzerine, başka bir odada kardeşine bağlı olan aygıtta hemen aynı gevşeme bulgularını kaydetmiştir. Bu deney, haber iletimini değil, ruhsal durum değişimleri yönünden ikizler arasında var olan uzaduyumsal niteliği gösteriyordu.
Ruhsal bağlar
Oysa çok kere eşler ya da arkadaşlar arasında gerçekleşen benzer olayları açıklamak için hiçbir yakın kan bağı gerekmemektedir. iki kişi aynı anda aynı şeyi söylemeye başladıklarında ya da önemsiz bir olaya bilmeden aynı tepkiyi gösterdiklerinde, bu uzaduyum olabilir. Yine de, yalnızca birbirlerini çok iyi tanıdıkları için herhangi bir olaya aynı tepkiyi gösterdikleri de düşünülebilir.
Anneyle yeni doğan bebeği arasındaki bağ böyle kolayca açıklanamaz. Birçok anne güçlü bir uzaduyumsal bağa sahiptir ve çocuğunun rahatsızlığını içgüdüsel olarak sezer. Bu, biyolojik yönden büyük yarar taşıyan bir yetenek olabilir ve eğer gerçekse, bu yeteneğin evrim sürecinde tüm insan türünün kalıtsal özellikleri arasına girmesini bekleyebiliriz. Bu uzaduyumsal bağ görünüşte gerçektir, ama öteki paranormal olaylar gibi bunun da kanıtlanması güçtür ve ileri yaşlarda kaybolmaktadır. Belki de istediklerimizi başka yollardan dile getirmeyi öğrendikçe güvenilir olmayan bu yeteneğin yerini de konuşma almaktadır.
Sovyetler Birliğinde yapılan deneylerde, bir denizaltı içerisinde yavru tavşanlar belli aralarla öldürülmüş ve binlerce kilometre uzaklıktaki bir kara parçasında anne tavşanın beyin dalgaları her bir yavrunun öldürülmesi sırasında belirgin değişimler göstermiştir.
Kanıtların Tartılması
Duyu ötesi algı incelemelerindeki başlıca güçlük, bu olayların geçici ve süreksiz nitelikleridir. Duyu ötesi algının bu düzensiz görünümünün nedenini anlamak zor olmakla birlikte, bu yeteneğin kişinin ruhsal durumuna son derece bağlı olduğu düşünülmektedir. En başarılı Duyu ötesi algı uygulayıcıları ve bir çok medyum en verimli deneylerini gevşemiş ve dalgın bir ruhsal durum içinde bulundukları zaman gerçekleştirmişlerdir.
Başarılı bir deneydeki yoğun heyecan durumu kişinin Duyu ötesi algı güçlerini geçici olarak arttırabilmekteyse de, uzun sürede en iyi sonuçlar kişinin tam gevşeme durumunda olduğu zaman alınmaktadır. Kişiyi bu ruhsal duruma özgü olan beyin dalgalarını, yani alfa ritmini yayınlamaya alıştırmada elektroansefalografi ya da kısaca EEG kullanılır.
Birçok bilim adamı bu değişmiş bilinçlilik durumları'nın büyük önem taşıdığını varsayarak, yogilerin ve deneyüstü (transdantal) derin düşünceye dalış, Zen ve diğer derin düşünce teknikleriyle eğitilmiş kişilerin ruhsal yeteneklerini incelemişlerdir.
Şu halde, duyu ötesi algı bir gerçek midir? Yoksa yalnızca boş bir umut mudur? Londra Üniversitesi Psikoloji Profesörü Prof. Hans Eysenck, duyu ötesi algının gerçekliği konusunda eldeki kanıtları yeterince inandırıcı bulmaktadır:
Eğer bütün dünyadaki 30 kadar üniversite kürsüsü ve bir çoğu önceleri ruhsal araştırmacıların savlarına karşı çıkmış olan çeşitli dallardaki son derece saygın yüzlerce bilim adamı arasında gizli bir işbirliği yoksa, tarafsız bir gözlemcinin varabileceği tek sonuç şudur: Sayıca az bazı kimseler henüz bilimin tanımadığı yollardan ya başkalarının zihnindeki ya da dış dünyadaki bilgileri elde etme yeteneğine sahiptirler. Bu yorumun açıklanmasından 20 yıl sonra, yüzlerce laboratuar ve binlerce araştırmacı hala bu anlaşılması güç duyu ötesi algı olaylarını kanıtlamaya çalışmaktadır.
Bunun gibi duyu ötesi algı olaylarını gerçekleştirme yetenekleri oldukça nazik nitelikte olduğundan, soğuk ve anlayışsız laboratuvar atmosferinde kolayca yitirilebilmektedir. ikiz kardeşler arasındaki yakın ilişki bugün neredeyse efsaneleşmiştir; birçoğumuzda kilometrelerce uzakta yaşayan ve birbirlerinden hiç haber almadıkları halde aynı zamanda hastalanan ikizlerin varlığını biliriz.
ikiz kardeşinin ölümünü paranormal yollardan, belki görünmeyen bir ruhsal bağın kopması sonucu ya da uzaduyumsal bir kayıp duygusu yoluyla haber alan kişilerle ilgili birçok belgeler vardır.
ikizler arasındaki bu yakın zihinsel bağlantı, bir dizi deneyle kanıtlanmıştır. Bu deneylerde, ikizlere beyindeki akımları ölçen bir elektroansefalografi aygıtı bağlanmıştır. Deney sırasında ikizlerden birinin gevşemesi ve beyninin gevşeme durumundaki zihne özgü elektrik dalgaları vermeye başlaması üzerine, başka bir odada kardeşine bağlı olan aygıtta hemen aynı gevşeme bulgularını kaydetmiştir. Bu deney, haber iletimini değil, ruhsal durum değişimleri yönünden ikizler arasında var olan uzaduyumsal niteliği gösteriyordu.
Ruhsal bağlar
Oysa çok kere eşler ya da arkadaşlar arasında gerçekleşen benzer olayları açıklamak için hiçbir yakın kan bağı gerekmemektedir. iki kişi aynı anda aynı şeyi söylemeye başladıklarında ya da önemsiz bir olaya bilmeden aynı tepkiyi gösterdiklerinde, bu uzaduyum olabilir. Yine de, yalnızca birbirlerini çok iyi tanıdıkları için herhangi bir olaya aynı tepkiyi gösterdikleri de düşünülebilir.
Anneyle yeni doğan bebeği arasındaki bağ böyle kolayca açıklanamaz. Birçok anne güçlü bir uzaduyumsal bağa sahiptir ve çocuğunun rahatsızlığını içgüdüsel olarak sezer. Bu, biyolojik yönden büyük yarar taşıyan bir yetenek olabilir ve eğer gerçekse, bu yeteneğin evrim sürecinde tüm insan türünün kalıtsal özellikleri arasına girmesini bekleyebiliriz. Bu uzaduyumsal bağ görünüşte gerçektir, ama öteki paranormal olaylar gibi bunun da kanıtlanması güçtür ve ileri yaşlarda kaybolmaktadır. Belki de istediklerimizi başka yollardan dile getirmeyi öğrendikçe güvenilir olmayan bu yeteneğin yerini de konuşma almaktadır.
Sovyetler Birliğinde yapılan deneylerde, bir denizaltı içerisinde yavru tavşanlar belli aralarla öldürülmüş ve binlerce kilometre uzaklıktaki bir kara parçasında anne tavşanın beyin dalgaları her bir yavrunun öldürülmesi sırasında belirgin değişimler göstermiştir.
Kanıtların Tartılması
Duyu ötesi algı incelemelerindeki başlıca güçlük, bu olayların geçici ve süreksiz nitelikleridir. Duyu ötesi algının bu düzensiz görünümünün nedenini anlamak zor olmakla birlikte, bu yeteneğin kişinin ruhsal durumuna son derece bağlı olduğu düşünülmektedir. En başarılı Duyu ötesi algı uygulayıcıları ve bir çok medyum en verimli deneylerini gevşemiş ve dalgın bir ruhsal durum içinde bulundukları zaman gerçekleştirmişlerdir.
Başarılı bir deneydeki yoğun heyecan durumu kişinin Duyu ötesi algı güçlerini geçici olarak arttırabilmekteyse de, uzun sürede en iyi sonuçlar kişinin tam gevşeme durumunda olduğu zaman alınmaktadır. Kişiyi bu ruhsal duruma özgü olan beyin dalgalarını, yani alfa ritmini yayınlamaya alıştırmada elektroansefalografi ya da kısaca EEG kullanılır.
Birçok bilim adamı bu değişmiş bilinçlilik durumları'nın büyük önem taşıdığını varsayarak, yogilerin ve deneyüstü (transdantal) derin düşünceye dalış, Zen ve diğer derin düşünce teknikleriyle eğitilmiş kişilerin ruhsal yeteneklerini incelemişlerdir.
Şu halde, duyu ötesi algı bir gerçek midir? Yoksa yalnızca boş bir umut mudur? Londra Üniversitesi Psikoloji Profesörü Prof. Hans Eysenck, duyu ötesi algının gerçekliği konusunda eldeki kanıtları yeterince inandırıcı bulmaktadır:
Eğer bütün dünyadaki 30 kadar üniversite kürsüsü ve bir çoğu önceleri ruhsal araştırmacıların savlarına karşı çıkmış olan çeşitli dallardaki son derece saygın yüzlerce bilim adamı arasında gizli bir işbirliği yoksa, tarafsız bir gözlemcinin varabileceği tek sonuç şudur: Sayıca az bazı kimseler henüz bilimin tanımadığı yollardan ya başkalarının zihnindeki ya da dış dünyadaki bilgileri elde etme yeteneğine sahiptirler. Bu yorumun açıklanmasından 20 yıl sonra, yüzlerce laboratuar ve binlerce araştırmacı hala bu anlaşılması güç duyu ötesi algı olaylarını kanıtlamaya çalışmaktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar