bugün
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı10
- yuzırların süper güçleri8
- dövmesi olan yazarlar6
- cumartesi gecesi intihar etmek5
- siz yazın ben yatıyorum3
- nervio'nun kedi kumu5
- vincenzo montella'nın halen istifa etmemiş olması10
- 20 haziran 2026 almanya fildişi sahili maçı4
- enteresan beddualar6
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı52
- a milli futbol takımına bir bahane bırak2
- aç olmak ama ne yemek istediğini bilmemek5
- termodinamiğin ikinci kanununu silkmek5
- sevgilisini paylaşan adam3
- johnny deep barış akarsu benzerliği2
- keranenin darvinci açıklaması2
- seni hayata bağlayan şey5
- vurduran erkek davranışları3
- 48 takım içinde 47 nci olmak2
- salyangozun bıraktığı gümüşsü iz4
- renault toros ile eğitim veren sürücü kursu2
- köle isaura2
- gavat bir insan olmak3
- treni kaçırmak5
- 0 gol 0 puan2
- platonik aşk5
- crrc corporation3
- jd vance2
- erkeklere çekici gelen kadın meslekleri10
- kızın yanında güvercin avuçlayıp özgürsün demek3
- billy joel2
- ankara mı istanbul mu9
- berberlere zam gelmesi7
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi12
- haiti3
- iç anadolu ağzı3
- öpüşemeyen zenon2
- markette taze fasulye 100 tl köylü satıyor 100 tl3
- yaz gribi3
- teoman müziği bıraktı2
- sinekkaydı gezmenin bağımlılık yapması3
- erkeklerin akılsızlıkları9
- gamba biber2
- sözlük düşünce çalılıkları sıklığı2
- inek yalamış saç stili2
- nuh tufanı olayı gerçek midir11
- aylık 362 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- kayahan'ın en güzel şarkısı12
- duş alıp yatağa çırılçıplak atlamak2
- 20 haziran 2026 hollanda isveç maçı3
Deniz Kurmay Albay , sualtında dijital veri oluşturmakta(!) mahir eski bir SAT Komandosu.
aynı zamanda kendisi bir hasdal esiri.
kendisi erdoğan a bir mektup yazmış.
--spoiler--
Yerken kıtır kıtır, bekçi gelince meee..
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın televizyon ekranında görünmesiyle, kanalı değiştirmek arasında geçen, insanlık için küçük, benim içinse çok büyük zaman diliminde şu birkaç cümleyi işitmek zorunda kaldım birkaç gece önce Hasdal da: " Oslo yla ilgili (CHP nin açıkladığı Oslo görüşmeleri belgesini kastediyor,) yalan ve yanlış haberler terör örgütü kaynaklı. O aslında bir belge değil. Onların hazırlamış olduğu, kendilerine göre bir uydurma kaleme aldıkları 9–10 maddelik bir yazı. Ama bunu belge olarak sundular. Bu oradaki görüşmelerden de onun içinde yok mudur, vardır tabii. Ama bir evrakın belge olabilmesi için tarafların onun altında imzalarının olması lazım. Böyle bir imza var mı? Yok.
Sağır olaydım da duymayaydım, kör olaydım da görmeyeydim, dedim kendi kendime ama ne çare. Kulaklarıma inanamadığım aynı kelimeleri ertesi gün gazetelerde de okuyunca, anladım ki duyduklarım gerçekmiş.
Yaşlı kulaklarım bana ihanet etmemiş yani. Daha birkaç gün önce Silivri nin, mahkeme adı altında görülen iftira davası nedeniyle 16 yıl hapse mahkûm olmadım mı ben?
Hem o davada savcılar, bırakın imzalı imzasız bir belgeyi, sorularını çıktısı bile olmayan dijital yalanlar üzerinden, bilgisayar ekranından sormamışlar mıydı bize?
Bir bahriye subayı olarak, adını bile yıllar sonra öğrendiğim bir plan seminerinin uydurma dijital verileri yüzünden almadım mı ben 16 yıl cezayı?
insan haliyle sormadan edemiyor tabii.
Sizin hükümetiniz yönetiminde neyin belge olduğunu nasıl bileceğiz biz Başbakan Erdoğan?
Partinizin halen görevde olan Kayseri Belediye Başkanının el yazısı notlarını da belge saymamıştınız siz.
E o zaman bu sahte dijital veriler yüzünden, biz bu cezayı niye aldık?
Size olunca olmuyor da bize gelince mi belge olası tutuveriyor bu dijital verilerin, yoksa bir başka deyişle, Siz yerken kıtır kıtır, bekçi gelince mee mi diyorsunuz Başbakan Erdoğan?
Aslında kabahat bende. Sanki belge tanımlaması üzerine ikiyüzlü sözleriniz yetmemiş gibi, dayanamadım,
iki gün sonra Balyoz Davası hakkındaki beyanlarınızı da okudum gazetelerden.
Duydum ki Balyoz CD lerini dinleyip dinleyip şok oluyormuşsunuz.
Duyan da sanır ki Balyoz Davasında suçun konusu plan seminerindeki konuşmalardı.
Siz böyle hayretten ağzınız açık, şoka girerek konuştukça, milletin binlerce hatayı, sahte dijital verileri, sanıkların yapmadıkları bir suçu yapmadıklarını döndüre döndüre kaç kere ispatladıklarını unutuverecek sanıyorsunuz.
Balyoz CD lerini dinledikçe bir yandan şok oluyor, öte yandan şöyle diyormuşsunuz Başbakan Erdoğan: CD leri dinliyorum şok oluyorum.
YAŞ toplantılarında beraber olduğumuz arkadaş. Yolculuklarımızın olduğu arkadaş.
inanın dinlemesem inanmayacağım.
Nasıl olur böyle bir şey diyorum. (Hürriyet Gazetesinin 28 Eylül 2012 tarihli sayısı, sayfa 24. Balyoz CD lerini dinliyorum şok oluyorum.)
Ama tüm bu senaryo, siz eski mesai arkadaşlarınızdan, sizi ayakta karşılamayan, hak ettiğinizi düşündüğünüz hürmeti göstermeyenlerden intikamınızı alasınız, kininizin takipçisi olasınız diye kurgulanmadı mı Başbakan Erdoğan?
Siz bir yandan eski mesai arkadaşlarınızdan intikamınızı alırken, ABD de kendine köstek olan Türk Subaylarını cezalandırsın, bizden boşalan yerlere de Fethullah ın yıllardır kabuklarını kırmak için sabırla bekleyen bebeleri yerleşsin diye kurulmadı mı bu düzen, neden bu kadar şoka girdiniz vallahi ben anlayamadım Başbakan Erdoğan!
Başbakan Erdoğan, sakın şoka gireyim demeyin. Sizin tombul yanaklı, genizden konuşmalı yardımcınız Hüseyin Çelik, AKP nin son kongresine alınmayan gazete ve televizyonlar için, " Sıkılmış yumrukla el sıkılmaz. Bakın Hazreti isa nın öğretisinde, suratına tokat vuruluyorsa, diğer tarafı göstereceksin. Bizde öyle değil. Yani suratımıza tokat vurana diğer tarafımızı göstermeyiz. Kısasa kısas vardır " demedi mi?
(Cumhuriyet Gazetesinin 1 Ekim 2012 tarihli sayısı, sayfa 8. Çelik: Bizde kısasa kısas vardır.)
Daha alamadınız mı intikamınızı Türk medyasından, subayından ve daha kim varsa sırada onlardan, bu hayret, şoka girmeler niye, sizden habersiz kuş mu uçuyor memlekette Başbakan Erdoğan?
Çilem bitecek gibi değil.
Tam sizin belge konulu açıklamalarınız ve Balyoz şokunuzun üzerimde yarattığı şoku üzerimden atmaya çalışırken bir de mahkûmlara vermeyi planladığınız 24 saat ailelerle görüşme izni düştü gündeme.
Allah razı olsun, tuttuğunuz altın olsun mu diyeyim bilemedim, özgürlüğümüzün elimizden alındığı yetmedi de şimdi sıra o işe mi geldi Başbakan Erdoğan?
Bütün kuşları yakaladık da bir leylek mi kaldı tutamadığımız?
Hadi sizin sevdiğiniz deyimle tekrar ifade edelim: Bütün boyalara boyandık da bir fıstık yeşili mi kaldı boyanmadığımız Başbakan Erdoğan?
Türkiye de adil yargılama sorunu bitmiş, Balyoz iftirası kapsamında mahkeme bilirkişi raporlarını kabul etmiş, şahitleri dinlemiş, avukatlarımızla birlikte savunmalarımızı almış, delil değerlendirme safhasını da hiç ihmal etmemiş gibi, her şeyimiz tamam da bir o iş mi kaldı halledemediğimiz Başbakan Erdoğan?
Sahi daha dün çıkan kararla babalıktan ve kocalıktan men edilmedik mi biz, şimdi fikrinizi değiştirdiniz de, Ne yapın edin üç çocuğu hapiste de olsa tamamlayın mı diyorsunuz Başbakan Erdoğan?
Önce neyin delil neyin delil olmadığına bir karar verirseniz, Türkiye de gerçek deliller üzerinden adil yargılamayı sağlayabilirseniz, neden Balyoz Davasında hüküm giyen 325 masumun neredeyse yarısının (152), sizi şoka sokan CD lerin kaydedildiği seminere katılmayan ve tamamı dijital sahtekârlıklar üzerinden cezalandırılan Türk Deniz Kuvvetleri personeli olduğunu öğrenirseniz hem şoka girmekten hem de milletin özel hayatıyla uğraşmaktan kurtulursunuz.
Sahi hiç mi merak etmiyorsunuz, bu kadar denizciyle balıklara mı darbe yapılacaktı Başbakan Erdoğan?
Başbakan Erdoğan.
Hasdal, yiğit, mert, yalansız, bir suçu varsa da bunu reddetmeyecek Türk subaylarıyla dolu.
Politikacı değiliz ki biz, ne dediğimizi reddedelim ne de yaptığımızı.
Altında imzamız olmasa dahi söylediğimizi ve yaptığımızı inkâr etmeyecek şekilde yetiştirildik biz. Yüreğiniz yetecekse eğer, Hasdal insanı şoktan şoka sokacak onlarca hikâyeyle dolu.
Buyurun gelin.
Sizin döneminizde Türkiye de girilmedik kurum mu kaldı ki, Hasdal size ırak olsun Başbakan Erdoğan.
Gelirken yanınızda Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu Başkanı Nimet Baş ı da getirin de ona da iki çift laf etmek kısmet olsun.
Asılsız dijital verilerle yıllarca hüküm yediğimiz yetmemiş olacak ki, " Darbeciler, darbe yaptıklarını asla kabul etmiyor. En büyük problem bu. Oysa biz meselelerle yüzleşirken her şeyden önce bir pişmanlık duygusunu, bir nedameti de algılamak istiyoruz " buyurmuş.
Hoş, biz başvurduğumuz halde başında olduğu komisyon sözde Balyoz Darbe Planını araştırmayı reddetti ama belki bizi dinlerse neyin darbe olduğunu neyin de darbe olmadığını anlatmak kısmet olur kendisine.
Demem o ki Başbakan Erdoğan, şoka girecek bir şey yok ortada.
Aslında siz de biliyorsunuz bunu ya, belki de böyle söylemek daha işinize geliyordur.
Son söz olarak, Türkiye nin bağımsız yargıçları her ne sebeple Balyoz Davasında bu kadar haksız yargılamayı yaptı ve bu kadar ağır cezayı verdiyse, umarım hiçbiri yarın öbür gün büyük bir takasın karşılığı olmak için değildir Başbakan Erdoğan.
Eğer öyleyse haberiniz olsun, bu millet sizi % 50 oyla iktidara taşıdığı gibi unutulmaya mahkûm etmeyi de bilir Başbakan Erdoğan.
--spoiler--
aynı zamanda kendisi bir hasdal esiri.
kendisi erdoğan a bir mektup yazmış.
--spoiler--
Yerken kıtır kıtır, bekçi gelince meee..
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın televizyon ekranında görünmesiyle, kanalı değiştirmek arasında geçen, insanlık için küçük, benim içinse çok büyük zaman diliminde şu birkaç cümleyi işitmek zorunda kaldım birkaç gece önce Hasdal da: " Oslo yla ilgili (CHP nin açıkladığı Oslo görüşmeleri belgesini kastediyor,) yalan ve yanlış haberler terör örgütü kaynaklı. O aslında bir belge değil. Onların hazırlamış olduğu, kendilerine göre bir uydurma kaleme aldıkları 9–10 maddelik bir yazı. Ama bunu belge olarak sundular. Bu oradaki görüşmelerden de onun içinde yok mudur, vardır tabii. Ama bir evrakın belge olabilmesi için tarafların onun altında imzalarının olması lazım. Böyle bir imza var mı? Yok.
Sağır olaydım da duymayaydım, kör olaydım da görmeyeydim, dedim kendi kendime ama ne çare. Kulaklarıma inanamadığım aynı kelimeleri ertesi gün gazetelerde de okuyunca, anladım ki duyduklarım gerçekmiş.
Yaşlı kulaklarım bana ihanet etmemiş yani. Daha birkaç gün önce Silivri nin, mahkeme adı altında görülen iftira davası nedeniyle 16 yıl hapse mahkûm olmadım mı ben?
Hem o davada savcılar, bırakın imzalı imzasız bir belgeyi, sorularını çıktısı bile olmayan dijital yalanlar üzerinden, bilgisayar ekranından sormamışlar mıydı bize?
Bir bahriye subayı olarak, adını bile yıllar sonra öğrendiğim bir plan seminerinin uydurma dijital verileri yüzünden almadım mı ben 16 yıl cezayı?
insan haliyle sormadan edemiyor tabii.
Sizin hükümetiniz yönetiminde neyin belge olduğunu nasıl bileceğiz biz Başbakan Erdoğan?
Partinizin halen görevde olan Kayseri Belediye Başkanının el yazısı notlarını da belge saymamıştınız siz.
E o zaman bu sahte dijital veriler yüzünden, biz bu cezayı niye aldık?
Size olunca olmuyor da bize gelince mi belge olası tutuveriyor bu dijital verilerin, yoksa bir başka deyişle, Siz yerken kıtır kıtır, bekçi gelince mee mi diyorsunuz Başbakan Erdoğan?
Aslında kabahat bende. Sanki belge tanımlaması üzerine ikiyüzlü sözleriniz yetmemiş gibi, dayanamadım,
iki gün sonra Balyoz Davası hakkındaki beyanlarınızı da okudum gazetelerden.
Duydum ki Balyoz CD lerini dinleyip dinleyip şok oluyormuşsunuz.
Duyan da sanır ki Balyoz Davasında suçun konusu plan seminerindeki konuşmalardı.
Siz böyle hayretten ağzınız açık, şoka girerek konuştukça, milletin binlerce hatayı, sahte dijital verileri, sanıkların yapmadıkları bir suçu yapmadıklarını döndüre döndüre kaç kere ispatladıklarını unutuverecek sanıyorsunuz.
Balyoz CD lerini dinledikçe bir yandan şok oluyor, öte yandan şöyle diyormuşsunuz Başbakan Erdoğan: CD leri dinliyorum şok oluyorum.
YAŞ toplantılarında beraber olduğumuz arkadaş. Yolculuklarımızın olduğu arkadaş.
inanın dinlemesem inanmayacağım.
Nasıl olur böyle bir şey diyorum. (Hürriyet Gazetesinin 28 Eylül 2012 tarihli sayısı, sayfa 24. Balyoz CD lerini dinliyorum şok oluyorum.)
Ama tüm bu senaryo, siz eski mesai arkadaşlarınızdan, sizi ayakta karşılamayan, hak ettiğinizi düşündüğünüz hürmeti göstermeyenlerden intikamınızı alasınız, kininizin takipçisi olasınız diye kurgulanmadı mı Başbakan Erdoğan?
Siz bir yandan eski mesai arkadaşlarınızdan intikamınızı alırken, ABD de kendine köstek olan Türk Subaylarını cezalandırsın, bizden boşalan yerlere de Fethullah ın yıllardır kabuklarını kırmak için sabırla bekleyen bebeleri yerleşsin diye kurulmadı mı bu düzen, neden bu kadar şoka girdiniz vallahi ben anlayamadım Başbakan Erdoğan!
Başbakan Erdoğan, sakın şoka gireyim demeyin. Sizin tombul yanaklı, genizden konuşmalı yardımcınız Hüseyin Çelik, AKP nin son kongresine alınmayan gazete ve televizyonlar için, " Sıkılmış yumrukla el sıkılmaz. Bakın Hazreti isa nın öğretisinde, suratına tokat vuruluyorsa, diğer tarafı göstereceksin. Bizde öyle değil. Yani suratımıza tokat vurana diğer tarafımızı göstermeyiz. Kısasa kısas vardır " demedi mi?
(Cumhuriyet Gazetesinin 1 Ekim 2012 tarihli sayısı, sayfa 8. Çelik: Bizde kısasa kısas vardır.)
Daha alamadınız mı intikamınızı Türk medyasından, subayından ve daha kim varsa sırada onlardan, bu hayret, şoka girmeler niye, sizden habersiz kuş mu uçuyor memlekette Başbakan Erdoğan?
Çilem bitecek gibi değil.
Tam sizin belge konulu açıklamalarınız ve Balyoz şokunuzun üzerimde yarattığı şoku üzerimden atmaya çalışırken bir de mahkûmlara vermeyi planladığınız 24 saat ailelerle görüşme izni düştü gündeme.
Allah razı olsun, tuttuğunuz altın olsun mu diyeyim bilemedim, özgürlüğümüzün elimizden alındığı yetmedi de şimdi sıra o işe mi geldi Başbakan Erdoğan?
Bütün kuşları yakaladık da bir leylek mi kaldı tutamadığımız?
Hadi sizin sevdiğiniz deyimle tekrar ifade edelim: Bütün boyalara boyandık da bir fıstık yeşili mi kaldı boyanmadığımız Başbakan Erdoğan?
Türkiye de adil yargılama sorunu bitmiş, Balyoz iftirası kapsamında mahkeme bilirkişi raporlarını kabul etmiş, şahitleri dinlemiş, avukatlarımızla birlikte savunmalarımızı almış, delil değerlendirme safhasını da hiç ihmal etmemiş gibi, her şeyimiz tamam da bir o iş mi kaldı halledemediğimiz Başbakan Erdoğan?
Sahi daha dün çıkan kararla babalıktan ve kocalıktan men edilmedik mi biz, şimdi fikrinizi değiştirdiniz de, Ne yapın edin üç çocuğu hapiste de olsa tamamlayın mı diyorsunuz Başbakan Erdoğan?
Önce neyin delil neyin delil olmadığına bir karar verirseniz, Türkiye de gerçek deliller üzerinden adil yargılamayı sağlayabilirseniz, neden Balyoz Davasında hüküm giyen 325 masumun neredeyse yarısının (152), sizi şoka sokan CD lerin kaydedildiği seminere katılmayan ve tamamı dijital sahtekârlıklar üzerinden cezalandırılan Türk Deniz Kuvvetleri personeli olduğunu öğrenirseniz hem şoka girmekten hem de milletin özel hayatıyla uğraşmaktan kurtulursunuz.
Sahi hiç mi merak etmiyorsunuz, bu kadar denizciyle balıklara mı darbe yapılacaktı Başbakan Erdoğan?
Başbakan Erdoğan.
Hasdal, yiğit, mert, yalansız, bir suçu varsa da bunu reddetmeyecek Türk subaylarıyla dolu.
Politikacı değiliz ki biz, ne dediğimizi reddedelim ne de yaptığımızı.
Altında imzamız olmasa dahi söylediğimizi ve yaptığımızı inkâr etmeyecek şekilde yetiştirildik biz. Yüreğiniz yetecekse eğer, Hasdal insanı şoktan şoka sokacak onlarca hikâyeyle dolu.
Buyurun gelin.
Sizin döneminizde Türkiye de girilmedik kurum mu kaldı ki, Hasdal size ırak olsun Başbakan Erdoğan.
Gelirken yanınızda Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu Başkanı Nimet Baş ı da getirin de ona da iki çift laf etmek kısmet olsun.
Asılsız dijital verilerle yıllarca hüküm yediğimiz yetmemiş olacak ki, " Darbeciler, darbe yaptıklarını asla kabul etmiyor. En büyük problem bu. Oysa biz meselelerle yüzleşirken her şeyden önce bir pişmanlık duygusunu, bir nedameti de algılamak istiyoruz " buyurmuş.
Hoş, biz başvurduğumuz halde başında olduğu komisyon sözde Balyoz Darbe Planını araştırmayı reddetti ama belki bizi dinlerse neyin darbe olduğunu neyin de darbe olmadığını anlatmak kısmet olur kendisine.
Demem o ki Başbakan Erdoğan, şoka girecek bir şey yok ortada.
Aslında siz de biliyorsunuz bunu ya, belki de böyle söylemek daha işinize geliyordur.
Son söz olarak, Türkiye nin bağımsız yargıçları her ne sebeple Balyoz Davasında bu kadar haksız yargılamayı yaptı ve bu kadar ağır cezayı verdiyse, umarım hiçbiri yarın öbür gün büyük bir takasın karşılığı olmak için değildir Başbakan Erdoğan.
Eğer öyleyse haberiniz olsun, bu millet sizi % 50 oyla iktidara taşıdığı gibi unutulmaya mahkûm etmeyi de bilir Başbakan Erdoğan.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar