bugün
- sedat pekmez10
- internetten önce ne yapılıyordu sorusu4
- tarihte kürşad diye birinin hiç yaşamaması5
- aziz yıldırım'ın fetö ile mücadelesi3
- uludağ sözlük discord grubu10
- spor sonrası ayna karşısında pazu şişirmek2
- insanlardan nefret etmek9
- kızlar kıllı göbek sever mi2
- yazarların on üzerinden komiklikleri47
- cumhuriyet halk partisi6
- dövüş ustası olmanın silaha karşı işe yaramaması3
- eve atılan kızın ekşici çıkması6
- birine geç kalmak9
- bir şair bir şiir2
- üstteki yazar gözünde nasıl canlanıyor8
- beyazsemsiyeliyabanci48
- cayır cayır yanan kız13
- m r e r e c t o12
- larisalisa10
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- satranç haram yasaklansın17
- seni ne mutlu eder sorusu6
- hayatının geri kalanını belirleyecek mesaj5
- aşkım daha önce hiç patlıcan yemedim diyen kız4
- gir içime hünharca12
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- yer sofrası5
- güvenli bir omuz arar bazen insan4
- neden bu kadar sevildiği anlaşılamayan şeyler7
- arkadaşlar bakar mısınız8
- yorgun mermi22
- eşime sormam lazım kadınları3
- abd'nin iran füzelerine müdahale etmemesi3
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak10
- gocu43
- güzel bir kadını terk etmek5
- bruce lee4
- sabah sekizde okulda olmanın felsefi anlamsızlığı2
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek8
- park sorunu6
- yalnızlık güç değildir4
- çocuğum olmuyor ne yapmalıyım4
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler9
- afganistan islam emirliği4
- togg'a lpg taktırmak11
- kürt mutfağı7
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi11
öğrenciler sendikalaşiyor
neden öğrenci sendikası?
üniversitelerin, liselerin giderek daha fazla özelleştirmeci, piyasacı neoliberal politikaların etkisi altına girdiği bir dönemdeyiz. eğitimin bir bütün olarak ticaret alanı haline geldiği bu süreçte, katkı payları, harçlar, yurt ve kredi gibi sorunlar bizler ve ailelerimiz için daha fazla içinden çıkılmaz hale geliyor. sermayeye nitelikli işgücü taşıma amacıyla oluşturulan yeni eğitim müfredatıyla yeniden organize edilen meslek liseleri, yüksek okullar ve fakülteler, geleceğin işçisi ve kamu emekçisi olacak bizleri, daha öğrencilik yıllarımızda emek-sermaye çelişkisinin acımasız kollarına itiyor.
en genel tanımıyla bireyin toplum tarafından şekillendirilmesi olarak tanımlanan eğitim, imf güdümlü uygulamalarla paralı hale getiriliyor, dolayısıyla en temel toplumsal ihtiyaçalardan biri olan parasız eğitim hakkımız gasp ediliyor. eğitimin paralı hale getirilmesi birçoklarımız için eğitim almayı zorlaştırırken, gittikçe bilgiyi de alınıp satılabilir bir meta haline getiriyor. bu bir yandan bir bilgi üzerindeki tekeli geliştirirken diğer yandan geniş kesimler için bilgi yoksunluğu ve fakirliğini derinleştiriyor. bu yüzden herkes ancak parası kadar eğitim alabiliyor. parası olanla olmayan için iki ayrı biçim ve içerikte eğitim veriliyor.
birçoğumuz, yetersiz krediler ve yurtlar, yüksek harçlar, kayıt paraları, belge paraları, kırtasiye masrafları vs.. yüzünden eğitimimize ayırmamız gereken emek zamanı eğitim giderlerimizi karşılamak için ayrımak zorunda bırakılıyoruz. giderek daha fazla arkadaşımız ucuz iş gücü olarak piyasada çalışmak zorunda kalıyor. şimdide yeni icat olan “burs karşılığı çalışma” programlarıyla (çok düşük ücretlerle, genellikle sigortasız ve güvencesiz) bizzat okul yönetimleri tarafından sömürülüyoruz. piyasa bizleri ucuz iş gücü olarak emiyor, işçi ücretlerini düşük tutmanın, kuralsız çalışmanın bir aracı olarak kullanıyor.
eni sonu eğitim hayatımız bittiğinde bizi bekleyense büyük bir çoğunluğumuz için işsizlik oluyor. üniversite diploması hem bizler hem alilelerimiz için yoksulluktan kurtuluş ve iş garantisi olarak görülüyordu. kriz kuşaklarıyla birlikte daralan istihdam olanakları, artan nüfus ve ard arda gelen özelleştirme dalgaları ile birlikte bizler daha eğitim sürecimizde “işsizler” yada “çalışan yoksullar” ordusunun birer bireyi haline getiriliyoruz. birçoğumuz ücretli köle olarak çalışmaya razı hale geldi.
işsizlik riskinden kurtulmak için bir dil biliyorsak iki dil; iki bilgisayar programı biliyorsak 5 bilgisayar programı, diplomamızın yanına sertifikalar koymak zorunda bırakılıyoruz. tabi bunların herbiri için ayrıca yığınla para ödüyoruz.
müşteri-işçi ikilimine sıkıştırılan bizler, piyasalaşan üniversitelerde, ortak dayanışma deneyiminden uzak, bireyselliğin ve rekabetin kutsandığı bir eğitimin içinde haklarımızı aramaktan yoksun, sendikal bilinçten, ortak çıkarlarımız için mücadele perspektifinden mahrum bir biçimde, bizlere sunulana itaat eden ve itaat etmeye zorlanan bir konumdayız.
üniversiteler sermayeye teslim
üniversiteler piyasa dinamiklerinin güdümünde, sadece egemen sınıfların çıkarınca şekillenen bir yapılanma ve üretim içerisinde. bu dolayımda, pazara uyum sağlaması gerektiği için kendileri birir pazara dönüşüyor. bunun için yıllar yılı barınma, ulaşım, beslenme, sağlık olanakları daraltıldı ve parça parça özelleştirildi. insanından malzemesine, binasından donanımına herşeyiyle satılık veya kiralık hale getirildi. teknokentler, kosgeb birimleri aracılığıyla bilimle birlikte üniversitenin tüm imkan ve olanakları, insan malzemesi dahil tekellere peşkeş çekilmeye başlandı. sermaye üniversitelerin her alanına nüfuz ederken, emeğin üniversitede fikri olarak esamesi okunmuyor. sermayenin üniversiteleri yerine parasız, demokratik ve bilimsel üniversitenin hayata geçmesi için, bizlerin ve hocalarımızın ortak bir zemin yaratması gerekiyor.
liseler çetelerin ve şiddetin girdabında
liselerde, öss sınav sisteminin yarattığı tahribatın etkisi altındayız. eğitim sistaminin içi boşalırken, özel dershanecilik eğitim sisteminin üniversiteye geçişte biricik adresi olarak sunuluyor. çetelerin, uyuşturucunun girdabına çekiliyoruz. meslek liseleri staj vb. bahanelerle ucuz emek sömürüsünün alanları haline getiriliyor. sınav sisteminin yarattığı devasa sorunlar, geleceğimizi karanlığa sürüklüyor.
örgütsüzlük tek seçenek olarak sunuluyor
12 eylül 1980 askeri darbesi örgütsüz, sesini çıkarmayan, bencil ve piyasayı kutsayan bir gençlik yetiştirmek istedi. gençliğin her türlü örgütlenme çabası engellemelerle karşılaştı. gençlik kendi sorunlarından uzaklaştığı gibi, ortak deneyimlerden, birarada iş yapma pratiklerinden de uzaklaştırıldı. kendi sorunlarına bile sahip çıkmayı beceremeyen bir kuşak meydana getirilmeye çalışıldı. öğrencilere sadece okul yönetimlerinin istediği çerçevede göstermelik haklar verildi. bu gün artık kendi sorunlarımızın neler olduğunu yaşayarak görüyoruz. bu sorunlar karşısında ortak bir karşı duruş sergilemek artık kendini bir zorunluluk olarak dayatıyor.
asla yalnız olmayacağız!
sendikalar, birlik, dayanışma ve mücadele örgütleridir. yeni liberal saldırıların ve piyasa dinamiklerinin altında ekonomik ve sosyal olarak giderek güçsüzleşen bizler için sendika bir başka umuda hizmet etmektedir. ortak çıkarlarımız için ortak taleplerle mücadelemizi örgütleme iddiasındaki bizlerin, bireyselleşmenin alabildiğine yaygınlaştığı ve geçer yol olarak sunulduğu bir dönemde, bir araya gelmemiz, ortak bir pratiği, dayanışmayı, mücadeleyi ve örgütlülüğü öğrenmemiz az birşey değildir. artik hiçbirimiz asla yalniz kalmayacağiz!
sorunlarımıza hepbirlikte sahip çıkacağımız bir yapı…
hepimizin sıkça karşılaştığı sorunları çözme konusunda, başvuracağımız, sorunlarımızı paylaşabileceğimiz, birlikte çözüm yolları üretebileceğimiz bir yapımız yok. kendi ellerimizle inşa edeceğimiz sendikamız ile sorunlarımızı çözmek için bir adrese sahip olacağız. sıkıntılarımızı paylaşacağız ve o sıkıntıları çözme iddiasında olan bir örgütümüz olacak. artık liselerde ve üniversitelerde bizlerin birlik ve dayanışması için sendikalarımız olacak. geleceğin işçileri-emekçileri olan bizler daha öğrencilik yıllarımızda sendikayla tanışacağız.
disk’in ilkesel kararları
disk 28-30 temmuz 2000 tarihindeki 11. genel kurul’da, “gençlik ve sendikal hareket” üzerine alınan kararda, tüm gençliğe yönelik yürütülecek faaliyetlerin yanı sıra, öğrenci gençliğin örgütlenmesi için bir “öğrenci sendikası” kurma çalışması başlatılması hedefi somut biçimde ifade edilmişti. bu bağlamda ilkesel olarak;
- disk’e göre “öğrenci sendikası”nın faaliyetlerinin yürütülmesinde yasallık kadar fiili ve meşru mücadele zemini de önemlidir.
-disk’in öğrenci sendikasına herhangi bir çerçeve dayatması söz konusu değildir.
-disk, “öğrenci sendikası”nı sadece bir sendika olarak görmekte, diğer siyasal-demokratik örgütlenme biçimlerinin bir alternatifi olarak kavramamaktadır.
-disk’in mücadele deneyimi “öğrenci sendikası”nın kuruluşunda önemli bir zemin olacaktır.
-disk elindeki alt yapının “öğrenci sendikası” için kolaylaştırıcı bir rol oynayacağının bilincindedir.
sendika nedir? neden bir sendika?
“işçilerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik” şeklinde yapılabilecek sendika tanımı “öğrenci sendikası”nında çerçevesini vermektedir.
bir kısmımız çalışma yaşamının dışında iken bir kısmımız ise sürekli çalışma, kısmi zamanlı çalışma gibi yollarla çalışma yaşamında yer almakta. ancak “öğrenci senidaksının kuruluşu sadece bu dinamikler üzerinden tanımlanmamalı.
neoliberal politikalar paralelinde yeniden şekillendirilen eğitim-öğretim sistemi öğrenci sendikasının kuruluşunu zorunlu hale getirirken, işlevselliğini de olanaklı kılmaktadır. gittikçe piyasalaşan okullarımızda satıcı(okul) müşteri(öğrenci) ilişkisinin yaygınlaştırılmaya çalışılması, eğitim-öğretimin yapısının ve kadrosunun kimliğinin piyasa ilişkileri çerçevesinde belirlenmesi hedefi bizlerin ortak çıkar ve hak arayışında sendika tarzı örgütlenmeyi olanaklı kılmaktadır.
önümüzdeki zorluklar
sendikamızın gelişim sürecinde önemli tartışma noktalarından biri karşımıza çıkacak zorluklar olacaktır. demokrasi kültürünün gelişmediği, 12 eylül hukukunun hala sürdüğü, geniş kitlelerin örgütlenmeye sıcak bakmadığı bir dönemde, dersliklere bu bilinci taşımanın bir aracı olan öğrenci sendikasının çeşitli biçimlerde engellenmeye çalışılacağı bir gerçekliktir. ancak bilinmelidir ki öğrenci sendikası yasal bir zemin üzerinden örgütlenmektedir. türkiyenin altına imza attığı uluslar arası sözleşmeler ve anayasanın 90. maddesi öğrencilere sendika kurma hakkı tanımaktadır. buna rağmen öğrenci sendikasının temel şiarı fiili meşru mücadele olacaktır. bizler, tüm zorluk ve engellemelere rağmen, kendi hak ve çıkarlarımız için okul yönetimleriyle, yök&le ve hükümetle toplu pazarlık yapma hakkını kullanacağız. öğrenci sendikasının kurulmasıyla ile artık yökün ve milli eğitim bakanlığı&nın bizlerle ilgili kararları tek taraflı olarak belirleme dönemleri son bulacaktır. bu çerçevede sendikamızın örgütlenmesi, örgütlenme özgürlüğümüzün önüne çıkarılacak engellere karşı fiili mücadele perspektifi ile yürütülecektir.
neden öğrenci sendikası?
üniversitelerin, liselerin giderek daha fazla özelleştirmeci, piyasacı neoliberal politikaların etkisi altına girdiği bir dönemdeyiz. eğitimin bir bütün olarak ticaret alanı haline geldiği bu süreçte, katkı payları, harçlar, yurt ve kredi gibi sorunlar bizler ve ailelerimiz için daha fazla içinden çıkılmaz hale geliyor. sermayeye nitelikli işgücü taşıma amacıyla oluşturulan yeni eğitim müfredatıyla yeniden organize edilen meslek liseleri, yüksek okullar ve fakülteler, geleceğin işçisi ve kamu emekçisi olacak bizleri, daha öğrencilik yıllarımızda emek-sermaye çelişkisinin acımasız kollarına itiyor.
en genel tanımıyla bireyin toplum tarafından şekillendirilmesi olarak tanımlanan eğitim, imf güdümlü uygulamalarla paralı hale getiriliyor, dolayısıyla en temel toplumsal ihtiyaçalardan biri olan parasız eğitim hakkımız gasp ediliyor. eğitimin paralı hale getirilmesi birçoklarımız için eğitim almayı zorlaştırırken, gittikçe bilgiyi de alınıp satılabilir bir meta haline getiriyor. bu bir yandan bir bilgi üzerindeki tekeli geliştirirken diğer yandan geniş kesimler için bilgi yoksunluğu ve fakirliğini derinleştiriyor. bu yüzden herkes ancak parası kadar eğitim alabiliyor. parası olanla olmayan için iki ayrı biçim ve içerikte eğitim veriliyor.
birçoğumuz, yetersiz krediler ve yurtlar, yüksek harçlar, kayıt paraları, belge paraları, kırtasiye masrafları vs.. yüzünden eğitimimize ayırmamız gereken emek zamanı eğitim giderlerimizi karşılamak için ayrımak zorunda bırakılıyoruz. giderek daha fazla arkadaşımız ucuz iş gücü olarak piyasada çalışmak zorunda kalıyor. şimdide yeni icat olan “burs karşılığı çalışma” programlarıyla (çok düşük ücretlerle, genellikle sigortasız ve güvencesiz) bizzat okul yönetimleri tarafından sömürülüyoruz. piyasa bizleri ucuz iş gücü olarak emiyor, işçi ücretlerini düşük tutmanın, kuralsız çalışmanın bir aracı olarak kullanıyor.
eni sonu eğitim hayatımız bittiğinde bizi bekleyense büyük bir çoğunluğumuz için işsizlik oluyor. üniversite diploması hem bizler hem alilelerimiz için yoksulluktan kurtuluş ve iş garantisi olarak görülüyordu. kriz kuşaklarıyla birlikte daralan istihdam olanakları, artan nüfus ve ard arda gelen özelleştirme dalgaları ile birlikte bizler daha eğitim sürecimizde “işsizler” yada “çalışan yoksullar” ordusunun birer bireyi haline getiriliyoruz. birçoğumuz ücretli köle olarak çalışmaya razı hale geldi.
işsizlik riskinden kurtulmak için bir dil biliyorsak iki dil; iki bilgisayar programı biliyorsak 5 bilgisayar programı, diplomamızın yanına sertifikalar koymak zorunda bırakılıyoruz. tabi bunların herbiri için ayrıca yığınla para ödüyoruz.
müşteri-işçi ikilimine sıkıştırılan bizler, piyasalaşan üniversitelerde, ortak dayanışma deneyiminden uzak, bireyselliğin ve rekabetin kutsandığı bir eğitimin içinde haklarımızı aramaktan yoksun, sendikal bilinçten, ortak çıkarlarımız için mücadele perspektifinden mahrum bir biçimde, bizlere sunulana itaat eden ve itaat etmeye zorlanan bir konumdayız.
üniversiteler sermayeye teslim
üniversiteler piyasa dinamiklerinin güdümünde, sadece egemen sınıfların çıkarınca şekillenen bir yapılanma ve üretim içerisinde. bu dolayımda, pazara uyum sağlaması gerektiği için kendileri birir pazara dönüşüyor. bunun için yıllar yılı barınma, ulaşım, beslenme, sağlık olanakları daraltıldı ve parça parça özelleştirildi. insanından malzemesine, binasından donanımına herşeyiyle satılık veya kiralık hale getirildi. teknokentler, kosgeb birimleri aracılığıyla bilimle birlikte üniversitenin tüm imkan ve olanakları, insan malzemesi dahil tekellere peşkeş çekilmeye başlandı. sermaye üniversitelerin her alanına nüfuz ederken, emeğin üniversitede fikri olarak esamesi okunmuyor. sermayenin üniversiteleri yerine parasız, demokratik ve bilimsel üniversitenin hayata geçmesi için, bizlerin ve hocalarımızın ortak bir zemin yaratması gerekiyor.
liseler çetelerin ve şiddetin girdabında
liselerde, öss sınav sisteminin yarattığı tahribatın etkisi altındayız. eğitim sistaminin içi boşalırken, özel dershanecilik eğitim sisteminin üniversiteye geçişte biricik adresi olarak sunuluyor. çetelerin, uyuşturucunun girdabına çekiliyoruz. meslek liseleri staj vb. bahanelerle ucuz emek sömürüsünün alanları haline getiriliyor. sınav sisteminin yarattığı devasa sorunlar, geleceğimizi karanlığa sürüklüyor.
örgütsüzlük tek seçenek olarak sunuluyor
12 eylül 1980 askeri darbesi örgütsüz, sesini çıkarmayan, bencil ve piyasayı kutsayan bir gençlik yetiştirmek istedi. gençliğin her türlü örgütlenme çabası engellemelerle karşılaştı. gençlik kendi sorunlarından uzaklaştığı gibi, ortak deneyimlerden, birarada iş yapma pratiklerinden de uzaklaştırıldı. kendi sorunlarına bile sahip çıkmayı beceremeyen bir kuşak meydana getirilmeye çalışıldı. öğrencilere sadece okul yönetimlerinin istediği çerçevede göstermelik haklar verildi. bu gün artık kendi sorunlarımızın neler olduğunu yaşayarak görüyoruz. bu sorunlar karşısında ortak bir karşı duruş sergilemek artık kendini bir zorunluluk olarak dayatıyor.
asla yalnız olmayacağız!
sendikalar, birlik, dayanışma ve mücadele örgütleridir. yeni liberal saldırıların ve piyasa dinamiklerinin altında ekonomik ve sosyal olarak giderek güçsüzleşen bizler için sendika bir başka umuda hizmet etmektedir. ortak çıkarlarımız için ortak taleplerle mücadelemizi örgütleme iddiasındaki bizlerin, bireyselleşmenin alabildiğine yaygınlaştığı ve geçer yol olarak sunulduğu bir dönemde, bir araya gelmemiz, ortak bir pratiği, dayanışmayı, mücadeleyi ve örgütlülüğü öğrenmemiz az birşey değildir. artik hiçbirimiz asla yalniz kalmayacağiz!
sorunlarımıza hepbirlikte sahip çıkacağımız bir yapı…
hepimizin sıkça karşılaştığı sorunları çözme konusunda, başvuracağımız, sorunlarımızı paylaşabileceğimiz, birlikte çözüm yolları üretebileceğimiz bir yapımız yok. kendi ellerimizle inşa edeceğimiz sendikamız ile sorunlarımızı çözmek için bir adrese sahip olacağız. sıkıntılarımızı paylaşacağız ve o sıkıntıları çözme iddiasında olan bir örgütümüz olacak. artık liselerde ve üniversitelerde bizlerin birlik ve dayanışması için sendikalarımız olacak. geleceğin işçileri-emekçileri olan bizler daha öğrencilik yıllarımızda sendikayla tanışacağız.
disk’in ilkesel kararları
disk 28-30 temmuz 2000 tarihindeki 11. genel kurul’da, “gençlik ve sendikal hareket” üzerine alınan kararda, tüm gençliğe yönelik yürütülecek faaliyetlerin yanı sıra, öğrenci gençliğin örgütlenmesi için bir “öğrenci sendikası” kurma çalışması başlatılması hedefi somut biçimde ifade edilmişti. bu bağlamda ilkesel olarak;
- disk’e göre “öğrenci sendikası”nın faaliyetlerinin yürütülmesinde yasallık kadar fiili ve meşru mücadele zemini de önemlidir.
-disk’in öğrenci sendikasına herhangi bir çerçeve dayatması söz konusu değildir.
-disk, “öğrenci sendikası”nı sadece bir sendika olarak görmekte, diğer siyasal-demokratik örgütlenme biçimlerinin bir alternatifi olarak kavramamaktadır.
-disk’in mücadele deneyimi “öğrenci sendikası”nın kuruluşunda önemli bir zemin olacaktır.
-disk elindeki alt yapının “öğrenci sendikası” için kolaylaştırıcı bir rol oynayacağının bilincindedir.
sendika nedir? neden bir sendika?
“işçilerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik” şeklinde yapılabilecek sendika tanımı “öğrenci sendikası”nında çerçevesini vermektedir.
bir kısmımız çalışma yaşamının dışında iken bir kısmımız ise sürekli çalışma, kısmi zamanlı çalışma gibi yollarla çalışma yaşamında yer almakta. ancak “öğrenci senidaksının kuruluşu sadece bu dinamikler üzerinden tanımlanmamalı.
neoliberal politikalar paralelinde yeniden şekillendirilen eğitim-öğretim sistemi öğrenci sendikasının kuruluşunu zorunlu hale getirirken, işlevselliğini de olanaklı kılmaktadır. gittikçe piyasalaşan okullarımızda satıcı(okul) müşteri(öğrenci) ilişkisinin yaygınlaştırılmaya çalışılması, eğitim-öğretimin yapısının ve kadrosunun kimliğinin piyasa ilişkileri çerçevesinde belirlenmesi hedefi bizlerin ortak çıkar ve hak arayışında sendika tarzı örgütlenmeyi olanaklı kılmaktadır.
önümüzdeki zorluklar
sendikamızın gelişim sürecinde önemli tartışma noktalarından biri karşımıza çıkacak zorluklar olacaktır. demokrasi kültürünün gelişmediği, 12 eylül hukukunun hala sürdüğü, geniş kitlelerin örgütlenmeye sıcak bakmadığı bir dönemde, dersliklere bu bilinci taşımanın bir aracı olan öğrenci sendikasının çeşitli biçimlerde engellenmeye çalışılacağı bir gerçekliktir. ancak bilinmelidir ki öğrenci sendikası yasal bir zemin üzerinden örgütlenmektedir. türkiyenin altına imza attığı uluslar arası sözleşmeler ve anayasanın 90. maddesi öğrencilere sendika kurma hakkı tanımaktadır. buna rağmen öğrenci sendikasının temel şiarı fiili meşru mücadele olacaktır. bizler, tüm zorluk ve engellemelere rağmen, kendi hak ve çıkarlarımız için okul yönetimleriyle, yök&le ve hükümetle toplu pazarlık yapma hakkını kullanacağız. öğrenci sendikasının kurulmasıyla ile artık yökün ve milli eğitim bakanlığı&nın bizlerle ilgili kararları tek taraflı olarak belirleme dönemleri son bulacaktır. bu çerçevede sendikamızın örgütlenmesi, örgütlenme özgürlüğümüzün önüne çıkarılacak engellere karşı fiili mücadele perspektifi ile yürütülecektir.
güncel Önemli Başlıklar
