bugün
- anın görüntüsü18
- seks benim için 3 planda diyen erkek2
- recep tayyip erdoğan22
- sözlük kızlarının kombinleri17
- sözlüğe küsmek4
- tai lung51
- ne kadar yaşlısın19
- gece2
- ankete gelin beyler27
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar3
- sarapci koala40
- şarapçı koala niye kuzey kore'ye gitmiyor8
- ırkçıların hırt dediği insanlara sevgi göstermek21
- sözlükte yükselen reis sevdası20
- kaşık pozisyonunda sevgilisinin önünde yatan erkek2
- avon ultra colour indulgence ruj3
- dolly parton'ın ölümü2
- kızarmış ekmek10
- uludağ sözlük iç huzur ve aydınlanma derneği9
- doğu perinçek6
- sevmediğiniz yazarlar14
- kendine yabancılaşmak10
- stephen king ile birlikte içip sohbet etmek2
- ben gökten inen ekmeğim5
- bir otel odasında yalnızken duyulan hüzün4
- terörsüz türkiye5
- pkk'nın silah bırakmasını takip edecek kurul31
- isa kendini tanrı'nın oğlu olarak görüyordu5
- rica ediyorum beni eksilemeyiniz6
- sözlükte yaratım sancısı çekmek5
- sözlük sosyalistlerinin fotoğrafları5
- bir orduya karşı tek kişi olup doğruları savunmak8
- aktrolleri çıldırtacak bir şey bırak9
- yalnızlık rahatlıktır15
- ben de reise oy vericem12
- koala aniden 180 derece neden döndü sorunsalı6
- akepelilerdeki imamoğlu korkusunun asıl nedeni3
- bir soru sor7
- şarapcı koala ile beyaz toros küba turu yapmak2
- gece gece bir sözlük kızıyla nutella kaşıklamak3
- velvet39
- pkk kürt ağa ve kürt feodallere ne yapmış26
- blok3ün gece napıyorsun mesela diye mesaj atması2
- 210 olduğunu iddia eden sözlük beyinin 158 çıkması2
- persac ile tantuni yiyip sinema konuşmak6
- türkiye de sosyalist devrim olma ihtimali10
- batının kktc'nin tanınmasına engel olması6
- sdg ypg'nin kendini fesh etmesi3
- azerbaycan türkçesi daha güzel olan kelimeler12
- dünyanın en büyük orospu çocuğu7
Bir oyuna, bir gün yazdıklarına göre dört, başka bir gün yazdıklarına göre altı ya da sekiz seyirci gelmiş, oynayan tiyatrocu da oturmuş ağlamış... Magazin gazetecisi seyirciyi suçluyor, niçin gitmiyorsunuz, böyle muhterem insanlar ağlatılır mı?
Bu konu, tiyatrodan anlamayan gazeteciler tarafından uzunca bir süre tartışıldı. Ağlayanın Müşfik Kenter olduğu ileri sürüldü, o da topu kardeşine attı: 'Ben değilim, belki Yıldız ağlamıştır!'
Biz de güldük.
Hiçbir tiyatrocunun, oyun tutmadı, seyirci gelmedi diye ağlamaya hakkı yoktur. Ayıptır.
Tiyatronun bazı kurallarını yaşı yetmişi geçmiş ustalara biz öğretecek değiliz: Tutmayan oyun, kaldırılır. Israr edilmez, oturup ağlanmaz.
Onun yerine, tutacak bir oyun konur. Ferhan'ın yaptığı gibi 'benim gişe derdim yok, şu şu şu kişiler gelmesinler zaten' diye efelenmek de saçmadır. Borç gırtlağı aşınca arpacı kumrusu gibi kalırsın.
Gene hiç sekmeyen bir tiyatro kuralı da şudur: Tutan oyun da asla kaldırılmaz! On sene, yirmi sene de oynansa hiçbir tiyatrocu 'yeter, sıkıldık artık' demez. Dönem dönem kadro değişir, oyun sürer. Sırada bekleyen hangi oyun ne kadar daha iyi olursa olsun, bekler, ya da başka bir salon bulur.
Ekmeğini teriyle kazanan özel tiyatrolardan sözediyoruz tabii, devlet ya da belediye arpalıklarından değil.
Hep bilinen örneklerdir: Londra'da Agatha Christie'nin ünlü 'Fare Kapanı' oyunu, Paris'te Eugene Ionesco'nun birer perdelik iki kısa oyunu 'Kel Şarkıcı' ve 'Ders', 1952 yılından beri sürüyor!.. Tam elli üç yıldır! Benimle yaşıt!
Kimbilir kaç kez kadroları değişti ama kaldırmayı düşünmüyorlar. Bu oyunlar ve oynandıkları tiyatrolar, birer ulusal anıt olmuşlar.
Yıllar önce, 'Fare Kapanı'nı benim seyrettiğim gece toplam on ya da on beş seyirci vardı. Sahnede hiçkimse ağlamadı, kuliste ne halt ettiler bilemem ama ağladıklarını sanmıyorum. Aynı gün 'Operadaki Hayalet' kapı kırdırıyor, tam sekiz ay sonrasına bilet satılıyordu. Yirmi sterlinlik bilet karaborsada iki yüz sterline kapışılıyordu. Ben de iki yüz papel kazıklandım. Ama 'Fare Kapanı' da sürüp gidiyordu işte...
Lakin, koskoca Müşfik bu yaşından ve bu deneyiminden sonra kalkıp da yok Nasreddin Hoca, yok Keloğlan gibi saçmalıklar sergileyecekse, hiç üzülmeye kakmasın ve de hiç boşuna 'kapkaç var, trafik sıkışık' gibi bahaneler üretmesin.
Satacak malın olsun, alıcısı Bağdat'tan gelir. 'Eskiden insanlar Pendik'ten gelirlerdi oyun seyretmeye' demiş. Sen tutacak oyun koy, Pendik'ten de gelirler Kartal'dan da. 'Operadaki Hayalet'i ben Hamburg'da da seyrettim, insanlar bırakın Altona falan gibi banliyö kasabalarını, taa Frankfurt'tan Köln'den özel otobüslerle geliyorlardı!...
Tutacak oyun dedik, tabii Levent-Oya ikilisi, ya da Yılmaz-Demet ikilisi gibi ilkokul müsameresi yapın demedik...
Müşfik Baba, bir kahve içelim, ben sana iki saat içinde beş yıllık repertuar yapayım... içinde Shakespeare de olacak, Brecht de, Müsahipzade de... Tutar, tutar, merak etme...
Yeter ki, 'şimdi halk bunu anlar' diye Nasreddin Hoca gibi işlere girme.
Ayrıca, otoparkı olmayan yere, trafiği tek yönlü caddeye tiyatro binası yaptırırken bana mı sormuştunuz abla kardeş? Sofita yaptınız, kulise duş da koydunuz ama işin bu yanını hiç düşünmediniz.
Çok kişi bilmez ama bu yazıda adı geçen herkes hatırlayacaktır: Bendeniz eski bir tiyatro oyuncusu, tiyatro yazarı ve tiyatro eleştirmeniyim efendim. Tabii kendi çapımda. Fakat işkembe-i kübradan atmıyorum, bilerek konuşuyorum.
Bazı gazeteci arkadaşlar da anlamadıkları konularda ahkam kesmekten vazgeçsinler. Sırf oyuncu ağlamasın diye seyirci şuradan şuraya gitmez. Sen iyi oyna ve de iyi oyun oyna, eşek değildir, gelir.
Lakin, tiyatro yöneticisi yazara para vermemek için oyunu kendisi yazmaya, hele hele, onun bunun şiirlerinden çekiştire çekiştire olmayacak ve tutmayacak gösteriler üretmeye kalkmayacak. Oyun gibi oyun oynayacak.
engin ardıç
Bu konu, tiyatrodan anlamayan gazeteciler tarafından uzunca bir süre tartışıldı. Ağlayanın Müşfik Kenter olduğu ileri sürüldü, o da topu kardeşine attı: 'Ben değilim, belki Yıldız ağlamıştır!'
Biz de güldük.
Hiçbir tiyatrocunun, oyun tutmadı, seyirci gelmedi diye ağlamaya hakkı yoktur. Ayıptır.
Tiyatronun bazı kurallarını yaşı yetmişi geçmiş ustalara biz öğretecek değiliz: Tutmayan oyun, kaldırılır. Israr edilmez, oturup ağlanmaz.
Onun yerine, tutacak bir oyun konur. Ferhan'ın yaptığı gibi 'benim gişe derdim yok, şu şu şu kişiler gelmesinler zaten' diye efelenmek de saçmadır. Borç gırtlağı aşınca arpacı kumrusu gibi kalırsın.
Gene hiç sekmeyen bir tiyatro kuralı da şudur: Tutan oyun da asla kaldırılmaz! On sene, yirmi sene de oynansa hiçbir tiyatrocu 'yeter, sıkıldık artık' demez. Dönem dönem kadro değişir, oyun sürer. Sırada bekleyen hangi oyun ne kadar daha iyi olursa olsun, bekler, ya da başka bir salon bulur.
Ekmeğini teriyle kazanan özel tiyatrolardan sözediyoruz tabii, devlet ya da belediye arpalıklarından değil.
Hep bilinen örneklerdir: Londra'da Agatha Christie'nin ünlü 'Fare Kapanı' oyunu, Paris'te Eugene Ionesco'nun birer perdelik iki kısa oyunu 'Kel Şarkıcı' ve 'Ders', 1952 yılından beri sürüyor!.. Tam elli üç yıldır! Benimle yaşıt!
Kimbilir kaç kez kadroları değişti ama kaldırmayı düşünmüyorlar. Bu oyunlar ve oynandıkları tiyatrolar, birer ulusal anıt olmuşlar.
Yıllar önce, 'Fare Kapanı'nı benim seyrettiğim gece toplam on ya da on beş seyirci vardı. Sahnede hiçkimse ağlamadı, kuliste ne halt ettiler bilemem ama ağladıklarını sanmıyorum. Aynı gün 'Operadaki Hayalet' kapı kırdırıyor, tam sekiz ay sonrasına bilet satılıyordu. Yirmi sterlinlik bilet karaborsada iki yüz sterline kapışılıyordu. Ben de iki yüz papel kazıklandım. Ama 'Fare Kapanı' da sürüp gidiyordu işte...
Lakin, koskoca Müşfik bu yaşından ve bu deneyiminden sonra kalkıp da yok Nasreddin Hoca, yok Keloğlan gibi saçmalıklar sergileyecekse, hiç üzülmeye kakmasın ve de hiç boşuna 'kapkaç var, trafik sıkışık' gibi bahaneler üretmesin.
Satacak malın olsun, alıcısı Bağdat'tan gelir. 'Eskiden insanlar Pendik'ten gelirlerdi oyun seyretmeye' demiş. Sen tutacak oyun koy, Pendik'ten de gelirler Kartal'dan da. 'Operadaki Hayalet'i ben Hamburg'da da seyrettim, insanlar bırakın Altona falan gibi banliyö kasabalarını, taa Frankfurt'tan Köln'den özel otobüslerle geliyorlardı!...
Tutacak oyun dedik, tabii Levent-Oya ikilisi, ya da Yılmaz-Demet ikilisi gibi ilkokul müsameresi yapın demedik...
Müşfik Baba, bir kahve içelim, ben sana iki saat içinde beş yıllık repertuar yapayım... içinde Shakespeare de olacak, Brecht de, Müsahipzade de... Tutar, tutar, merak etme...
Yeter ki, 'şimdi halk bunu anlar' diye Nasreddin Hoca gibi işlere girme.
Ayrıca, otoparkı olmayan yere, trafiği tek yönlü caddeye tiyatro binası yaptırırken bana mı sormuştunuz abla kardeş? Sofita yaptınız, kulise duş da koydunuz ama işin bu yanını hiç düşünmediniz.
Çok kişi bilmez ama bu yazıda adı geçen herkes hatırlayacaktır: Bendeniz eski bir tiyatro oyuncusu, tiyatro yazarı ve tiyatro eleştirmeniyim efendim. Tabii kendi çapımda. Fakat işkembe-i kübradan atmıyorum, bilerek konuşuyorum.
Bazı gazeteci arkadaşlar da anlamadıkları konularda ahkam kesmekten vazgeçsinler. Sırf oyuncu ağlamasın diye seyirci şuradan şuraya gitmez. Sen iyi oyna ve de iyi oyun oyna, eşek değildir, gelir.
Lakin, tiyatro yöneticisi yazara para vermemek için oyunu kendisi yazmaya, hele hele, onun bunun şiirlerinden çekiştire çekiştire olmayacak ve tutmayacak gösteriler üretmeye kalkmayacak. Oyun gibi oyun oynayacak.
engin ardıç
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar