bugün
- sarı tekerin yazar olamaması9
- bik bik'in kraliçe olması11
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
- kolye142
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- hacker saldırısı gazileri8
- erzurum da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı5
- asla evlenilmeyecek kızlar10
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu7
- usualsuspects'e ödül ayağı atmak5
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- sözlüğe yeni bir moderatör alınsın kampanyası5
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız7
- arkadaşınızın sizi övmesi3
- usualsuspects'in ayağı4
- cep telefonu22
- usualsuspectsin mod olması6
- zall'ın makara yapması6
- nokia20
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması4
- fenerbahçe organize troll örgütü3
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- bilim3
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- ay3
- uzay3
- ben yokken sözlükte neler oldu4
- usualsuspects aslan parçası2
- jagermeister3
- esaretin bedeli5
- semih kılıçsoy3
- fon vurgunu24
- son parti4
- araba2
- rus salatası yiyecek kadar midesiz olmak2
- asansörde susma zorunluluğu3
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- istersem sozlugu hacklerim5
- konya denilince akla gelenler7
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- zall'ın otuz daireyle köşeyi dönmesi2
- mars2
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- tiyatroya gitmek3
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- türkiye19
- fransa6
- 20013
Üzerinde "bu Mevlana işinde para var" yazan bir kapının anahtarı.
Ama bu Mevlana işinde de hakikaten para var yani. Kocaeli Belediyesi, mesela, periyodik olarak Bursa'dan bir grup getirir; Mustafa Özbağ ve sarı, kırmızı, mavi, yeşil entarili semazenleri... Özbağ posta oturur, mavi, sarı, yeşil, kırmızı entarili semazenleri dönerler. Halbuki Özbağ, geleneksel anlamda bir şeyh olduğu şüphe götürmez belki, lakin, geleneksel anlamda bir mevlevi şeyhi değildir; bir mürşidi olmuştur (Abdullah Gürbüz), ondan icazet almıştır, bu vesileyle bir takım müridleri vardır, mucizeler göstermektedir (yüzünü görmeyen talebeleri varmış; yani adam, diyelim Kastamonu'da, bizimki malum Bursa'da; mesafeyi fiziken kısaltmadan ders alıp veriyorlar), lakin, bir mevlevi şeyhinden icazet alarak ayinlerde posta oturabilme ehliyeti edinmiş değildir.
Şimdi, bu iki adam, açıkça görülebileceği üzere temelde aynı şeyi yapar. Giriş cümlelerindeki "para" ibaresini mecazi okuyunuz; mesele, elbette, para değil. Her ikisi de, kendilerine yakın kişilerce sıklıkla teyit edildiği ve edileceği üzere; ziyadesiyle tevazu sahibi, parayla pulla işi olmayan, samimi kimselerdir. Lakin, bu işin, yani mevleviliğin, geleneksel düsturlarını ısrarlı bir biçimde delmeye çalışma çabasından, nedense, bir türlü vazgeçmezler. Rahmetli Nezih Uzel, mesela, senelerini vakfettiği bu işte, şüphesiz istese icazetli bir biçimde de yapabilecekken, kalkıp posta oturmaya gerek duymamış bir isim. Yine mesela, ömrü bol olsun, üstad Niyazi Sayın, elbette bu mevzu üzerine sabahtan akşama, akşamdan sabaha çene çalabilecek veriye ziyadesiyle sahipken, kendisine mevlevilikle alakasına dair bir soru sorulduğunda "layıkıyla yapabilmek için, icra ettiğimiz müziğin maneviyatına vakıf olmamız gerekiyordu, biz de olmaya çalıştık" demekle yetinen bir başka isim.
Ama bu Mevlana işinde de hakikaten para var yani. Kocaeli Belediyesi, mesela, periyodik olarak Bursa'dan bir grup getirir; Mustafa Özbağ ve sarı, kırmızı, mavi, yeşil entarili semazenleri... Özbağ posta oturur, mavi, sarı, yeşil, kırmızı entarili semazenleri dönerler. Halbuki Özbağ, geleneksel anlamda bir şeyh olduğu şüphe götürmez belki, lakin, geleneksel anlamda bir mevlevi şeyhi değildir; bir mürşidi olmuştur (Abdullah Gürbüz), ondan icazet almıştır, bu vesileyle bir takım müridleri vardır, mucizeler göstermektedir (yüzünü görmeyen talebeleri varmış; yani adam, diyelim Kastamonu'da, bizimki malum Bursa'da; mesafeyi fiziken kısaltmadan ders alıp veriyorlar), lakin, bir mevlevi şeyhinden icazet alarak ayinlerde posta oturabilme ehliyeti edinmiş değildir.
Şimdi, bu iki adam, açıkça görülebileceği üzere temelde aynı şeyi yapar. Giriş cümlelerindeki "para" ibaresini mecazi okuyunuz; mesele, elbette, para değil. Her ikisi de, kendilerine yakın kişilerce sıklıkla teyit edildiği ve edileceği üzere; ziyadesiyle tevazu sahibi, parayla pulla işi olmayan, samimi kimselerdir. Lakin, bu işin, yani mevleviliğin, geleneksel düsturlarını ısrarlı bir biçimde delmeye çalışma çabasından, nedense, bir türlü vazgeçmezler. Rahmetli Nezih Uzel, mesela, senelerini vakfettiği bu işte, şüphesiz istese icazetli bir biçimde de yapabilecekken, kalkıp posta oturmaya gerek duymamış bir isim. Yine mesela, ömrü bol olsun, üstad Niyazi Sayın, elbette bu mevzu üzerine sabahtan akşama, akşamdan sabaha çene çalabilecek veriye ziyadesiyle sahipken, kendisine mevlevilikle alakasına dair bir soru sorulduğunda "layıkıyla yapabilmek için, icra ettiğimiz müziğin maneviyatına vakıf olmamız gerekiyordu, biz de olmaya çalıştık" demekle yetinen bir başka isim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar