aşk

ilk gördüğünde hissedersin, o olduğunu. tanımak istersin duygularını, vücudunu. dokunmak istersin, bilmek için; elleri yumuşak mı, yüzü kuru mu... elde etmeye çalışırsın. ettiği her kelime kazınır kalbine, her dokunuşu iz bırakır üzerinde. ve bir gün gelirde açabilirsen hislerini, duygularının kapılarını, gece gündüz dua edersin. belki de hayatında ilk kez Tanrı ya yalvarırsın. "lütfen o da beni sevsin, başka birşey istemem senden ömrüm boyunca.." gün gelir ve yalvarmaların kabul olur... gelir yanına ve sana karşı 'birşeyler' hissettiğini söyler. o 'şey'in ne olduğunu ikinizde bilirsiniz ama asla söylenemez. günler ve belki haftalar geçer. elini tutarsın, aşkım demesini duymak için beklersin. duyduğun zaman rüya gibi gelir. avucunun içindeki ellerine ne kadar baksanda inanamazssın. senin olduğuna, yanında olduğuna. kendini başkasıyla düşünemezssin asla. aşk dendiğinde tek o gelir aklına. çevrendeki insanlar gelip anlatırlar, "çok aşığım birine..". ama inanmazssın onlara. bilirsin çünkü, başka kimse hissedemez senin hissetiklerini. veya seninki aşk değildir, başka bir şeydir. seni seviyorum demek az gelmeye başlar, kelime bulamazssın. yoktur da zaten. ama yıllar geçer ve ayrılık günü gelir... ve ben bu kısmı yazmam, yaşamadım hiç. umarım o gün asla gelmez..
© copyright 2005 - 2026