bugün
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi21
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- kolye142
- usualsuspectsin mod olması5
- zall'ın makara yapması5
- cep telefonu22
- nokia20
- asla evlenilmeyecek kızlar6
- asansörde susma zorunluluğu3
- ben yokken sözlükte neler oldu4
- hacker saldırısı gazileri4
- fon vurgunu24
- tiyatroya gitmek3
- son parti4
- ıpkis'in bir işe yaramaması5
- esaretin bedeli5
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- istersem sozlugu hacklerim5
- vadistanbul2
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu3
- konya denilince akla gelenler7
- 20013
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- istanbul daki konserde fenalaşan 1 kişinin ölümü2
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- şeref taşlıova2
- samsunspor3
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- anın görüntüsü20
- ismailağa cemaati3
- uludağ sözlüğün hacklenmesi skandalı3
- karpuzcu liboş pandanın gerçek kimliği3
- ardahan2
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız4
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi4
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- ekonomi5
- dünya2
- avrupa3
- pazarları çizgi film izlemek için erken uyanmak6
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver13
- ismailağa işletti akp korudu mahmut öldü3
- aşk12
- sel7
- hakta birlik partisi2
- yol6
- rüzgar12
- ismet gurbuz'ün tırnakları2
sukut ı istifham | bandini
Elif Şafakın Pinhanını okuduğumda 19. Yy istanbuluna gitmiştim (Kartpostallardan gördüğüm kadarıyla), bu öyküyü okurken, eski Osmanlı kahvehanelerinden birinde orta şekerli kahve içmekteydim denize karşı(bir taraftanda tüm kapitalistliğimle kahvehaneler zinciri kurma fikriyle)
Öykü başlangıçta sıkıcı gelebilir, kelimelerin anlamlarını bilmemek insana yılgınlık hissi veriyor ama bunları bilmemek benim eksikliğim biryerde, malum teknoloji gelişti Osmanlıca-Türkçe sözlük eşliğinde okudum hikayeyi, Hallac-ı Mansurun En-el Hak olayın hakkında az çok bilgim olduğundan daha bir anlamlı geldi öykü.
Mühim olan kelimeler, Hak ile Hakkın arasında ki fark gibi. Dikkatimi çeken cümleler şunlardı ;
eski usül manda mahsülü kapaklı siyah bir iblisti o neşriyyat.
Bu cümlede kitabı betimlemede şu üç kelime; manda, siyah ve iblis çok uyumlu üzerine düşünülmüş olduğu belli, yalnız neşriyyat değil neşriyat olsa gerek.
artık şunu bilmek gayri kabil: şu iskeleden hayli geçkin vakitte atlayan sarhoş bir adem oğlu görsem acaba şevk ile atlayıp onu kurtarır mıyım yoksa mühürlenmiş kalb ile yoluma düşer bir de pervasız şarkı çağırır mıyım?
Yanlış hatırlamıyorsam Camusnun Düşüşün de benzer bir çözümleme vardı, bu kısımdan sonra kahramanın varoluşçuluğa geçişi olarak algılanıyor burası, tam yerinde yazılmış bir cümle.
'...tanrı tanrıdır, evren de evren.
çirkin ve kötü yok.'
Naçizane görüşüm bu cümle Hallac-ı Mansurdan bahsedilen bölümü daha yakın olabilirdi.
çay da katran mübarek! zihnim kayıyor bak yine. biraz da şu tarafa yürüyeyim. vahdet-i vücud demiş zat.
Çay olmasıydı bu öyküde Osmanlı manzarası eksik kalırdı.
terlemeye başlamıştı iyice. kalbinin atışını duyabiliyordu. sanki boynunda sakil bir cüce cin oturmuş cigara tellendiriyordu. canan! ne hoş sada!
Ter, kalp atışı, canan ve sigara daha ne söylenebilir ki.
esas hakikat nerede? hallaç ın derisi koyun gibi sıyrılırken ikrar eden dostları esas kefere değil mi?
Hallac_ı Mansuru bu şekilde kullanmak büyük yaratıcılık, hoş bir seda bıraktı zihnimizde bandini.
Başlangıçta yazdığım gibi mühim olan kelimeler, kelimeleri bu kadar ustaca kullanabildiği için bandiniyi tebrik ediyorum, diğer öykülerini de sabırsızlıkla bekliyorum.
Elif Şafakın Pinhanını okuduğumda 19. Yy istanbuluna gitmiştim (Kartpostallardan gördüğüm kadarıyla), bu öyküyü okurken, eski Osmanlı kahvehanelerinden birinde orta şekerli kahve içmekteydim denize karşı(bir taraftanda tüm kapitalistliğimle kahvehaneler zinciri kurma fikriyle)
Öykü başlangıçta sıkıcı gelebilir, kelimelerin anlamlarını bilmemek insana yılgınlık hissi veriyor ama bunları bilmemek benim eksikliğim biryerde, malum teknoloji gelişti Osmanlıca-Türkçe sözlük eşliğinde okudum hikayeyi, Hallac-ı Mansurun En-el Hak olayın hakkında az çok bilgim olduğundan daha bir anlamlı geldi öykü.
Mühim olan kelimeler, Hak ile Hakkın arasında ki fark gibi. Dikkatimi çeken cümleler şunlardı ;
eski usül manda mahsülü kapaklı siyah bir iblisti o neşriyyat.
Bu cümlede kitabı betimlemede şu üç kelime; manda, siyah ve iblis çok uyumlu üzerine düşünülmüş olduğu belli, yalnız neşriyyat değil neşriyat olsa gerek.
artık şunu bilmek gayri kabil: şu iskeleden hayli geçkin vakitte atlayan sarhoş bir adem oğlu görsem acaba şevk ile atlayıp onu kurtarır mıyım yoksa mühürlenmiş kalb ile yoluma düşer bir de pervasız şarkı çağırır mıyım?
Yanlış hatırlamıyorsam Camusnun Düşüşün de benzer bir çözümleme vardı, bu kısımdan sonra kahramanın varoluşçuluğa geçişi olarak algılanıyor burası, tam yerinde yazılmış bir cümle.
'...tanrı tanrıdır, evren de evren.
çirkin ve kötü yok.'
Naçizane görüşüm bu cümle Hallac-ı Mansurdan bahsedilen bölümü daha yakın olabilirdi.
çay da katran mübarek! zihnim kayıyor bak yine. biraz da şu tarafa yürüyeyim. vahdet-i vücud demiş zat.
Çay olmasıydı bu öyküde Osmanlı manzarası eksik kalırdı.
terlemeye başlamıştı iyice. kalbinin atışını duyabiliyordu. sanki boynunda sakil bir cüce cin oturmuş cigara tellendiriyordu. canan! ne hoş sada!
Ter, kalp atışı, canan ve sigara daha ne söylenebilir ki.
esas hakikat nerede? hallaç ın derisi koyun gibi sıyrılırken ikrar eden dostları esas kefere değil mi?
Hallac_ı Mansuru bu şekilde kullanmak büyük yaratıcılık, hoş bir seda bıraktı zihnimizde bandini.
Başlangıçta yazdığım gibi mühim olan kelimeler, kelimeleri bu kadar ustaca kullanabildiği için bandiniyi tebrik ediyorum, diğer öykülerini de sabırsızlıkla bekliyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar