bugün
- laik ülkeyi dinciler yönetirse4
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri53
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile6
- evrene enerji gönderen müslüman4
- 0 0 713
- türk düşmanı piçler2
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı31
- istanbul'dan izmit'e yürümek3
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi2
- atatürk diyor ki2
- çöpe atılan erik2
- turkanime tv2
- osimhensiz galatasaray4
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak5
- iltica16
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu3
- claudian clouds33
- yüz milyonluk ülke on milyona karşı3
- 19 eylül 2026 başakşehir gençlerbirliği maçı2
- futbolun barbarca bir oyun olması2
- sanat2
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı2
- pazar sabahı 08 00 da uyanmak2
- 20 eylül 20262
- rafael leao4
- enerji bakanı alparslan bayraktar portresi3
- okan buruk8
- sözlük kızlarının kekleri24
- barça bu galatasaray'a kaç atar2
- salah ne koydu ama2
- insan ne ister6
- kuçukuçuokanınçükü2
- kadınlar8
- izmir2
- ilkay ve goollllll ts 4 gs 52
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı4
- yaşanmamışların yası6
- muhammed salah'ın galatasaray'a döşediği boru3
- galatahahahahahaha4
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- kuran3
- anın görüntüsü25
- önyargı3
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- cok da abartmaya gerek uok6
- islamda namaz yoktur30
- yazarların akşam yemekleri6
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- anne4
- fusya semsiyeli yabanci22
çapsız insanlarla muhatap olmasına anlam veremiyorum. sonra buraya gelip "mailleştim, şöyle laf çaktım madara ettim, küfür ettim hakkından geldim" nesiniz la siz kalibreniz ne ki bu düşünce ve iman abidesi insanla aşık atıyorsunuz. ilkokuldan bu yana size şırınga edilen kemalist ideolojiyi reddettiği ve sorgulayıp pisliklerini ifşa ettiği için her zaman olduğu gibi bu insanad kin besliyorsunuz evet. ifade özgürlüğüne bir milim saygınız olsaydı bu fikir insanına saygı duyardınız. bu arada kemalistler kafasını ne kadar kuma sokarsa gerçekler istediği gibi oluyormuş. kafasını kumdan çıkartabilenler için son yazısı.
Haritanın tamamını görmek için
"Cumhuriyet tarihinde iki kişi iktidara önceden yaptığı planlarıyla geldi: Mustafa Kemal ve merhum Turgut Özal. Mustafa Kemal, yapacaklarını daha Samsun-Amasya-Erzurum hattında iken Mazhar Müfit Kansu'ya tek tek yazdırmıştı.
Bunlar, Mustafa Kemal'e ve arkadaşlarına Samsun vizesini veren ingiltere ile Lozan'da tescil edilip, taahhüt altına alındı.
Aynı ingiltere, "Ortadoğu" denilen coğrafyada mevcut sunî sınırları çizen ülkedir de. Bu sınırlar öyle çizildi ki, meselâ Kürtler Irak, Suriye, iran ve Türkiye arasında, Belucîler iran, Pakistan ve Afganistan arasında dağıtıldı. Çok açıktı ki, bu etnik unsurlar, islâm ülkelerinin tamamen kendileriyle meşgul olması ve vakti geldiğinde bir defa daha bölünmesi adına kullanılacaktı. Nitekim ingiltere mahreçli Financial Times gazetesinin Mayıs 1983'te, PKK'nın kuruluş günlerinde, yayınladığı ve dünyanın 2010 yılında alacağı öngörülen (yani planlanan) haritada zikri geçen dört ülkeye dağıtılmış Kürt bölgesi 'Büyük Kürdistan' olarak çiziliyordu. Dolayısıyla, PKK/KCK terörüne öncelikle bu açıdan değil de, Güneydoğu'daki şartların kendiliğinden sebep olduğu bir terör olarak bakanlar, fecî yanılıyorlar. Yavuz Sultan Selim, Mısır seferine çıkarken idris-i Bitlisî kendisini, Güneydoğu Anadolu'yu da Osmanlı Devleti sınırlarına katmaya teşvik etmiş ve "Sultan'ım, bu bölgenin güvenliği Musul'dan geçer." diyerek, Musul'a kadar fethedilmesi gerektiğini bildirmişti. idris-i Bitlisî'nin kurmay zekâsına sahip olmayanlar, ingilizlerin islâm dünyasında çizdiği sunî sınırlara teslim oldular.
Taha Kıvanç, Lütfi Akdoğan'ın hatıralarından bir zaman MiT müsteşarlığı yapmış bulunan Fuat Doğu'nun değerlendirmesini aktarıyor. Doğu'ya göre "(ittihat ve Terakki Partisi'nin başına) Enver Paşa ve arkadaşlarını getiren(ler) yalnız Siyonistler değildi; Siyonistlerle birlikte ittihatçıları iktidara getiren de bu bahsettiğimiz 'kitle güç' oldu. Yine Siyonistlerle el ele vererek bu kitle güç, Atatürk'ü başa getirdi." Fuat Doğu'nun "kitle güç" dediği, 31 Mart 1908 hadisesiyle birlikte Türkiye'yi içten ele geçiren güçtür ve arkasında daima ingiltere olmuştur. Cem Ersever, "Ortadoğu'daki hadiselerin istihbarat faaliyetini ingiliz gizli servisi yürütür; askerî operasyonları da ABD yapar." diye yazar. Ve, ABD için en önemli meselenin israil'in güvenliği olduğunu ABD'li yetkililer tekrar ediyor. PKK ile 2005 yılında başladığı ortaya çıkan ve 2010'da tek bir maddesini bile hiçbir yetkilinin halk önünde kabûllenemeyeceği mutabakata dönüşen Oslo sürecinin mimarı da ingiliz gizli servisi. KCK'nın bu süreçte teşkilatlanıp, metropolleri patlayıcılarla doldurduğunu da belirtelim.
Lütfi Akdoğan, Demirel'in ağzından ABD'nin Kürt bölgesini Türkiye'den her bakımdan çok daha iyi bildiğini ve "Kürt meselesi"nde Türkiye'den tamamen farklı düşündüğünü de yazıyor. "Ortadoğu" politikalarında önceliği daima israil olan ABD'nin 1990 Irak savaşını aynı mesele için çıkardığını ve aynı mesele için yeni bir Irak savaşı çıkarıp, Saddam'ı yok edeceğini yine Lütfi Akdoğan vasıtasıyla Demirel'den öğreniyoruz. Fethullah Gülen Hocaefendi, Mavi Marmara hadisesinde "israil'le diplomasi sonuna kadar kullanılabilirdi." dediğinde yer yerinden oynamıştı. iki yıldır dış politikada ve bizzat bölgemizde ne duruma düştüğümüz ortada. Teröre karşı ilk defa gerçek ve başarılı bir mücadele vermeye başlar başlamaz Uludere'de 34 masum vatandaşımızı kendi uçaklarımızla katlettik. Suriye ile uçak krizi için hadisenin olduğu daha ilk gün "ikinci bir Uludere olabilir." diye yazdım. Uludere'de uçaklarımıza vatandaşlarımızı hangi merkez veya güç bombalatmışsa, uçağımızı Suriye'ye gönderip düş(ürül)mesine sebep olan da aynı merkez veya güç olsa gerektir.
ÖYM'ler, Fuat Doğu'nun Siyonistlerle birlikte çalışan 'kitle güç' olarak andığı bu merkez veya gücün bir yerinden yakalamıştı ve cesaretle dalga dalga üzerine gidiyordu. Ama birtakım duygusal ve şahsî sebeplerin yanı sıra, Oslo sürecine kurban edildiler. Harita tam görülsün diye yazdım. "
Haritanın tamamını görmek için
"Cumhuriyet tarihinde iki kişi iktidara önceden yaptığı planlarıyla geldi: Mustafa Kemal ve merhum Turgut Özal. Mustafa Kemal, yapacaklarını daha Samsun-Amasya-Erzurum hattında iken Mazhar Müfit Kansu'ya tek tek yazdırmıştı.
Bunlar, Mustafa Kemal'e ve arkadaşlarına Samsun vizesini veren ingiltere ile Lozan'da tescil edilip, taahhüt altına alındı.
Aynı ingiltere, "Ortadoğu" denilen coğrafyada mevcut sunî sınırları çizen ülkedir de. Bu sınırlar öyle çizildi ki, meselâ Kürtler Irak, Suriye, iran ve Türkiye arasında, Belucîler iran, Pakistan ve Afganistan arasında dağıtıldı. Çok açıktı ki, bu etnik unsurlar, islâm ülkelerinin tamamen kendileriyle meşgul olması ve vakti geldiğinde bir defa daha bölünmesi adına kullanılacaktı. Nitekim ingiltere mahreçli Financial Times gazetesinin Mayıs 1983'te, PKK'nın kuruluş günlerinde, yayınladığı ve dünyanın 2010 yılında alacağı öngörülen (yani planlanan) haritada zikri geçen dört ülkeye dağıtılmış Kürt bölgesi 'Büyük Kürdistan' olarak çiziliyordu. Dolayısıyla, PKK/KCK terörüne öncelikle bu açıdan değil de, Güneydoğu'daki şartların kendiliğinden sebep olduğu bir terör olarak bakanlar, fecî yanılıyorlar. Yavuz Sultan Selim, Mısır seferine çıkarken idris-i Bitlisî kendisini, Güneydoğu Anadolu'yu da Osmanlı Devleti sınırlarına katmaya teşvik etmiş ve "Sultan'ım, bu bölgenin güvenliği Musul'dan geçer." diyerek, Musul'a kadar fethedilmesi gerektiğini bildirmişti. idris-i Bitlisî'nin kurmay zekâsına sahip olmayanlar, ingilizlerin islâm dünyasında çizdiği sunî sınırlara teslim oldular.
Taha Kıvanç, Lütfi Akdoğan'ın hatıralarından bir zaman MiT müsteşarlığı yapmış bulunan Fuat Doğu'nun değerlendirmesini aktarıyor. Doğu'ya göre "(ittihat ve Terakki Partisi'nin başına) Enver Paşa ve arkadaşlarını getiren(ler) yalnız Siyonistler değildi; Siyonistlerle birlikte ittihatçıları iktidara getiren de bu bahsettiğimiz 'kitle güç' oldu. Yine Siyonistlerle el ele vererek bu kitle güç, Atatürk'ü başa getirdi." Fuat Doğu'nun "kitle güç" dediği, 31 Mart 1908 hadisesiyle birlikte Türkiye'yi içten ele geçiren güçtür ve arkasında daima ingiltere olmuştur. Cem Ersever, "Ortadoğu'daki hadiselerin istihbarat faaliyetini ingiliz gizli servisi yürütür; askerî operasyonları da ABD yapar." diye yazar. Ve, ABD için en önemli meselenin israil'in güvenliği olduğunu ABD'li yetkililer tekrar ediyor. PKK ile 2005 yılında başladığı ortaya çıkan ve 2010'da tek bir maddesini bile hiçbir yetkilinin halk önünde kabûllenemeyeceği mutabakata dönüşen Oslo sürecinin mimarı da ingiliz gizli servisi. KCK'nın bu süreçte teşkilatlanıp, metropolleri patlayıcılarla doldurduğunu da belirtelim.
Lütfi Akdoğan, Demirel'in ağzından ABD'nin Kürt bölgesini Türkiye'den her bakımdan çok daha iyi bildiğini ve "Kürt meselesi"nde Türkiye'den tamamen farklı düşündüğünü de yazıyor. "Ortadoğu" politikalarında önceliği daima israil olan ABD'nin 1990 Irak savaşını aynı mesele için çıkardığını ve aynı mesele için yeni bir Irak savaşı çıkarıp, Saddam'ı yok edeceğini yine Lütfi Akdoğan vasıtasıyla Demirel'den öğreniyoruz. Fethullah Gülen Hocaefendi, Mavi Marmara hadisesinde "israil'le diplomasi sonuna kadar kullanılabilirdi." dediğinde yer yerinden oynamıştı. iki yıldır dış politikada ve bizzat bölgemizde ne duruma düştüğümüz ortada. Teröre karşı ilk defa gerçek ve başarılı bir mücadele vermeye başlar başlamaz Uludere'de 34 masum vatandaşımızı kendi uçaklarımızla katlettik. Suriye ile uçak krizi için hadisenin olduğu daha ilk gün "ikinci bir Uludere olabilir." diye yazdım. Uludere'de uçaklarımıza vatandaşlarımızı hangi merkez veya güç bombalatmışsa, uçağımızı Suriye'ye gönderip düş(ürül)mesine sebep olan da aynı merkez veya güç olsa gerektir.
ÖYM'ler, Fuat Doğu'nun Siyonistlerle birlikte çalışan 'kitle güç' olarak andığı bu merkez veya gücün bir yerinden yakalamıştı ve cesaretle dalga dalga üzerine gidiyordu. Ama birtakım duygusal ve şahsî sebeplerin yanı sıra, Oslo sürecine kurban edildiler. Harita tam görülsün diye yazdım. "
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar