bugün
- kimsesizlerin kimsesi zall'a açık mektuptur12
- namus takıntısı olan erkek17
- kadın olsaydım çok açık giyerdim4
- ece irtem4
- yazarlar birbirlerine laf atmaktan tanım yapamıyor5
- kadınsı erkek3
- yardımda bulunulan kişinin lüks harcamalar yapması4
- kavurmalı yumurta4
- karton toplayan cocuk evlenirse karısına bakar mı5
- dünya kupası mağlubiyetinin arkasında siyonizm var4
- regl dönemi çirkinliği5
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi15
- curaçao6
- emek hırsızı patronları ifşa etme akımı5
- 14 haziran 2026 hollanda japonya maçı6
- kadınlar sözlük5
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- güzel kızların isimleri9
- namus4
- true'ya arkadan sahip olmak3
- talkan ve curcan katliamları4
- aya gidilmedi dünya düz aşı karşıtıyım3
- pernado bey birader3
- diyete başlama pazartesisi5
- istanbul'da ortalama kiranın 42 bin tl olması4
- ekber ve erşed kanunları2
- evde boş boş çerez yiyip bira içmek4
- halkım yok sayılıyor işte kürt sorunu benim5
- yazarların şu sıralar streslendikleri konular3
- 14 haziran 2026 avustralyalının türk çocuğu x i3
- diamond bosphorusss2
- evlenmeyi başaramamış kadın17
- müzisyen yazarlar3
- hayatın planladığımız gibi gitmemesi3
- bilgi için mi like için mi yazılır7
- 86 yıl sonra bile atatürk'e minnet duyulma sebebi3
- sari renkli seker ibnesi2
- iran'a iltica etmek2
- sözlük yazarlarının suları3
- buddy dude23
- yem borusu çalmak3
- ibni tekerlek el keşiş dağı2
- yeni arabalarda tuş yerine ekran olması3
- ismet bin komsomol el tavariş ül raskolnikov4
- suni arabistan2
- ona bir şey söyle14
- kızına eşine bikini giydiren aile reisi7
- yarı seküler yarı muhafazakar birisi olmak2
- bir şeyi ararken başka bir kayıp şeyi bulmak2
- aniden gelen boşluk hissi3
bundan 2-3 sene evvel..
çoğunluğun tren sevgisinden hareketle hayatında otobüs dışı bi ulaşım aracını kullanmamış olan şahsım bir değişiklik, bir macera, bir de ekonomik boyutu yönünden ilk ve son defa treni seçti. gerçi ekonomik boyutunu söyleyip olayı dramatikleştirmek istemiyorum çünkü gittiğim şehirler arası, otobüsle 10-12 tl iken trenle 7.5tl idi, neyse. bilet alırken adama pencere kenarı olsun notumu düştükten sonra elime aldığım bilette bi koltuk numarası göremememle olaylar gelişmeye başladı. hala anlamam mavi tren dedikleri böyle mi oluyor yoksa banliyö mü yoksa posta treni miydi. 75 dakikalık yolu 180 dakikada gidecektim lakin ezik ve asosyal olduğumdan mütevellit bu bana sanki interrail yapıyorum duygusu yaşatmaya yetiyordu. heyecanlı bekleyiş sona ermiş tren gelmişti. kalabalık denebilecek bir grubun trene hücum etmeye başlamasıyla irkilip doğru zamanın da geldiğini düşünerek kendimi o yöne doğru yönelttim. vagonlar arası yerde yazın sıcaklığının bünyemde bıraktığı uyuşukluk, serin sulara kendini atma isteğiyle beklemeye koyuldum. ben bekliyordum çılgın kalabalığın bir an önce yerlerine oturup dağılmasını içimden pencere kenarı olmasa da olur diyordum lakin çılgın kalabalıktan bi kaykılma bi ileri gitme çabası göremedim. gerçeği anlamam çok uzun sürmedi. vagonlar arası kazana düşmüş hissi veren yerden kafamı uzak diyarlara yan taraftaki klimadan gelen esintiye çevirdim. evet oraya gitmeliydim. çılgın kalabalığı yarıp kendimi yan taraftaki serin yere attım kalabalığın şaşkın bakışları arasında. evet çantama ve kendime bi yer bulmuştum artık rahatça yolculuk yapabilirdim. mutluydum lakin mutluluğum çok uzun sürmedi. aralarda tek ayak üstünde durup havadaki ayağımı dinlendirmeye çalıştım. 150 dakika sonra bi kaç koltuk boşaldı. kendime oturmayı yediremedim, buraya kadar ayakta gelmişim zaten. geri kalan yarım saati de ayakta geçirdim ve bir daha trenle yolculuk yapmamaya ant içtim.
çoğunluğun tren sevgisinden hareketle hayatında otobüs dışı bi ulaşım aracını kullanmamış olan şahsım bir değişiklik, bir macera, bir de ekonomik boyutu yönünden ilk ve son defa treni seçti. gerçi ekonomik boyutunu söyleyip olayı dramatikleştirmek istemiyorum çünkü gittiğim şehirler arası, otobüsle 10-12 tl iken trenle 7.5tl idi, neyse. bilet alırken adama pencere kenarı olsun notumu düştükten sonra elime aldığım bilette bi koltuk numarası göremememle olaylar gelişmeye başladı. hala anlamam mavi tren dedikleri böyle mi oluyor yoksa banliyö mü yoksa posta treni miydi. 75 dakikalık yolu 180 dakikada gidecektim lakin ezik ve asosyal olduğumdan mütevellit bu bana sanki interrail yapıyorum duygusu yaşatmaya yetiyordu. heyecanlı bekleyiş sona ermiş tren gelmişti. kalabalık denebilecek bir grubun trene hücum etmeye başlamasıyla irkilip doğru zamanın da geldiğini düşünerek kendimi o yöne doğru yönelttim. vagonlar arası yerde yazın sıcaklığının bünyemde bıraktığı uyuşukluk, serin sulara kendini atma isteğiyle beklemeye koyuldum. ben bekliyordum çılgın kalabalığın bir an önce yerlerine oturup dağılmasını içimden pencere kenarı olmasa da olur diyordum lakin çılgın kalabalıktan bi kaykılma bi ileri gitme çabası göremedim. gerçeği anlamam çok uzun sürmedi. vagonlar arası kazana düşmüş hissi veren yerden kafamı uzak diyarlara yan taraftaki klimadan gelen esintiye çevirdim. evet oraya gitmeliydim. çılgın kalabalığı yarıp kendimi yan taraftaki serin yere attım kalabalığın şaşkın bakışları arasında. evet çantama ve kendime bi yer bulmuştum artık rahatça yolculuk yapabilirdim. mutluydum lakin mutluluğum çok uzun sürmedi. aralarda tek ayak üstünde durup havadaki ayağımı dinlendirmeye çalıştım. 150 dakika sonra bi kaç koltuk boşaldı. kendime oturmayı yediremedim, buraya kadar ayakta gelmişim zaten. geri kalan yarım saati de ayakta geçirdim ve bir daha trenle yolculuk yapmamaya ant içtim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar