bugün
- babam ve oğlum filmindeki saçma duygusallık5
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek18
- sonradan severim diyerek ilişkiye başlamak11
- önemli olan eğitim mi yoksa karakter mi6
- 9 haziran 2026 akit tv'ye el hareketi yapan dayı7
- kimseye borç vermeyen insan10
- chp'nin hali ne olacak33
- quantum bilgisayarlar3
- uysaljakoben buraya bak aslanım5
- en sevdiğiniz müzik türü9
- 5 mart 19982
- kadınların kadınlarda kıskandığı şeyler5
- satrançtaki en güçsüz taş2
- hitlerin akciğerleri2
- ateşi siz bulsaydınız ilk neyi yakardınız2
- uludağ sözlük kolektif kafalar birliği2
- üç dil bilen alman kurdu2
- yeminimi bozuyorum ulan3
- bu memeler kimin2
- m r e r e c t o20
- hoşlanılan kızın ittihatçı çıkması5
- arapça bilen yazarlar3
- ödünç alınan dil2
- melahat ileri2
- ağız boşluğu sirk sahnesine benzeyen kezo3
- zayıflamanın en güzel yanı4
- sedat pekmez karakteri3
- sigara dumanı üfleme çeşnili sırıtan kezo2
- stanley termos almanın mantıklı açıklaması5
- sözlük erkeklerinin evlenme şartları4
- 35 yaşında şort giyen erkeklerin olması4
- ilk buluşmada yodeling söyleyen kezo2
- hürmüz boğazı nda abd helikopteri düştü4
- mhp li yazarlar5
- başarılı sigara bırakma teknikleri5
- mecnun bir am için çöllere düşmesi3
- el sıkıştığında ne hissediyorsun7
- aşırı kilolu işletmeci tip2
- togg t10f4
- sedat pekmez24
- diamond bosphoruss denen yazar22
- bir kadını sözlük yazarı yapıp onunla sex yapmak3
- misafirlerin getirdiği hedeler2
- aisu3
- hiç gelmeyecek birini beklemek3
- sözlükte erkekleri taciz eden kızlar tam liste9
- gocu28
- dirilse konserine gidilecek sanatçı5
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- kayyum kemal8
Eskiyi silme işi. Özünde bu kadar, hepsi bu. Peki nasıl olur? Sorun burada başlıyor. Tabi ki devrim mangaları kurularak, halka toplumsal bilinç aşılanarak, parti propagandaları yapılarak... Demek burada baştan kaybetmek olacaktır, çünkü böyle ayakkabınızı bile değiştiremezsiniz eğer ki devrim teorisi, yaklaşımı buysa.
Devrim siyasi bir olgu değil, bir reflekstir. Eğer memnun olmadığın bir şey varsa onu devirirsin, önünde durabilecek hiç bir şey yoktur. Çünkü sen halksın, ve sen memnun değilsen memnun olmayan daha binlerce kişi olacaktır. istenirse olur arkadaş, eğer düşünecek gücün varsa yaparsın, en azından bir yerlerden başlarsın. Örgütlenmek zaman kaybıdır, şartların oluşmasını beklemek zaman kaybıdır. Kendi ömründe memnun olmadığın bir şeyi değiştiremediysen, koca bir ömrü boşa yaşadın demektir.
Sokaklarda bağırarak, gazete satarak, partilerde toplantılar yaparak devrim olmaz. Devrimi siyasetin içinde görürsen devrim falan olmaz. Devrimi kendinde göreceksin ilk önce, o koca götlü liderlerden, başkalarının fikirlerinden, başkalarının değerlerinden, neden kötü olduğunu bilmeden kötü olduğuna inandığın şeylerden arınacaksın. Kendini göreceksin ilk, sonra gerçekten neyi istediğini.
Mesela kirada mı oturuyosun, kira vermek rahatsız edici ve saçma mı? bir insanın on tane evi olması haksızlık mı? bunu düşünüyorsun ve karar veriyorsun: " Herkesin oturacak bir yere sahip olma hakkı var. " apartmandaki diğer kişilerle tartışırsın, sana katılan olur, katılmayan olur. O an yaparsın devrimini, kira ödemeyi bırakırsın. iki ihtimal vardır önünde, ya başlattığın bu hareket kabul görür ve büyük bir hızla çevreye, ülkeye, hatta dünyaya yayılır. Ya da insanlar korkar ki kuvvetli ihtimal de budur. Ama sen denemiş olursun, inandığın bir fikir için bir şey yapmış olursun. Evet başarısız olabilirsin, ama yeniden dene, hep yenil ama yılma, yıkılma. Başaracaksın diyemem, ama sen devrim refleksini göstermiş, devrim olmuş olacaksın.
inanmışsan bir şeye öyle yaşarsın. illa yayılacaksa devrim bilinci, böyle yayılmalı, doğrusu budur, siyasilerin göbeklerini şişirerek, siyasetin içinde kalarak devrim olmaz. devrim olmayı göze alanlarla devrim olur. Bir lidere, bir efendiye kimsenin ihtiyacı yok, kölelik çok yaygın bir hastalıktır, devrim düşü görenler de çabuk kapılır. ilk önce o hastalıktan kurtulacaksın, liderliği kendinde göreceksin, hem de sadece kendinin liderliğini, başkasının değil, kendine lider olabileceğinin farkına varacaksın.
Eğer devrim böyle bir şeyse, böyle algılanırsa işte tam o an, memnun olunmayan hiç bir şey varlığını sürdüremez. elbet tam da karşında duranlar olacak, karşında duran ve senin istediğinin tam tersini isteyecek insanlar olacak. burada devreye neo liberal bir söylem girecek, " bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler. " isteyen istediği şekilde yaşamaya devam eder. peki durumun tam da böyle olması için gereken nedir? kolluk kuvvetlerinin ortadan kalkması. kolluk kuvvetleri ve askeri kuvvet ortadan nasıl kalkar? devletin ortadan kalkması ile. Devletler nasıl ortadan kalkar? devlet zaten yoktur, yöneticiler vardır ve bunlar devlet adı altında bir şeyden olmayacak yetkiler aldığını söylerler. Mesela sizin adınıza bir sözleşme olan anayasayı kabul ederler, sizde paşa paşa uyarsınız." Ulan denyo, benim anayasanın altında imzam mı var" demek gibi bir hakkınız olduğuna inanmazsınız, inanmak istemezsiniz, çünkü bu yöneticiler sizi istediği yönde yetiştirmek gibi bir yetkiye de sahip olduğuna inanırlar ve gerçekten de eğitim vasıtasıyla sizi istedikleri gibi yetiştirirler.
Hiç oturup düşündünüz mü: "ulan bu mecburi eğitim neden ilk okulu kapsamış baştan beri" diye? Cevap yetiştirmekte saklı, bir insanın bir çok konu da fikri yokken ilk şekillerini ve kolay kolay atamayacağı duvarları siz ona verirsiniz. Bu sebepten eğitim zorunlu gösterilir. burası çok önemli: EĞiTiME iHTiYACIMIZ YOK! eğitim sistematik olduğu sürece bir araçtır, yani siz bir şeyler için eğitilirsiniz. Okumak için okumak, öğrenmek için öğrenmek yerine istenildiği gibi olmak, istenileni öğrenmek zorunda kalırsınız. Okullara ihtiyacımız yok, sistemlere ihtiyacımız yok, bunların hepsi bu fikirleri ütopik bulmanız, hatta gülümsemeniz için insan yetiştirimine dahil edilmiş sömürü parçaları. Ama Ahmet Telli bir yerlerde diyordu: " Hangi duvar yıkılmaz, eğer sorular doğruysa? " o soruları kendimize soracak cesaretimiz olduğunda, ütopya dediklerimizin hayatın kendisi olduğunu da göreceğiz.
Peki devleti yıkmak nereden başlar? kavramlardan, düşüncelerden başlar. Çünkü devlet ortaya sürdüğü gereksiz kavramlarla yaşar. Mesela vatan, vatanın bölünmez bütünlüğü, millet, kutsal, isyancı, hain.. ulan nedir ya, vatan nedir biri bana anlatsın lütfen, ne ola ki vatan, millet? Bölünmez bütünlük ne birisi çıksın da anlatsın bana, kutsal ne, vatan haini ne demeye gelir. kavramın hainliği nasıl bir duş sonrası fantazisidir? ulan bunca insan neyin peşinde, birisi çıksın da desin ki, bak şuraya dayanıyor, şu temellere göre bunlar gerçek. Uyanın o rüyadan, vatan yoktur, millet yoktur bunu dünyaya dayanarak söylüyorum. dine inanıyorsan da yoktur, inanmıyorsan da yoktur. hitler yoktur, musollini yoktur, stalin yoktur, muhammed yoktur, isa yoktur, musa yoktur, tepeden tırnağa kutsal yoktur. Kavramlar vardır yalnız, fikirler ve onları kabul eden gerçek varlıklar.
vatan dediğin senin kelepçen arkadaş, kaç kişi vatanla oturup çay içti, kaç kişi vatanla şöyle bir maça gitti, alış verişe çıktı. Kavramsal varlıklar, kavram olarak var olmaya mahkumdur. Vatan dediğin şeyin bu dünyadaki yeri, pegasus kadardır, aynı realiteye sahiptir çünkü toprak hiç bir zaman kimsenin olmadı, olamaz. Öleceksin lan, farkına var artık. Öleceksin ve o kavramlar birbir götüne girecek hurileri göremeyince. Burada kullanılan cümlenin de, pegasus tepecek seni anladığın vakit demekten hiç bir farkı yoktur. Çünkü bu iki kavram birbirine denktir.
Sonra millet, seni kim millet ilan etti? Eğer sen ve diğerleri, bu millet fikrine inananlar ısrarlarından vazgeçerse, millet sorunu diye bir şey kalır mı ki ortada? mesela dünyada iki ülke olsa diyelim ki almanya ve türkiye. Naziler olmasa, bozkurtlar olur mu? Bozkurtlar olmasa, naziler olur mu? birbirinizi yaşatıyorsunuz ancak, birbirinize zarar veriyorsunuz, yaptığınız başka hiç bir şey değil.
---
dönelim konumuza, işte devlet bu kadar küçük şeylerden besleniyor. tek yapmak gereken artık istemiyorum demek. Gelin hepiniz anarşist olun demiyorum, ama bir düşünün şu boku, nedir ne değildir bir sorgulayın, doğaya uygun yaşamanın kötülüğünü bir düşünün ne bulacaksınız bakalım.
konumuza dönelim derken ufak bir propaganda oldu, devrimden bahsetmeye devam etmek gerekirse:
devrim, senin istediğini almaktaki kararlılığına denir.
devrim, kendini tanıman ve ne istediğini bilmendir.
devrim, kendindeki duvarları yıkmaktır.
devrim, toplumsal değil bireyseldir.
devrim, fertlerin ortak isteklerde birleşmesi ve uygulamasıdır.
yani devrim tamamen sizle alakalıdır, devrim olmadan devrim için bir şey yapamazsınız. Her gün kendinizde bir duvarı devirmeden koca koca sistem duvarlarını deviremezsiniz, devirseniz de yerine yeni bir sistem koyarsınız, çünkü sistem duvarlarıyla yaşamaya alışmışsınızdır..
---------------- m. ö. 548, uzakdoğu bölgesi, lao tzu gökyüzüne bakıp: " binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır. " derken; akheramosis
Devrim siyasi bir olgu değil, bir reflekstir. Eğer memnun olmadığın bir şey varsa onu devirirsin, önünde durabilecek hiç bir şey yoktur. Çünkü sen halksın, ve sen memnun değilsen memnun olmayan daha binlerce kişi olacaktır. istenirse olur arkadaş, eğer düşünecek gücün varsa yaparsın, en azından bir yerlerden başlarsın. Örgütlenmek zaman kaybıdır, şartların oluşmasını beklemek zaman kaybıdır. Kendi ömründe memnun olmadığın bir şeyi değiştiremediysen, koca bir ömrü boşa yaşadın demektir.
Sokaklarda bağırarak, gazete satarak, partilerde toplantılar yaparak devrim olmaz. Devrimi siyasetin içinde görürsen devrim falan olmaz. Devrimi kendinde göreceksin ilk önce, o koca götlü liderlerden, başkalarının fikirlerinden, başkalarının değerlerinden, neden kötü olduğunu bilmeden kötü olduğuna inandığın şeylerden arınacaksın. Kendini göreceksin ilk, sonra gerçekten neyi istediğini.
Mesela kirada mı oturuyosun, kira vermek rahatsız edici ve saçma mı? bir insanın on tane evi olması haksızlık mı? bunu düşünüyorsun ve karar veriyorsun: " Herkesin oturacak bir yere sahip olma hakkı var. " apartmandaki diğer kişilerle tartışırsın, sana katılan olur, katılmayan olur. O an yaparsın devrimini, kira ödemeyi bırakırsın. iki ihtimal vardır önünde, ya başlattığın bu hareket kabul görür ve büyük bir hızla çevreye, ülkeye, hatta dünyaya yayılır. Ya da insanlar korkar ki kuvvetli ihtimal de budur. Ama sen denemiş olursun, inandığın bir fikir için bir şey yapmış olursun. Evet başarısız olabilirsin, ama yeniden dene, hep yenil ama yılma, yıkılma. Başaracaksın diyemem, ama sen devrim refleksini göstermiş, devrim olmuş olacaksın.
inanmışsan bir şeye öyle yaşarsın. illa yayılacaksa devrim bilinci, böyle yayılmalı, doğrusu budur, siyasilerin göbeklerini şişirerek, siyasetin içinde kalarak devrim olmaz. devrim olmayı göze alanlarla devrim olur. Bir lidere, bir efendiye kimsenin ihtiyacı yok, kölelik çok yaygın bir hastalıktır, devrim düşü görenler de çabuk kapılır. ilk önce o hastalıktan kurtulacaksın, liderliği kendinde göreceksin, hem de sadece kendinin liderliğini, başkasının değil, kendine lider olabileceğinin farkına varacaksın.
Eğer devrim böyle bir şeyse, böyle algılanırsa işte tam o an, memnun olunmayan hiç bir şey varlığını sürdüremez. elbet tam da karşında duranlar olacak, karşında duran ve senin istediğinin tam tersini isteyecek insanlar olacak. burada devreye neo liberal bir söylem girecek, " bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler. " isteyen istediği şekilde yaşamaya devam eder. peki durumun tam da böyle olması için gereken nedir? kolluk kuvvetlerinin ortadan kalkması. kolluk kuvvetleri ve askeri kuvvet ortadan nasıl kalkar? devletin ortadan kalkması ile. Devletler nasıl ortadan kalkar? devlet zaten yoktur, yöneticiler vardır ve bunlar devlet adı altında bir şeyden olmayacak yetkiler aldığını söylerler. Mesela sizin adınıza bir sözleşme olan anayasayı kabul ederler, sizde paşa paşa uyarsınız." Ulan denyo, benim anayasanın altında imzam mı var" demek gibi bir hakkınız olduğuna inanmazsınız, inanmak istemezsiniz, çünkü bu yöneticiler sizi istediği yönde yetiştirmek gibi bir yetkiye de sahip olduğuna inanırlar ve gerçekten de eğitim vasıtasıyla sizi istedikleri gibi yetiştirirler.
Hiç oturup düşündünüz mü: "ulan bu mecburi eğitim neden ilk okulu kapsamış baştan beri" diye? Cevap yetiştirmekte saklı, bir insanın bir çok konu da fikri yokken ilk şekillerini ve kolay kolay atamayacağı duvarları siz ona verirsiniz. Bu sebepten eğitim zorunlu gösterilir. burası çok önemli: EĞiTiME iHTiYACIMIZ YOK! eğitim sistematik olduğu sürece bir araçtır, yani siz bir şeyler için eğitilirsiniz. Okumak için okumak, öğrenmek için öğrenmek yerine istenildiği gibi olmak, istenileni öğrenmek zorunda kalırsınız. Okullara ihtiyacımız yok, sistemlere ihtiyacımız yok, bunların hepsi bu fikirleri ütopik bulmanız, hatta gülümsemeniz için insan yetiştirimine dahil edilmiş sömürü parçaları. Ama Ahmet Telli bir yerlerde diyordu: " Hangi duvar yıkılmaz, eğer sorular doğruysa? " o soruları kendimize soracak cesaretimiz olduğunda, ütopya dediklerimizin hayatın kendisi olduğunu da göreceğiz.
Peki devleti yıkmak nereden başlar? kavramlardan, düşüncelerden başlar. Çünkü devlet ortaya sürdüğü gereksiz kavramlarla yaşar. Mesela vatan, vatanın bölünmez bütünlüğü, millet, kutsal, isyancı, hain.. ulan nedir ya, vatan nedir biri bana anlatsın lütfen, ne ola ki vatan, millet? Bölünmez bütünlük ne birisi çıksın da anlatsın bana, kutsal ne, vatan haini ne demeye gelir. kavramın hainliği nasıl bir duş sonrası fantazisidir? ulan bunca insan neyin peşinde, birisi çıksın da desin ki, bak şuraya dayanıyor, şu temellere göre bunlar gerçek. Uyanın o rüyadan, vatan yoktur, millet yoktur bunu dünyaya dayanarak söylüyorum. dine inanıyorsan da yoktur, inanmıyorsan da yoktur. hitler yoktur, musollini yoktur, stalin yoktur, muhammed yoktur, isa yoktur, musa yoktur, tepeden tırnağa kutsal yoktur. Kavramlar vardır yalnız, fikirler ve onları kabul eden gerçek varlıklar.
vatan dediğin senin kelepçen arkadaş, kaç kişi vatanla oturup çay içti, kaç kişi vatanla şöyle bir maça gitti, alış verişe çıktı. Kavramsal varlıklar, kavram olarak var olmaya mahkumdur. Vatan dediğin şeyin bu dünyadaki yeri, pegasus kadardır, aynı realiteye sahiptir çünkü toprak hiç bir zaman kimsenin olmadı, olamaz. Öleceksin lan, farkına var artık. Öleceksin ve o kavramlar birbir götüne girecek hurileri göremeyince. Burada kullanılan cümlenin de, pegasus tepecek seni anladığın vakit demekten hiç bir farkı yoktur. Çünkü bu iki kavram birbirine denktir.
Sonra millet, seni kim millet ilan etti? Eğer sen ve diğerleri, bu millet fikrine inananlar ısrarlarından vazgeçerse, millet sorunu diye bir şey kalır mı ki ortada? mesela dünyada iki ülke olsa diyelim ki almanya ve türkiye. Naziler olmasa, bozkurtlar olur mu? Bozkurtlar olmasa, naziler olur mu? birbirinizi yaşatıyorsunuz ancak, birbirinize zarar veriyorsunuz, yaptığınız başka hiç bir şey değil.
---
dönelim konumuza, işte devlet bu kadar küçük şeylerden besleniyor. tek yapmak gereken artık istemiyorum demek. Gelin hepiniz anarşist olun demiyorum, ama bir düşünün şu boku, nedir ne değildir bir sorgulayın, doğaya uygun yaşamanın kötülüğünü bir düşünün ne bulacaksınız bakalım.
konumuza dönelim derken ufak bir propaganda oldu, devrimden bahsetmeye devam etmek gerekirse:
devrim, senin istediğini almaktaki kararlılığına denir.
devrim, kendini tanıman ve ne istediğini bilmendir.
devrim, kendindeki duvarları yıkmaktır.
devrim, toplumsal değil bireyseldir.
devrim, fertlerin ortak isteklerde birleşmesi ve uygulamasıdır.
yani devrim tamamen sizle alakalıdır, devrim olmadan devrim için bir şey yapamazsınız. Her gün kendinizde bir duvarı devirmeden koca koca sistem duvarlarını deviremezsiniz, devirseniz de yerine yeni bir sistem koyarsınız, çünkü sistem duvarlarıyla yaşamaya alışmışsınızdır..
---------------- m. ö. 548, uzakdoğu bölgesi, lao tzu gökyüzüne bakıp: " binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır. " derken; akheramosis
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
