bugün
- sözlükteki kaliteli yazarlar31
- 174 kaslı mühendis9
- en başarılı türkiye'nin 2026 rte türkiyesi olması11
- almanya da yaşayan yazarlar8
- sevgiliyle sabaha kadar çığlık serisini izlemek3
- çok açık giyinen kadınların evlilik hayali kurması18
- türkiye tarihinin en yüksek asgari maaşı11
- heidinin dedesi5
- heidinin terörist olma ihtimali5
- ismet gürbüz3
- gabar'dan petrol buldukça üzülen chp liler3
- mazot fiyatlarının suçlusu10
- gelecekteki sevgiliye not3
- 195 kaslı pilot10
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları24
- iblis'in sesini duymak3
- islamda namaz yoktur37
- olsa da yesek2
- kanal i zasyon3
- bir sözlük erkegine merhaba adın ney diye sormak7
- padişahların aşk şiiri yazma samimiyetsizliği6
- şu an bir yerlerde ayin yapan sözlük yazarları2
- ikiz doğurmak6
- yazarların güncel flört listesi6
- şeftali11
- manifestten hangi kızla sevişirdin4
- gocu'nun raci şaşmaz'a benzerliği3
- crushtan hangi erkekle sevişirdin4
- geceye bir şarkı sözü bırak2
- sözlüğün reisi kim anketi19
- bik bik'in jeopolitik ve stratejik önemi15
- borsa8
- sevilen kıza cv yollamak7
- bir erkeğe ilk mesaj nasıl atılmalı15
- ülkü ocaklarının entelektüel alt yapısı5
- antipanik sizce biraz antipatik mi12
- doğum günümü kutlayan herkese teşekkür ederim3
- gece evde şarap kalmaması4
- israil'in nükleer silahları imha edilmelidir18
- ünlüler neden uyuşturucu kullanır21
- kürdistancıların vatandaşlıktan çıkarılması7
- köpeklerin insan bokuna hiç basmaması2
- şah sultan3
- doğru karpuz seçemeyen erkek12
- asgari ücretle kaç litre akaryakıt alınıyor8
- şeytanın bile israil'e karşı olması6
- ilk buluşmaya başka bir ilk buluşmadan gelen kız8
- kaşif kozinoğlu soruşturması raci şaşmaz ifadesi5
- uzun saçlı dövmeli küpeli siyah tişörtlü erkek4
- albenili sözlük yazarı2
türkiye analizidir.
"Ne kendimizi geçmişimizle birlikte keşfedebildik, ne başkalarını -avrupayı ve sair- kavrayabildik. Bir kısır döngü (fasit daire) içinde dönüp duruyoruz" demektir.
geçmişimiz, yalnız zaferler açısından değil, insan kaynakları açısında da çok zengindi. Geçmişimizin her yılına birkaç cevher insan düşüyorken; günümüzde tabiri caizse kat-ı rical" (adam kıtlığı) mevcuttur.
Nedenlerine ulaşmak istiyorsak, önce geçmişimizle buluşmalıyız.
belliki dedelerimizin ve ninelerimizin insan yetiştirme konusunda sonuç veren metotları varmış. O metot sayesinde, bugün hasretle andığımız cevher insana ulaşmışlar.
Bunun tek yolu, anne babanın cevher insana dönüşmesidir.
A. L. Castellandan bir tespit: Osmanlılar, ihtiyarlara ve çocuklara büyük ilgi gösterirler
Osmanlı, bunu farkındaydı. bu yüzden aile içi ilişkileri sağlam tutmuş, ailenin yaşlılarına saygı duyulması gerektiğini toplumun tümüne benimsetmişti. Çocuklar bu örneklere göre yetişirdi.
kendisi iflah olmaz bir "türk ve islamiyet düşmanı" olan ingiliz Sefiri Sir James Porter, 17. yy. Osmanlı ailesindeki sevgi ve dayanışma ruhundan gıpta ile bahseder: Baba sevgisi çok kuvvetlidir. Çocuklarda sonsuz bir itaatle birlikte, evlatlık göreviyle olabilecek her şeye karşı sarsılmaz bir bağlılık görülür. Osmanlılarda çoçukların anaları ve babalarına karşı besledikleri sevgi ve hürmet, özellikle takdire değer. istanbulda tabiatın yüzünü kızartacak derecede çığrından çıkmış evlatlar az görülür!
A. Bayer Neuf annees a Constantinople isimli eserinde Osmanlı toplumunun sevgi, saygı ve dayanışma ruhundan, yardımseverliğinden, ikramından, kendi ifadesiyle insanı minnettar bırakan davranışlardan uzun uzun bahseder. Fransız toplumunun bu hasletleri örnek almasını diler. insani hislerin ve hasletlerin 18. asır Fransasında, neden Osmanlı toplumundaki gibi olmadığını hayıflanır. Bunu sebeplerini araştırır ve bir yabancının varabileceği bazı doğru tespitlere varır. Der ki: Müslüman Türklerin barbarlıkları hakkında müelliflerimizin yazdıkları yazılara rağmen, bütün bu iddiaların aksini ispat eden vakıalar ortadadır. Dinen manen zincirlemiş olduğu hakiki Müslümanlar, ancak onun kendilerine çizmiş olduğu daire dahilinde hareket edebilirler.
Kimi aydınlarımızın bir türlü varmak istemediği bu noktaya bir yabancı gezginin üstelik 18. asırda ulaşmış olması düşündürücüdür. Brayer, Osmanlı toplumunu yücelten gizemi keşfetmiş ve kitabına çekinmeden geçirmiştir.
Şöyle devam ediyor:
O su bentlerini, yol boylarıyla gezinti yerlerinde rastlanan sayısız çeşmelerle sebilleri, yolcuları barındırıp dinlendirmek ve yiyeceklerini temin etmek için yapılan o hamamlı, çok odalı ve etrafları sıra sıra dükkanlı hanları kuran da o ruhtur.
"Hangi ruh?" diye sorarsanız, onu da izninizle Dr. Brayerin kaleminden okuyalım;
Kuranın müminleri teshir eden ruhu diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor; Birtakım menfaat kaygıları, eğlence düşkünlükleri, çok defa kadınların da iştirak ettiği ticari muamele gaileleri, hasılı başka memleketlerin her şeyleri, kadınların çocuklarına karşı şefkatlerini çocuklarına azalttığı halde, Osmanlının harem (aile) hayatı, bilakis bütün bu hislerin bir merkezde toplanıp artmasını temin etmektedir.
Dr. Brayer Osmanlı aile hayatına temas ederken, bilhassa yetişkin çocukların anne babaları ile birlikte oturmaktan derin bir haz duyduklarını belirterek diyor ki;
Çocuklar yetişip adam oldukları zaman, analarıyla babalarını yanlarında bulundurmakta iftihar ettikleri ve küçükken onlardan gördüğü şefkate mukabele etmekle bahtiyar oldukları halde.... -Oradan geçiyor kendi toplumunu eleştirmeye; Başka memleketlerde çok defa çocuklar, olgunluk çapına girer girmez (ekonomik özgürlüğüne kavuşur kavuşmaz) analarıyla babalarından ayrılmakta, ekonomik menfaatleri hususunda onlarla çekişe çekişe tartışmakta, hatta bazen kendileri refah içinde yaşadıkları halde anne babalarını sefalete yakın bir hayat içinde bırakmakta, zavallılara karşı adeta yabancılaşmaktadırlar.
Biz de Avrupalılaştık ya, işte şimdi aynı durumdayız. Aynı sıkıntıları, aynı hasreti çekiyoruz. işin tuhaf tarafı Avrupa; "aile kurumunu bozmanın faturasına" toplumun dayanamadığı görmüş ve aile kurumunu sağlamlaştırma arayışlarına yönelmişken biz yanlış istikamette azimle ve süratle mesafe almayı sürdürüyoruz.
vesselam.
"Ne kendimizi geçmişimizle birlikte keşfedebildik, ne başkalarını -avrupayı ve sair- kavrayabildik. Bir kısır döngü (fasit daire) içinde dönüp duruyoruz" demektir.
geçmişimiz, yalnız zaferler açısından değil, insan kaynakları açısında da çok zengindi. Geçmişimizin her yılına birkaç cevher insan düşüyorken; günümüzde tabiri caizse kat-ı rical" (adam kıtlığı) mevcuttur.
Nedenlerine ulaşmak istiyorsak, önce geçmişimizle buluşmalıyız.
belliki dedelerimizin ve ninelerimizin insan yetiştirme konusunda sonuç veren metotları varmış. O metot sayesinde, bugün hasretle andığımız cevher insana ulaşmışlar.
Bunun tek yolu, anne babanın cevher insana dönüşmesidir.
A. L. Castellandan bir tespit: Osmanlılar, ihtiyarlara ve çocuklara büyük ilgi gösterirler
Osmanlı, bunu farkındaydı. bu yüzden aile içi ilişkileri sağlam tutmuş, ailenin yaşlılarına saygı duyulması gerektiğini toplumun tümüne benimsetmişti. Çocuklar bu örneklere göre yetişirdi.
kendisi iflah olmaz bir "türk ve islamiyet düşmanı" olan ingiliz Sefiri Sir James Porter, 17. yy. Osmanlı ailesindeki sevgi ve dayanışma ruhundan gıpta ile bahseder: Baba sevgisi çok kuvvetlidir. Çocuklarda sonsuz bir itaatle birlikte, evlatlık göreviyle olabilecek her şeye karşı sarsılmaz bir bağlılık görülür. Osmanlılarda çoçukların anaları ve babalarına karşı besledikleri sevgi ve hürmet, özellikle takdire değer. istanbulda tabiatın yüzünü kızartacak derecede çığrından çıkmış evlatlar az görülür!
A. Bayer Neuf annees a Constantinople isimli eserinde Osmanlı toplumunun sevgi, saygı ve dayanışma ruhundan, yardımseverliğinden, ikramından, kendi ifadesiyle insanı minnettar bırakan davranışlardan uzun uzun bahseder. Fransız toplumunun bu hasletleri örnek almasını diler. insani hislerin ve hasletlerin 18. asır Fransasında, neden Osmanlı toplumundaki gibi olmadığını hayıflanır. Bunu sebeplerini araştırır ve bir yabancının varabileceği bazı doğru tespitlere varır. Der ki: Müslüman Türklerin barbarlıkları hakkında müelliflerimizin yazdıkları yazılara rağmen, bütün bu iddiaların aksini ispat eden vakıalar ortadadır. Dinen manen zincirlemiş olduğu hakiki Müslümanlar, ancak onun kendilerine çizmiş olduğu daire dahilinde hareket edebilirler.
Kimi aydınlarımızın bir türlü varmak istemediği bu noktaya bir yabancı gezginin üstelik 18. asırda ulaşmış olması düşündürücüdür. Brayer, Osmanlı toplumunu yücelten gizemi keşfetmiş ve kitabına çekinmeden geçirmiştir.
Şöyle devam ediyor:
O su bentlerini, yol boylarıyla gezinti yerlerinde rastlanan sayısız çeşmelerle sebilleri, yolcuları barındırıp dinlendirmek ve yiyeceklerini temin etmek için yapılan o hamamlı, çok odalı ve etrafları sıra sıra dükkanlı hanları kuran da o ruhtur.
"Hangi ruh?" diye sorarsanız, onu da izninizle Dr. Brayerin kaleminden okuyalım;
Kuranın müminleri teshir eden ruhu diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor; Birtakım menfaat kaygıları, eğlence düşkünlükleri, çok defa kadınların da iştirak ettiği ticari muamele gaileleri, hasılı başka memleketlerin her şeyleri, kadınların çocuklarına karşı şefkatlerini çocuklarına azalttığı halde, Osmanlının harem (aile) hayatı, bilakis bütün bu hislerin bir merkezde toplanıp artmasını temin etmektedir.
Dr. Brayer Osmanlı aile hayatına temas ederken, bilhassa yetişkin çocukların anne babaları ile birlikte oturmaktan derin bir haz duyduklarını belirterek diyor ki;
Çocuklar yetişip adam oldukları zaman, analarıyla babalarını yanlarında bulundurmakta iftihar ettikleri ve küçükken onlardan gördüğü şefkate mukabele etmekle bahtiyar oldukları halde.... -Oradan geçiyor kendi toplumunu eleştirmeye; Başka memleketlerde çok defa çocuklar, olgunluk çapına girer girmez (ekonomik özgürlüğüne kavuşur kavuşmaz) analarıyla babalarından ayrılmakta, ekonomik menfaatleri hususunda onlarla çekişe çekişe tartışmakta, hatta bazen kendileri refah içinde yaşadıkları halde anne babalarını sefalete yakın bir hayat içinde bırakmakta, zavallılara karşı adeta yabancılaşmaktadırlar.
Biz de Avrupalılaştık ya, işte şimdi aynı durumdayız. Aynı sıkıntıları, aynı hasreti çekiyoruz. işin tuhaf tarafı Avrupa; "aile kurumunu bozmanın faturasına" toplumun dayanamadığı görmüş ve aile kurumunu sağlamlaştırma arayışlarına yönelmişken biz yanlış istikamette azimle ve süratle mesafe almayı sürdürüyoruz.
vesselam.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar