bugün
- kafanın çok büyük olması8
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı11
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi11
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- yalnız çirkin asosyal erkek6
- ibrahim tatlısesin peygamber olma ihtimali6
- bırak kolumu acıtıyorsun3
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- 2019 tasarımı3
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- anın görüntüsü23
- kahtalı mıçı hayranı kız4
- duygu özaslan6
- zorunlu askerliğin ahlaki sorunu3
- beni benden alırsan seni sana bırakmam3
- timsah yürüyüşü4
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü5
- iş arıyorum sözlük2
- özel ders vermek4
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- sollen wir'in die disco gehen2
- hasslich2
- beni benden alırsan bene nolur3
- siirtte starbucks olması sorunsalı2
- ya şeytan haklıysa5
- yoktan var etmek boş kağıda nokta koymak gibidir3
- bir ara mutlaka görüşelim2
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- bazlama heykeli2
- 2008 09 süper lig3
- trabzonspor'un evinde 90 maçtır yenilmemesi rekoru4
- kulağıma ayıp şeyler söyle diyen kız2
- 2026 2027 sezonu şampiyonu fenerbahçe3
- almanca bir not bırak2
- verrückt2
- fenerbahçenin keşkeleri3
- 6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı4
- askerde özlenen şeyler9
- 90lar türkçe pop5
- helin kandemir4
- dia saba2
- 15 kasım 20264
- espiyonaj dizisi3
- başkalarının hayatı dizisi4
- bana aşık olan var mı3
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- 2004 2011 arası fenerbahçe3
harika bir yazı kaleme almış savaş ile ilgili malum gündem suriye...
Savaş, insanlık suçlarının en aşağılık olanıdır. Çünkü savaş, yoksul
insanları vurur; zengini daha zengin yapar, savaş zenginleri üretir,
siyasi iktidarları tüm yolsuzluklarından korur.
Savaş bunun için istenir.
Savaşı isteyenler asla savaşa katılmayanlardır.
Savaşlarda ön saflarda bulunanlar asla ne için savaştığını bilmeyen
zavallılardır ve önce onlar ölür. Nereye götürüldüklerini ve niçin
götürüldüklerini bilmeden bir kavganın ortasına bırakılırlar ve onları
savaşa götüren egemen güçler oldukça uzaklardan bir yerden olanı
biteni seyreder.
Sonra "kahraman" diye sırtını sıvazlarlar.
Böylesine aşağılık bir iştir savaş.
Siz hiç savaşlarda "patronların" öldüğünü gördünüz mü?
Savaş; kredi kartı borcunuzu ortadan kaldırmaz, kira borçlarınızı da,
banka kredilerini de... Yaratılan kaos dindiğinde, eğer sağ kalmayı
başarırsanız, tüm sorunlarınız eskisinden daha da ağır olarak yine
önünüze konacaktır.
Savaş bizim gibi sıradan insanlar için asla çözüm değil, tam tersi bir yıkımdır.
Size ateş etmeyi öğretirler, bunun anlamı insan öldürmektir. Bir
insanı öldürmenin ne büyük bir işkence olduğunu bildiğiniz halde,
savaş psikolojisi altında karşınızdakini düşman gördüğünüzden, bunun
bir "sevap" olduğu size anlatılır.
Dinsel savaşlarda bu "gavur" öldürmek olarak önünüze konur, diğer
savaşlarda ise ülkenin gururu diye yutturulur.
Savaş öyle bir ikilemdir ki, elinize tutuşturulan silahı
ateşlemediğiniz anda öleceğinizi de bilmektesiniz. Karşınızda, sizin
gibi başka bir ülkenin yoksul insanları ellerinde silahla
beklemektedir. Ya o sizi vuracaktır, ya da siz onu. Her iki durumda da
felaket kapıdadır.
Suriye ile yaratılan gerginlik, iki Müslüman toplumun birbiriyle
kapışmasıdır. Karşı karşıya geldiğinizde silahınızı aşağı indirip,
"biz birbirimizi neden öldürüyoruz," sorusunu bile soramayacak kadar
öldürmeye kurgulanmış insanlar haline getirileceksiniz, bu doğru mu?
Kutsal kitaplarda öldürme yasaklanmasına rağmen, savaşta düşmanı
öldüren kişinin günah işlemiş sayılmayacağı belirtilmiştir.
Lev Nikolayeviç Tolstoy, "Savaş Üzerine" adlı kitabında, her kışlada
asılı olan şu cümleye yer verir: "Üç kişi sana saldırdığında,
birincisinin hançerle, ikincisinin tüfekle, üçüncüsünün ise süngüyle
canını al... Süngün kırılmışsa dipçikle vur. Dipçik de kırılmışsa
yumruklarınla vur. Yumrukların iş göremiyorsa dişlerini geçir."
Vahşetin boyutları...
Üstelik bunu kendi insiyatifinizle yapmıyorsunuz, size emir verildiği
için yapıyorsunuz. Sözde sorumluluk onlardaymış gibi görülüyor; ama
insan öldürüyorsunuz. Oysa, komutanlar, siyasiler ve patronlar dahil
hiçbir güç insanı canı istediği için ölü bedene dönüştürmemelidir.
Müslümanlığın vicdanı, hangi mertebede olursa olsun bir başkasının
diğerine "öldür" emri veremeyeceği üzerine kuruludur.
Peki bu Ortadoğu'da oynanan oyunlar ne?
Müslümanlığın gereğini yerine getirecekseniz ve Tanrı'nın buyruklarına
göre davranmanız gerekiyorsa, biran önce savaş sloganından
vazgeçeceksiniz. Öldürme üzerine kurulu bu zenginler mücadelesine
ortak olmamaya yemin edeceksiniz.
Askerin Tanrı'nın savaşçısı olduğunu söyleyen sahte Müslümanlara
aldırmayacaksınız. Onların dini bilgilerinden kuşku duymanız gerek.
Ölümle biten her "oyun" dağarcığınızın en derinlerindeki vicdanı bile
sorgulayacak ve sizi kendi inançlarınız karşısında mahkum edecektir.
Yalnızca korkan kişi yenilir safsatalarına yüz vermeyeceksiniz.
Cesaretin savaşmak olduğunu anlatanlara sırtınızı döneceksiniz.
insanca yaşamın herkesin hakkı olduğunu tekrarlamak zorundasınız.
Gerçek inanç bu düşüncenin altında yatmaktadır.
Her savaş bir ölüm makinasıdır ve milyonlarca kadın ve çocuğun yalnız
kalmasına neden olacaktır. Tek bir soru önem kazanmaktadır burada: Ne
için?
Kurtuluş Savaşı sırasında bu ülkenin devamını sağlayabilmek adına
binlerce şehit verildiğini aklınıza getirin ve bugün o şehitlerin ne
adına öldüklerini bir düşünün? istenen koşulların yerine getirilip
getirilmediği, insanların bu ülkenin milli gelirinden eşit pay alıp
almadığı, yaşam koşullarının arzu edilen düzeyde olup olmadığı vs...
Cesur insanı Tanrı korur yalanına da yüz vermeyiniz. Savaşta cesurlar
ilk ölen aptallardır. Kimsenin de koruduğu yoktur.
http://www.odatv.com/n.ph...ilmayanlardir--2306121200
Savaş, insanlık suçlarının en aşağılık olanıdır. Çünkü savaş, yoksul
insanları vurur; zengini daha zengin yapar, savaş zenginleri üretir,
siyasi iktidarları tüm yolsuzluklarından korur.
Savaş bunun için istenir.
Savaşı isteyenler asla savaşa katılmayanlardır.
Savaşlarda ön saflarda bulunanlar asla ne için savaştığını bilmeyen
zavallılardır ve önce onlar ölür. Nereye götürüldüklerini ve niçin
götürüldüklerini bilmeden bir kavganın ortasına bırakılırlar ve onları
savaşa götüren egemen güçler oldukça uzaklardan bir yerden olanı
biteni seyreder.
Sonra "kahraman" diye sırtını sıvazlarlar.
Böylesine aşağılık bir iştir savaş.
Siz hiç savaşlarda "patronların" öldüğünü gördünüz mü?
Savaş; kredi kartı borcunuzu ortadan kaldırmaz, kira borçlarınızı da,
banka kredilerini de... Yaratılan kaos dindiğinde, eğer sağ kalmayı
başarırsanız, tüm sorunlarınız eskisinden daha da ağır olarak yine
önünüze konacaktır.
Savaş bizim gibi sıradan insanlar için asla çözüm değil, tam tersi bir yıkımdır.
Size ateş etmeyi öğretirler, bunun anlamı insan öldürmektir. Bir
insanı öldürmenin ne büyük bir işkence olduğunu bildiğiniz halde,
savaş psikolojisi altında karşınızdakini düşman gördüğünüzden, bunun
bir "sevap" olduğu size anlatılır.
Dinsel savaşlarda bu "gavur" öldürmek olarak önünüze konur, diğer
savaşlarda ise ülkenin gururu diye yutturulur.
Savaş öyle bir ikilemdir ki, elinize tutuşturulan silahı
ateşlemediğiniz anda öleceğinizi de bilmektesiniz. Karşınızda, sizin
gibi başka bir ülkenin yoksul insanları ellerinde silahla
beklemektedir. Ya o sizi vuracaktır, ya da siz onu. Her iki durumda da
felaket kapıdadır.
Suriye ile yaratılan gerginlik, iki Müslüman toplumun birbiriyle
kapışmasıdır. Karşı karşıya geldiğinizde silahınızı aşağı indirip,
"biz birbirimizi neden öldürüyoruz," sorusunu bile soramayacak kadar
öldürmeye kurgulanmış insanlar haline getirileceksiniz, bu doğru mu?
Kutsal kitaplarda öldürme yasaklanmasına rağmen, savaşta düşmanı
öldüren kişinin günah işlemiş sayılmayacağı belirtilmiştir.
Lev Nikolayeviç Tolstoy, "Savaş Üzerine" adlı kitabında, her kışlada
asılı olan şu cümleye yer verir: "Üç kişi sana saldırdığında,
birincisinin hançerle, ikincisinin tüfekle, üçüncüsünün ise süngüyle
canını al... Süngün kırılmışsa dipçikle vur. Dipçik de kırılmışsa
yumruklarınla vur. Yumrukların iş göremiyorsa dişlerini geçir."
Vahşetin boyutları...
Üstelik bunu kendi insiyatifinizle yapmıyorsunuz, size emir verildiği
için yapıyorsunuz. Sözde sorumluluk onlardaymış gibi görülüyor; ama
insan öldürüyorsunuz. Oysa, komutanlar, siyasiler ve patronlar dahil
hiçbir güç insanı canı istediği için ölü bedene dönüştürmemelidir.
Müslümanlığın vicdanı, hangi mertebede olursa olsun bir başkasının
diğerine "öldür" emri veremeyeceği üzerine kuruludur.
Peki bu Ortadoğu'da oynanan oyunlar ne?
Müslümanlığın gereğini yerine getirecekseniz ve Tanrı'nın buyruklarına
göre davranmanız gerekiyorsa, biran önce savaş sloganından
vazgeçeceksiniz. Öldürme üzerine kurulu bu zenginler mücadelesine
ortak olmamaya yemin edeceksiniz.
Askerin Tanrı'nın savaşçısı olduğunu söyleyen sahte Müslümanlara
aldırmayacaksınız. Onların dini bilgilerinden kuşku duymanız gerek.
Ölümle biten her "oyun" dağarcığınızın en derinlerindeki vicdanı bile
sorgulayacak ve sizi kendi inançlarınız karşısında mahkum edecektir.
Yalnızca korkan kişi yenilir safsatalarına yüz vermeyeceksiniz.
Cesaretin savaşmak olduğunu anlatanlara sırtınızı döneceksiniz.
insanca yaşamın herkesin hakkı olduğunu tekrarlamak zorundasınız.
Gerçek inanç bu düşüncenin altında yatmaktadır.
Her savaş bir ölüm makinasıdır ve milyonlarca kadın ve çocuğun yalnız
kalmasına neden olacaktır. Tek bir soru önem kazanmaktadır burada: Ne
için?
Kurtuluş Savaşı sırasında bu ülkenin devamını sağlayabilmek adına
binlerce şehit verildiğini aklınıza getirin ve bugün o şehitlerin ne
adına öldüklerini bir düşünün? istenen koşulların yerine getirilip
getirilmediği, insanların bu ülkenin milli gelirinden eşit pay alıp
almadığı, yaşam koşullarının arzu edilen düzeyde olup olmadığı vs...
Cesur insanı Tanrı korur yalanına da yüz vermeyiniz. Savaşta cesurlar
ilk ölen aptallardır. Kimsenin de koruduğu yoktur.
http://www.odatv.com/n.ph...ilmayanlardir--2306121200
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com