bugün
- meal kuran değildir26
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi11
- velvet almanyaya gel5
- sözlükte erkek yazar istemiyoruz kampanyası4
- bella hadid3
- uzak diyar nickli gurbetçi akp li3
- çoğu yazarları donuzlamış olmam7
- lulu3
- arkadaşlar ben başaramadım3
- uzak diyar4
- justin bieber3
- ateşin çocukları2
- yazarlara sözlüğü zehir zıkkım etmek3
- arkadaşlar benden rahatsız mısınız3
- başak erkeği nasıl tavlanır3
- psikologa verdiğin mal iyi değilmiş demek3
- bakarız3
- saçını ombre yapmak2
- ıban at3
- iremga12
- ak partiye üye oluyoruz kampanyası2
- disney prensesi olmak2
- hayatımdaki şeylerin yolunda gitme süresi3
- burger king hamburgeri2
- bizim zamanımızda böyle miydi diyen nesil2
- psikoloğumun intihar mektubu yazması2
- kendini anlatamamak6
- magnum kodları işe yarıyor mu sorunsalı2
- rahatsız değiliz paşa2
- kendine 10 üzerinden kaç verirsin4
- bir sözlük kızıyla sevişmek3
- iremga ekşide lanetli çaylak olmuş2
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak4
- güçlü türkiye için ak parti diyoruz2
- tai lung7
- zarif sözlüğün tekrar yayına girmesi2
- zengin olmanın yolları3
- kız arkadaş kiralamak8
- mohamed salah ghaly3
- velvet13
- bir erkeği erkek yapan özellikler2
- katatespizartmasi dm bakar mısın2
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- ikizler erkeği akrep kadını2
- memeler baş vermeden gel2
- gocu bak bakim sözlüğün kralı kim2
- gurbetçiler yerel seçimde de oy kullansın2
- sanattan anlayan erkek3
- afrika nasıl kalkınabilir15
- bayan kelimesi neden rahatsız edici27
rusya, çin, iran, türkiye gibi üçüncü dalgada bulunan devletlerin kapital sistemin büyüme düzeyinin, ülke içi tarihsel ve toplumsal dinamiklerle nesnel-evrensel tandansların karşılıklı olarak birbiriyle kesiştiği bir zeminde biçimlenmiş olmasıyla açığa çıkan devrimdir. birinci (ingiltere, fransa) ve ikinci (almanya, italya) dalgalara baktığımız zaman bu devrimlerin üçüncü dalgada gerçekleştirilen devrimlerden çok daha baskıcı olduğunu görüyoruz. çünkü birinci dalgada bulunan burjuva sınıfının muhalif tabanı gerektiği kadar olgunlaşmadığı için bu burjuva sınıfının da ideolojik anlamda olgunlaşmadığını görüyoruz. bu da bize bu devrimlerin demokratik anlamda sadece kitleleri seferber etmesiyle sınırlı kaldığını gösteriyor.
kendi ülkemize gelecek olursak;
türk devrimi de burjuvazist bir devrimdir. çünkü türk devriminin öncü kadrosunun sınıfsal kökenlerine baktığımız zaman bu ittihatçıların oluşturduğu asker-sivil küçük zümrelerden oluşan aydın ekibi olduğunu görürüz. devrim sürecini bu kadro şekillendirdi. bu aydın sınıfın hepsi aydınlanmacı, genç, laik ve burjuva ideolojisine sahip insanlardı. ayrıca makedonya, selanik, istanbul gibi kapitalizmin geliştiği kentlerde yetişmişlerdir. atatürk siyasi strateji gereği aydınlanmacı, laik ve buna bağlı bir ideolojiyle şekillenecek olan ulus devlet projesini her ne kadar çok gizli tutmuş olsa da bunun olacağı çok açıktı. devrimin savaş koşulları içinde başlaması devrime her ne kadar başarı şansı kazandırsa da bu durum yeni kurulacak devletin ve sonraki kararların alınmasında ve uygulanmasında birçok zaaflığı beraberinde getirdi. çünkü savaşanlar için kurtarılacak kutsal varlıklar arasında saltanat ve hilafet makamları da vardı. yukarıda da bahsettiğim atatürk'ün siyasi stratejisi bunun gereğiydi. bu farklı sınıfların oluşturduğu ittifak devrimin uzak hedefleri bakımından çok büyük bir zaaftı. çünkü bu ittifakın sonunda ve cumhuriyet devrimi sırasında devrimi yavaşlatan ve ona tamamen karşı çıkan bir muhalefet yaratacaktı.
bu öncü kadroya tekrar gelecek olursak, kurtuluş savaşı'nı sınıfsal olarak toprak ve mülk sahipleri yani eşraf ve ağa ittifakı içinde gerçekleştirmişti. burjuva devrimini gerçekleştiren öncü kadronun yerel iktidar odaklarıyla kurduğu bu ittifak doğal olarak devrimlerin sürekliliğinde ve hızında bir çekingenlik yaratacaktı. çünkü en başından beri kurulan bu ittifakın ideolojik dayanağı ağa ve eşrafa halifelik makamını kurtarma vaadinin verilmesiydi. bunun yanı sıra türkiye'de devrimin tamamlanması teorik olarak iki temel unsurun gerçekleşmesine de bağlıydı. bunlardan birincisi toprak reformu ile feodal düzenin ekonomik temelini oluşturan toprağın geniş köylü yığınlarına dağıtılmasına bağlıydı. ancak pratikte büyük toprak mülkiyetinin tasfiyesi için bazı ön koşulların bulunması gerekiyordu. bunlar; işletme sermayesi, tarımsal teknoloji ve toprağı işletecek yeter sayıda nüfusun varlığıydı. bu koşullar yerine getirilmediği sürece toprak reformu da tek başına feodal yapıları çözmekte yeterli bir araç olmayacaktı. feodal yapıların tasfiyesinde ikinci seçenek ise sanayi devrimi ile ağa ve eşraf sınıfının egemenliğine son verip ekonomik egemenliği ticaret burjuvazisine geçirmek ve ticaret burjuvazisini sanayi burjuvazisine dönüştürerek kırsal göçü işçileştirip kentlileştirmekti.
sonuç olarak devlet öncülüğünde hızlı sanayileşme politikası yürütüldü. bu politika ikinci dünya savaşı'na kadar uygulandı fakat toprak reformu yapılamadı. bunun temel nedeni ise kurtuluş savaşı'nda eşraf desteğinden kaynaklanmaktaydı. bu nedenle iktidar halkı değil eşrafı tercih etmişti. 1950'li yıllarda bile chp il ve ilçe başkanlarının çoğu yörenin ayan ve eşrafından oluşmaktaydı.
kendi ülkemize gelecek olursak;
türk devrimi de burjuvazist bir devrimdir. çünkü türk devriminin öncü kadrosunun sınıfsal kökenlerine baktığımız zaman bu ittihatçıların oluşturduğu asker-sivil küçük zümrelerden oluşan aydın ekibi olduğunu görürüz. devrim sürecini bu kadro şekillendirdi. bu aydın sınıfın hepsi aydınlanmacı, genç, laik ve burjuva ideolojisine sahip insanlardı. ayrıca makedonya, selanik, istanbul gibi kapitalizmin geliştiği kentlerde yetişmişlerdir. atatürk siyasi strateji gereği aydınlanmacı, laik ve buna bağlı bir ideolojiyle şekillenecek olan ulus devlet projesini her ne kadar çok gizli tutmuş olsa da bunun olacağı çok açıktı. devrimin savaş koşulları içinde başlaması devrime her ne kadar başarı şansı kazandırsa da bu durum yeni kurulacak devletin ve sonraki kararların alınmasında ve uygulanmasında birçok zaaflığı beraberinde getirdi. çünkü savaşanlar için kurtarılacak kutsal varlıklar arasında saltanat ve hilafet makamları da vardı. yukarıda da bahsettiğim atatürk'ün siyasi stratejisi bunun gereğiydi. bu farklı sınıfların oluşturduğu ittifak devrimin uzak hedefleri bakımından çok büyük bir zaaftı. çünkü bu ittifakın sonunda ve cumhuriyet devrimi sırasında devrimi yavaşlatan ve ona tamamen karşı çıkan bir muhalefet yaratacaktı.
bu öncü kadroya tekrar gelecek olursak, kurtuluş savaşı'nı sınıfsal olarak toprak ve mülk sahipleri yani eşraf ve ağa ittifakı içinde gerçekleştirmişti. burjuva devrimini gerçekleştiren öncü kadronun yerel iktidar odaklarıyla kurduğu bu ittifak doğal olarak devrimlerin sürekliliğinde ve hızında bir çekingenlik yaratacaktı. çünkü en başından beri kurulan bu ittifakın ideolojik dayanağı ağa ve eşrafa halifelik makamını kurtarma vaadinin verilmesiydi. bunun yanı sıra türkiye'de devrimin tamamlanması teorik olarak iki temel unsurun gerçekleşmesine de bağlıydı. bunlardan birincisi toprak reformu ile feodal düzenin ekonomik temelini oluşturan toprağın geniş köylü yığınlarına dağıtılmasına bağlıydı. ancak pratikte büyük toprak mülkiyetinin tasfiyesi için bazı ön koşulların bulunması gerekiyordu. bunlar; işletme sermayesi, tarımsal teknoloji ve toprağı işletecek yeter sayıda nüfusun varlığıydı. bu koşullar yerine getirilmediği sürece toprak reformu da tek başına feodal yapıları çözmekte yeterli bir araç olmayacaktı. feodal yapıların tasfiyesinde ikinci seçenek ise sanayi devrimi ile ağa ve eşraf sınıfının egemenliğine son verip ekonomik egemenliği ticaret burjuvazisine geçirmek ve ticaret burjuvazisini sanayi burjuvazisine dönüştürerek kırsal göçü işçileştirip kentlileştirmekti.
sonuç olarak devlet öncülüğünde hızlı sanayileşme politikası yürütüldü. bu politika ikinci dünya savaşı'na kadar uygulandı fakat toprak reformu yapılamadı. bunun temel nedeni ise kurtuluş savaşı'nda eşraf desteğinden kaynaklanmaktaydı. bu nedenle iktidar halkı değil eşrafı tercih etmişti. 1950'li yıllarda bile chp il ve ilçe başkanlarının çoğu yörenin ayan ve eşrafından oluşmaktaydı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar