bugün
- en sevilmeyen ev işleri8
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri8
- yazarların bugün cılkını çıkardığı şarkı5
- istanbul un çok pahalı olması16
- bütün mal varlığı üstünde sokakta yaşayan insan3
- yks 20262
- kabataş olayı görüntüleri9
- gönül almaya çalışan erkek2
- fenerbahçe gornik zabrze maçı3
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- herkes yatsın iyi geceler9
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- sözlük kızlarının kombinleri20
- velvet vs nervio19
- neden okula gitmek zorundayız2
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- ölmeyi dilemek2
- the merich13
- cips olsa da yesek7
- oğlum çok güzel lan6
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- oğuzhan uğur12
- kuveyt ve bahreyn de hava savunma sistemleri2
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- slavko vincic15
- velvet13
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- ispanya20
- nervio11
- matbaanın gecikmesine sebep5
- 50 tl ile rolling yapmak6
- horoz hayası çorbası5
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- aklını yitirmek4
- 2026 dünya kupası25
- bira cips6
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- otobüste kitap okuyan insanlara bakmak3
- tememda kenka nalaka10
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- manyak olmaya karar verdim9
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- futbol14
insanı hayvandan ayıran şey vicdanıdır ve bu noktada binlerce yılda oluşmuş gelenek göreneklerimiz ahlaki/toplumsal kurallarımız ve bunların doğrultusunda benzer kuralları evrenselleştiren dinlerimiz var. dinler mi vicdanımızı, vicdanımız mı dini kuralları oluşturmuş onun tartışması başka.
bir belgesel izliyorum yeni doğmuş bir yavruyu daha anasından doğarken saldırıp parçalayan aslanları görüyorum. vicdanım elvermiyor ve doğanın kuralı olsa da beni depresyona sokan acı bir olay. benzer izlediğim bolca görüntüler var. insanlar fok yavrularını başına sopayla vurarak öldürüyor, japonlar yunusları kıstırıp katliam yapıyor, ruslar tilki ve sincapların derisini diri diri yüzerek alıyorlar. eskimoların yardımıyla nehirden geçen ren geyiklerinin kafasına vurarak öldüren avcılar görüyorum. hiçbiri insani değil ama yaşamın doğasında var. bazende 80 yaşına gelmiş artık ölsün diye ana babasının gözünün içine bakan evlatları görüyorum.
önemli olan ne kadar insanız ne kadar hayvanlaşabiliriz. koruması gereken bebeği öldüren anne vicdanlı mı?
birileri diyor ki; bebek annenin bir parçasıdır ve bağımsız yaşayamayacağı için anne, bebek * hakkında karar verebilir diyorlar. pekala anneyi terk edelim. bakalım doğaya bırakalım şehre, köye sokmayalım o yaşayabilir mi? ha! daha mı seviyeli, daha mı sivri olmayan örnekler gerek. pekala, otistik biri kendi başına yaşayabilir mi? yeni doğan biri yaşayabilir mi? yaşlı düşkün biri kendi başına yaşayabilir mi? kim kendi başına yaşayabilir?
bahane üretmeye gerek yok. doğan çocuk kimsenin malı değil. her birey toplumun bir parçasıdır. bizim gibi aile bağları güçlü topluluklarda anne ve baba evlat hakkında hakkı olmasa da hak iddia eder. ama anne babanın toplumsal görevi vardır. bir çocuğu ergen olana kadar yetiştirmek ve sonra ortama bırakmak. eğer ki çocuk yapmak istenmiyorsa kürtaj olana kadar gitsinler spiral taksınlar, tüp bağlatma gibi operasyonlarla kendilerini kısırlaştırsınlar. kendi yaptıkları bir hatanın, ihmalin sonucunu başka bir bireye ödetmeye kimsenin hakkı yok.
insanlığın gelişimi yeterli değil. umarım bir gün gelir doğmuş çocukların anne babası belli olmasa bile insan olduğuna dair bir vicdan oluşur. gelişmiş dediğimiz toplumlarda bile istenmeyen bebekler kürtajla yok edilemiyorsa doğduktan sonra anne babasından, toplumdan her türlü darbeyi yiyor. şiddet gören, tecavüze uğrayan, toplum dışına itilenlerin büyük çoğunluğu istenmeyen bebekler, çocuklar. her çocuğun hatasız olduğunu, günahsız doğduğunu, hatanın çocukta değil kendinde olduğunu bilen büyükler olmasını dilerdim veya bilmeyenlere, haddini bildiren bir toplumsal kuralın keskin bir şekilde oluşmasını ve yasalarla ortaya konmasını dilerdim. hala birileri, birileri hakkında kendinde tasarruf hakkı görmemeli. modernizm hastalığı geçen yüzyılı böyle geçirmemize neden oldu, yetmez mi artık. kimin ne olduğuna birileri karar veremez. *
bir belgesel izliyorum yeni doğmuş bir yavruyu daha anasından doğarken saldırıp parçalayan aslanları görüyorum. vicdanım elvermiyor ve doğanın kuralı olsa da beni depresyona sokan acı bir olay. benzer izlediğim bolca görüntüler var. insanlar fok yavrularını başına sopayla vurarak öldürüyor, japonlar yunusları kıstırıp katliam yapıyor, ruslar tilki ve sincapların derisini diri diri yüzerek alıyorlar. eskimoların yardımıyla nehirden geçen ren geyiklerinin kafasına vurarak öldüren avcılar görüyorum. hiçbiri insani değil ama yaşamın doğasında var. bazende 80 yaşına gelmiş artık ölsün diye ana babasının gözünün içine bakan evlatları görüyorum.
önemli olan ne kadar insanız ne kadar hayvanlaşabiliriz. koruması gereken bebeği öldüren anne vicdanlı mı?
birileri diyor ki; bebek annenin bir parçasıdır ve bağımsız yaşayamayacağı için anne, bebek * hakkında karar verebilir diyorlar. pekala anneyi terk edelim. bakalım doğaya bırakalım şehre, köye sokmayalım o yaşayabilir mi? ha! daha mı seviyeli, daha mı sivri olmayan örnekler gerek. pekala, otistik biri kendi başına yaşayabilir mi? yeni doğan biri yaşayabilir mi? yaşlı düşkün biri kendi başına yaşayabilir mi? kim kendi başına yaşayabilir?
bahane üretmeye gerek yok. doğan çocuk kimsenin malı değil. her birey toplumun bir parçasıdır. bizim gibi aile bağları güçlü topluluklarda anne ve baba evlat hakkında hakkı olmasa da hak iddia eder. ama anne babanın toplumsal görevi vardır. bir çocuğu ergen olana kadar yetiştirmek ve sonra ortama bırakmak. eğer ki çocuk yapmak istenmiyorsa kürtaj olana kadar gitsinler spiral taksınlar, tüp bağlatma gibi operasyonlarla kendilerini kısırlaştırsınlar. kendi yaptıkları bir hatanın, ihmalin sonucunu başka bir bireye ödetmeye kimsenin hakkı yok.
insanlığın gelişimi yeterli değil. umarım bir gün gelir doğmuş çocukların anne babası belli olmasa bile insan olduğuna dair bir vicdan oluşur. gelişmiş dediğimiz toplumlarda bile istenmeyen bebekler kürtajla yok edilemiyorsa doğduktan sonra anne babasından, toplumdan her türlü darbeyi yiyor. şiddet gören, tecavüze uğrayan, toplum dışına itilenlerin büyük çoğunluğu istenmeyen bebekler, çocuklar. her çocuğun hatasız olduğunu, günahsız doğduğunu, hatanın çocukta değil kendinde olduğunu bilen büyükler olmasını dilerdim veya bilmeyenlere, haddini bildiren bir toplumsal kuralın keskin bir şekilde oluşmasını ve yasalarla ortaya konmasını dilerdim. hala birileri, birileri hakkında kendinde tasarruf hakkı görmemeli. modernizm hastalığı geçen yüzyılı böyle geçirmemize neden oldu, yetmez mi artık. kimin ne olduğuna birileri karar veremez. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar