bugün
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı15
- sözlük erkeği düşürmeye çalışan kız7
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata5
- sözlüğün en güzel kızları sıralı liste9
- coskuyla sabunlanan pipi5
- gecenin bir vakti gelip vurdurmam lazım diyen kız8
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz18
- egzotikbirkul5
- erkek düşmanlığı yapan kadınlar8
- kekim kabarmıyor uff diye mesaj atan kız4
- hangi 3 futbolcu ile ev arkadaşı olmak isterdiniz6
- kürt kızlarının afet'i devran olması4
- anto'nun beyaz çorabı3
- dm den mesaj atılan kızın alet fotosu atması3
- trabzonspor bu sene çok can yakar3
- sözlüğün gece bekçileri listesi2
- bdsm ci kadın yazar12
- atatürk ekber atatürk ekber3
- tofasa nitro takmak2
- sözlük yazarlarının salataları15
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi20
- arkadaşlar ben sapık mıyım4
- belinde don t stop dövmesi olan kız7
- parcalandim toparlanamiyorum36
- duş almak yerine sadece kafasını yıkayan insan6
- kale3112'nin yanında işe girip tiktok çekmek2
- unutulmayan diyaloglar2
- uzaylılar gözlük takıyor mu4
- işe giderken starbucks dan filtre kahve almak2
- cinsel imalı şakalı başlıklar3
- hem kürt hem trabzonsporlu hem milliyetçi olmak4
- kolye140
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı7
- eski fotoğraflara bakmak2
- dişi bir yazarla karşılıklı çay içmek7
- sözlüğü amcalardan arındırıyoruz kampanyası6
- türkiye nin en büyük sorunu13
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı13
- uzaylılar elbise giyer mi4
- kızı için şoför arayan adamın ilanı10
- fransa da sokağa çıkma yasakları2
- usualsuspects'in ayağı15
- sergen yalçın ın milli takımın başına geçmesi3
- uzaylılarda müstakil ev kavramı var mı3
- uzaylılar da sigara içer mi3
- fon vurgunu34
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı6
- yazarların hayattaki başarıları9
- opera tarayıcı8
insanı hayvandan ayıran şey vicdanıdır ve bu noktada binlerce yılda oluşmuş gelenek göreneklerimiz ahlaki/toplumsal kurallarımız ve bunların doğrultusunda benzer kuralları evrenselleştiren dinlerimiz var. dinler mi vicdanımızı, vicdanımız mı dini kuralları oluşturmuş onun tartışması başka.
bir belgesel izliyorum yeni doğmuş bir yavruyu daha anasından doğarken saldırıp parçalayan aslanları görüyorum. vicdanım elvermiyor ve doğanın kuralı olsa da beni depresyona sokan acı bir olay. benzer izlediğim bolca görüntüler var. insanlar fok yavrularını başına sopayla vurarak öldürüyor, japonlar yunusları kıstırıp katliam yapıyor, ruslar tilki ve sincapların derisini diri diri yüzerek alıyorlar. eskimoların yardımıyla nehirden geçen ren geyiklerinin kafasına vurarak öldüren avcılar görüyorum. hiçbiri insani değil ama yaşamın doğasında var. bazende 80 yaşına gelmiş artık ölsün diye ana babasının gözünün içine bakan evlatları görüyorum.
önemli olan ne kadar insanız ne kadar hayvanlaşabiliriz. koruması gereken bebeği öldüren anne vicdanlı mı?
birileri diyor ki; bebek annenin bir parçasıdır ve bağımsız yaşayamayacağı için anne, bebek * hakkında karar verebilir diyorlar. pekala anneyi terk edelim. bakalım doğaya bırakalım şehre, köye sokmayalım o yaşayabilir mi? ha! daha mı seviyeli, daha mı sivri olmayan örnekler gerek. pekala, otistik biri kendi başına yaşayabilir mi? yeni doğan biri yaşayabilir mi? yaşlı düşkün biri kendi başına yaşayabilir mi? kim kendi başına yaşayabilir?
bahane üretmeye gerek yok. doğan çocuk kimsenin malı değil. her birey toplumun bir parçasıdır. bizim gibi aile bağları güçlü topluluklarda anne ve baba evlat hakkında hakkı olmasa da hak iddia eder. ama anne babanın toplumsal görevi vardır. bir çocuğu ergen olana kadar yetiştirmek ve sonra ortama bırakmak. eğer ki çocuk yapmak istenmiyorsa kürtaj olana kadar gitsinler spiral taksınlar, tüp bağlatma gibi operasyonlarla kendilerini kısırlaştırsınlar. kendi yaptıkları bir hatanın, ihmalin sonucunu başka bir bireye ödetmeye kimsenin hakkı yok.
insanlığın gelişimi yeterli değil. umarım bir gün gelir doğmuş çocukların anne babası belli olmasa bile insan olduğuna dair bir vicdan oluşur. gelişmiş dediğimiz toplumlarda bile istenmeyen bebekler kürtajla yok edilemiyorsa doğduktan sonra anne babasından, toplumdan her türlü darbeyi yiyor. şiddet gören, tecavüze uğrayan, toplum dışına itilenlerin büyük çoğunluğu istenmeyen bebekler, çocuklar. her çocuğun hatasız olduğunu, günahsız doğduğunu, hatanın çocukta değil kendinde olduğunu bilen büyükler olmasını dilerdim veya bilmeyenlere, haddini bildiren bir toplumsal kuralın keskin bir şekilde oluşmasını ve yasalarla ortaya konmasını dilerdim. hala birileri, birileri hakkında kendinde tasarruf hakkı görmemeli. modernizm hastalığı geçen yüzyılı böyle geçirmemize neden oldu, yetmez mi artık. kimin ne olduğuna birileri karar veremez. *
bir belgesel izliyorum yeni doğmuş bir yavruyu daha anasından doğarken saldırıp parçalayan aslanları görüyorum. vicdanım elvermiyor ve doğanın kuralı olsa da beni depresyona sokan acı bir olay. benzer izlediğim bolca görüntüler var. insanlar fok yavrularını başına sopayla vurarak öldürüyor, japonlar yunusları kıstırıp katliam yapıyor, ruslar tilki ve sincapların derisini diri diri yüzerek alıyorlar. eskimoların yardımıyla nehirden geçen ren geyiklerinin kafasına vurarak öldüren avcılar görüyorum. hiçbiri insani değil ama yaşamın doğasında var. bazende 80 yaşına gelmiş artık ölsün diye ana babasının gözünün içine bakan evlatları görüyorum.
önemli olan ne kadar insanız ne kadar hayvanlaşabiliriz. koruması gereken bebeği öldüren anne vicdanlı mı?
birileri diyor ki; bebek annenin bir parçasıdır ve bağımsız yaşayamayacağı için anne, bebek * hakkında karar verebilir diyorlar. pekala anneyi terk edelim. bakalım doğaya bırakalım şehre, köye sokmayalım o yaşayabilir mi? ha! daha mı seviyeli, daha mı sivri olmayan örnekler gerek. pekala, otistik biri kendi başına yaşayabilir mi? yeni doğan biri yaşayabilir mi? yaşlı düşkün biri kendi başına yaşayabilir mi? kim kendi başına yaşayabilir?
bahane üretmeye gerek yok. doğan çocuk kimsenin malı değil. her birey toplumun bir parçasıdır. bizim gibi aile bağları güçlü topluluklarda anne ve baba evlat hakkında hakkı olmasa da hak iddia eder. ama anne babanın toplumsal görevi vardır. bir çocuğu ergen olana kadar yetiştirmek ve sonra ortama bırakmak. eğer ki çocuk yapmak istenmiyorsa kürtaj olana kadar gitsinler spiral taksınlar, tüp bağlatma gibi operasyonlarla kendilerini kısırlaştırsınlar. kendi yaptıkları bir hatanın, ihmalin sonucunu başka bir bireye ödetmeye kimsenin hakkı yok.
insanlığın gelişimi yeterli değil. umarım bir gün gelir doğmuş çocukların anne babası belli olmasa bile insan olduğuna dair bir vicdan oluşur. gelişmiş dediğimiz toplumlarda bile istenmeyen bebekler kürtajla yok edilemiyorsa doğduktan sonra anne babasından, toplumdan her türlü darbeyi yiyor. şiddet gören, tecavüze uğrayan, toplum dışına itilenlerin büyük çoğunluğu istenmeyen bebekler, çocuklar. her çocuğun hatasız olduğunu, günahsız doğduğunu, hatanın çocukta değil kendinde olduğunu bilen büyükler olmasını dilerdim veya bilmeyenlere, haddini bildiren bir toplumsal kuralın keskin bir şekilde oluşmasını ve yasalarla ortaya konmasını dilerdim. hala birileri, birileri hakkında kendinde tasarruf hakkı görmemeli. modernizm hastalığı geçen yüzyılı böyle geçirmemize neden oldu, yetmez mi artık. kimin ne olduğuna birileri karar veremez. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar