bugün
- türkçe 25000 kelimeden oluşan kısıtlı bir dildir8
- reenkarnasyon4
- 08 eylül 2026 üsküdar da başkan vekili seçimi4
- s'i l v'e r m'i s t28
- pum pum çorbası7
- tc'ye vatandaşlk bağıyla bağlı olan herkes türktür8
- uludağ itiraf12
- günaydın şarkısı2
- anın görüntüsü23
- tavuk budu3
- yörük kızı15
- sikişirken sigara içen kadın6
- kız düşürmenin kısa yolu15
- uludağ sözlük size ne kattı24
- afd'nin saksonya anhalt'ı kazanması3
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması13
- mercimek çorbası içen kadın14
- claudian clouds20
- zorunlu eğitim11
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- sözlüğün en masum yazarları16
- fusya semsiyeli yabanci26
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü19
- command and generals2
- pankek mi pişi mi10
- bir kadını taşımanın zorluğu10
- cübbeli ahmet hükümetin maşası mı sorunsalı9
- sarapci koala43
- arkadaşlar larissa kim12
- otobüs camına yaslanan kafanın titremesi6
- devlet bahçeli9
- atatürk ü sevme zorunluluğu10
- nervio21
- yemeğe bulyon koyan insan7
- sarımsak yiyen kız6
- zuhal olcay'a aşık olmak7
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- sözlükteki gammazlar lobi si11
- pandela 38
- serhat kılıç22
- türkiye13
- seks yapmanın aslında çok iğrenç bir eylem olması6
- tai lung45
- ismail kartal12
- bir kızın aşkı size naptırabilir9
- mesleki yaşama merkezi denetleme2
- pizza6
- saraca098
- hoşçakal uludağ sözlük7
- şarapçının birden tayyipçi olması10
tanrım! güzel olan her şey neden rezerve edilmiş? yakalayamıyorum boş anlarını hiç, çift olarak mı yaratıyorsun? adem ile havva'dan sonra bunu yapmayı bıraktığını sanıyordum! hep aitlik bildirir eklerle yaratıyorsun onları; onun manitası, bunun nişanlısı, şunun nikahlı karısı vs. vs. yok mu bunların hiç bahtsızı; yani yalnızı?
evet yalnızım. bebek-çocuk-delikanlı-genç derken resmi kaynaklara göre yetişkinim artık. yani sevgililenmemde, nişanlanmamda, evlenmemde ve çocuk yapmamda herhangi bir yasal mahsur yok. yasa gene insaflı, geleneklere göre çoktaan evlenmiş olmam gerekirdi. hele anne! "bak halim'in oğlu salim'e, ikki tane torun verdi anasının kucağına, sen daha yazı yaz, şarkı söyle, ohooo; sen evleneceksin de biz de torun seveceğiz..." vs.
evet, tekrar ediyorum yalnızım. büyüdüm artık; bir kaç kere niyetlendim; "bu sefer tamamdır lan bu kızı kaçırma" dedim demesine de; kimi fırsatları ben teptim - kimileri beni tepti, zaman geldi ikimizi birden at tepti; hasılı, yaşım kadar nal izi var kıçımda, çoğu uzaklaşırken kendi pabuçlarımın popoma çarpmasından...
büyüdükçe daha seçici oluyor insan. evet yalnızım. ve büyüdükçe önce süzüyorsun şöyle endamını ve hemen ardından parmaklarını inceliyorsun potansiyel aşk'ının; yüzük arayıcısı senii... yakalanmazsan iyi. (uzmanlaştık artık.)
önüne gelen tek taş takar oldu, bu tarama faaliyetleri de artık kesin yargıya ulaştırmıyor ya, yoktan iyi işte; bir nevi ön araştırma.
kahretsin; herkes herkese güzel gelmez ama bazılarının çirkinliği evrensel kanun gibidir; herkesce kabul görmüş aşikar bir gerçektir. yoksa ben?
evet, yalnızım. kaçamak bakışlar konusunda uzmanım. hangi yüzük hangi anlama gelir bilirim. ben bir kadını evvela boş parmaklarından severim. fetiş sahibi miyim? kuyumcu da değilim!
yalnızlığı keşfetmeden evvel büyüseydim keşke. aptal kafam...
bir kız var, dün tanıştım; ofisten.
evet yalnızım. bir sürü ismen tanıdığım insan var! parmaklarını iyi saklıyor onlar; yalnız olmadıklarını sanki gizliyorlar; benim içinse zaman kaybı.
"hiç yapılmayan araştırmalara göre, dünyada her bir dakikada bir adet güzel birileri tarafından sahipleniliyor - muş.
(isviçreli bilim adamları buna bir bakıverin)
evet şu anda bir güzel kızın daha hayatının aşkını bulmuş olması muhtemel. listeden bir kişi daha eksildi mavibaykuş; çember daralıyor."
ne diyorduk, bir kız var; ofisten. o kadar güzel ki! dün tanıştım. bir şeyler öğretti bana, sistemsel. bense, artık malumunuz; şöyle bir süzdükten sonra parmaklara bir baktım, farketmem uzun sürmedi:
+ lanet olsun sağ el yüzük parmağında eşşek kadar tektaş. bu da mı rezerve?
"bir kahve ısmarlayabilirim siz'e!"
irkildim. tabi dedim; çok yorgunum(yılların yorgunluğu), iyi gelecektir.
kahveler geldi; okullar söylendi; eski işlerden de bahsettik evet... hayat çok sıkıcı da dedik; dünyanın durumuna içlendik - hemfikir olduk... asla işvelenecek, amiyane tabirle iş atacak kadınlardan değildi. gayet samimiydi. o nazik; garibim ben nazik.
+ siz?
* ya siz?
siz'lere karışıp devam ettik muhabbete. e o muhabbet elbet gelir - getirilir aşk-meşk durumlarına. yalan söylemedim, yalnızım dedim. arkasından ekledim:
+ (kaşımla gözümle yüzüğü işaret ederek) sizin için ufukta bir evlilik var sanıyorum?!
o anda evren durdu, 41 kere şu cümleyi tekrarladım içimden; şu bencil dua'yı:
(+ allah'ım kendim aldım bu yüzüğü desin allah'ım kendim kendime aldım bu yüzüğü desin allah'ım ne olur kendime hediye desin allah'ım yalvarırı...)
* (gülümseyerek) evet, kısmetse öyle olacak; hazırlıklarımızı yapıyoruz işte, bakalım kısmet.
gözlerinin içi gülüyordu.
+ (gıcık varmış gibi boğazımda, hani o tiz dalga konusu ses var ya o sesle işte) hayırlısı!
dedim. dedim ama yemin ediyorum gözlerim şakaklarımdan bir çatlak oluşturup akıtacak gibiydi gözyaşlarımı. bu denli bir basınca gözpınarlarım dayanmazdı; ama sıktım kendimi...
"tek taşımı kendim aldım"
yemin ediyorum o kadar iğrençsin ki, en duymak istemediklerim listesine girersin normal şartlarda; okkadar bayağı bir klişesin.
işte "bazen bir klişeyi duyma ihtimalindir umut"; buradan geliyor.
sevgiler.
evet yalnızım. bebek-çocuk-delikanlı-genç derken resmi kaynaklara göre yetişkinim artık. yani sevgililenmemde, nişanlanmamda, evlenmemde ve çocuk yapmamda herhangi bir yasal mahsur yok. yasa gene insaflı, geleneklere göre çoktaan evlenmiş olmam gerekirdi. hele anne! "bak halim'in oğlu salim'e, ikki tane torun verdi anasının kucağına, sen daha yazı yaz, şarkı söyle, ohooo; sen evleneceksin de biz de torun seveceğiz..." vs.
evet, tekrar ediyorum yalnızım. büyüdüm artık; bir kaç kere niyetlendim; "bu sefer tamamdır lan bu kızı kaçırma" dedim demesine de; kimi fırsatları ben teptim - kimileri beni tepti, zaman geldi ikimizi birden at tepti; hasılı, yaşım kadar nal izi var kıçımda, çoğu uzaklaşırken kendi pabuçlarımın popoma çarpmasından...
büyüdükçe daha seçici oluyor insan. evet yalnızım. ve büyüdükçe önce süzüyorsun şöyle endamını ve hemen ardından parmaklarını inceliyorsun potansiyel aşk'ının; yüzük arayıcısı senii... yakalanmazsan iyi. (uzmanlaştık artık.)
önüne gelen tek taş takar oldu, bu tarama faaliyetleri de artık kesin yargıya ulaştırmıyor ya, yoktan iyi işte; bir nevi ön araştırma.
kahretsin; herkes herkese güzel gelmez ama bazılarının çirkinliği evrensel kanun gibidir; herkesce kabul görmüş aşikar bir gerçektir. yoksa ben?
evet, yalnızım. kaçamak bakışlar konusunda uzmanım. hangi yüzük hangi anlama gelir bilirim. ben bir kadını evvela boş parmaklarından severim. fetiş sahibi miyim? kuyumcu da değilim!
yalnızlığı keşfetmeden evvel büyüseydim keşke. aptal kafam...
bir kız var, dün tanıştım; ofisten.
evet yalnızım. bir sürü ismen tanıdığım insan var! parmaklarını iyi saklıyor onlar; yalnız olmadıklarını sanki gizliyorlar; benim içinse zaman kaybı.
"hiç yapılmayan araştırmalara göre, dünyada her bir dakikada bir adet güzel birileri tarafından sahipleniliyor - muş.
(isviçreli bilim adamları buna bir bakıverin)
evet şu anda bir güzel kızın daha hayatının aşkını bulmuş olması muhtemel. listeden bir kişi daha eksildi mavibaykuş; çember daralıyor."
ne diyorduk, bir kız var; ofisten. o kadar güzel ki! dün tanıştım. bir şeyler öğretti bana, sistemsel. bense, artık malumunuz; şöyle bir süzdükten sonra parmaklara bir baktım, farketmem uzun sürmedi:
+ lanet olsun sağ el yüzük parmağında eşşek kadar tektaş. bu da mı rezerve?
"bir kahve ısmarlayabilirim siz'e!"
irkildim. tabi dedim; çok yorgunum(yılların yorgunluğu), iyi gelecektir.
kahveler geldi; okullar söylendi; eski işlerden de bahsettik evet... hayat çok sıkıcı da dedik; dünyanın durumuna içlendik - hemfikir olduk... asla işvelenecek, amiyane tabirle iş atacak kadınlardan değildi. gayet samimiydi. o nazik; garibim ben nazik.
+ siz?
* ya siz?
siz'lere karışıp devam ettik muhabbete. e o muhabbet elbet gelir - getirilir aşk-meşk durumlarına. yalan söylemedim, yalnızım dedim. arkasından ekledim:
+ (kaşımla gözümle yüzüğü işaret ederek) sizin için ufukta bir evlilik var sanıyorum?!
o anda evren durdu, 41 kere şu cümleyi tekrarladım içimden; şu bencil dua'yı:
(+ allah'ım kendim aldım bu yüzüğü desin allah'ım kendim kendime aldım bu yüzüğü desin allah'ım ne olur kendime hediye desin allah'ım yalvarırı...)
* (gülümseyerek) evet, kısmetse öyle olacak; hazırlıklarımızı yapıyoruz işte, bakalım kısmet.
gözlerinin içi gülüyordu.
+ (gıcık varmış gibi boğazımda, hani o tiz dalga konusu ses var ya o sesle işte) hayırlısı!
dedim. dedim ama yemin ediyorum gözlerim şakaklarımdan bir çatlak oluşturup akıtacak gibiydi gözyaşlarımı. bu denli bir basınca gözpınarlarım dayanmazdı; ama sıktım kendimi...
"tek taşımı kendim aldım"
yemin ediyorum o kadar iğrençsin ki, en duymak istemediklerim listesine girersin normal şartlarda; okkadar bayağı bir klişesin.
işte "bazen bir klişeyi duyma ihtimalindir umut"; buradan geliyor.
sevgiler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar