bugün
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı16
- yuzırların süper güçleri9
- enteresan beddualar9
- seni hayata bağlayan şey8
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız4
- 33 yaşında emekli hayatı yaşamak3
- dövmesi olan yazarlar6
- kimseyle tanışamamak2
- 48 takım içinde 47 nci olmak3
- a milli futbol takımına bir bahane bırak3
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı52
- cumartesi gecesi intihar etmek5
- vincenzo montella'nın halen istifa etmemiş olması10
- nervio'nun kedi kumu5
- 20 haziran 2026 almanya fildişi sahili maçı4
- aç olmak ama ne yemek istediğini bilmemek5
- siz yazın ben yatıyorum3
- termodinamiğin ikinci kanununu silkmek5
- madem elenecektiniz lucescu yu neden öldürdünüz2
- sevgilisini paylaşan adam3
- salyangozun bıraktığı gümüşsü iz4
- vurduran erkek davranışları3
- spino2
- johnny deep barış akarsu benzerliği2
- keranenin darvinci açıklaması2
- treni kaçırmak5
- platonik aşk5
- gavat bir insan olmak3
- erkeklere çekici gelen kadın meslekleri10
- renault toros ile eğitim veren sürücü kursu2
- köle isaura2
- 0 gol 0 puan2
- crrc corporation3
- ankara mı istanbul mu9
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi12
- berberlere zam gelmesi7
- jd vance2
- kızın yanında güvercin avuçlayıp özgürsün demek3
- billy joel2
- erkeklerin akılsızlıkları9
- haiti3
- iç anadolu ağzı3
- markette taze fasulye 100 tl köylü satıyor 100 tl3
- yaz gribi3
- nuh tufanı olayı gerçek midir11
- öpüşemeyen zenon2
- kayahan'ın en güzel şarkısı12
- sinekkaydı gezmenin bağımlılık yapması3
- teoman müziği bıraktı2
- gamba biber2
Öncelikle sonuç (#15279073) nolu yazımda da belirttiğim gibi şaşırtıcı olmamıştır.
bunun dışında bu maç özelinden yola çıkarak sezonu değerlendirecek olursak, türkiye futbol ligi tarihinin en saçma sezonu çok şükür ki tamamlanmıştır. bir şekilde ortaya çıkan bir skandal yok edilememiş, büyümüş, büyümüştür. tamamen puan silme cezası verilmeden, sadece verileceği ön görülerek play-off sistemine geçilmiş, zaten pamuk iplikleriyle avrupa'ya bağlı olan türk futbolunun genetiği ile oynanmıştır. galatasaray'ın şampiyonluğunun ötesinde dileğim bu yıl ki -bence- ortaya çıkan skandaldan çok daha büyük yönetim hatalarının ileri yıllara tecellisi tahmin ettiğim boyutların altında kalır. aksi takdirde bu lige heyecan getirmek için değil play-off sistemi, barcelona ile real madrid'i getirsek heyecan getiremeyiz.
bunun dışında dünkü maç sadece malumun ilanı olmuştur. iyi futbol oynayan, doğru futbol oynayan kazanmıştır. şuan gerçekten ama gerçekten "3 temmuz'dan beri başlayan süreçte..." aforizmaları laf ü güzaftır. galatasaray bu yıl ilk 3 maçtaki 270 dakikanın 250 dakikasına futboluyla hükmetmiştir. 4. maçta da futbol akıllarıyla fark yaratmışlardır. maçın kontrolü fenerbahçe'de gibi gözükse de fenerbahçe neredeyse pozisyona girememiş, kadıköy'de atmosfer oluşmasına izin vermemiş, momentumu bir an olsun rakibine bırakmamıştır. istediğini almıştır. hakeme, galatasaraylı futbolculara lafa hacet yoktur.
galatasaray açısından gurur duyulacak bir tablodur. zira uzun yıllar sonra ayağında çatlak, 1 buçuk ay sonra avrupa şampiyonası varken oynayan, sonuna kadar direnen yabancıları; dizindeki yırtıkla 90 dakika direnen yerlileri vardır. kendi için değil, birbiri için mücadele eden bir takım kurulmuştur. ve evet, sene başından belliydi falan filan ama türkiye'de hiçbir takım bir kez kazandığını bir kez daha kazanmamıştır. bu kolay değildir, hele alışık değilseniz, daha öncesinde denenmemiş ve daha sonrasında denenmeyeceği belli olan bir seferlik olan bir şeye adapte olmak, motive olmak hiç ama hiç kolay değildir. hele hele sistemin manasızlığını muhataplarının gözüne sokacak futbolu oynadıktan, rakibi sahadan sildiğin bir maçta evinde en yakınlaştırılmış takipçine yenildikten sonra hiç ama hiç kolay olmasa gerek. ama galatasaray yaptı bunu. hem de rakibinin mabedinde kutlayarak. beklenenin olmamasıyla oldu bittiye getirilmeye çalışılan "süper final" kupa töreninde ısrar ederek. rakibin soyunma odasının duvarlarını süsleyerek. sahada kazandığını sahada alarak.
fenerbahçe ile ilgili de bir iki şey söylemek isterim. bir taraf tutmak, belli şeylere inanmaktan geçer. fenerbahçenin genelinde inandığı bir şeyler vardır. doğrudur, yanlıştır ancak saygı duyulması gerekmektedir. güçlü bir sivil toplum örgütüdür fenerbahçe de, bu yıl bunu çok kezler göstermiştir. ancak dün gece fenerbahçe yine etik bir sınavdan geçememiştir. "3 temmuzdan beri başlayan süreçte..." aforizmalarının sonucu olarak fenerbahçenin takımına saygı duyduğunu düşünmüştüm en azından. ancak bu saygı gösterilmemiştir. her fırsatta dimdik ayakta durduğunu söylediği takımlarını alkışlamamışlardır bile. bunun dışında yılın en aktif yönetim kurulu olan fenerbahçe yönetim kurulu, uzun yıllar boyunca kendilerinden söz ettirecek bir şark kurnazlığı girişimine imza atarak ışıkları kapatarak rakibin kupa almasını engelleyeceğini düşünmüştür. an itibarı ile fenerbahce.org'un intro sayfasının ışıl ışıl bir şükrü saraçoğlu resmi olması da tebessümlere itmiştir beni gecenin bu vaktinde. fenerbahçe'nin galatasaray'ı yendiğinde etraflarında tek bir güvenlik görevlisi olmaksızın santrada eğlendiğini, geyiğini yaptığını; abdürrahim albayrak'ın bir sıkıntı oluşmaması için fenerbahçe takım otobüsünde staddan ayrıldığını göz önüne aldığımızda, taraftarlardan bahsetmiyorum bile, fenerbahçe profesyonellerinin davranışları ne yazık ki fenerbahçe tarihi için utanç verici, uzun yıllar refere edilecek bir olaydır. son üç sezonun son maçlarının ilkinde yanlış alarm, ikincisinde şüphe, sonuncusunda da ezeli rakibin kutlama yaptığını düşündüğümüzde bir gül bahçesi beklenmemekte ancak yine de "emeğe saygı" teziyle çırpınan camia'nın emeğe saygı sınavından kalması oldukça düşündürücüdür.
dönüp okuduğumda bunlar da laf ü güzaftır aslında. şampiyon galatasaray, o kadar.
bunun dışında bu maç özelinden yola çıkarak sezonu değerlendirecek olursak, türkiye futbol ligi tarihinin en saçma sezonu çok şükür ki tamamlanmıştır. bir şekilde ortaya çıkan bir skandal yok edilememiş, büyümüş, büyümüştür. tamamen puan silme cezası verilmeden, sadece verileceği ön görülerek play-off sistemine geçilmiş, zaten pamuk iplikleriyle avrupa'ya bağlı olan türk futbolunun genetiği ile oynanmıştır. galatasaray'ın şampiyonluğunun ötesinde dileğim bu yıl ki -bence- ortaya çıkan skandaldan çok daha büyük yönetim hatalarının ileri yıllara tecellisi tahmin ettiğim boyutların altında kalır. aksi takdirde bu lige heyecan getirmek için değil play-off sistemi, barcelona ile real madrid'i getirsek heyecan getiremeyiz.
bunun dışında dünkü maç sadece malumun ilanı olmuştur. iyi futbol oynayan, doğru futbol oynayan kazanmıştır. şuan gerçekten ama gerçekten "3 temmuz'dan beri başlayan süreçte..." aforizmaları laf ü güzaftır. galatasaray bu yıl ilk 3 maçtaki 270 dakikanın 250 dakikasına futboluyla hükmetmiştir. 4. maçta da futbol akıllarıyla fark yaratmışlardır. maçın kontrolü fenerbahçe'de gibi gözükse de fenerbahçe neredeyse pozisyona girememiş, kadıköy'de atmosfer oluşmasına izin vermemiş, momentumu bir an olsun rakibine bırakmamıştır. istediğini almıştır. hakeme, galatasaraylı futbolculara lafa hacet yoktur.
galatasaray açısından gurur duyulacak bir tablodur. zira uzun yıllar sonra ayağında çatlak, 1 buçuk ay sonra avrupa şampiyonası varken oynayan, sonuna kadar direnen yabancıları; dizindeki yırtıkla 90 dakika direnen yerlileri vardır. kendi için değil, birbiri için mücadele eden bir takım kurulmuştur. ve evet, sene başından belliydi falan filan ama türkiye'de hiçbir takım bir kez kazandığını bir kez daha kazanmamıştır. bu kolay değildir, hele alışık değilseniz, daha öncesinde denenmemiş ve daha sonrasında denenmeyeceği belli olan bir seferlik olan bir şeye adapte olmak, motive olmak hiç ama hiç kolay değildir. hele hele sistemin manasızlığını muhataplarının gözüne sokacak futbolu oynadıktan, rakibi sahadan sildiğin bir maçta evinde en yakınlaştırılmış takipçine yenildikten sonra hiç ama hiç kolay olmasa gerek. ama galatasaray yaptı bunu. hem de rakibinin mabedinde kutlayarak. beklenenin olmamasıyla oldu bittiye getirilmeye çalışılan "süper final" kupa töreninde ısrar ederek. rakibin soyunma odasının duvarlarını süsleyerek. sahada kazandığını sahada alarak.
fenerbahçe ile ilgili de bir iki şey söylemek isterim. bir taraf tutmak, belli şeylere inanmaktan geçer. fenerbahçenin genelinde inandığı bir şeyler vardır. doğrudur, yanlıştır ancak saygı duyulması gerekmektedir. güçlü bir sivil toplum örgütüdür fenerbahçe de, bu yıl bunu çok kezler göstermiştir. ancak dün gece fenerbahçe yine etik bir sınavdan geçememiştir. "3 temmuzdan beri başlayan süreçte..." aforizmalarının sonucu olarak fenerbahçenin takımına saygı duyduğunu düşünmüştüm en azından. ancak bu saygı gösterilmemiştir. her fırsatta dimdik ayakta durduğunu söylediği takımlarını alkışlamamışlardır bile. bunun dışında yılın en aktif yönetim kurulu olan fenerbahçe yönetim kurulu, uzun yıllar boyunca kendilerinden söz ettirecek bir şark kurnazlığı girişimine imza atarak ışıkları kapatarak rakibin kupa almasını engelleyeceğini düşünmüştür. an itibarı ile fenerbahce.org'un intro sayfasının ışıl ışıl bir şükrü saraçoğlu resmi olması da tebessümlere itmiştir beni gecenin bu vaktinde. fenerbahçe'nin galatasaray'ı yendiğinde etraflarında tek bir güvenlik görevlisi olmaksızın santrada eğlendiğini, geyiğini yaptığını; abdürrahim albayrak'ın bir sıkıntı oluşmaması için fenerbahçe takım otobüsünde staddan ayrıldığını göz önüne aldığımızda, taraftarlardan bahsetmiyorum bile, fenerbahçe profesyonellerinin davranışları ne yazık ki fenerbahçe tarihi için utanç verici, uzun yıllar refere edilecek bir olaydır. son üç sezonun son maçlarının ilkinde yanlış alarm, ikincisinde şüphe, sonuncusunda da ezeli rakibin kutlama yaptığını düşündüğümüzde bir gül bahçesi beklenmemekte ancak yine de "emeğe saygı" teziyle çırpınan camia'nın emeğe saygı sınavından kalması oldukça düşündürücüdür.
dönüp okuduğumda bunlar da laf ü güzaftır aslında. şampiyon galatasaray, o kadar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar