bugün
- sözlük erkeklerini topluca veterinere götürmek9
- bir erkek adam kadınlara yükselmez5
- fırın sütlaç8
- 25 yaşında hala evlenmeyi başaramamış kadın5
- crystal palace7
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
- ömür boyu yalnız kalmak istemek8
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği4
- güney afrika4
- 40'a doğru yaklaşmak4
- 1 80 boyunda kadın olmak10
- 2 kaslı sözlük erkeği arasında tost olmak3
- netflix yapımı izleyen erkek gizli eşcinseldir11
- 40 yaş üstü erkeklerin doğal yaşam alanları5
- futbol19
- avrupa10
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı6
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı10
- türkiye24
- beşiktaş20
- cep telefonu25
- izmirin en güzel semtleri10
- gocu5
- kadınların araba kullanmasına izin vermek2
- kadınların oy vermesi2
- am'i ugly4
- tekirdağ da gece hayatı3
- akepe dönemi15
- sözlükteki amcaları karbon testine yollamak3
- queen ravenna ifşası6
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı2
- almanya türkiye saat farkı 2'ye çıkıyor3
- meksika açmazı macerası2
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- true22
- cinler ve akıl hastalığı4
- true'nun çaylak olması2
- fransa da sokağa çıkma yasakları10
- uçanyarrak317
- kırşehir de gece hayatı4
- bir tırcı sevmek11
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu12
- wrong turn serisi saçmalığı3
- ben geldim naneler12
- adana da gece hayatı3
- la loba21
- migros ta satılan 1 alana 1 bedava rotring kalem9
- sözlüğün 1 60 boyunda kızlara olan düşmanlığı4
- herkes en sevmediği 3 yazarı açıklamalı3
şehir tiyatrolarının kapatılmasına tepki gösterenlere karşı; başbakan erdoğan'ın gerici toplumsallığı harekete geçirmeye yönelik nefret dolu sözlerine; akıl,mantık çerçevesinde sanatçı bilgeliği ve duyarlılığı ile yanıt vermiş; tatlı su solcusu ya da yetmez ama evet demokratı ya da ılımlı sanatçımsı olmayan; gerçek bir aydın ve sanatçıdır.
başbakan erdoğan'a yanıtı da şöyledir; madımakta insanları diri diri yakanlar anlamasa da aydın kisvesine bürünüp, şak şakçılık yapanların derin dersler çıkartması gereken sözlerdir; yıllarca kıyıma uğramış, öldürülmüş, sürülmüş aydınlarımızın yobazlığın değil aklı selimin ve aydınlığın kazanması için seslenişidir:
--spoiler--
Sözü sağa sola savurmaya hiç niyetli değilim, ortadan konuşacağım. Fena halde sıkılıp bunalmış bir adam olarak, sözüm doğrudan Başbakan'a.
Bir doğru'dan bahsetmeye başladığınızda karşınıza yalan üretiminin gelmesi bir toplumsal seviye sorunudur. Bu seviyenin tahkîrden tahrike doğru evrilmesi ise, belli bir vâdede linç kültürünü canlandırmaya dönük bir kalkışmayı kışkırtmaktan başka bir şey değildir.
Başbakan, belli bir saikle ve anlaşılması zor olmayan bir psikolojik yönelimle, açıkça bu ülkenin entelektüellerini Kanlı Pazar kitlesinin önünde hedef haline getirmeye soyundu ve tam hızla bu propagandasını sürdürüyor. Bugün, kendi biat kültürünü altüst eden tiyatrocular topun ağzına sürüldü ama Başbakan bununla da yetinmeyip hedefi şimdilik- ülkenin tüm aydın'larına doğru genişletti.
Başbakan liyakata önem vermiyor, bilgiyi küçümsüyor, birikimi, deneyimi hiçe sayıyor ve küçümsenemeyecek kişisel potansiyelini, sadece kendi oy oranını oluşturduğunu düşündüğü 'kindar ihtiyar'ların;yaşları hiç önemli değil- desteğini almaya yönelik harcıyor. iki anlamda da, harcıyor.
Başbakan, geç kalmış bir Münih Darbesi için tetiğini çektiği bir silahın namlusunu kontrol etmemiş görünüyor. Suriye üzerinden yürüttüğü gerilim politikasının günlük konjonktürde yarattığı 'Allah razı olsun'; desteklerinin sürgit olacağını sandığı için mi bilemem, uluslararası bir omuz aldığı zehabına kendisini kaptırmış durumda gözüküyor.
Tam da bu tek alternatifli öngörüyle,'tek adam'lığı, otokratik şefliği ülkenin her alanına şâmil kılabileceğini zannediyor.
Doğrudan tarafı olduğum için an be an izlediğim, ülke tiyatrosunu berhava etme girişimi esnasında, dün medet umduğu entelektüel câmiaya da târiz üzeri hakaret yağdırmakta beis görmüyor.
Bir kin seli boşaltmaya çalışıyor üzerimize Başbakan. Kendi kin tarihini, Tanzimat Fermanı'nın ilân edildiği 1839 senesine kadar uzandırdığına bakılırsa, kullanmamaya hep özen gösterdiğim klişeyle 'mağdur edebiyatı'nın derin ve melodramatik disturuna bağlanarak bir linç atmosferi yaratmaya çalışıyor.
Başbakan ateş, benzin, nefes toplarının bir jonglörün elinde aynı anda çevrilebileceğini zannediyor.
Başbakan cesur bir adam. Ben de öyle sayılırım.
Ama biliyorum ki, Başbakan yüzüme söyleyemeyeceği sözleri masif kitlesi önünde ortaya savurup duruyor. Yarın kitlesi benim, bizim kapılarımıza dayanmaya kalkıştığında, birinci derece azmettirici olacağının farkında bile değil. Çünkü Başbakan 173 yıllık bir nefreti üzerimize doğru püskürtmenin 'haklı' güvenini taşıyor.
Bir McCarthy'cilik eşiğine Başbakan'ın cesaretiyle geldik. Şimdi tahkikat komisyonları için gün sayar gibiyiz. Eleştiriye sıfır toleranslı bir siyasi aktivasyon, hepimizi sigaya çekmeye hazırlanıyor.
Hodri meydan!
Başbakan bize her gün hakaret ediyor. Biz ironiyle karşılıyoruz bu tuhaflığı. Her ironi Başbakan'ı daha beter tahkîre teşvik ediyor. Biz hâlâ edebimizi bozmadık. Ama rû be rû konuşma imkânını tükettiysek eğer, yek e yek karşılaşmaktan daha adamcası yoktur.
Haydi o vakit.
Başbakan gerdikçe geriyor ve kavgada söylenmeyecek sözleri, kendi taraftarlarının kuşattığı geçici ortamlarda kükreyerek sarf ediyor.
'Sen kimsin'; diyor. Yek e yek konuşalım.
'Zavallılar'; diyor. Yılmaz Güney'den mülhem, anlatalım.
'Yarım porsiyon'; diyor. Porsiyonu birlikte tamamlayalım.
Başbakan ayıp ediyor.
Gel, bir de yüzüme söyle Başbakan.
Kindar bir ihtiyar olarak tamamlama hayatını, iyi bir insan olmaya geri dönmek için hiçbir zaman geç değildir.
Sevgi, selam ile, Allah iyiliğini versin.
--spoiler--
http://www.muhalifgazete....-i-cildirtacak-sozler.htm
başbakan erdoğan'a yanıtı da şöyledir; madımakta insanları diri diri yakanlar anlamasa da aydın kisvesine bürünüp, şak şakçılık yapanların derin dersler çıkartması gereken sözlerdir; yıllarca kıyıma uğramış, öldürülmüş, sürülmüş aydınlarımızın yobazlığın değil aklı selimin ve aydınlığın kazanması için seslenişidir:
--spoiler--
Sözü sağa sola savurmaya hiç niyetli değilim, ortadan konuşacağım. Fena halde sıkılıp bunalmış bir adam olarak, sözüm doğrudan Başbakan'a.
Bir doğru'dan bahsetmeye başladığınızda karşınıza yalan üretiminin gelmesi bir toplumsal seviye sorunudur. Bu seviyenin tahkîrden tahrike doğru evrilmesi ise, belli bir vâdede linç kültürünü canlandırmaya dönük bir kalkışmayı kışkırtmaktan başka bir şey değildir.
Başbakan, belli bir saikle ve anlaşılması zor olmayan bir psikolojik yönelimle, açıkça bu ülkenin entelektüellerini Kanlı Pazar kitlesinin önünde hedef haline getirmeye soyundu ve tam hızla bu propagandasını sürdürüyor. Bugün, kendi biat kültürünü altüst eden tiyatrocular topun ağzına sürüldü ama Başbakan bununla da yetinmeyip hedefi şimdilik- ülkenin tüm aydın'larına doğru genişletti.
Başbakan liyakata önem vermiyor, bilgiyi küçümsüyor, birikimi, deneyimi hiçe sayıyor ve küçümsenemeyecek kişisel potansiyelini, sadece kendi oy oranını oluşturduğunu düşündüğü 'kindar ihtiyar'ların;yaşları hiç önemli değil- desteğini almaya yönelik harcıyor. iki anlamda da, harcıyor.
Başbakan, geç kalmış bir Münih Darbesi için tetiğini çektiği bir silahın namlusunu kontrol etmemiş görünüyor. Suriye üzerinden yürüttüğü gerilim politikasının günlük konjonktürde yarattığı 'Allah razı olsun'; desteklerinin sürgit olacağını sandığı için mi bilemem, uluslararası bir omuz aldığı zehabına kendisini kaptırmış durumda gözüküyor.
Tam da bu tek alternatifli öngörüyle,'tek adam'lığı, otokratik şefliği ülkenin her alanına şâmil kılabileceğini zannediyor.
Doğrudan tarafı olduğum için an be an izlediğim, ülke tiyatrosunu berhava etme girişimi esnasında, dün medet umduğu entelektüel câmiaya da târiz üzeri hakaret yağdırmakta beis görmüyor.
Bir kin seli boşaltmaya çalışıyor üzerimize Başbakan. Kendi kin tarihini, Tanzimat Fermanı'nın ilân edildiği 1839 senesine kadar uzandırdığına bakılırsa, kullanmamaya hep özen gösterdiğim klişeyle 'mağdur edebiyatı'nın derin ve melodramatik disturuna bağlanarak bir linç atmosferi yaratmaya çalışıyor.
Başbakan ateş, benzin, nefes toplarının bir jonglörün elinde aynı anda çevrilebileceğini zannediyor.
Başbakan cesur bir adam. Ben de öyle sayılırım.
Ama biliyorum ki, Başbakan yüzüme söyleyemeyeceği sözleri masif kitlesi önünde ortaya savurup duruyor. Yarın kitlesi benim, bizim kapılarımıza dayanmaya kalkıştığında, birinci derece azmettirici olacağının farkında bile değil. Çünkü Başbakan 173 yıllık bir nefreti üzerimize doğru püskürtmenin 'haklı' güvenini taşıyor.
Bir McCarthy'cilik eşiğine Başbakan'ın cesaretiyle geldik. Şimdi tahkikat komisyonları için gün sayar gibiyiz. Eleştiriye sıfır toleranslı bir siyasi aktivasyon, hepimizi sigaya çekmeye hazırlanıyor.
Hodri meydan!
Başbakan bize her gün hakaret ediyor. Biz ironiyle karşılıyoruz bu tuhaflığı. Her ironi Başbakan'ı daha beter tahkîre teşvik ediyor. Biz hâlâ edebimizi bozmadık. Ama rû be rû konuşma imkânını tükettiysek eğer, yek e yek karşılaşmaktan daha adamcası yoktur.
Haydi o vakit.
Başbakan gerdikçe geriyor ve kavgada söylenmeyecek sözleri, kendi taraftarlarının kuşattığı geçici ortamlarda kükreyerek sarf ediyor.
'Sen kimsin'; diyor. Yek e yek konuşalım.
'Zavallılar'; diyor. Yılmaz Güney'den mülhem, anlatalım.
'Yarım porsiyon'; diyor. Porsiyonu birlikte tamamlayalım.
Başbakan ayıp ediyor.
Gel, bir de yüzüme söyle Başbakan.
Kindar bir ihtiyar olarak tamamlama hayatını, iyi bir insan olmaya geri dönmek için hiçbir zaman geç değildir.
Sevgi, selam ile, Allah iyiliğini versin.
--spoiler--
http://www.muhalifgazete....-i-cildirtacak-sozler.htm
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar