bugün
- bütün mal varlığı üstünde sokakta yaşayan insan3
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri6
- en sevilmeyen ev işleri5
- gönül almaya çalışan erkek2
- istanbul un çok pahalı olması14
- yazarların bugün cılkını çıkardığı şarkı2
- fenerbahçe gornik zabrze maçı3
- herkes yatsın iyi geceler9
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- 1 saatte 10 bira içmek19
- neden okula gitmek zorundayız2
- tembel ve çalışmayan insan16
- ölmeyi dilemek2
- sözlük kızlarının kombinleri20
- velvet vs nervio19
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- the merich13
- cips olsa da yesek7
- oğlum çok güzel lan6
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- kabataş olayı görüntüleri8
- kuveyt ve bahreyn de hava savunma sistemleri2
- oğuzhan uğur12
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- slavko vincic15
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- velvet13
- matbaanın gecikmesine sebep5
- ispanya20
- nervio11
- 50 tl ile rolling yapmak6
- horoz hayası çorbası5
- aklını yitirmek4
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- 2026 dünya kupası25
- bira cips6
- otobüste kitap okuyan insanlara bakmak3
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- tememda kenka nalaka10
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- manyak olmaya karar verdim9
- laptop5
- futbol14
- ona bir şey söyle9
şehir tiyatrolarının kapatılmasına tepki gösterenlere karşı; başbakan erdoğan'ın gerici toplumsallığı harekete geçirmeye yönelik nefret dolu sözlerine; akıl,mantık çerçevesinde sanatçı bilgeliği ve duyarlılığı ile yanıt vermiş; tatlı su solcusu ya da yetmez ama evet demokratı ya da ılımlı sanatçımsı olmayan; gerçek bir aydın ve sanatçıdır.
başbakan erdoğan'a yanıtı da şöyledir; madımakta insanları diri diri yakanlar anlamasa da aydın kisvesine bürünüp, şak şakçılık yapanların derin dersler çıkartması gereken sözlerdir; yıllarca kıyıma uğramış, öldürülmüş, sürülmüş aydınlarımızın yobazlığın değil aklı selimin ve aydınlığın kazanması için seslenişidir:
--spoiler--
Sözü sağa sola savurmaya hiç niyetli değilim, ortadan konuşacağım. Fena halde sıkılıp bunalmış bir adam olarak, sözüm doğrudan Başbakan'a.
Bir doğru'dan bahsetmeye başladığınızda karşınıza yalan üretiminin gelmesi bir toplumsal seviye sorunudur. Bu seviyenin tahkîrden tahrike doğru evrilmesi ise, belli bir vâdede linç kültürünü canlandırmaya dönük bir kalkışmayı kışkırtmaktan başka bir şey değildir.
Başbakan, belli bir saikle ve anlaşılması zor olmayan bir psikolojik yönelimle, açıkça bu ülkenin entelektüellerini Kanlı Pazar kitlesinin önünde hedef haline getirmeye soyundu ve tam hızla bu propagandasını sürdürüyor. Bugün, kendi biat kültürünü altüst eden tiyatrocular topun ağzına sürüldü ama Başbakan bununla da yetinmeyip hedefi şimdilik- ülkenin tüm aydın'larına doğru genişletti.
Başbakan liyakata önem vermiyor, bilgiyi küçümsüyor, birikimi, deneyimi hiçe sayıyor ve küçümsenemeyecek kişisel potansiyelini, sadece kendi oy oranını oluşturduğunu düşündüğü 'kindar ihtiyar'ların;yaşları hiç önemli değil- desteğini almaya yönelik harcıyor. iki anlamda da, harcıyor.
Başbakan, geç kalmış bir Münih Darbesi için tetiğini çektiği bir silahın namlusunu kontrol etmemiş görünüyor. Suriye üzerinden yürüttüğü gerilim politikasının günlük konjonktürde yarattığı 'Allah razı olsun'; desteklerinin sürgit olacağını sandığı için mi bilemem, uluslararası bir omuz aldığı zehabına kendisini kaptırmış durumda gözüküyor.
Tam da bu tek alternatifli öngörüyle,'tek adam'lığı, otokratik şefliği ülkenin her alanına şâmil kılabileceğini zannediyor.
Doğrudan tarafı olduğum için an be an izlediğim, ülke tiyatrosunu berhava etme girişimi esnasında, dün medet umduğu entelektüel câmiaya da târiz üzeri hakaret yağdırmakta beis görmüyor.
Bir kin seli boşaltmaya çalışıyor üzerimize Başbakan. Kendi kin tarihini, Tanzimat Fermanı'nın ilân edildiği 1839 senesine kadar uzandırdığına bakılırsa, kullanmamaya hep özen gösterdiğim klişeyle 'mağdur edebiyatı'nın derin ve melodramatik disturuna bağlanarak bir linç atmosferi yaratmaya çalışıyor.
Başbakan ateş, benzin, nefes toplarının bir jonglörün elinde aynı anda çevrilebileceğini zannediyor.
Başbakan cesur bir adam. Ben de öyle sayılırım.
Ama biliyorum ki, Başbakan yüzüme söyleyemeyeceği sözleri masif kitlesi önünde ortaya savurup duruyor. Yarın kitlesi benim, bizim kapılarımıza dayanmaya kalkıştığında, birinci derece azmettirici olacağının farkında bile değil. Çünkü Başbakan 173 yıllık bir nefreti üzerimize doğru püskürtmenin 'haklı' güvenini taşıyor.
Bir McCarthy'cilik eşiğine Başbakan'ın cesaretiyle geldik. Şimdi tahkikat komisyonları için gün sayar gibiyiz. Eleştiriye sıfır toleranslı bir siyasi aktivasyon, hepimizi sigaya çekmeye hazırlanıyor.
Hodri meydan!
Başbakan bize her gün hakaret ediyor. Biz ironiyle karşılıyoruz bu tuhaflığı. Her ironi Başbakan'ı daha beter tahkîre teşvik ediyor. Biz hâlâ edebimizi bozmadık. Ama rû be rû konuşma imkânını tükettiysek eğer, yek e yek karşılaşmaktan daha adamcası yoktur.
Haydi o vakit.
Başbakan gerdikçe geriyor ve kavgada söylenmeyecek sözleri, kendi taraftarlarının kuşattığı geçici ortamlarda kükreyerek sarf ediyor.
'Sen kimsin'; diyor. Yek e yek konuşalım.
'Zavallılar'; diyor. Yılmaz Güney'den mülhem, anlatalım.
'Yarım porsiyon'; diyor. Porsiyonu birlikte tamamlayalım.
Başbakan ayıp ediyor.
Gel, bir de yüzüme söyle Başbakan.
Kindar bir ihtiyar olarak tamamlama hayatını, iyi bir insan olmaya geri dönmek için hiçbir zaman geç değildir.
Sevgi, selam ile, Allah iyiliğini versin.
--spoiler--
http://www.muhalifgazete....-i-cildirtacak-sozler.htm
başbakan erdoğan'a yanıtı da şöyledir; madımakta insanları diri diri yakanlar anlamasa da aydın kisvesine bürünüp, şak şakçılık yapanların derin dersler çıkartması gereken sözlerdir; yıllarca kıyıma uğramış, öldürülmüş, sürülmüş aydınlarımızın yobazlığın değil aklı selimin ve aydınlığın kazanması için seslenişidir:
--spoiler--
Sözü sağa sola savurmaya hiç niyetli değilim, ortadan konuşacağım. Fena halde sıkılıp bunalmış bir adam olarak, sözüm doğrudan Başbakan'a.
Bir doğru'dan bahsetmeye başladığınızda karşınıza yalan üretiminin gelmesi bir toplumsal seviye sorunudur. Bu seviyenin tahkîrden tahrike doğru evrilmesi ise, belli bir vâdede linç kültürünü canlandırmaya dönük bir kalkışmayı kışkırtmaktan başka bir şey değildir.
Başbakan, belli bir saikle ve anlaşılması zor olmayan bir psikolojik yönelimle, açıkça bu ülkenin entelektüellerini Kanlı Pazar kitlesinin önünde hedef haline getirmeye soyundu ve tam hızla bu propagandasını sürdürüyor. Bugün, kendi biat kültürünü altüst eden tiyatrocular topun ağzına sürüldü ama Başbakan bununla da yetinmeyip hedefi şimdilik- ülkenin tüm aydın'larına doğru genişletti.
Başbakan liyakata önem vermiyor, bilgiyi küçümsüyor, birikimi, deneyimi hiçe sayıyor ve küçümsenemeyecek kişisel potansiyelini, sadece kendi oy oranını oluşturduğunu düşündüğü 'kindar ihtiyar'ların;yaşları hiç önemli değil- desteğini almaya yönelik harcıyor. iki anlamda da, harcıyor.
Başbakan, geç kalmış bir Münih Darbesi için tetiğini çektiği bir silahın namlusunu kontrol etmemiş görünüyor. Suriye üzerinden yürüttüğü gerilim politikasının günlük konjonktürde yarattığı 'Allah razı olsun'; desteklerinin sürgit olacağını sandığı için mi bilemem, uluslararası bir omuz aldığı zehabına kendisini kaptırmış durumda gözüküyor.
Tam da bu tek alternatifli öngörüyle,'tek adam'lığı, otokratik şefliği ülkenin her alanına şâmil kılabileceğini zannediyor.
Doğrudan tarafı olduğum için an be an izlediğim, ülke tiyatrosunu berhava etme girişimi esnasında, dün medet umduğu entelektüel câmiaya da târiz üzeri hakaret yağdırmakta beis görmüyor.
Bir kin seli boşaltmaya çalışıyor üzerimize Başbakan. Kendi kin tarihini, Tanzimat Fermanı'nın ilân edildiği 1839 senesine kadar uzandırdığına bakılırsa, kullanmamaya hep özen gösterdiğim klişeyle 'mağdur edebiyatı'nın derin ve melodramatik disturuna bağlanarak bir linç atmosferi yaratmaya çalışıyor.
Başbakan ateş, benzin, nefes toplarının bir jonglörün elinde aynı anda çevrilebileceğini zannediyor.
Başbakan cesur bir adam. Ben de öyle sayılırım.
Ama biliyorum ki, Başbakan yüzüme söyleyemeyeceği sözleri masif kitlesi önünde ortaya savurup duruyor. Yarın kitlesi benim, bizim kapılarımıza dayanmaya kalkıştığında, birinci derece azmettirici olacağının farkında bile değil. Çünkü Başbakan 173 yıllık bir nefreti üzerimize doğru püskürtmenin 'haklı' güvenini taşıyor.
Bir McCarthy'cilik eşiğine Başbakan'ın cesaretiyle geldik. Şimdi tahkikat komisyonları için gün sayar gibiyiz. Eleştiriye sıfır toleranslı bir siyasi aktivasyon, hepimizi sigaya çekmeye hazırlanıyor.
Hodri meydan!
Başbakan bize her gün hakaret ediyor. Biz ironiyle karşılıyoruz bu tuhaflığı. Her ironi Başbakan'ı daha beter tahkîre teşvik ediyor. Biz hâlâ edebimizi bozmadık. Ama rû be rû konuşma imkânını tükettiysek eğer, yek e yek karşılaşmaktan daha adamcası yoktur.
Haydi o vakit.
Başbakan gerdikçe geriyor ve kavgada söylenmeyecek sözleri, kendi taraftarlarının kuşattığı geçici ortamlarda kükreyerek sarf ediyor.
'Sen kimsin'; diyor. Yek e yek konuşalım.
'Zavallılar'; diyor. Yılmaz Güney'den mülhem, anlatalım.
'Yarım porsiyon'; diyor. Porsiyonu birlikte tamamlayalım.
Başbakan ayıp ediyor.
Gel, bir de yüzüme söyle Başbakan.
Kindar bir ihtiyar olarak tamamlama hayatını, iyi bir insan olmaya geri dönmek için hiçbir zaman geç değildir.
Sevgi, selam ile, Allah iyiliğini versin.
--spoiler--
http://www.muhalifgazete....-i-cildirtacak-sozler.htm
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar