bugün
- yazarların on üzerinden komiklikleri45
- gir içime hünharca9
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- kürt mutfağı5
- evlilik kötü bir şeyse neden bu kadar insan evli4
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri7
- en sevilen meyveler8
- satranç haram yasaklansın12
- yazarların tatil denilen şeyden anladıkları5
- aziz yıldırım 35 ci başkan4
- kalkmayan bir erkeğe ne tavsiye edersiniz4
- bu devirde fes giymek5
- buddy dude20
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek7
- kürdistan2
- kız tavlama garantili çalmalık enstrüman4
- gocu41
- açık renk jean vs koyu renk jean3
- true'nin en sevdiği kedi3
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak9
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler9
- yazarların üstüne çizik attığı burçlar8
- put2
- beddua etmek2
- anadolu mutfağının çok abartılması5
- özgürlükçü eğitimin imkansızlığı5
- beyazsemsiyeliyabanci48
- yagmurcu6
- gammazlar çetesi2
- gammazlama yapmamak13
- tövbe2
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- dizi izleyerek ingilizce öğrendim diyen tip5
- hayatının hangi dönemindesin4
- necip fazıl kısakürek3
- wagyu beef yiyince gelen entelektüellik hissi3
- çocuk yaparsam şerefsizim2
- yapay zeka moderatörü16
- abd'den gelen gurbetçinin yemek porsiyonu isyanı4
- bir erkeğin olgunlaştığını gösteren tek detay4
- neden bu kadar sevildiği anlaşılamayan şeyler2
- eve usta gelince yaşanan tedirginlik5
- doğanın kanunu dizisi4
- evlilik2
- en saçma yiyecek isimleri7
- ikinci evliliği yapanları anlayamamak22
- togg'a lpg taktırmak11
- zaman baba8
- edebiyat tarihinin en iyi giriş cümlesi4
- bireysel silahlanmanın önü açılırsa alınacak silah6
Okumadan önce: https://www.youtube.com/watch?v=cwzI6dnJygs
Neredeyse iki gündür gözlerine uyku girmeyen Arthur'un ışıl ışıl parlayan gözleri şömineye baka kalmıştı. Üst kattan gelen çatırtı ile birden kendisine geldi. Lanet insanlar diye homurdandı. Kahvesinden bir yudum alıp, gözlerini onu büyüleyen ateşten, masaya doğru çevirdi. Her zaman orada olan pusulasını göremedi. Başına kan sıçrayan Arthur yerinden endişe ile fırladı, hızlıca paltosunu üzerine alıp merdivenlerden koşar adım indi. Ayakları titrerken koşmanın ne kadar da zor olduğunu farketti. Yine de şehir meydanına kısa sürede vardı. Pazar yerinin kalabalığı içinde soluk soluğa kalmıştı. Bu sırada ardından belli belirsiz bir ses duydu.
Arthur... Arthur!..
Bu ses Arthur'a hiç yabancı gelmedi.
Ardına döndüğünde peşinden koşturmaktan nefes nefese kalmış kızıl saçlı bir adam gördü. Adam yaklaştıkça beyaz tenindeki çiller daha da belirginleşti, çilleri ve neşeli bakışları Arthur'un hafızasını tazelemesine yardımcı oldu. tanıdık bir yüzdü bu.
- Martin?
+ Arthur eski dostum... adamım... her zaman dediğim gibi, sen, sen gerçekten hızlı koşuyorsun.
Pazar yerindeki kalabalıktan biraz uzaklaşıp, konuşmaya devam ettiler.
- Martin inanamıyorum gerçekten çok değişmişsin. Eğer sen beni tanımasaydın ben seni tanıyabilir miydim bilmiyorum.
+ Tamam tamam, bu klişeleri geçelim. Hey anlatsana böyle telaşlı şekilde nereye gidiyordun?
- Benim, benim bir şey yapmam gerek hemen yapmalıyım.
Martin'in sorusu üzerine birden göz bebekleri büyüyen Arthur'un teni sütten beyaza döndü.
''Hey... hey Arthur!'' Sesleri ile biraz olsun kendine gelen Arthur, elinde matara ile yüzüne su döken Martin'i farketti.
+ Dostum sana ne oldu böyle, hem söylesene Elizabeth nerede?
Bu soruyla tekrar vurgun yemişe dönen Arthur. Bir kaç saniye afalladı. Göz bebekleri titreyerek;
- ''Elizabeth öldü Martin. Öldü!'' diye bağırdı.
Sorduğu her soru ile kendini yerin dibine girmiş hisseden Martin o an Arthur ile hiç karşılaşmamış olmayı diledi. Yine de eski dostuna yardım etmek istiyordu. Peki ama ne olmuş olabilirdi? Elizabeth gibi genç bir kadın neden ölmüş olabilirdi? Sormak için uygun zaman olmadığını biliyordu fakat yalnız konuşarak çözüm olunabileceğini düşündü.
Martin kendini topladı ve derin bir nefes alıp eski dostuna destek olmaya karar verdi.
+ Ben ölücem ölücem dedi dedi inanmadin bak ne oldu şimdi gördün...
- Dur dur dur! Hasan Mezarcı esprisi mi amk? Yeter amk ya komik değil lan valla.
+ He valla tutamadım kendimi kusura bakma.
- Tenten kılıklı orospu çocuğu neden şurada güzel bi hikaye yazdırmıyorsun ne güzel devam ediyordum.
+ Roman mı yazıyorsun lan? Yok Elizabethmiş, şömineymiş de. Götüne pipo soktuğumunun, Elizabeth ne lan asjklsa mastürbasyon esprisi yapmaktan vazgeçtim yine iyisin. xd xd.
- O zaman ben senin ananı sikeyim.
Neredeyse iki gündür gözlerine uyku girmeyen Arthur'un ışıl ışıl parlayan gözleri şömineye baka kalmıştı. Üst kattan gelen çatırtı ile birden kendisine geldi. Lanet insanlar diye homurdandı. Kahvesinden bir yudum alıp, gözlerini onu büyüleyen ateşten, masaya doğru çevirdi. Her zaman orada olan pusulasını göremedi. Başına kan sıçrayan Arthur yerinden endişe ile fırladı, hızlıca paltosunu üzerine alıp merdivenlerden koşar adım indi. Ayakları titrerken koşmanın ne kadar da zor olduğunu farketti. Yine de şehir meydanına kısa sürede vardı. Pazar yerinin kalabalığı içinde soluk soluğa kalmıştı. Bu sırada ardından belli belirsiz bir ses duydu.
Arthur... Arthur!..
Bu ses Arthur'a hiç yabancı gelmedi.
Ardına döndüğünde peşinden koşturmaktan nefes nefese kalmış kızıl saçlı bir adam gördü. Adam yaklaştıkça beyaz tenindeki çiller daha da belirginleşti, çilleri ve neşeli bakışları Arthur'un hafızasını tazelemesine yardımcı oldu. tanıdık bir yüzdü bu.
- Martin?
+ Arthur eski dostum... adamım... her zaman dediğim gibi, sen, sen gerçekten hızlı koşuyorsun.
Pazar yerindeki kalabalıktan biraz uzaklaşıp, konuşmaya devam ettiler.
- Martin inanamıyorum gerçekten çok değişmişsin. Eğer sen beni tanımasaydın ben seni tanıyabilir miydim bilmiyorum.
+ Tamam tamam, bu klişeleri geçelim. Hey anlatsana böyle telaşlı şekilde nereye gidiyordun?
- Benim, benim bir şey yapmam gerek hemen yapmalıyım.
Martin'in sorusu üzerine birden göz bebekleri büyüyen Arthur'un teni sütten beyaza döndü.
''Hey... hey Arthur!'' Sesleri ile biraz olsun kendine gelen Arthur, elinde matara ile yüzüne su döken Martin'i farketti.
+ Dostum sana ne oldu böyle, hem söylesene Elizabeth nerede?
Bu soruyla tekrar vurgun yemişe dönen Arthur. Bir kaç saniye afalladı. Göz bebekleri titreyerek;
- ''Elizabeth öldü Martin. Öldü!'' diye bağırdı.
Sorduğu her soru ile kendini yerin dibine girmiş hisseden Martin o an Arthur ile hiç karşılaşmamış olmayı diledi. Yine de eski dostuna yardım etmek istiyordu. Peki ama ne olmuş olabilirdi? Elizabeth gibi genç bir kadın neden ölmüş olabilirdi? Sormak için uygun zaman olmadığını biliyordu fakat yalnız konuşarak çözüm olunabileceğini düşündü.
Martin kendini topladı ve derin bir nefes alıp eski dostuna destek olmaya karar verdi.
+ Ben ölücem ölücem dedi dedi inanmadin bak ne oldu şimdi gördün...
- Dur dur dur! Hasan Mezarcı esprisi mi amk? Yeter amk ya komik değil lan valla.
+ He valla tutamadım kendimi kusura bakma.
- Tenten kılıklı orospu çocuğu neden şurada güzel bi hikaye yazdırmıyorsun ne güzel devam ediyordum.
+ Roman mı yazıyorsun lan? Yok Elizabethmiş, şömineymiş de. Götüne pipo soktuğumunun, Elizabeth ne lan asjklsa mastürbasyon esprisi yapmaktan vazgeçtim yine iyisin. xd xd.
- O zaman ben senin ananı sikeyim.
güncel Önemli Başlıklar
