bugün
- 18 ay askerlik yapanlar nasıl yaptı sorunsalı5
- sözler köşkü4
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- osmanlı'ya alerjisi olan tipler4
- fasulyeyi akşamdan suya koyan erkek5
- osmanlı torunuyum diye gezen çomar4
- sırrı süreyya önder28
- askerde sözlüğe girmek2
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- sevgiliyle yaşamanın normalleştirilmesi4
- silver ile evlenecek erkek52
- atatürk'e alerjisi olan tipler2
- karısı kızı feto evlerine gitmiş çomar2
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası25
- türk bayrağı2
- adem ve havva'nın yasak ağaca el sürmesi3
- tutmayan başlık açma rehberi7
- yakışıklı olup sevgilisi olmayan erkek3
- kalabalık umumi tuvalette penislerin çarpışması5
- gece vardiyası2
- galatasaray neden transfer yapamıyor2
- askerlik anıları6
- çanta2
- abdülhamit han dönemi çözüm süreci fotoğrafı4
- kürt kızlarının güzel olması2
- 6 kişi öldü diye yas ilan edilmez3
- bahçeli'nin spor kisvesi açıklaması2
- dün gece ne oldu12
- sarapci koala58
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- sözlükteki linç kültürü12
- hristolojiye göre kıyamet alametleri5
- erecto dos andreas biraderitos3
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- ismet gürbüz ile 81 günde 81 ili dolaşmak2
- avokadonun turkçesinin taşak olması4
- ıoçk katatese elbise dikti mi sorunsalı7
- elinin içine hapşıran insan5
- gündüz uyuyup gece sokaklarda dolaşmak2
- birader bey birader bey2
- son tüketim tarihi geçmiş ilaç9
- sarışın ve mavi gözlü kızla olmak2
- sözlükteki linç tayfa6
- koreli erkeklerin türk kızlarından güzel olması4
- sözlüğe yalan söylemek yalandan sayılır mı4
- deccaliyet çağı6
Okumadan önce: https://www.youtube.com/watch?v=cwzI6dnJygs
Neredeyse iki gündür gözlerine uyku girmeyen Arthur'un ışıl ışıl parlayan gözleri şömineye baka kalmıştı. Üst kattan gelen çatırtı ile birden kendisine geldi. Lanet insanlar diye homurdandı. Kahvesinden bir yudum alıp, gözlerini onu büyüleyen ateşten, masaya doğru çevirdi. Her zaman orada olan pusulasını göremedi. Başına kan sıçrayan Arthur yerinden endişe ile fırladı, hızlıca paltosunu üzerine alıp merdivenlerden koşar adım indi. Ayakları titrerken koşmanın ne kadar da zor olduğunu farketti. Yine de şehir meydanına kısa sürede vardı. Pazar yerinin kalabalığı içinde soluk soluğa kalmıştı. Bu sırada ardından belli belirsiz bir ses duydu.
Arthur... Arthur!..
Bu ses Arthur'a hiç yabancı gelmedi.
Ardına döndüğünde peşinden koşturmaktan nefes nefese kalmış kızıl saçlı bir adam gördü. Adam yaklaştıkça beyaz tenindeki çiller daha da belirginleşti, çilleri ve neşeli bakışları Arthur'un hafızasını tazelemesine yardımcı oldu. tanıdık bir yüzdü bu.
- Martin?
+ Arthur eski dostum... adamım... her zaman dediğim gibi, sen, sen gerçekten hızlı koşuyorsun.
Pazar yerindeki kalabalıktan biraz uzaklaşıp, konuşmaya devam ettiler.
- Martin inanamıyorum gerçekten çok değişmişsin. Eğer sen beni tanımasaydın ben seni tanıyabilir miydim bilmiyorum.
+ Tamam tamam, bu klişeleri geçelim. Hey anlatsana böyle telaşlı şekilde nereye gidiyordun?
- Benim, benim bir şey yapmam gerek hemen yapmalıyım.
Martin'in sorusu üzerine birden göz bebekleri büyüyen Arthur'un teni sütten beyaza döndü.
''Hey... hey Arthur!'' Sesleri ile biraz olsun kendine gelen Arthur, elinde matara ile yüzüne su döken Martin'i farketti.
+ Dostum sana ne oldu böyle, hem söylesene Elizabeth nerede?
Bu soruyla tekrar vurgun yemişe dönen Arthur. Bir kaç saniye afalladı. Göz bebekleri titreyerek;
- ''Elizabeth öldü Martin. Öldü!'' diye bağırdı.
Sorduğu her soru ile kendini yerin dibine girmiş hisseden Martin o an Arthur ile hiç karşılaşmamış olmayı diledi. Yine de eski dostuna yardım etmek istiyordu. Peki ama ne olmuş olabilirdi? Elizabeth gibi genç bir kadın neden ölmüş olabilirdi? Sormak için uygun zaman olmadığını biliyordu fakat yalnız konuşarak çözüm olunabileceğini düşündü.
Martin kendini topladı ve derin bir nefes alıp eski dostuna destek olmaya karar verdi.
+ Ben ölücem ölücem dedi dedi inanmadin bak ne oldu şimdi gördün...
- Dur dur dur! Hasan Mezarcı esprisi mi amk? Yeter amk ya komik değil lan valla.
+ He valla tutamadım kendimi kusura bakma.
- Tenten kılıklı orospu çocuğu neden şurada güzel bi hikaye yazdırmıyorsun ne güzel devam ediyordum.
+ Roman mı yazıyorsun lan? Yok Elizabethmiş, şömineymiş de. Götüne pipo soktuğumunun, Elizabeth ne lan asjklsa mastürbasyon esprisi yapmaktan vazgeçtim yine iyisin. xd xd.
- O zaman ben senin ananı sikeyim.
Neredeyse iki gündür gözlerine uyku girmeyen Arthur'un ışıl ışıl parlayan gözleri şömineye baka kalmıştı. Üst kattan gelen çatırtı ile birden kendisine geldi. Lanet insanlar diye homurdandı. Kahvesinden bir yudum alıp, gözlerini onu büyüleyen ateşten, masaya doğru çevirdi. Her zaman orada olan pusulasını göremedi. Başına kan sıçrayan Arthur yerinden endişe ile fırladı, hızlıca paltosunu üzerine alıp merdivenlerden koşar adım indi. Ayakları titrerken koşmanın ne kadar da zor olduğunu farketti. Yine de şehir meydanına kısa sürede vardı. Pazar yerinin kalabalığı içinde soluk soluğa kalmıştı. Bu sırada ardından belli belirsiz bir ses duydu.
Arthur... Arthur!..
Bu ses Arthur'a hiç yabancı gelmedi.
Ardına döndüğünde peşinden koşturmaktan nefes nefese kalmış kızıl saçlı bir adam gördü. Adam yaklaştıkça beyaz tenindeki çiller daha da belirginleşti, çilleri ve neşeli bakışları Arthur'un hafızasını tazelemesine yardımcı oldu. tanıdık bir yüzdü bu.
- Martin?
+ Arthur eski dostum... adamım... her zaman dediğim gibi, sen, sen gerçekten hızlı koşuyorsun.
Pazar yerindeki kalabalıktan biraz uzaklaşıp, konuşmaya devam ettiler.
- Martin inanamıyorum gerçekten çok değişmişsin. Eğer sen beni tanımasaydın ben seni tanıyabilir miydim bilmiyorum.
+ Tamam tamam, bu klişeleri geçelim. Hey anlatsana böyle telaşlı şekilde nereye gidiyordun?
- Benim, benim bir şey yapmam gerek hemen yapmalıyım.
Martin'in sorusu üzerine birden göz bebekleri büyüyen Arthur'un teni sütten beyaza döndü.
''Hey... hey Arthur!'' Sesleri ile biraz olsun kendine gelen Arthur, elinde matara ile yüzüne su döken Martin'i farketti.
+ Dostum sana ne oldu böyle, hem söylesene Elizabeth nerede?
Bu soruyla tekrar vurgun yemişe dönen Arthur. Bir kaç saniye afalladı. Göz bebekleri titreyerek;
- ''Elizabeth öldü Martin. Öldü!'' diye bağırdı.
Sorduğu her soru ile kendini yerin dibine girmiş hisseden Martin o an Arthur ile hiç karşılaşmamış olmayı diledi. Yine de eski dostuna yardım etmek istiyordu. Peki ama ne olmuş olabilirdi? Elizabeth gibi genç bir kadın neden ölmüş olabilirdi? Sormak için uygun zaman olmadığını biliyordu fakat yalnız konuşarak çözüm olunabileceğini düşündü.
Martin kendini topladı ve derin bir nefes alıp eski dostuna destek olmaya karar verdi.
+ Ben ölücem ölücem dedi dedi inanmadin bak ne oldu şimdi gördün...
- Dur dur dur! Hasan Mezarcı esprisi mi amk? Yeter amk ya komik değil lan valla.
+ He valla tutamadım kendimi kusura bakma.
- Tenten kılıklı orospu çocuğu neden şurada güzel bi hikaye yazdırmıyorsun ne güzel devam ediyordum.
+ Roman mı yazıyorsun lan? Yok Elizabethmiş, şömineymiş de. Götüne pipo soktuğumunun, Elizabeth ne lan asjklsa mastürbasyon esprisi yapmaktan vazgeçtim yine iyisin. xd xd.
- O zaman ben senin ananı sikeyim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar