bugün
- kezoların burada kibirlenmesi5
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı16
- renault 9 broadway8
- akrabalarla ilişkiyi kes4
- saç dökülmesi5
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi24
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması5
- arkadaşlar bugün kavga yok mu5
- sözlükte sürekli güzel kızların çaylak olması6
- yazın yorganla yatan insan5
- artı oy alma yolları5
- mason greenwood'un galatasaray'a döşeyeceği boru6
- sözlük yazarlarının tatlıları8
- hangi şehrin neyi meşhur4
- eskort ile dertleşen adam2
- çaylak olunca hissedilenler5
- en hakiki mürşitteki ilim4
- inci sözlüğün sözlük olmakla alakası olmaması3
- halkın fesad'ı ahlakta haiz olduğu derece3
- tavsiye4
- haydi selametle kt3
- sabah alarmı2
- gecenin şiiri5
- nihoşun ölümü16
- memduh bashgan14
- ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı7
- mason greenwood5
- mikrodalgaya sucuk koymak4
- asteğmen7
- instagram kapanırsa ne olur sorunsalı2
- yazıcıdan basıp duvara asılası resimler2
- penise dövme yaptırmak2
- bu saatte yenebilecek şeyler3
- gram altın3
- çerçeve yasa teklifi meclis te2
- yazarların bildiği en kötü küfür4
- brad pitt4
- çin'in abd'ye iha ihracatını yasaklaması11
- eski de olsa bir araba sahibi olmak2
- moderatörlere sesleniş5
- 20262
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay3
- havaya girdin mi galatasaray çakar sana2
- arkadaşlar sizce ben ne kadar sapığım7
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması11
- tarhana içen kıroyla işim olmaz yürüü diyen kız4
- kaderime tepik atar kaçarım2
- tuba büyüküstün7
- fenerbahçe4
- goy2
Dışarıdan atıp tutması kolaydır da, neyin ne olduğunu bilen, yaşayan, anlayan; yine bu öğrencilerdir sonuçta.
Gençlik hevesi diyenler, Fetullah Gülen tayfası ile kıyaslayanlar, beceremedi yaklaşımından vazgeçemeyenler... Kaçınız yakından gördünüz askeri okul gerçeğini? Kaçınız o gerçekle yüzleşti? Kaçınız annesinin dizinin dibinde, sütünü içtikten sonra mışıl mışıl uyumadan önce, 14 yaşında 3-5 nöbeti tutup sabah da derse giden akranlarının halini bildi?
Ki hiçbirinin derdi bu nöbetler değildi. Hiçbiri ağır eğitimler yüzünden geleceklerinden vazgeçmedi. O okullarda komutanların kariyerleri konuşuyor şimdi. Herkes kendi koltuğunun derdinde. Harcanan hayat 14 yıllık da olsa fark etmez olmuş, 22 yıllık da... Acıma duygusu, merhamet duygusu, sevgi, saygı kaybolmuş oralarda.
-bir öğrenci attığı her adım yüzünden ceza alıyorsa,
-ceza aldıkça komutanları tarafından dışlanıyorsa,
-desteklenmiyor, heveslendirilmiyor, henüz çocuk olduğu önemsenmiyorsa,
-komutanın işlediği bir suçtan ötürü bir üst komutana öğrencinin yalan söylemesi isteniyorsa,
-öğrenci yalan söylemedi diye yine ceza alıyorsa,
-ceza sebebi olarak 'bugün burada benim için yalan söylemedin, yarın cephede de sözümü dinlemezsin sen.' bahanesi ortaya atılıyor ama yeminlerde geçen dürüstlük ve doğruluk ilkeleri yok sayılıyorsa,
-öğrenci ingilizce dersinden kalsın diye TOEFL sınavı uygulanıyor ve bu sınav not hanesine sözlü notu olarak geçiyorsa,
-bütünlemeye kalan öğrenci, okulda soru soracak tek bir komutan dahi bulamıyorsa,
-bütünlemesi iyi geçmesine rağmen yine sınavdan kalıyor ve sınav kağıdını göremiyorsa,
-tek ders sınavında -yine sebebini bilmeden- bırakılıyor ve otomatikman dönem kaybı alıyorsa,
-okul komutanı dönem kaybeden öğrencilerin karşısına çıkıp 'siz bu okulda barınabileceğinizi mi sanıyorsunuz?' diyorsa,
-dönem kaybeden öğrencilere ayrı sınıf açılıp, bir üst sınıfa geçen eski arkadaşlarıyla konuşmaları yasaklanıyorsa,
-bu arkadaşlarıyla konuşmaları gerektiğinde 'onlara abi diyeceksiniz' baskısı yapılıyorsa,
-bütünlemeler yüzünden psikolojisi bozulan bir öğrenci intihar edince, üstlerine ne diyeceğini bilemeyen komutan 'falanca falanca falanca bu çocuğu kışkırttı, bu çocuk onlar yüzünden intihar etti.' diye iftira atıyorsa,
-iftiraya uğrayan öğrenciler bunu kabul etmeyince kendi istekleriyle okuldan ayrılsınlar diye oynanmayan oyun kalmıyorsa,
-öğrencinin yatağının altına sigara izmariti koyuluyor ve hemen akabinde arama yapılıyorsa,
-yatağının altından izmarit çıkan öğrenci 'istediğiniz tüm testleri uygulayın bana, ben sigara içmiyorum!' dediğinde 'ne yapacağımızı sana mı soracağız?' diyen komutanlar bu okullarda eğitimci rolü üstleniyorsa,
-tüm yapılanlar karşısında okuldan ayrılmak için ailesini ikna eden öğrenci komutanına bu kararını açıkladığında 'iyi yapmışsın, ayrılana kadar eski arkadaşlarınla konuşabilirsin.' deniyorsa,
-aile okula geldiğinde çocuklarının neden bunca haksızlığa uğradığını sorguladığı vakit komutanlar tarafından tersleniyorsa,
-'çocuğumuzun ruh hali mahvoldu.' diyen aile bireyine 'göndermeseydiniz o zaman buraya!' diyen komutan, ailesinden uzaktaki çocuklara neler yapmaz diye düşündürecek kadar fevri davranıyorsa,
bu ülkede askeri okullar yeniden ele alınmalı demektir.
Ki bu saydıklarım ilk etapta aklıma gelenlerdir. Yıllarca gözümüzün nuru saydığımız, bu ülkede en güvenilen kuruluş olarak gördüğümüz TSK; dağda çatır çatır yem ederken vatan evlatlarını, okullarında da geleceğe umutla bakan öğrencilere değersizlik aşılamakta. Öyle ki ne zaman TSK hakkında biri atıp tutsa, ailecek biz dikilirdik karşısına. 14 yaşında, büyük hayallerle girdiği askeri liseden, saydığım kabusları yaşayarak kendi isteğiyle ayrılan kardeşimden sonra, TSK da bitti gözümde.
insanların geleceğiyle, inançlarıyla oynamak bu kadar basit olmamalı be! Ana kucağı değil orası elbet, asker ocağı. Ama benim kardeşim ve nicesi, eğitimlerde dikenler arasında sürüklendi diye oradan ayrılmadı. Yara olmuş dizleri kanarken, tuzlu suya girmek zorunda bırakıldılar diye yılmadı. Yaz kampında annemden cımbız isteyen kardeşim 'Vücudumdaki dikenleri temizleyeceğim.' dahi demedi anneme, sadece 'lazım anne, getir.' dedi. Öyle bir bilinçteydi, şikayet etmedi hiçbiri.
Ama kimi değerler vardır, insanı çileden çıkarır.
Askeri okullarda bu değerleri yitirmiş nice komutan bulunmaktadır.
Ki biz, kardeşimi almaya gittiğimiz gün, sivilden gelmiş öğretmen yanımıza geldi ve şöyle söyledi:
"Ne yazık ki askeri okullarda kimi insanlar, olduklarından başka bir şekil aldılar. Kendilerine farklı anlamlar yüklüyor ve öğrencileri yıldırıyorlar. Ama tabii... kime neyi şikayet edeceksiniz ki?"
Hani şu atıp tutanlar... Bilmeden konuşmayın bari. Çok komik görünüyorsunuz buradan!
Gençlik hevesi diyenler, Fetullah Gülen tayfası ile kıyaslayanlar, beceremedi yaklaşımından vazgeçemeyenler... Kaçınız yakından gördünüz askeri okul gerçeğini? Kaçınız o gerçekle yüzleşti? Kaçınız annesinin dizinin dibinde, sütünü içtikten sonra mışıl mışıl uyumadan önce, 14 yaşında 3-5 nöbeti tutup sabah da derse giden akranlarının halini bildi?
Ki hiçbirinin derdi bu nöbetler değildi. Hiçbiri ağır eğitimler yüzünden geleceklerinden vazgeçmedi. O okullarda komutanların kariyerleri konuşuyor şimdi. Herkes kendi koltuğunun derdinde. Harcanan hayat 14 yıllık da olsa fark etmez olmuş, 22 yıllık da... Acıma duygusu, merhamet duygusu, sevgi, saygı kaybolmuş oralarda.
-bir öğrenci attığı her adım yüzünden ceza alıyorsa,
-ceza aldıkça komutanları tarafından dışlanıyorsa,
-desteklenmiyor, heveslendirilmiyor, henüz çocuk olduğu önemsenmiyorsa,
-komutanın işlediği bir suçtan ötürü bir üst komutana öğrencinin yalan söylemesi isteniyorsa,
-öğrenci yalan söylemedi diye yine ceza alıyorsa,
-ceza sebebi olarak 'bugün burada benim için yalan söylemedin, yarın cephede de sözümü dinlemezsin sen.' bahanesi ortaya atılıyor ama yeminlerde geçen dürüstlük ve doğruluk ilkeleri yok sayılıyorsa,
-öğrenci ingilizce dersinden kalsın diye TOEFL sınavı uygulanıyor ve bu sınav not hanesine sözlü notu olarak geçiyorsa,
-bütünlemeye kalan öğrenci, okulda soru soracak tek bir komutan dahi bulamıyorsa,
-bütünlemesi iyi geçmesine rağmen yine sınavdan kalıyor ve sınav kağıdını göremiyorsa,
-tek ders sınavında -yine sebebini bilmeden- bırakılıyor ve otomatikman dönem kaybı alıyorsa,
-okul komutanı dönem kaybeden öğrencilerin karşısına çıkıp 'siz bu okulda barınabileceğinizi mi sanıyorsunuz?' diyorsa,
-dönem kaybeden öğrencilere ayrı sınıf açılıp, bir üst sınıfa geçen eski arkadaşlarıyla konuşmaları yasaklanıyorsa,
-bu arkadaşlarıyla konuşmaları gerektiğinde 'onlara abi diyeceksiniz' baskısı yapılıyorsa,
-bütünlemeler yüzünden psikolojisi bozulan bir öğrenci intihar edince, üstlerine ne diyeceğini bilemeyen komutan 'falanca falanca falanca bu çocuğu kışkırttı, bu çocuk onlar yüzünden intihar etti.' diye iftira atıyorsa,
-iftiraya uğrayan öğrenciler bunu kabul etmeyince kendi istekleriyle okuldan ayrılsınlar diye oynanmayan oyun kalmıyorsa,
-öğrencinin yatağının altına sigara izmariti koyuluyor ve hemen akabinde arama yapılıyorsa,
-yatağının altından izmarit çıkan öğrenci 'istediğiniz tüm testleri uygulayın bana, ben sigara içmiyorum!' dediğinde 'ne yapacağımızı sana mı soracağız?' diyen komutanlar bu okullarda eğitimci rolü üstleniyorsa,
-tüm yapılanlar karşısında okuldan ayrılmak için ailesini ikna eden öğrenci komutanına bu kararını açıkladığında 'iyi yapmışsın, ayrılana kadar eski arkadaşlarınla konuşabilirsin.' deniyorsa,
-aile okula geldiğinde çocuklarının neden bunca haksızlığa uğradığını sorguladığı vakit komutanlar tarafından tersleniyorsa,
-'çocuğumuzun ruh hali mahvoldu.' diyen aile bireyine 'göndermeseydiniz o zaman buraya!' diyen komutan, ailesinden uzaktaki çocuklara neler yapmaz diye düşündürecek kadar fevri davranıyorsa,
bu ülkede askeri okullar yeniden ele alınmalı demektir.
Ki bu saydıklarım ilk etapta aklıma gelenlerdir. Yıllarca gözümüzün nuru saydığımız, bu ülkede en güvenilen kuruluş olarak gördüğümüz TSK; dağda çatır çatır yem ederken vatan evlatlarını, okullarında da geleceğe umutla bakan öğrencilere değersizlik aşılamakta. Öyle ki ne zaman TSK hakkında biri atıp tutsa, ailecek biz dikilirdik karşısına. 14 yaşında, büyük hayallerle girdiği askeri liseden, saydığım kabusları yaşayarak kendi isteğiyle ayrılan kardeşimden sonra, TSK da bitti gözümde.
insanların geleceğiyle, inançlarıyla oynamak bu kadar basit olmamalı be! Ana kucağı değil orası elbet, asker ocağı. Ama benim kardeşim ve nicesi, eğitimlerde dikenler arasında sürüklendi diye oradan ayrılmadı. Yara olmuş dizleri kanarken, tuzlu suya girmek zorunda bırakıldılar diye yılmadı. Yaz kampında annemden cımbız isteyen kardeşim 'Vücudumdaki dikenleri temizleyeceğim.' dahi demedi anneme, sadece 'lazım anne, getir.' dedi. Öyle bir bilinçteydi, şikayet etmedi hiçbiri.
Ama kimi değerler vardır, insanı çileden çıkarır.
Askeri okullarda bu değerleri yitirmiş nice komutan bulunmaktadır.
Ki biz, kardeşimi almaya gittiğimiz gün, sivilden gelmiş öğretmen yanımıza geldi ve şöyle söyledi:
"Ne yazık ki askeri okullarda kimi insanlar, olduklarından başka bir şekil aldılar. Kendilerine farklı anlamlar yüklüyor ve öğrencileri yıldırıyorlar. Ama tabii... kime neyi şikayet edeceksiniz ki?"
Hani şu atıp tutanlar... Bilmeden konuşmayın bari. Çok komik görünüyorsunuz buradan!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar