bugün
- ilkokul bebesine türbanı savunmak32
- dem terör partisi22
- akp iktidarı13
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı85
- arkadaşlar ben nişanlanıyorum18
- diktatör erdoğan18
- konyalıların özellikleri10
- yagmurcu7
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri4
- karton toplayan piç8
- yavıdiye mi güvenirsin cahile mi6
- bedduanın geri dönmesi3
- ankara abisi iyilik derneği4
- kedileri sevmiyorum4
- buranın dayısı sanan bir vardı ne oldu ona5
- arkadaşlar size bi soru sorucam44
- misafir ağırlamak7
- uzaylıların besin kaynağı2
- trump'ın erdoğan'dan yemen için asker istemesi7
- hala yağmur yağması6
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı4
- kız taklidi yapanları donuzlamak3
- hırt sorununa kesin çözüm2
- halk tv'ye tmsf kayyımı ve 11 gözaltı5
- kankam dediğiniz için entryniz silinmiştir6
- reddedilen erkek2
- sözlükteki galatasaraylılar13
- victor osimhen13
- arkadaşlar dediğiniz niçin entryiniz silinmiştir5
- s'i l v'e r m'i s t20
- beyler haluk levent diye bir adam varmış4
- görkemli hatıralar2
- 2 memesini açmış italyan orospusu3
- kendini sevmek8
- herkesin tavsiye verdiği insan6
- arkadaşlar bakar mısınız diyen salaklar6
- kültürün nedir denince apışıp kalan tip2
- göbeklitepeyi uzaylıların yaptığı gerçeği6
- yağmurlu havayı seven insan3
- gece nöbetten çıkınca eve gidip uyumak5
- nilgün marmara4
- reels kaydıran cahil2
- kısa boylu olmak8
- hocam gece çok sık tuvalete çıkıyorum2
- israil7
- kedi öldürmek suçsa sinek öldürmek de suçtur5
- istanbul havalimanı3
- çok azdım porno izliyorum5
- seks neden ayıptır3
çocukluğun bağımlılık yapan maddesi
sekiz yaşımdayın.havada ki nemin caddeleri boğduğu bi temmuz akşamı.dakikalar boyunca tavanda dönen pervaneye bakıyorum.üzerimde düğmeleri iliklenmemiş bi gömlek.içim sıkılıyor.birden telefon çaldı."seni bekliyoruz.hadi."sırlarının yarısı dökülmüş aynada, zar zor saçlarımı geriye yatırıyorum.ruganlarımı giyip, kendimi 65 model impala'nın içine atıyorum.bu gece bizim gecemiz.
alt katında el arabalarının, kürek ve malaların olduğu terk edilmiş inşaatın kapısından girerken burnuma kesif sidik kokusu geliyor.önümde duran iki çam yarması zenciyle üst kata çıkıyoruz.kulağında ki kulaklığa bir şeyler fısıltadıktan sonra, arka masaya gitmemi söylüyor.pistte ki birbirine karışmış insan yumağını hızla yarıp, bizimkilerin olduğu masaya varıyorum.piç ali, birinci sınıftan arkadaşım taner, imamın oğlu ömer.haftanın belli günleri sadece bu iş için buluşmamıza rağmen, hayatta birbirimize güvenmekten başka seçeneğimiz yok.
müziğin sesinden, kendi seslerimizi duyamıyoruz.kendinden geçmiş koreli iş adamları, tayvanlı onlarca konsamatrist, ardarda yanıp sönen disko ışıklarında sadece dişlerini görebildiğim afrikalı dansçılar.iki mexikalı taşıyıcı masamıza oturuyor.bozuk aksanlarıyla ingilizce bir kaç cümle fısıldadılar, taner'e.onlarla el sıkışmamızı söyledi.bunlar şimdilik dostlarımız.
montunun altına sakladığı özensiz kese kağıdını kucağına bıraktı ömer'in.aramızda leblebi tozundan en iyi anlayan oydu.belinden çıkarttığı gümüş işlemeli bıçağıyla, ufak bi çentik açtı torbada.serçe parmağını iki kez daldırıp, tozu dişlerine, damaklarına sürüyor.taşıyıcılar merakla yüzüne bakıyor.kendinden emin bi şekilde "bu zamanda birinci sınıf çorum malı bulmak gerçekten zor.beyler.sizi kutlarım.iyi bir iş çıkartmışsınız."mexikalılar tebessüm ediyor.tecrübelerim beni yanıltmaz.bu övgü, kafalarında ki fiyatı iki katına çıkartıp, pazarlığa öyle başlayacakları anlamını taşır.onların bu hamlesini kesmek için tekrar lafa başlıyor."ancak nişasta oranı gereğinden fazla."
kese kağıdına sarılmış onaltı paket leblebi tozunu onbin gibi bi paraya almayı başarıyoruz.bu alış-verişten onlarda memnun kaldıklarını belirtmek için hediye olarak yanında üç paket kıvam arttırıcı toz şeker veriyorlar.dikkat çekmemek için biraz daha kalmamız gerekiyor.sekiz yaşındayım ve yarım saatliğinede olsa buram buram baharat, tütsü ve ter kokan bi hintli partnerle eğleniyormuş gibi gözükmem lazım.müziğin ritmine bırakıyoruz kendimizi.umarsızca..
kolumdan tutup çekip alıyor beni adını dahi hatırlayamayacağım iki bangledeşlinin kollarından ali."hadi!" diyor."gitmeliyiz.birazdan baskın var!"hızla iniyoruz merdivenleri.taner'in 78 model manda kasa bisikletine biniyoruz.diğer ikisi benim impala'ya.var gücümüzle oradan ayrılmamız lazım.ona kenara çekmesini söylüyorum.fiyaka yapmanın zamanı değil.teker ile çamurluğun arasına sıkıştırdığı ezilmiş pet şişeyi söküp alıyorum yerinden.bas gaza.
imamın oğlu ömer'in evinde alıyoruz soluğu.halıfilex kaplı merdivenleri hızla geçip terasa çıkıyoruz.elektriğin, duvarlarda sıvasının olmadığı, sadece kaçak güvercin ticareti için kullandığı ofisiydi burası.yayları kırılmış üçlü kanepeye atıyoruz kendimizi.önümüzdeki sehpaya döküyorum tozları.kredi kartıyla çentikler atıyorum üstüne.taner pipetleri getiriyor.bu gece şanslıyız çocuklar.toz şekerimiz de var.başlıyoruz çekmeye.kendimizden geçiyoruz.hepimiz buradayız.hepimiz farklı alemlere.damarlarımızda dolaşıyor tüm kahpeliğiyle leblebi tozu.şişede ki son fruko'yu fondip yapıyorum.sekiz yaşındayım.boğazıma kadar turbo sakızlardan çıkan araba resimlerine, sıktırınca su fışkırtan şaka yüzüklerine batmışım.
sabah iniltiye uyanıyorum.taner altın vuruş yapmış.leblebi tozu kaplı dudaklarıyla "yusuf, yusuf" demeye çalışıyor.bi çırpıda fırladım yerimden."lanet olsun, sus!"kendini ölümün şevkatli kollarına bırakırken iki kelime fısıldıyor kulaklarıma."yuffuf, yufuf.."
sekiz yaşımdayın.havada ki nemin caddeleri boğduğu bi temmuz akşamı.dakikalar boyunca tavanda dönen pervaneye bakıyorum.üzerimde düğmeleri iliklenmemiş bi gömlek.içim sıkılıyor.birden telefon çaldı."seni bekliyoruz.hadi."sırlarının yarısı dökülmüş aynada, zar zor saçlarımı geriye yatırıyorum.ruganlarımı giyip, kendimi 65 model impala'nın içine atıyorum.bu gece bizim gecemiz.
alt katında el arabalarının, kürek ve malaların olduğu terk edilmiş inşaatın kapısından girerken burnuma kesif sidik kokusu geliyor.önümde duran iki çam yarması zenciyle üst kata çıkıyoruz.kulağında ki kulaklığa bir şeyler fısıltadıktan sonra, arka masaya gitmemi söylüyor.pistte ki birbirine karışmış insan yumağını hızla yarıp, bizimkilerin olduğu masaya varıyorum.piç ali, birinci sınıftan arkadaşım taner, imamın oğlu ömer.haftanın belli günleri sadece bu iş için buluşmamıza rağmen, hayatta birbirimize güvenmekten başka seçeneğimiz yok.
müziğin sesinden, kendi seslerimizi duyamıyoruz.kendinden geçmiş koreli iş adamları, tayvanlı onlarca konsamatrist, ardarda yanıp sönen disko ışıklarında sadece dişlerini görebildiğim afrikalı dansçılar.iki mexikalı taşıyıcı masamıza oturuyor.bozuk aksanlarıyla ingilizce bir kaç cümle fısıldadılar, taner'e.onlarla el sıkışmamızı söyledi.bunlar şimdilik dostlarımız.
montunun altına sakladığı özensiz kese kağıdını kucağına bıraktı ömer'in.aramızda leblebi tozundan en iyi anlayan oydu.belinden çıkarttığı gümüş işlemeli bıçağıyla, ufak bi çentik açtı torbada.serçe parmağını iki kez daldırıp, tozu dişlerine, damaklarına sürüyor.taşıyıcılar merakla yüzüne bakıyor.kendinden emin bi şekilde "bu zamanda birinci sınıf çorum malı bulmak gerçekten zor.beyler.sizi kutlarım.iyi bir iş çıkartmışsınız."mexikalılar tebessüm ediyor.tecrübelerim beni yanıltmaz.bu övgü, kafalarında ki fiyatı iki katına çıkartıp, pazarlığa öyle başlayacakları anlamını taşır.onların bu hamlesini kesmek için tekrar lafa başlıyor."ancak nişasta oranı gereğinden fazla."
kese kağıdına sarılmış onaltı paket leblebi tozunu onbin gibi bi paraya almayı başarıyoruz.bu alış-verişten onlarda memnun kaldıklarını belirtmek için hediye olarak yanında üç paket kıvam arttırıcı toz şeker veriyorlar.dikkat çekmemek için biraz daha kalmamız gerekiyor.sekiz yaşındayım ve yarım saatliğinede olsa buram buram baharat, tütsü ve ter kokan bi hintli partnerle eğleniyormuş gibi gözükmem lazım.müziğin ritmine bırakıyoruz kendimizi.umarsızca..
kolumdan tutup çekip alıyor beni adını dahi hatırlayamayacağım iki bangledeşlinin kollarından ali."hadi!" diyor."gitmeliyiz.birazdan baskın var!"hızla iniyoruz merdivenleri.taner'in 78 model manda kasa bisikletine biniyoruz.diğer ikisi benim impala'ya.var gücümüzle oradan ayrılmamız lazım.ona kenara çekmesini söylüyorum.fiyaka yapmanın zamanı değil.teker ile çamurluğun arasına sıkıştırdığı ezilmiş pet şişeyi söküp alıyorum yerinden.bas gaza.
imamın oğlu ömer'in evinde alıyoruz soluğu.halıfilex kaplı merdivenleri hızla geçip terasa çıkıyoruz.elektriğin, duvarlarda sıvasının olmadığı, sadece kaçak güvercin ticareti için kullandığı ofisiydi burası.yayları kırılmış üçlü kanepeye atıyoruz kendimizi.önümüzdeki sehpaya döküyorum tozları.kredi kartıyla çentikler atıyorum üstüne.taner pipetleri getiriyor.bu gece şanslıyız çocuklar.toz şekerimiz de var.başlıyoruz çekmeye.kendimizden geçiyoruz.hepimiz buradayız.hepimiz farklı alemlere.damarlarımızda dolaşıyor tüm kahpeliğiyle leblebi tozu.şişede ki son fruko'yu fondip yapıyorum.sekiz yaşındayım.boğazıma kadar turbo sakızlardan çıkan araba resimlerine, sıktırınca su fışkırtan şaka yüzüklerine batmışım.
sabah iniltiye uyanıyorum.taner altın vuruş yapmış.leblebi tozu kaplı dudaklarıyla "yusuf, yusuf" demeye çalışıyor.bi çırpıda fırladım yerimden."lanet olsun, sus!"kendini ölümün şevkatli kollarına bırakırken iki kelime fısıldıyor kulaklarıma."yuffuf, yufuf.."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar