bugün
- fatih terim'in fenerbahçe'nin başına geçmesi6
- görükle den moskova'ya yürümek10
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- trabzonspor17
- true'nun çaylak olması12
- giresunlu olmanın zorlukları3
- 9 mayıs 2027 trabzonspor fenerbahçe maçı3
- yallah arabistan a diyen tip7
- asperger sendromu5
- 28 ekim 20273
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması9
- kadın şoför8
- ispanya3
- fenerbahçe yi ayağa kaldıracak teknik direktör6
- kedi sevmeyen insan4
- bu kedi sevgisi nedir yahu5
- engineer2821
- okula verilen çocuktan netice alamamak5
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması10
- tuncay şanlı ariel ortega serhat akın ümit özat2
- 29 ekim cumhuriyet bayramı3
- kadın ayağı öpmek güzeldir4
- egzotikbirkul3
- para kazanmak8
- saban kırmak vs külot yırtmak2
- yağmur3
- gadi eizenkot5
- japonya3
- binyamin netanyahu12
- nervio abla20
- kimseye zararı olmayan kişi4
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- uzun yol otobüsleri2
- galatasaray yüzyılı3
- yeni evli çift aktiviteleri16
- yağmurlu havada beyaz pantolon giyen insan2
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak17
- gece uyanıkları5
- ismail kartal23
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- günün sözü6
- kelek çıkarsa gel götten sik beni abi diyen manav6
- modern türbanlı kadın vs mini etekli kadın3
- ayağını emojiyle kapatan insan4
- efendiler yarın cumhuriyet ilan edeceğiz6
- ebu cehil karpuzu3
- izmirli erkek vs trabzonlu erkek2
- yerde para bulmak9
- yazılımcıların flört edememesi8
- salçalı makarna13
soyut -somut (siirin soyutlugu uzerine bir edip cansever yazisi)
siirin soyutluğu somutluğu sorunu çok tartışıldı. gene de belli bir sonuca varılamadı. kapalı şiir için soyut, "anlamsız şiir" için soyut, toplumcu olmayan şiir için soyut, hatta yeni şiirlerin tümü için soyut denildi. gerçi soyut şiirle, somut şiir arasındaki ayrım kesin olarak belirlenmiş değil. değil ama, işe bu yönden bakanlar da yok denecek kadar az. soyut kavramı, giderek, sanatta, felsefede kullanılan anlamından da soyutlanarak, konuşma dilimize yerleşen bir basitlik simgesi oluverdi. yergiler, suçlamalar bile hep aynı kavrama başvurularak yapılıyor.
bir şiirin "nedir"liği, "nasıl"lığı kadar, o şiire bakan kişinin şiir ekini, algısı, deneyleri, yorum gücü de önemlidir. yani şiirin soyut ya da somut bir izlenim bırakması, yazarı kadar okuyucuyu da ilgilendirir. ama ben bu konuyu ters yönden, yalnızca ozanın tutumu bakımından incelem istiyorum. yapacağım iş -ama doğru, ama yanlış - soyut-somut ikilemesini kaldırmayı denemek...
ilkin şöyle bir soru soralım kendimize : Şiiri şiirden soyutlamak mümkün müdür? yani ilk günden bugüne dek yazılmış şiirlerle ortak bir düzen kurulmuştur da, bu düzenin dışında kalabilen şiirler olmuş mudur? olmuşsa, bunlar canlılıklarını, etkinliklerini, işlevlerini sürdürebilmişler midir? hiç sanmıyorum. yıkıcı bir şiir akımı bile yıktığı değerlerle beslenmek, geride bıraktığı dil, biçim, yapı özelliklerini kaynak yaparak güçlenmek zorundadır. bırakalım dünya şiirini, kendi ozanlarımızı, örneğin bir a.haşim'i, y.kemal'i yadsıyarak, onlarla ilgimizi büsbütün keserek ozanlık katına erişebilirmiyiz? siir tarihi içinde yer alan, çağdan çağa uygulanabilen, kendi öz gerçeğini yitirmeden değişebilen bütün şiirler, canlı, yaşaması olan örgensel (organik) bir bütünlük kurarlar. Şiirin somutluğu da önce bu örgensel bütünlüğe bağlılığıyla oranlıdır. işte şiirin şiirden soyutlanması, ozanın bu bütünlüğe boşvermesi; şaşırtıcılıkla, dayalı bir gösteriyle yetinmesi demektir.
ayrıca şiirler şiirlere eklenerek, dil, yapı v.b. bakımından nasıl bir düzen yaratılıyorsa; çeşitli şiirlerdeki çeşitli öğeler de, duygular, düşünüler de birbirleriyle kaynaşıp çözülerek bu düzenle çakışırlar. Örneğin daha önceki dönemlerde yazılmış bir şiirin anlamını, bugün için küçümseyebiliriz ama, o anlamdan koptuğumuzu, hiç mi hiç etkilenmediğimizi söyleyemeyiz kolayca. Çünkü ozanlar salt yeni duygular, yeni heyecanlar peşinde değillerdir. onların gerçek çabaları, kamusal duyguya, kamusal isterlere bir yön vermek, buna bir çeşitlilik, yeni bir biçim, en önemlisi de yeni bir kişilik kazandırmaktır. diyeceğim, örgensel bütünlük adına yapılan ya da yapılacak her türlü işlem, kendiliğinden bir somutlama eylemine geçiştir.
Şiir, insani değerlerden, ölümsüz özlerden, yaşam koşullarından, çağını yansıtmaktan kopmazlığıyla da somut bir olgudur. ama kimi dönemlerde şiirin bu niteliği farkedilmeyebilir. dil zorluğu, soyut araçlar, yeni şiir öğeleri bir engel olarak dikilebilir karşımıza. soyut araçlar dedik; evet, bu bizim çelişmeye düştüğümüz sanısını uyandırmamalı. bilimler bile, insanın salt bir yanıyla ilgilenmekte , insanı insandan soyutlayarak, gerçekte ona somut bir nitelik kazandırmıyorlar mı? felsefe için de durum aynı : o da yaşamımıza yepyeni anlamlar katmakla kalmıyor, ortaya attığı düşünce biçimlerinin dizgelerinin birbirlerini etkileyip değerlendirmesiyle somut bir görünüme kavuşuyor. soyut araçlardan yararlanması bakımından şiir de, bu mantık kurgusunun dışında kalamaz. işte şiirin şiiri, düşüncenin düşünceyi somutlaması da budur, bence.
"orgensel bütünlük" diye betimlediğimiz bu şiir ortamı, dural bir durum da değildir. Çünkü sürekli olarak şiirler arası bir savaştan söz açılabilir; tıpkı canlı varlıklarda olduğu gibi, şiirler de zamanla ya birbirlerini yok ederler, ya düzeltip değerlendirirler. başka şiirlerin hışmına uğramış bir şiir ya tükenip yerini boşaltır, ya da yıllar sonra ötekilere baskın çıkabilir. bu aynı zamanda bir somutlaşma savaşıdır - kimi dönemlerde soyut diye nitelendirdiğimiz şiirlerin, sonradan somut bir nitelik kazanması gibi -. bu işlem, bu arınma bir ozanın kendi şiirleri arasında da olabilir.
Öyleyse soyut dediğimiz şiirler ne kapalı, ne anlamsız, ne de toplumcu olan şiirlerdir. soyut şiir olsa olsa daha yazılmamış bir şiirdir; bir de dediğimiz gibi yazılmış görünüp de, belli bir şiir düzeninde yer almamış, geleneğinden kopuk, geleceğe yönelmemiş, salt ozanını ilgilendiren her türlü şiir soyuttur.
edip cansever
siirin soyutluğu somutluğu sorunu çok tartışıldı. gene de belli bir sonuca varılamadı. kapalı şiir için soyut, "anlamsız şiir" için soyut, toplumcu olmayan şiir için soyut, hatta yeni şiirlerin tümü için soyut denildi. gerçi soyut şiirle, somut şiir arasındaki ayrım kesin olarak belirlenmiş değil. değil ama, işe bu yönden bakanlar da yok denecek kadar az. soyut kavramı, giderek, sanatta, felsefede kullanılan anlamından da soyutlanarak, konuşma dilimize yerleşen bir basitlik simgesi oluverdi. yergiler, suçlamalar bile hep aynı kavrama başvurularak yapılıyor.
bir şiirin "nedir"liği, "nasıl"lığı kadar, o şiire bakan kişinin şiir ekini, algısı, deneyleri, yorum gücü de önemlidir. yani şiirin soyut ya da somut bir izlenim bırakması, yazarı kadar okuyucuyu da ilgilendirir. ama ben bu konuyu ters yönden, yalnızca ozanın tutumu bakımından incelem istiyorum. yapacağım iş -ama doğru, ama yanlış - soyut-somut ikilemesini kaldırmayı denemek...
ilkin şöyle bir soru soralım kendimize : Şiiri şiirden soyutlamak mümkün müdür? yani ilk günden bugüne dek yazılmış şiirlerle ortak bir düzen kurulmuştur da, bu düzenin dışında kalabilen şiirler olmuş mudur? olmuşsa, bunlar canlılıklarını, etkinliklerini, işlevlerini sürdürebilmişler midir? hiç sanmıyorum. yıkıcı bir şiir akımı bile yıktığı değerlerle beslenmek, geride bıraktığı dil, biçim, yapı özelliklerini kaynak yaparak güçlenmek zorundadır. bırakalım dünya şiirini, kendi ozanlarımızı, örneğin bir a.haşim'i, y.kemal'i yadsıyarak, onlarla ilgimizi büsbütün keserek ozanlık katına erişebilirmiyiz? siir tarihi içinde yer alan, çağdan çağa uygulanabilen, kendi öz gerçeğini yitirmeden değişebilen bütün şiirler, canlı, yaşaması olan örgensel (organik) bir bütünlük kurarlar. Şiirin somutluğu da önce bu örgensel bütünlüğe bağlılığıyla oranlıdır. işte şiirin şiirden soyutlanması, ozanın bu bütünlüğe boşvermesi; şaşırtıcılıkla, dayalı bir gösteriyle yetinmesi demektir.
ayrıca şiirler şiirlere eklenerek, dil, yapı v.b. bakımından nasıl bir düzen yaratılıyorsa; çeşitli şiirlerdeki çeşitli öğeler de, duygular, düşünüler de birbirleriyle kaynaşıp çözülerek bu düzenle çakışırlar. Örneğin daha önceki dönemlerde yazılmış bir şiirin anlamını, bugün için küçümseyebiliriz ama, o anlamdan koptuğumuzu, hiç mi hiç etkilenmediğimizi söyleyemeyiz kolayca. Çünkü ozanlar salt yeni duygular, yeni heyecanlar peşinde değillerdir. onların gerçek çabaları, kamusal duyguya, kamusal isterlere bir yön vermek, buna bir çeşitlilik, yeni bir biçim, en önemlisi de yeni bir kişilik kazandırmaktır. diyeceğim, örgensel bütünlük adına yapılan ya da yapılacak her türlü işlem, kendiliğinden bir somutlama eylemine geçiştir.
Şiir, insani değerlerden, ölümsüz özlerden, yaşam koşullarından, çağını yansıtmaktan kopmazlığıyla da somut bir olgudur. ama kimi dönemlerde şiirin bu niteliği farkedilmeyebilir. dil zorluğu, soyut araçlar, yeni şiir öğeleri bir engel olarak dikilebilir karşımıza. soyut araçlar dedik; evet, bu bizim çelişmeye düştüğümüz sanısını uyandırmamalı. bilimler bile, insanın salt bir yanıyla ilgilenmekte , insanı insandan soyutlayarak, gerçekte ona somut bir nitelik kazandırmıyorlar mı? felsefe için de durum aynı : o da yaşamımıza yepyeni anlamlar katmakla kalmıyor, ortaya attığı düşünce biçimlerinin dizgelerinin birbirlerini etkileyip değerlendirmesiyle somut bir görünüme kavuşuyor. soyut araçlardan yararlanması bakımından şiir de, bu mantık kurgusunun dışında kalamaz. işte şiirin şiiri, düşüncenin düşünceyi somutlaması da budur, bence.
"orgensel bütünlük" diye betimlediğimiz bu şiir ortamı, dural bir durum da değildir. Çünkü sürekli olarak şiirler arası bir savaştan söz açılabilir; tıpkı canlı varlıklarda olduğu gibi, şiirler de zamanla ya birbirlerini yok ederler, ya düzeltip değerlendirirler. başka şiirlerin hışmına uğramış bir şiir ya tükenip yerini boşaltır, ya da yıllar sonra ötekilere baskın çıkabilir. bu aynı zamanda bir somutlaşma savaşıdır - kimi dönemlerde soyut diye nitelendirdiğimiz şiirlerin, sonradan somut bir nitelik kazanması gibi -. bu işlem, bu arınma bir ozanın kendi şiirleri arasında da olabilir.
Öyleyse soyut dediğimiz şiirler ne kapalı, ne anlamsız, ne de toplumcu olan şiirlerdir. soyut şiir olsa olsa daha yazılmamış bir şiirdir; bir de dediğimiz gibi yazılmış görünüp de, belli bir şiir düzeninde yer almamış, geleneğinden kopuk, geleceğe yönelmemiş, salt ozanını ilgilendiren her türlü şiir soyuttur.
edip cansever
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar