bugün
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı7
- meryem can2
- atatrue2
- türklerin ileri olduğu konular21
- 19 temmuz 2026 fransa ingiltere maçı4
- en gey özelliğiniz10
- saraca finch house3
- erkek adam2
- norm ender3
- true nickli yazar11
- dinsize inanır mısın17
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- son beş yıldır sevgilisi olmayan insan3
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- burçlara inanan erkek15
- bir kadının en güzel bölgesi8
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- dünyanın en güzel tatlısı8
- caner taslaman7
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- mutlak butlan kararının yargıtay'a gönderilmesi2
- eski seni özlüyor musun6
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- vantilatörü kendine çevirmek6
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- sokakta gocu ile karşılaşmak5
- salak yazarlar7
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları30
- abd vizesi5
- sözlükte kadınlara sararak tatmin olan incel5
- otomatik portakal ve özgür irade paradoksu2
- her başlığın altında biten sözlük paraziti5
- bir gün öleceğini unutmak10
- arkadaşlar bakar mısınız11
- seninle şurada olabilirdik5
- kuran da neden namaz yok8
- uysaljakoben gocu'nun fake hesabı mı5
- bir insanın daraldığında sığınabileceği yerler5
- pandela6
- gocu31
- evdeki alkolün bittiği anda yapılacaklar5
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak7
- oğlak burcu kadını18
- devletten başkasına güvenilmez11
- deri ceketli serseri4
beyler bilmem hiç otopsiye gireniniz oldu mu?
tıp fakültesinde okurken birkaç kez katılmıştım ama bu sefer bir başkaydı.
daha 3-5 saat önce nefes alıp veren ama şu anda cansız ve parçalanmış bedeni ile masada yatan bir insan düşünün.
henüz 17 yaşında, üvey babası kurşunlamış. kurşun kızcağızın karnından girip böbreğinden çıkmış.
vücudunda morluklar var, ölmeden önce darp edilmiş. insanın ölüsüne bile rahat yok, zira bir de biz parçaladık onu.
adli tıpçı değilim ama kural olarak bir cesette 3 boşluk da açılır. kafa, göğüs ve karın boşluğu.
önce boyundan başlayıp göbek altına kadar deri, alttaki yağ ve kas dokusu kesildi.
göğüs kafesi sert bir makasla ''tıkırt tıkırt'' kırılan kemik sesleri eşliğinde açıldı.
kalbi saran zar yırtıldı ve bir şırınga ile kan örneği alındı.
daha sonra iç organlar ve karın duvarı anatomisi kabaca değerlendirildi.
en kötü sahne kafatasının açılma kısmıydı. kafanın arkasındaki deri bıçakla kesildi.
sonra bir atletin vücuttan çıkartılması gibi deri öne doğru sıyrıldı ve saç kısmı yüzü kapatacak şekilde katlandı.
tepede bembeyaz kafatası kemiği açığa çıkmıştı artık. yuvarlak hızarla kafatası kemiği kesilmeye başlandı.
bu esnada sürtünmeden dolayı yanan kemik dokusundan çıkan acı bir koku burunlarımızı sızlatıyordu.
nihayet kafatasından yayvan tabak şeklinde bir kemik kapağı çıkartıldı ve beyin sapından kesilerek beyin serbestleştirildi.
gerekli incelemeler yapılıyorken beyin ve kalp orada bulunan tıp öğrencilerinin elinde bir maket gibi parça parça ediliyordu.
öğrencilerin gözünde bu heyecanı ilk defa yaşamış olmanın verdiği hazzı, o soğukkanlılığı gördüm.
ellerinde bir neşter, kimisi beyni ince parçalara ayırıyor, kimisi ise kalple uğraşıyordu.
dışarda savcının yanında staj yapan çömez avukat, içeriye girmeye cesaret edememişti.
kapı eşiğinde korkulu gözlerle olayın sonuçlanmasını bekler haldeydi.
nihayet işlem tamamlanmış, parçalanmış kalp göğüse ve parçalanmış beyin kafatasına tekrar konuldu.
önce göbek altından boyna kadar karın dikildi. kafa derisi alttaki kemiği örtecek şekilde yüzden sıyırılarak kapandı.
arkadan saçlı deriyi dikerken gözleri hafif aralık halde yatan kadavranın iğne darbeleriyle istemsiz yüzü oynuyordu.
allahım ne ürkütücü bir sahneydi. doktor bile olsam bu kadar korkunç bir sahne benim için fazlaydı.
dışarıya çıktım, cebimden sigara paketini çıkarıp bir tane yaktım. kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım.
sisli ve yağmurlu havada hastanenin arka bahçesinde, gökyüzü bulanık, bir tane bile yıldız seçilmiyordu.
derin derin düşündüm.
''hayat ne kadar da garipti. daha 3-5 saat önce bu kız da bizim gibi düşünüyor, belki de dışarda yağan yağmuru seyrediyordu. ölmeden önce birşeyler yemiş miydi acaba, yoksa aç mıydı? en son kimi görmüştü, en son kime onu çok sevdiğini söylemişti? günahkar biri miydi, gündelik meşgaleler altında zamanını tüketmiş, geride onu hatırlatacak hiç bir eseri yok muydu acaba? artık bunların bir önemi kalmadı onun için. birazdan morg görevlileri gelip cansız bedenini alacak, içerde dolaplardan birine, bir mermer kadar sert ve soğuk olan demir masaya kefenle koyup kapağını kapatacaklardı.''
inci sözlük
tıp fakültesinde okurken birkaç kez katılmıştım ama bu sefer bir başkaydı.
daha 3-5 saat önce nefes alıp veren ama şu anda cansız ve parçalanmış bedeni ile masada yatan bir insan düşünün.
henüz 17 yaşında, üvey babası kurşunlamış. kurşun kızcağızın karnından girip böbreğinden çıkmış.
vücudunda morluklar var, ölmeden önce darp edilmiş. insanın ölüsüne bile rahat yok, zira bir de biz parçaladık onu.
adli tıpçı değilim ama kural olarak bir cesette 3 boşluk da açılır. kafa, göğüs ve karın boşluğu.
önce boyundan başlayıp göbek altına kadar deri, alttaki yağ ve kas dokusu kesildi.
göğüs kafesi sert bir makasla ''tıkırt tıkırt'' kırılan kemik sesleri eşliğinde açıldı.
kalbi saran zar yırtıldı ve bir şırınga ile kan örneği alındı.
daha sonra iç organlar ve karın duvarı anatomisi kabaca değerlendirildi.
en kötü sahne kafatasının açılma kısmıydı. kafanın arkasındaki deri bıçakla kesildi.
sonra bir atletin vücuttan çıkartılması gibi deri öne doğru sıyrıldı ve saç kısmı yüzü kapatacak şekilde katlandı.
tepede bembeyaz kafatası kemiği açığa çıkmıştı artık. yuvarlak hızarla kafatası kemiği kesilmeye başlandı.
bu esnada sürtünmeden dolayı yanan kemik dokusundan çıkan acı bir koku burunlarımızı sızlatıyordu.
nihayet kafatasından yayvan tabak şeklinde bir kemik kapağı çıkartıldı ve beyin sapından kesilerek beyin serbestleştirildi.
gerekli incelemeler yapılıyorken beyin ve kalp orada bulunan tıp öğrencilerinin elinde bir maket gibi parça parça ediliyordu.
öğrencilerin gözünde bu heyecanı ilk defa yaşamış olmanın verdiği hazzı, o soğukkanlılığı gördüm.
ellerinde bir neşter, kimisi beyni ince parçalara ayırıyor, kimisi ise kalple uğraşıyordu.
dışarda savcının yanında staj yapan çömez avukat, içeriye girmeye cesaret edememişti.
kapı eşiğinde korkulu gözlerle olayın sonuçlanmasını bekler haldeydi.
nihayet işlem tamamlanmış, parçalanmış kalp göğüse ve parçalanmış beyin kafatasına tekrar konuldu.
önce göbek altından boyna kadar karın dikildi. kafa derisi alttaki kemiği örtecek şekilde yüzden sıyırılarak kapandı.
arkadan saçlı deriyi dikerken gözleri hafif aralık halde yatan kadavranın iğne darbeleriyle istemsiz yüzü oynuyordu.
allahım ne ürkütücü bir sahneydi. doktor bile olsam bu kadar korkunç bir sahne benim için fazlaydı.
dışarıya çıktım, cebimden sigara paketini çıkarıp bir tane yaktım. kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım.
sisli ve yağmurlu havada hastanenin arka bahçesinde, gökyüzü bulanık, bir tane bile yıldız seçilmiyordu.
derin derin düşündüm.
''hayat ne kadar da garipti. daha 3-5 saat önce bu kız da bizim gibi düşünüyor, belki de dışarda yağan yağmuru seyrediyordu. ölmeden önce birşeyler yemiş miydi acaba, yoksa aç mıydı? en son kimi görmüştü, en son kime onu çok sevdiğini söylemişti? günahkar biri miydi, gündelik meşgaleler altında zamanını tüketmiş, geride onu hatırlatacak hiç bir eseri yok muydu acaba? artık bunların bir önemi kalmadı onun için. birazdan morg görevlileri gelip cansız bedenini alacak, içerde dolaplardan birine, bir mermer kadar sert ve soğuk olan demir masaya kefenle koyup kapağını kapatacaklardı.''
inci sözlük
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar