bugün
- bu koyden olsam ne olacak ve sarı şeker12
- namazlarınızın yaradan için hiçbir kıymeti yok5
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı14
- sözlüğün en tembel yazarı5
- özbek pilavına kaşık saplamak7
- sözlüğün en hamarat yazarı5
- iğrenme eşiği olmayan erkek9
- melissa vargas5
- true sözlüğün en namuslu ve ahlaklı yazarıdır5
- bir viski doldurup kızların final maçını izlemek12
- özbek kadınlar14
- libidosu olmasa true'nun aslında iyi insan olması4
- hepiniz maçı izleyeceksiniz5
- hangi dalda bilim insanı olmak isterdiniz4
- linç bağımlılığı3
- silver kpss'ye girdi mi sorunsalı3
- fransızca öğrenmek3
- sizi görünce saçıyla oynamaya başlayan kız2
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı17
- sözlük whatsapp grupları12
- galiba yenileceğiz arkadaşlar4
- göğüs uçlarını birbirine değdirebilen kadın11
- ktç bak lan buraya2
- pazar akşamları3
- düşün ki o bunu okuyor9
- sarapci koala sözlüğün en empatik yazarıdır2
- friedrich hegel la bi cay icek10
- mükemmeliyete inanıyor musunuz6
- bu koyden olsam sözlüğün en zeki yazarıdır2
- fenerbahçe15
- kahve büyüsü4
- kpss 20266
- asgari ücretle geçinebilmek7
- deccal internetten çıkacak9
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı42
- başak burcu erkeklerinin konuşmaması2
- uludağ itiraf8
- yarın kpssye girecek yazarlar15
- türk erkeği abazanlığı3
- şükran soner2
- izmirbeyefendisi13
- pazar günü sözlükte takılan asosyal ezik5
- sarapci koala48
- dayatılmış güzellik algısı7
- paola egonu2
- ellerim bos gonlum hos29
- italya kadın milli voleybol takımı2
- şarapçının mal varlığı8
- internetle yapay zeka kabala büyüsüyle yaratıldı3
- gocu52
beyler bilmem hiç otopsiye gireniniz oldu mu?
tıp fakültesinde okurken birkaç kez katılmıştım ama bu sefer bir başkaydı.
daha 3-5 saat önce nefes alıp veren ama şu anda cansız ve parçalanmış bedeni ile masada yatan bir insan düşünün.
henüz 17 yaşında, üvey babası kurşunlamış. kurşun kızcağızın karnından girip böbreğinden çıkmış.
vücudunda morluklar var, ölmeden önce darp edilmiş. insanın ölüsüne bile rahat yok, zira bir de biz parçaladık onu.
adli tıpçı değilim ama kural olarak bir cesette 3 boşluk da açılır. kafa, göğüs ve karın boşluğu.
önce boyundan başlayıp göbek altına kadar deri, alttaki yağ ve kas dokusu kesildi.
göğüs kafesi sert bir makasla ''tıkırt tıkırt'' kırılan kemik sesleri eşliğinde açıldı.
kalbi saran zar yırtıldı ve bir şırınga ile kan örneği alındı.
daha sonra iç organlar ve karın duvarı anatomisi kabaca değerlendirildi.
en kötü sahne kafatasının açılma kısmıydı. kafanın arkasındaki deri bıçakla kesildi.
sonra bir atletin vücuttan çıkartılması gibi deri öne doğru sıyrıldı ve saç kısmı yüzü kapatacak şekilde katlandı.
tepede bembeyaz kafatası kemiği açığa çıkmıştı artık. yuvarlak hızarla kafatası kemiği kesilmeye başlandı.
bu esnada sürtünmeden dolayı yanan kemik dokusundan çıkan acı bir koku burunlarımızı sızlatıyordu.
nihayet kafatasından yayvan tabak şeklinde bir kemik kapağı çıkartıldı ve beyin sapından kesilerek beyin serbestleştirildi.
gerekli incelemeler yapılıyorken beyin ve kalp orada bulunan tıp öğrencilerinin elinde bir maket gibi parça parça ediliyordu.
öğrencilerin gözünde bu heyecanı ilk defa yaşamış olmanın verdiği hazzı, o soğukkanlılığı gördüm.
ellerinde bir neşter, kimisi beyni ince parçalara ayırıyor, kimisi ise kalple uğraşıyordu.
dışarda savcının yanında staj yapan çömez avukat, içeriye girmeye cesaret edememişti.
kapı eşiğinde korkulu gözlerle olayın sonuçlanmasını bekler haldeydi.
nihayet işlem tamamlanmış, parçalanmış kalp göğüse ve parçalanmış beyin kafatasına tekrar konuldu.
önce göbek altından boyna kadar karın dikildi. kafa derisi alttaki kemiği örtecek şekilde yüzden sıyırılarak kapandı.
arkadan saçlı deriyi dikerken gözleri hafif aralık halde yatan kadavranın iğne darbeleriyle istemsiz yüzü oynuyordu.
allahım ne ürkütücü bir sahneydi. doktor bile olsam bu kadar korkunç bir sahne benim için fazlaydı.
dışarıya çıktım, cebimden sigara paketini çıkarıp bir tane yaktım. kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım.
sisli ve yağmurlu havada hastanenin arka bahçesinde, gökyüzü bulanık, bir tane bile yıldız seçilmiyordu.
derin derin düşündüm.
''hayat ne kadar da garipti. daha 3-5 saat önce bu kız da bizim gibi düşünüyor, belki de dışarda yağan yağmuru seyrediyordu. ölmeden önce birşeyler yemiş miydi acaba, yoksa aç mıydı? en son kimi görmüştü, en son kime onu çok sevdiğini söylemişti? günahkar biri miydi, gündelik meşgaleler altında zamanını tüketmiş, geride onu hatırlatacak hiç bir eseri yok muydu acaba? artık bunların bir önemi kalmadı onun için. birazdan morg görevlileri gelip cansız bedenini alacak, içerde dolaplardan birine, bir mermer kadar sert ve soğuk olan demir masaya kefenle koyup kapağını kapatacaklardı.''
inci sözlük
tıp fakültesinde okurken birkaç kez katılmıştım ama bu sefer bir başkaydı.
daha 3-5 saat önce nefes alıp veren ama şu anda cansız ve parçalanmış bedeni ile masada yatan bir insan düşünün.
henüz 17 yaşında, üvey babası kurşunlamış. kurşun kızcağızın karnından girip böbreğinden çıkmış.
vücudunda morluklar var, ölmeden önce darp edilmiş. insanın ölüsüne bile rahat yok, zira bir de biz parçaladık onu.
adli tıpçı değilim ama kural olarak bir cesette 3 boşluk da açılır. kafa, göğüs ve karın boşluğu.
önce boyundan başlayıp göbek altına kadar deri, alttaki yağ ve kas dokusu kesildi.
göğüs kafesi sert bir makasla ''tıkırt tıkırt'' kırılan kemik sesleri eşliğinde açıldı.
kalbi saran zar yırtıldı ve bir şırınga ile kan örneği alındı.
daha sonra iç organlar ve karın duvarı anatomisi kabaca değerlendirildi.
en kötü sahne kafatasının açılma kısmıydı. kafanın arkasındaki deri bıçakla kesildi.
sonra bir atletin vücuttan çıkartılması gibi deri öne doğru sıyrıldı ve saç kısmı yüzü kapatacak şekilde katlandı.
tepede bembeyaz kafatası kemiği açığa çıkmıştı artık. yuvarlak hızarla kafatası kemiği kesilmeye başlandı.
bu esnada sürtünmeden dolayı yanan kemik dokusundan çıkan acı bir koku burunlarımızı sızlatıyordu.
nihayet kafatasından yayvan tabak şeklinde bir kemik kapağı çıkartıldı ve beyin sapından kesilerek beyin serbestleştirildi.
gerekli incelemeler yapılıyorken beyin ve kalp orada bulunan tıp öğrencilerinin elinde bir maket gibi parça parça ediliyordu.
öğrencilerin gözünde bu heyecanı ilk defa yaşamış olmanın verdiği hazzı, o soğukkanlılığı gördüm.
ellerinde bir neşter, kimisi beyni ince parçalara ayırıyor, kimisi ise kalple uğraşıyordu.
dışarda savcının yanında staj yapan çömez avukat, içeriye girmeye cesaret edememişti.
kapı eşiğinde korkulu gözlerle olayın sonuçlanmasını bekler haldeydi.
nihayet işlem tamamlanmış, parçalanmış kalp göğüse ve parçalanmış beyin kafatasına tekrar konuldu.
önce göbek altından boyna kadar karın dikildi. kafa derisi alttaki kemiği örtecek şekilde yüzden sıyırılarak kapandı.
arkadan saçlı deriyi dikerken gözleri hafif aralık halde yatan kadavranın iğne darbeleriyle istemsiz yüzü oynuyordu.
allahım ne ürkütücü bir sahneydi. doktor bile olsam bu kadar korkunç bir sahne benim için fazlaydı.
dışarıya çıktım, cebimden sigara paketini çıkarıp bir tane yaktım. kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım.
sisli ve yağmurlu havada hastanenin arka bahçesinde, gökyüzü bulanık, bir tane bile yıldız seçilmiyordu.
derin derin düşündüm.
''hayat ne kadar da garipti. daha 3-5 saat önce bu kız da bizim gibi düşünüyor, belki de dışarda yağan yağmuru seyrediyordu. ölmeden önce birşeyler yemiş miydi acaba, yoksa aç mıydı? en son kimi görmüştü, en son kime onu çok sevdiğini söylemişti? günahkar biri miydi, gündelik meşgaleler altında zamanını tüketmiş, geride onu hatırlatacak hiç bir eseri yok muydu acaba? artık bunların bir önemi kalmadı onun için. birazdan morg görevlileri gelip cansız bedenini alacak, içerde dolaplardan birine, bir mermer kadar sert ve soğuk olan demir masaya kefenle koyup kapağını kapatacaklardı.''
inci sözlük
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar