bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı41
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- sözlüğün en şık erkeği10
- sözlükte kim kimle sevgili22
- aşk9
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı4
- 31 aralık 2026 uludağ sözlük yılbaşı partisi6
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız9
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- nervio43
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- eski cumhurbaşkanlarını mumla aramak3
- çilekli gofret yiyen erkek3
- kafe açma fikri4
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük9
- düşünceleri gerçeğe dönüştürmek3
- yağmurda ıslanan ayakkabı5
- jd vance'ın iran savaşı açıklaması2
- arkadaşlar sizce ben ruh hastası mıyım6
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı5
- anın görüntüsü32
- 10 kasım 20264
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu9
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim8
- karıya şiddet7
- kadınların yaptığı en büyük hata6
- ibrahim çocuğunu keserken gökten brokoli inmesi3
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- 0 0 7'nin elini öpmek4
- 14 şubat 2027 sözlük kızları istanbul zirvesi2
- insan sevmemek7
- muslettin amca14
- acıbadem taksim hastanesi3
- evlenmek6
- malatya2
- entel görünme adına yatakta kitap okuyan zübük4
- tır şoförleri2
- fon vurguncularının fetva alması9
- dedenize sahip çıkar mısınız9
- sözlük klasikleri12
- çamlıyayla2
- fenerbahçe liverpool maçı saat 20 45 te trt 1 de3
- kocam amcamın karısını kaçırdı2
- devlet bahçeli7
- türkçüler ve çinliler kavgası2
- teoman müziği bıraktı8
- yağmurlu bir güne uyanmak9
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı11
- erkekler neden teşhirci giyinmez9
- ısparta havalimanı5
ismet özel şiiri.
ağır ceza reisi duruşmaya girerken
safir bir göz yapışıyor kırmızı yakasına
kırmızı yakaları var yargıç cübbelerinin
fransız ihtilalinden kalma.
burslu okuduğu yıllardan kalma ceza reisinin
garip bir tarafı var
kaşlarını çatınca bir çocukluk
dolduruyor yüzünü
ürkünç bir uğursuzluk
gülümsediği sıra.
garip bir tarafı var valinin
makam arbasına binerken her seferinde
bakır bir dudak karışıyor kırmızı saçlarına
saçlarını parmaklarıyla taradığı zamanlar
bu dudak
öpüyor onu hain bir yumuşaklıkla.
safir göz görünmüyor yargıca
kendini valiye vermiyor bakır dudak
görmüyor alay komutanı tekmil alırken
gömleğine bir damla cıvanın sızdığını
bir gözyaşı, bir ukde anlamı kazanarak.
kimse görmüyor buruşuk pardesüsüyle bir babanın
kırılgan bir yelpaze olduğunu akşam eve girince
karısı
katlanmış kilimlerle uyum içinde
kolunu büküyor, dayıyor elini yanağına
büyük kız kanapede bu ara
bir göl gezintisine çıkmıştır
kelebek ölülerinden bir ırmakta
sürüklenmektedir lisebirdeki oğlan.
kız için
sırlara karışmaktır
bir gölün ortasında olmak
erkek kardeşi bir türlü
varamaz herhangi bir sırra...
iki yanında neden akar binlerce bu kelebek?
binlerce kanatlı çekirge neden uçar
beyninin yukarsında?
evde soba yanıyor
önce çalılar geçiyor çocukların boğazından
sonra ağaç kökleri yırtıyor damarlarını
bütün ailenin.
dışarda soğuk
safirden, bakırdan, cıvadan bir gece uçuyor
gece uçarken kulaklarına dokunuyor bekçinin
bekçi
mavi zehir şiddetinde düdük çalarak
bir soru soruyor karanlığa
bütün cevaplar sendedir, saklama
diyor karanlık ona
bekçi en saklı yerinden bir banka broşürü
bir piyango bileti çıkarıp gösteriyor
copunu gösteriyor lisebirdeki oğlana
sonra acılı olduğu açıkça anlaşılan
bir kadına bıyık buruyor
buruk bir sabah
başlıyor acılı olduğu
açıkça anlaşılmayan
dünyada.
ağır ceza reisi
santa luçia söylüyor traş olurken
maiyet memurluğundan beri aksatmadan
yaptığı gibi vali sabah sabah
parlatıyor
zaten pırıl pırıl olan siyah
kunduralarını.
kışlada alay komutanı
barakaların kar altında öksüz
duruşlarına bakarak
susuyor, söylemiyor bildiği tek şiiri
"güzel olan hiçbir şey hülasa edilemez"
demiş çünkü valéry.
çünkü serbest düşünme zamanı geçti artık
şimdi mesai saati
disiplin kurulunun toplantısı var
arşivde sicil belgeleri damgalanacak
tayinler imzaya gidecek
teftişe gidecek generaller
rüya, okşayış, tevrat
gibi kelimeler
gündemin dışında.
yurttaşlar uygunadım çalışmalarıyla
söktüler kariha yarımküresini yerinden
bir pusula koydular açtıkları boşluğa
titreyen, korkak ibresiyle bu pusula
kuzeyi gösteriyor serbest
düşünme zamanlarında;
safir bir göz görünce karıştırıyor yönü
tırnaklarını yiyor bakır bir
dudak ona yaklaşınca;
cıvadan bir gözyaşı
bari olsun istiyor
bütün mesai boyunca.
buruşuk pardesülü adam dalgın
gittikçe daha dalgın, elinde cetvel
masada hesap makinesi, pusula
yetmiyor dibe dalmasına
bağlıyor kalın bir urganla beline
ağır bir sandık
salıyor kendini
yeşil yosunların
kırmızı balıkların
uçan kabarcıkların
derinliklerine
orada
bir sandık buluyor
yakutlar, altınlar, pırlantalar
adam dibe inmek için beline bağladığı
sandığını keşfediyor dibe ulaştığında.
öyleyse adamın eyvah ışıdı yüreği
eve dönmesine gerekçe
bulamıyacak bir daha.
eyvah çattı kaşlarını, ayağa kalktı yargıç
elindeki kalemi
gülümsüyor, kıracak!
atıldı öne, denize doğru lisebirdeki oğlan
denize, yakuta, entegral hesaplarına.
kardeşim!
diye haykırdı ablası arkasından
fırladı kanepeden
kopardı kafasını bekçinin
safirden bir baltayla.
anneleri
mutfakta kalan son bakır sahanı
alimünyum olanıyla değiştirdi.
mesainin bitimine on kala
istifa etti vali
çamurlu bir yoldan
yayan yürüdü sınıf arkadaşı
olan nalbantın dükkanına.
alay komutanı oğlu için
otomobil satın aldı
mercury marka.
kış geçti, öksürük haplarıyla
geçti cumartesi
hiçbirşey söylemeyen sözlere varmak için
herşeyin sonuna kadar söylenmesi gerekti
incir... yarpuz... karamela...
la havle ve la kuvvete illa billah.
ağır ceza reisi duruşmaya girerken
safir bir göz yapışıyor kırmızı yakasına
kırmızı yakaları var yargıç cübbelerinin
fransız ihtilalinden kalma.
burslu okuduğu yıllardan kalma ceza reisinin
garip bir tarafı var
kaşlarını çatınca bir çocukluk
dolduruyor yüzünü
ürkünç bir uğursuzluk
gülümsediği sıra.
garip bir tarafı var valinin
makam arbasına binerken her seferinde
bakır bir dudak karışıyor kırmızı saçlarına
saçlarını parmaklarıyla taradığı zamanlar
bu dudak
öpüyor onu hain bir yumuşaklıkla.
safir göz görünmüyor yargıca
kendini valiye vermiyor bakır dudak
görmüyor alay komutanı tekmil alırken
gömleğine bir damla cıvanın sızdığını
bir gözyaşı, bir ukde anlamı kazanarak.
kimse görmüyor buruşuk pardesüsüyle bir babanın
kırılgan bir yelpaze olduğunu akşam eve girince
karısı
katlanmış kilimlerle uyum içinde
kolunu büküyor, dayıyor elini yanağına
büyük kız kanapede bu ara
bir göl gezintisine çıkmıştır
kelebek ölülerinden bir ırmakta
sürüklenmektedir lisebirdeki oğlan.
kız için
sırlara karışmaktır
bir gölün ortasında olmak
erkek kardeşi bir türlü
varamaz herhangi bir sırra...
iki yanında neden akar binlerce bu kelebek?
binlerce kanatlı çekirge neden uçar
beyninin yukarsında?
evde soba yanıyor
önce çalılar geçiyor çocukların boğazından
sonra ağaç kökleri yırtıyor damarlarını
bütün ailenin.
dışarda soğuk
safirden, bakırdan, cıvadan bir gece uçuyor
gece uçarken kulaklarına dokunuyor bekçinin
bekçi
mavi zehir şiddetinde düdük çalarak
bir soru soruyor karanlığa
bütün cevaplar sendedir, saklama
diyor karanlık ona
bekçi en saklı yerinden bir banka broşürü
bir piyango bileti çıkarıp gösteriyor
copunu gösteriyor lisebirdeki oğlana
sonra acılı olduğu açıkça anlaşılan
bir kadına bıyık buruyor
buruk bir sabah
başlıyor acılı olduğu
açıkça anlaşılmayan
dünyada.
ağır ceza reisi
santa luçia söylüyor traş olurken
maiyet memurluğundan beri aksatmadan
yaptığı gibi vali sabah sabah
parlatıyor
zaten pırıl pırıl olan siyah
kunduralarını.
kışlada alay komutanı
barakaların kar altında öksüz
duruşlarına bakarak
susuyor, söylemiyor bildiği tek şiiri
"güzel olan hiçbir şey hülasa edilemez"
demiş çünkü valéry.
çünkü serbest düşünme zamanı geçti artık
şimdi mesai saati
disiplin kurulunun toplantısı var
arşivde sicil belgeleri damgalanacak
tayinler imzaya gidecek
teftişe gidecek generaller
rüya, okşayış, tevrat
gibi kelimeler
gündemin dışında.
yurttaşlar uygunadım çalışmalarıyla
söktüler kariha yarımküresini yerinden
bir pusula koydular açtıkları boşluğa
titreyen, korkak ibresiyle bu pusula
kuzeyi gösteriyor serbest
düşünme zamanlarında;
safir bir göz görünce karıştırıyor yönü
tırnaklarını yiyor bakır bir
dudak ona yaklaşınca;
cıvadan bir gözyaşı
bari olsun istiyor
bütün mesai boyunca.
buruşuk pardesülü adam dalgın
gittikçe daha dalgın, elinde cetvel
masada hesap makinesi, pusula
yetmiyor dibe dalmasına
bağlıyor kalın bir urganla beline
ağır bir sandık
salıyor kendini
yeşil yosunların
kırmızı balıkların
uçan kabarcıkların
derinliklerine
orada
bir sandık buluyor
yakutlar, altınlar, pırlantalar
adam dibe inmek için beline bağladığı
sandığını keşfediyor dibe ulaştığında.
öyleyse adamın eyvah ışıdı yüreği
eve dönmesine gerekçe
bulamıyacak bir daha.
eyvah çattı kaşlarını, ayağa kalktı yargıç
elindeki kalemi
gülümsüyor, kıracak!
atıldı öne, denize doğru lisebirdeki oğlan
denize, yakuta, entegral hesaplarına.
kardeşim!
diye haykırdı ablası arkasından
fırladı kanepeden
kopardı kafasını bekçinin
safirden bir baltayla.
anneleri
mutfakta kalan son bakır sahanı
alimünyum olanıyla değiştirdi.
mesainin bitimine on kala
istifa etti vali
çamurlu bir yoldan
yayan yürüdü sınıf arkadaşı
olan nalbantın dükkanına.
alay komutanı oğlu için
otomobil satın aldı
mercury marka.
kış geçti, öksürük haplarıyla
geçti cumartesi
hiçbirşey söylemeyen sözlere varmak için
herşeyin sonuna kadar söylenmesi gerekti
incir... yarpuz... karamela...
la havle ve la kuvvete illa billah.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar