bugün
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı54
- ankara mı istanbul mu10
- erkeklere çekici gelen kadın meslekleri9
- seni hayata bağlayan şey3
- aslan burcunun karakteristik özellikleri6
- erkeklerin akılsızlıkları9
- işkembe sandviç2
- 20 haziran 2026 brezilya haiti maçı2
- nuh tufanı olayı gerçek midir11
- ertuğrul polat2
- kedilerle iletişimin gizli yolu3
- 13 seçim kaybetmedim7
- yazar k4
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi10
- kayahan'ın en güzel şarkısı12
- berberlere zam gelmesi4
- anın görüntüsü11
- uzun süreli ilişkinin sırrı4
- son görülen rüya5
- köyde gece tuvalete gitmek4
- işi düşünce aramak4
- tarkan şarkıları3
- montella'nın mağlubiyet açıklaması5
- petek dinçöz bam bam4
- yaza fit girmek için somali'ye gitmek3
- yedinci mühür2
- hale etkisi2
- bik bik bugün ne yemek yaptı acaba3
- kadınların ilgisiz yaşayamaması13
- diyafram2
- göbek eritme taktikleri8
- topuklu ayakkabı5
- toprak razgatlıoğlu'nun çekya sprint yarışındaki 12
- türkiye a milli futbol takımı13
- ormanda yürüyüş yapana iaaaahh diye sesler çıkarma3
- okan buruk2
- bizim çocuklar başardı6
- çokomel2
- ezginin günlüğü denilince akla gelen şey2
- depresyona girmeye karar vermek4
- iki insan arasındaki en uzun mesafe5
- 2026 dünya kupası'na gruplarda veda ettik7
- çocuğuna dünyayı dar edip toruna dünyaları vermek3
- mony tontana birader3
- biraderler kulübü4
- maden suyu şişesinin 200 ml olması sorunsalı3
- şu memelere bak6
- deniz undav türkiye'yi seçseydi4
- sabah 6 30 alarmının felsefesi2
- napolyon'un bir sözü var2
(#9717661)
daha önce böyle bir şey yazmışım. kendime cevap verip, ya da eksik yerlerimi tamamlayıp tanis'i biraz daha canlandırmaya çalışacağım.
şimdi, öncelikle aynı anda 2 insanı sevmek-ki bunlardan birisi elftir- konusu okunduğu gibi kolay değil. tanis'i biraz da bulunduğu ortamda değerlendirmek lazım.
bir piç olarak doğması, hayatı boyunca yakasını bırakmayacak bir ayrıntıydı aslında tanis için. dahası solostran tarafından "evlatlık" edilmesi dahi hayatını değiştiremedi. sadece asillere yaraşır bir biçimde yetiştirildi. bana sorarsanız zaten kendisi bir asildi. kanda olmasa da, ruhta asildi tanis. yaşantısını etkileyen bir diğer ayrıntı ise "yarım"elf olmasıydı. ve kendisinin en büyük dezavantajı elf tarafının değil, insan tarafının daha ağır basmış olmasıydı hareketlerinde, düşüncelerinde. bir elfin güzel suratına, elfin yeteneğine ve gözlerine sahipti. ama aynı zamanda insan babasından miras kalan tezcanlılık, kavgacı ruh ve çirkin sakalına** da sahipti.
bana kalırsa, tanis her şeyin bilincindeydi. laurana onun için her daim bir rüyaydı. gilthanasla olan dostlukları samimiydi ama o bile lauranaya bir şeyler hissettiğini duyunca ona sırt dönmüştü. laurana güzeldi, çok güzeldi. ama bir o kadar da çocuktu. aslında elf toplumunda yadırganmayacak derecede çocuktu. bilmiyorum, tanis'in çekip gitme kararını hiçbir zaman tam olarak anlayamadım, sanırım insan tarafındaki maceracı ruhu ağır basıyordu fazlasıyla gençliğinde. çabuk sıkılan tanis için elf "oyun"larına katlanmak bir işkenceydi. tabii ki bunları biraz da hayal ederek empati kurarak söylüyorum.
çekip gittikten sonra bile laurana'yı unuttuğunu zannetmiyorum. hatta kitiara'yla bileyken bile.
doğru, bence de tanis kitiara'ya aşık oldu. tıpkı laurana'ya aşık olduğu gibi. eğer bir elf olsaydı, kitiara ona itici ve fazla çiğ gelebilirdi. fakat daha önce de belirttiğim gibi, tanis tek bir ruh değil, iki ruh taşıyordu; bir insan ve bir elf ruhu.
en basit açıklama olarak bunu gösterebilirim sanırım "2 insana aşık olmak" konusunda.
fakat zannedildiği üzere laurana ile kitiara'nın karakterlerinin çok zıt olmadıklarını düşünüyorum. aksine belirli bir mizacları var. sadece iyilik ve kötülük yönlerine yönelmelerinden dolayı bu kadar belirgin farkların ortaya çıkmış olması da muhtemel. yalnız, kitiara'nın çok daha küstah olduğunu kabul etmeliyim.
bence tanis, kitiara'da hiç tatmadığı, tadamadığı şeyleri buldu. tutkuyu, heyecanı, şehveti. ama tıpkı raistlin gibi, o da içindeki o boşluğun farkındaydı. doğru, flotsam'da kitiara'nın yanına koşa koşa gitti, bu ona olan zaafındaydı. ama tanis mantığını da devreye soktu ve işler bir anda tersine döndü.
dostlarından birisi bile suçlamadı tanis'i, kitiara'nın yanına gittiği için. çünkü onlar anlıyorlardı. laurana'da vazgeçmedi aşkından. çünkü o da anlayacaktı, "altın kumandan" olup olgunlaştıktan sonra. laurana ile evlendiklerinde kimse yadırgamadı, çünkü tanis için doğru olan buydu..
daha önce böyle bir şey yazmışım. kendime cevap verip, ya da eksik yerlerimi tamamlayıp tanis'i biraz daha canlandırmaya çalışacağım.
şimdi, öncelikle aynı anda 2 insanı sevmek-ki bunlardan birisi elftir- konusu okunduğu gibi kolay değil. tanis'i biraz da bulunduğu ortamda değerlendirmek lazım.
bir piç olarak doğması, hayatı boyunca yakasını bırakmayacak bir ayrıntıydı aslında tanis için. dahası solostran tarafından "evlatlık" edilmesi dahi hayatını değiştiremedi. sadece asillere yaraşır bir biçimde yetiştirildi. bana sorarsanız zaten kendisi bir asildi. kanda olmasa da, ruhta asildi tanis. yaşantısını etkileyen bir diğer ayrıntı ise "yarım"elf olmasıydı. ve kendisinin en büyük dezavantajı elf tarafının değil, insan tarafının daha ağır basmış olmasıydı hareketlerinde, düşüncelerinde. bir elfin güzel suratına, elfin yeteneğine ve gözlerine sahipti. ama aynı zamanda insan babasından miras kalan tezcanlılık, kavgacı ruh ve çirkin sakalına** da sahipti.
bana kalırsa, tanis her şeyin bilincindeydi. laurana onun için her daim bir rüyaydı. gilthanasla olan dostlukları samimiydi ama o bile lauranaya bir şeyler hissettiğini duyunca ona sırt dönmüştü. laurana güzeldi, çok güzeldi. ama bir o kadar da çocuktu. aslında elf toplumunda yadırganmayacak derecede çocuktu. bilmiyorum, tanis'in çekip gitme kararını hiçbir zaman tam olarak anlayamadım, sanırım insan tarafındaki maceracı ruhu ağır basıyordu fazlasıyla gençliğinde. çabuk sıkılan tanis için elf "oyun"larına katlanmak bir işkenceydi. tabii ki bunları biraz da hayal ederek empati kurarak söylüyorum.
çekip gittikten sonra bile laurana'yı unuttuğunu zannetmiyorum. hatta kitiara'yla bileyken bile.
doğru, bence de tanis kitiara'ya aşık oldu. tıpkı laurana'ya aşık olduğu gibi. eğer bir elf olsaydı, kitiara ona itici ve fazla çiğ gelebilirdi. fakat daha önce de belirttiğim gibi, tanis tek bir ruh değil, iki ruh taşıyordu; bir insan ve bir elf ruhu.
en basit açıklama olarak bunu gösterebilirim sanırım "2 insana aşık olmak" konusunda.
fakat zannedildiği üzere laurana ile kitiara'nın karakterlerinin çok zıt olmadıklarını düşünüyorum. aksine belirli bir mizacları var. sadece iyilik ve kötülük yönlerine yönelmelerinden dolayı bu kadar belirgin farkların ortaya çıkmış olması da muhtemel. yalnız, kitiara'nın çok daha küstah olduğunu kabul etmeliyim.
bence tanis, kitiara'da hiç tatmadığı, tadamadığı şeyleri buldu. tutkuyu, heyecanı, şehveti. ama tıpkı raistlin gibi, o da içindeki o boşluğun farkındaydı. doğru, flotsam'da kitiara'nın yanına koşa koşa gitti, bu ona olan zaafındaydı. ama tanis mantığını da devreye soktu ve işler bir anda tersine döndü.
dostlarından birisi bile suçlamadı tanis'i, kitiara'nın yanına gittiği için. çünkü onlar anlıyorlardı. laurana'da vazgeçmedi aşkından. çünkü o da anlayacaktı, "altın kumandan" olup olgunlaştıktan sonra. laurana ile evlendiklerinde kimse yadırgamadı, çünkü tanis için doğru olan buydu..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar