bugün
- nervionun mavi gözleri10
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması11
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı6
- kolye142
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı7
- teoman'ın popülerliğini kaybetmemesi4
- durduk yere sinirlenmek3
- kahve içmeden ayılamam terör örgütü4
- beyaz önlük altından yayılan dişçi öfkesi3
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- 17 ekim 2026 fransa olayları2
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- bu kupon tutar mı sorunsalı3
- etek tıraşı2
- bira sigara cips ve radyo dörtlüsü3
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek3
- sineklikle sinek öldürmek2
- 900000 tlye otomatik vites araba önerileri2
- yazılımcıların flört ederken kullandığı dil3
- otobüse binip bakanlığın önünde inmek2
- pariste kestane ağacı dibinde tek ayak durmak2
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- mesihin inişi4
- ismet gurbuz'un zorla tırnaklarını kesmek4
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- fransa11
- ısmet gurbuz parise gitti mi sorunsalı4
- kadın yazar nickleri4
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi6
- hayrına karpuz dağıtmak4
- bik bik'in kraliçe olması10
- üst yaşam pilici memesi2
- ayağı olan kadının amacı4
- bir sigaradan çıkan siyah pislik4
- cep telefonu22
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- karton toplayan çocuğun aslında zengin olması4
- türk esnafı4
- danyal peygamber in mezarından yayılan güzel koku2
- sarı tekerin yazar olamaması8
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- nokia20
- doğu türkistan4
- ayak fetişizmini kötü bir şey sanmak3
- usualsuspects'in ayağı6
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi7
- hacker saldırısı gazileri8
immortal technique'in ilk albümü olan revolutionary vol 1'ın içinde bulunan, sade bir beat üzerine işlenmiş olan konuşmalar bütünü. beat var ama şarkı değil bu. ingilizcesine her yerden ulaşılabilir, size türkçesini sunuyorum ben.
[immortal technique]
latin ve afrika kökenli halkım, geçim derdiyle öylesine meşgul ki, özgürlük ve sosyal demokrasi kavramlarını düşünecek halde değil. amerika'nın onları kendi kimliklerine yabancılaştırmadan var olamayacağının farkında da değiller, zira gerçekten kim olduğumuz hakkında bir fikir sahibi olsaydık bu ülkede gerçekleşen kırımlara izin vermezdik. böyle bir cehalet mevcut, lakin bunun üstesinden gelebiliriz.
ağzından "değişim" lafı düşmeyen insanlar, bunu başarmak için sistemin içinde çalışıyorlar. sorun şu ki; konformist olmak demek, sistemi içten fethetmeye çalışmak demek. fakat bu yarışın galibi siz değil, ele geçirmeye çalıştığınız sistem olacak. bir durum içinde uzlaşmaya varmak kötü bir şey değil, lakin bir durum içinde kendinizle uzlaşmak tamamıyla farklı bir şey. bu gerçekten çok ciddi bir problem. latin amerika emperyalist devletlerin büyük bir kolonisiydi. bildiğiniz gibi, 3. dünya ülkeleri doğal zenginlik bakımından oldukça verimli yerler. bu ülkelerin çoğu, hem kendi halkına, hem de çöplerde bir lokma ekmek arayan çocuklara yetecek kadar kaynağa sahip. zenginler tarafından yönetilen ülkeler ya da baskıcı avrupa hükümetleri 3. dünyaya işe yaramaz mallar satarken, oradaki doğal kaynakları kendi tekellerine alıyorlar.
eminim insanlar davranışlarımı ve düşüncelerimi küçümseyecekler ve sözlerimde ikiyüzlülük ve nefret arayacaklar. ne var ki, benim devrimim insanlarıma olan sevgimden doğuyor, diğerlerine olan nefretimden değil. gördüğünüz gibi, latinlerin çoğu amerika'nın kendi ülkelerinde neden olduğu enflasyon sebebiyle burada yaşıyor. yani bu insanlar, el salvador, guatemala, kolombiya, nikaragua gibi, tabii bu sadece ispanyolca konuşulan yerlerle sınırlı değil, mesela haiti ve jamaika da bunların içinde, kukla demokrasilerden kaçıp yeni hayatlar arıyorlar.
her ne kadar sistem tarafından birbirimize düşman edilsek de, hepimizin davası aynı. mamafih, biz bunu fark edinceye dek, irademizle hareket etmemizi önleyip, bizi kendine köle yapan sistemden en küçük payı almaya devam edeceğiz. işte bu yüzden, küba için ambargonun ne zaman kaldırılacağına dair bir fikrimiz yok, tıpkı viegues'i vuran bombaların ne zaman dineceğini bilmediğimiz gibi.
amerikalıların düşüncesi ne biliyor musunuz? aynen şu: amerika dışında daha az insan yaşıyor. onları siktir et gitsin, başlarının çaresine baksınlar. hayır. asıl seni sikmeli. zira onlar sen demek. sen istediğin kadar saçını sarıya boyat, gözlerine renkli lensler tak, ya da güzel olmak için bir deri bir kemik kal, ya da seni vahşice sömüren insanlardan istediğin kadar elmas al, istediğin kadar pahalı arabalara bin ya da çok güzel kıyafetler giy; sen asla onlar gibi olamayacaksın. sana sadece değersiz bir köpek gibi bakacaklar. ben, olmadığım biri gibi davranmaktansa, ne olduğumla gurur duymayı tercih ederim. kabul edin ya da etmeyin, bizi besleyen şey bu kültür ya da kültürsüzlük.
ailem ve çocuklarım için daha iyi bir hayat istiyorum. fakat bu memlekette yaşayan diğer insanların hayatına mâl olmamalı. beynimize işlenen düşünce şu: eğer sömüreceğimiz bu insanlar olmasaydı, şu anda yaşadığımız standartlara sahip olmazdık. hayır, bu tamamıyla yanlış.
http://ulu.so/urt996
[immortal technique]
latin ve afrika kökenli halkım, geçim derdiyle öylesine meşgul ki, özgürlük ve sosyal demokrasi kavramlarını düşünecek halde değil. amerika'nın onları kendi kimliklerine yabancılaştırmadan var olamayacağının farkında da değiller, zira gerçekten kim olduğumuz hakkında bir fikir sahibi olsaydık bu ülkede gerçekleşen kırımlara izin vermezdik. böyle bir cehalet mevcut, lakin bunun üstesinden gelebiliriz.
ağzından "değişim" lafı düşmeyen insanlar, bunu başarmak için sistemin içinde çalışıyorlar. sorun şu ki; konformist olmak demek, sistemi içten fethetmeye çalışmak demek. fakat bu yarışın galibi siz değil, ele geçirmeye çalıştığınız sistem olacak. bir durum içinde uzlaşmaya varmak kötü bir şey değil, lakin bir durum içinde kendinizle uzlaşmak tamamıyla farklı bir şey. bu gerçekten çok ciddi bir problem. latin amerika emperyalist devletlerin büyük bir kolonisiydi. bildiğiniz gibi, 3. dünya ülkeleri doğal zenginlik bakımından oldukça verimli yerler. bu ülkelerin çoğu, hem kendi halkına, hem de çöplerde bir lokma ekmek arayan çocuklara yetecek kadar kaynağa sahip. zenginler tarafından yönetilen ülkeler ya da baskıcı avrupa hükümetleri 3. dünyaya işe yaramaz mallar satarken, oradaki doğal kaynakları kendi tekellerine alıyorlar.
eminim insanlar davranışlarımı ve düşüncelerimi küçümseyecekler ve sözlerimde ikiyüzlülük ve nefret arayacaklar. ne var ki, benim devrimim insanlarıma olan sevgimden doğuyor, diğerlerine olan nefretimden değil. gördüğünüz gibi, latinlerin çoğu amerika'nın kendi ülkelerinde neden olduğu enflasyon sebebiyle burada yaşıyor. yani bu insanlar, el salvador, guatemala, kolombiya, nikaragua gibi, tabii bu sadece ispanyolca konuşulan yerlerle sınırlı değil, mesela haiti ve jamaika da bunların içinde, kukla demokrasilerden kaçıp yeni hayatlar arıyorlar.
her ne kadar sistem tarafından birbirimize düşman edilsek de, hepimizin davası aynı. mamafih, biz bunu fark edinceye dek, irademizle hareket etmemizi önleyip, bizi kendine köle yapan sistemden en küçük payı almaya devam edeceğiz. işte bu yüzden, küba için ambargonun ne zaman kaldırılacağına dair bir fikrimiz yok, tıpkı viegues'i vuran bombaların ne zaman dineceğini bilmediğimiz gibi.
amerikalıların düşüncesi ne biliyor musunuz? aynen şu: amerika dışında daha az insan yaşıyor. onları siktir et gitsin, başlarının çaresine baksınlar. hayır. asıl seni sikmeli. zira onlar sen demek. sen istediğin kadar saçını sarıya boyat, gözlerine renkli lensler tak, ya da güzel olmak için bir deri bir kemik kal, ya da seni vahşice sömüren insanlardan istediğin kadar elmas al, istediğin kadar pahalı arabalara bin ya da çok güzel kıyafetler giy; sen asla onlar gibi olamayacaksın. sana sadece değersiz bir köpek gibi bakacaklar. ben, olmadığım biri gibi davranmaktansa, ne olduğumla gurur duymayı tercih ederim. kabul edin ya da etmeyin, bizi besleyen şey bu kültür ya da kültürsüzlük.
ailem ve çocuklarım için daha iyi bir hayat istiyorum. fakat bu memlekette yaşayan diğer insanların hayatına mâl olmamalı. beynimize işlenen düşünce şu: eğer sömüreceğimiz bu insanlar olmasaydı, şu anda yaşadığımız standartlara sahip olmazdık. hayır, bu tamamıyla yanlış.
http://ulu.so/urt996
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar