bugün
- sarapci koala hatayi19
- ak partililerin apoya villa yaptırması14
- sabahları nefret edilen şeyler14
- kibarhergele5
- gocu'ya lakap buluyoruz kampanyası19
- menemene soğan koyup ülkeyi ikiye bölmek8
- iremga11
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- günün sorusu6
- 20 ilde yeni nesil suç örgütü 155 gözaltı4
- dönerciye gidip beni şaşırt demek7
- kolları damarlı erkek11
- eksi almak icin girdi yazmak6
- günün şarkısı7
- yalın dinleyen erkek3
- çeçenistan danışmanının cübbeli ahmet'i ziyareti7
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz2
- bu işin içinde bir iş var4
- hamferdi yazarlar6
- lotus esprit3
- kendi cenazene erken gelmek5
- deniz gül2
- gazze de enkazdan 17 yeni ceset çıkarılması4
- yılbaşı gecesinin diğer gecelerden farkı olmaması7
- perde asmak4
- sol frame de entry girebilecek başlık bulamamak4
- suriye de mahsur kalmış yobaz bacılar4
- teknorot2
- 13 eylül 2026 galatasaray kocaelispor maçı28
- dövmesiz bir kızı gelin getirmek6
- ailem güvende2
- kafasına güneş gözlüğü takan erkek4
- kadınların güçlü erkek tercihi19
- dolar2
- poğaça kokusuna direnmek3
- 12 eylül 2026 konyaspor trabzonspor maçı6
- anın fotoğrafı20
- tolkien4
- ericsson jb9882
- sözlük yazarlarının kombinleri14
- para tip fizik olmadan bir kız nasıl etkilenir11
- iğrenç başlığa verilen iğrenç yanıtların silinmesi2
- sözlükte eğlence arayan yazarlar10
- kinci sözlük2
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz40
- yazarların en sevdiği şeyler15
- üzülünce halıya uzanmak10
- çok iyi birisin diyen ama ayrılan kız9
- tulumba tatlısı6
- sözlük erkeklerinin kol kasları8
Türk-Metal'in kuruluşu 1960'lara dayanıyor olsa da, 12 Eylül öncesinde işlevini tam olarak yerine getirdiği söylenemez. Bu işlev, mücadeleci sendikacılık anlayışının önüne geçmek, bunun için de araç olarak aşırı milliyetçi ideolojiden beslenen faşist yöntemlere, haydutluğa başvurmaktı. Türk-Metal sınıf mücadelesinin tepe noktasında olduğu koşullarda, işçi sınıfının kazanımlarını baltalamak adına birçok eylemde ve girişimde bulunmuş olsa da, sahneye esas çıkışı işçi sınıfının faşist darbeyle ezilmesinin ardından gerçekleşmiştir.
1980 darbesinin ardından sermayenin devletiyle ve metal sektöründeki patron sendikası MESS'le el ele veren Türk-Metal'e sermaye "yürü ya kulum" demiş ve Türk-Metal de o günden sonra sürekli büyümüştür. Binlerle ifade edilen üye sayısı, onbinlere, ardından yüzbinlere ulaşmıştır. Öyle ki bugün (rakamlar tam anlamıyla güvenilir olmasa da) Türkiye'de bütün örgütlü işçilerin onda biri Türk-Metal çatısı altında toplanmıştır!
Bir şeye özellikle dikkat çekmek gerekiyor: Türk-Metal'in yükselişi, o dönemin mücadeleci sendikası Maden-iş'in (sonradan Otomobil-iş ile birleşerek bugünkü Birleşik Metal olmuştur) kapatılması ve Türk-Metal'e zorunlu üye alımlarıyla gerçekleşmiştir. Özellikle de metal sektörünün Türk sanayisindeki kilit rolü düşünüldüğünde, sermaye sınıfı açısından burada kurulan "doğru" bir ilişkinin sanayinin tüm alanlarına yansıyacağı netti. 12 Eylül'de işçi sınıfının diğer örgütleriyle birlikte sendikalar da kapatılırken; devletin sözünden çıkmayacak, aksine onun aktarma kayışı olacak sendikalar kapatılmamış ve bunlar sermayeyle ve onun devletiyle el ele vererek köşe başlarını tutmaya girişmişlerdir. Mücadeleci işçiler ve devrimciler zindanlarda çürürken, işkencelerden geçirilirken, Türk-Metal güya "işçi sendikası" olarak gücüne güç katmıştır.
Başka bir deyişle, Türk-Metal işçi sınıfının ve devrimcilerin kemikleri üzerinde kurulmuş bir örgüttür. Ve sırf bu nedenden ötürü değil, ama buna da kopmaz bir şekilde bağlı olarak, sendikalığı daha çok kâğıt üzerindedir ve işçi sınıfına yararından çok zararı vardır.
Türk-Metal'in Yapısı
Sendika dayatmayla, zorbalıkla değil, işçi sınıfının özgür iradesiyle olur. Oysa Türk-Metal üyelerinin önemli bir çoğunluğu iradi tercih sonucu sendikaya üye olmamıştır. Birçoğu zorla, yine önemli bir kısmı işe girerken Türk-Metal'e de imza atmak zorunlu olduğu için üye olmuştur. En ufak bir ses çıkarma durumunda yanı başındaki işçi arkadaşının patron tarafından değil, sendika ağaları tarafından kapının önüne koyulduğunu görmekte, sendika dendiğinde kraldan çok kralcı adamları, işletmenin kârını patrondan bile daha çok düşünen kişileri görmektedir.
Türk-Metal burjuvazi tarafından işyerlerine sokulmuş bir "sendika"dır. işçiye ve diğer işçilere ya da devrimcilere karşı mücadele ederken her fırsatta silaha başvurmaktan çekinmeyen bir "önderliğe" sahiptir. Dahası Türk-Metal mafyatik faaliyetlerine işçileri karıştırmaktan ziyade, teşkilatın özünü oluşturan bir grup çete üyesi ve dışarıdan yardımlarla iş görmektedir.
Türk-Metal'i haklı olarak eleştiren ama çuvaldızı kendine batırmaya yanaşmayan birçok sendikada olduğu gibi, Türk-Metal'de de işçi demokrasisinden eser yoktur. Bir atanmışlar güruhu sendikayı yönetmektedir. Alt kademelerde genellikle hısım akraba ya da yakın çevrelerinden seçtikleri bu atanmışların kurdukları saltanat, işçiler üzerinde muazzam bir baskıya dayanmakta, bunlar patronun sağ kolu gibi davranarak işçilere göz açtırmamaktadır.
Kuşkusuz, Türkiye'de yalnızca Türk-Metal'de bürokrasi yoktur. Türk-Metal işçi sınıfı davasına ihanet ederken, diğer sendikalar sütten çıkmış ak kaşık değildir. Örneğin Türk-Metal'de MESS'le birlikte "işçi" seminerleri veriliyorsa, diğer metal sendikası olan Birleşik Metal dâhil olmak üzere diğer sendikalar da toplam kalite, performans artırma yöntemleri gibi burjuvaziye nasıl daha yaraşır işçiler olunabileceğinin öğretildiği sınıf işbirliği dersleri verdirmektedir! Ama Türk-Metal diğer sendikalarda tek tek görülen kötü özelliklerin hepsini bünyesinde toplamış ve grev kırıcı, faşist-mafyatik faaliyetler de eklenince nicelik niteliğe dönüşmüştür.
Bu dönüşüm Türk-Metal'i bir faşist sendika yapmaktadır. Türk-Metal bir sendika olmasına sendikadır, ama kelimenin özgün (ilk) anlamıyla faşist nitelikte bir sendikadır.
Bir sendikadır, zira ekonomik mücadele perspektifiyle işçileri örgütlemektedir. Sendikalar işçi sınıfının tarihsel olarak rüştünü ispat etmiş örgütleridir. işçilerin mücadeleye ilk uyandıklarında gözlerini dikecekleri hedef sendika olacaktır. işçilerin bugün hareketsiz olmalarını, birçoğunun sendikalarla işinin olmamasını yalnızca sahte solcular dert ediniyor; burjuvazi bunun geçici bir durum olduğunu pekâlâ biliyor ve bu nedenle -sözde solcular ve devrimciler işçi sınıfına ve onun ataletine söverken- sendikalar kuruyor, kurana yanaşıyor. Bu nedenden ötürü, Türk-Metal hem kağıt üzerinde sendika isminden vazgeçmiyor, hem de bu ismin gereği olan birtakım gereklilikleri yerine getiriyor.
Fakat bu yaptıkları, yapmadıklarının ve yıktıklarının yanında devede kulaktır. Patronlarla iç içe geçmiştir, onların sözcülüğünü yapmaktadır. Ama sarı sendikalardan daha ileri gitmektedir: Kendi işçilerine karşı uyguladığı şiddetin yanı sıra, mücadeleci işçilere karşı her fırsatta silaha başvurmakta, sendikal alanda ırkçı-milliyetçi propagandayla grev kırıcı mafya rolü oynamaktadır. Tüm bunlar Türk-Metal'i bir faşist sendika yapmaktadır.
Kaynak: http://www.militan.net/?p=2383
1980 darbesinin ardından sermayenin devletiyle ve metal sektöründeki patron sendikası MESS'le el ele veren Türk-Metal'e sermaye "yürü ya kulum" demiş ve Türk-Metal de o günden sonra sürekli büyümüştür. Binlerle ifade edilen üye sayısı, onbinlere, ardından yüzbinlere ulaşmıştır. Öyle ki bugün (rakamlar tam anlamıyla güvenilir olmasa da) Türkiye'de bütün örgütlü işçilerin onda biri Türk-Metal çatısı altında toplanmıştır!
Bir şeye özellikle dikkat çekmek gerekiyor: Türk-Metal'in yükselişi, o dönemin mücadeleci sendikası Maden-iş'in (sonradan Otomobil-iş ile birleşerek bugünkü Birleşik Metal olmuştur) kapatılması ve Türk-Metal'e zorunlu üye alımlarıyla gerçekleşmiştir. Özellikle de metal sektörünün Türk sanayisindeki kilit rolü düşünüldüğünde, sermaye sınıfı açısından burada kurulan "doğru" bir ilişkinin sanayinin tüm alanlarına yansıyacağı netti. 12 Eylül'de işçi sınıfının diğer örgütleriyle birlikte sendikalar da kapatılırken; devletin sözünden çıkmayacak, aksine onun aktarma kayışı olacak sendikalar kapatılmamış ve bunlar sermayeyle ve onun devletiyle el ele vererek köşe başlarını tutmaya girişmişlerdir. Mücadeleci işçiler ve devrimciler zindanlarda çürürken, işkencelerden geçirilirken, Türk-Metal güya "işçi sendikası" olarak gücüne güç katmıştır.
Başka bir deyişle, Türk-Metal işçi sınıfının ve devrimcilerin kemikleri üzerinde kurulmuş bir örgüttür. Ve sırf bu nedenden ötürü değil, ama buna da kopmaz bir şekilde bağlı olarak, sendikalığı daha çok kâğıt üzerindedir ve işçi sınıfına yararından çok zararı vardır.
Türk-Metal'in Yapısı
Sendika dayatmayla, zorbalıkla değil, işçi sınıfının özgür iradesiyle olur. Oysa Türk-Metal üyelerinin önemli bir çoğunluğu iradi tercih sonucu sendikaya üye olmamıştır. Birçoğu zorla, yine önemli bir kısmı işe girerken Türk-Metal'e de imza atmak zorunlu olduğu için üye olmuştur. En ufak bir ses çıkarma durumunda yanı başındaki işçi arkadaşının patron tarafından değil, sendika ağaları tarafından kapının önüne koyulduğunu görmekte, sendika dendiğinde kraldan çok kralcı adamları, işletmenin kârını patrondan bile daha çok düşünen kişileri görmektedir.
Türk-Metal burjuvazi tarafından işyerlerine sokulmuş bir "sendika"dır. işçiye ve diğer işçilere ya da devrimcilere karşı mücadele ederken her fırsatta silaha başvurmaktan çekinmeyen bir "önderliğe" sahiptir. Dahası Türk-Metal mafyatik faaliyetlerine işçileri karıştırmaktan ziyade, teşkilatın özünü oluşturan bir grup çete üyesi ve dışarıdan yardımlarla iş görmektedir.
Türk-Metal'i haklı olarak eleştiren ama çuvaldızı kendine batırmaya yanaşmayan birçok sendikada olduğu gibi, Türk-Metal'de de işçi demokrasisinden eser yoktur. Bir atanmışlar güruhu sendikayı yönetmektedir. Alt kademelerde genellikle hısım akraba ya da yakın çevrelerinden seçtikleri bu atanmışların kurdukları saltanat, işçiler üzerinde muazzam bir baskıya dayanmakta, bunlar patronun sağ kolu gibi davranarak işçilere göz açtırmamaktadır.
Kuşkusuz, Türkiye'de yalnızca Türk-Metal'de bürokrasi yoktur. Türk-Metal işçi sınıfı davasına ihanet ederken, diğer sendikalar sütten çıkmış ak kaşık değildir. Örneğin Türk-Metal'de MESS'le birlikte "işçi" seminerleri veriliyorsa, diğer metal sendikası olan Birleşik Metal dâhil olmak üzere diğer sendikalar da toplam kalite, performans artırma yöntemleri gibi burjuvaziye nasıl daha yaraşır işçiler olunabileceğinin öğretildiği sınıf işbirliği dersleri verdirmektedir! Ama Türk-Metal diğer sendikalarda tek tek görülen kötü özelliklerin hepsini bünyesinde toplamış ve grev kırıcı, faşist-mafyatik faaliyetler de eklenince nicelik niteliğe dönüşmüştür.
Bu dönüşüm Türk-Metal'i bir faşist sendika yapmaktadır. Türk-Metal bir sendika olmasına sendikadır, ama kelimenin özgün (ilk) anlamıyla faşist nitelikte bir sendikadır.
Bir sendikadır, zira ekonomik mücadele perspektifiyle işçileri örgütlemektedir. Sendikalar işçi sınıfının tarihsel olarak rüştünü ispat etmiş örgütleridir. işçilerin mücadeleye ilk uyandıklarında gözlerini dikecekleri hedef sendika olacaktır. işçilerin bugün hareketsiz olmalarını, birçoğunun sendikalarla işinin olmamasını yalnızca sahte solcular dert ediniyor; burjuvazi bunun geçici bir durum olduğunu pekâlâ biliyor ve bu nedenle -sözde solcular ve devrimciler işçi sınıfına ve onun ataletine söverken- sendikalar kuruyor, kurana yanaşıyor. Bu nedenden ötürü, Türk-Metal hem kağıt üzerinde sendika isminden vazgeçmiyor, hem de bu ismin gereği olan birtakım gereklilikleri yerine getiriyor.
Fakat bu yaptıkları, yapmadıklarının ve yıktıklarının yanında devede kulaktır. Patronlarla iç içe geçmiştir, onların sözcülüğünü yapmaktadır. Ama sarı sendikalardan daha ileri gitmektedir: Kendi işçilerine karşı uyguladığı şiddetin yanı sıra, mücadeleci işçilere karşı her fırsatta silaha başvurmakta, sendikal alanda ırkçı-milliyetçi propagandayla grev kırıcı mafya rolü oynamaktadır. Tüm bunlar Türk-Metal'i bir faşist sendika yapmaktadır.
Kaynak: http://www.militan.net/?p=2383
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar