bugün
- 35 yaşına gelip evlenmemiş erkeğin asıl amacı8
- bulgur pilavının kötü bir yemek olması7
- meyveli soda içen erkek7
- kadınların bir erkekte aradığı kriterler16
- belçika galibiyetine 50 tl basmak3
- hiç fuhuş yaptınız mı5
- örgüt mensubu5
- yazarların hayatlarının 1 yılını satacakları fiyat12
- anket türkiye de eyalet sistemine geçilsin mi17
- hayatından 1 yılı kaça satarsın9
- türk kızlarının keko adam sevmesi2
- ahmet telli5
- messi vs maradona7
- kiraz cicegi kolonyasi45
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız20
- fransızca3
- geçmiş ve geleceğe yolculuk2
- mezun olunan okula yıllar sonra tekrar gitmek10
- sözlükte sizi kim tanıyor16
- allah5
- ebedi dünya hayatına inanmak2
- yoldaş benjamin franklin4
- chp de 7 il başkanının görevden alınması3
- sözlükçülerin en iyi 5 roman listesi15
- 2026 dünya kupası30
- ateist4
- karınızı baştan çıkarır mısınız2
- macaristan başbakanın macar tvsine ayarı3
- ça va mal2
- her seçim ortaya çıkan uçaklar tanklar2
- ona bir şey söyle17
- tarihte bugün2
- sen gidince gül yüreklim gece soğuk gün karanlık2
- allah olsanız yazacağınız kitabın ismi ne olurdu10
- je m appelle2
- gs renklerini birleştirince altın mı çıkar5
- kant'ın ahlak yasası ve günlük hayat6
- inanmıyorsanız bari saygı duyun6
- erken boşalmak2
- eyalet sistemi için evet diyen türk2
- çekici kadının tüm çekiciliğini götüren şeyler7
- upuzun saçlarını kısacık kestiren kız5
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı24
- mehmet okuyan12
- kim kimin fakesi10
- misojini3
- izlenilen ilk yabancı dizi12
- askeri ücretle erdoğanı savunan tip11
- sözlük erkeklerinin kurabiyeleri9
- sersem herif14
Oluş;
Sıradanlıktan sıkılma anlarını yaşardı herkes gibi. Malum amaçsızlık ve hapsolmuş boktan isyanıyla herkes kadar masum ve herkes kadar yavşaktı. Kazanamayacağı bir zaferden söz eder, cesareti olmayan bir savaşı düşler, asla kalkışamayacağı bir kara ütopyayı anlatırdı. Kendi saflığını hala koruduğu inancı ve uzun süreli aptallık uykusunun mahmurluğu ile çırpınırdı; kristal bir kadehin çamurda salınması misali.
Müstehzi bakışların ona verdiği güvenin farklı olmanın kıvancı olduğunu tahayyül ederdi. Kalabalığa sürtünürken kibiri kabarır, ona değen et parçalarından iğrenmenin zeminlerini hazırlar, zifiride berrak bakışa, zemheride ılınmış temasa sahip olurdu. Zamanı çoktu daha. Henüz yer altındaydı.
Sürünüş;
ilk defa karar verdi o subay ile çarpışmaya. Kaçmayacaktı bu sefer. Ki yoktu onun bir kolu, eli. Alnı ise dik olacaktı. Yıkamazdı onu hiçbir şey. Kötücül temaşası ile ağılayacağı bir av bulmuş, kendini zamansız ölümün kollarından çıkaracak panzehirin mantarını çıkarmıştı.
Düşlerinde akan koyu kızıllık gerçeğe bürünüyor, giderek büyüyor, mitosu logostan arındırarak varoluşunu tamamlıyordu. Ve çiçek giderek açıyor, giderek çirkinleşiyor, çirkinleştikçe dünyayı aldatmanın sevinci ile koşuyor, kozmosla ters düştükçe bilerek kanıyordu.
içindeki amok koşucusunun aklına tecavüzünden habersiz olabildiğine yang e tapınmakla meşgul iken, dünya sallanıyor, sallandıkça o yapay karlar üzerine düşüyor ve o sahteliği bulmuş filozofun gururuyla haykırıyordu: ben, benim!
Çöküş;
Kanadım. Fazlası ile. Tecrit edilmiş bir koyda, zihni iğdiş edilmiş, en büyük korkusu ile yıkanmış, duldasız pusatsız eylenmiş ve tümüyle metazori fikirler telakki edilmiş bir kulak orospusu edildim.
-Dışlanmış düşsel gerilim sağaltıyor mutluluğu. Üstelik hiç gereği yokken!
Öyle bir çarptılar ki çirkinliklerine, öyle makus kabul ettiler ki cemiyetlerine kötücüllüğüm törpülendi. Yıkıldı. En habis ur ile yakıldı, hem de insanlık mizanseninin son perdesinde.
-Kurgulanmış olanı yaşamak ne kadar şaheser addedilse de nihayetinde tiyatroya erer. Ve bu melun koşuşturmaca ne denli gerçek görünse de oyundur. Baki kalan ise başka, muhakkak
Kötücül çiçek, irtikap çiçeği açmıştı göğsünde. Gerçekten olmaya, gerçekte ölmeye götürecek çiçek. Ve öldürmüştü onu. Hakkaniyet sorununun ötesinde bakamamıştı o ihtişamlı çirkinliğine ve sahip çıkamamıştı dingin huzursuzluğuna. Onun derdi buydu işte. Sahneye çıkma aptallığını göstermişti. Üstelik o malum hece zihninde dönerdi o boş öğle üzerilerinde; dont try
Epilogue;
Terbiye oldum. Ehlileşip çirkin güvenliğe erdim. Artık benim de üzerine konuşabileceğim korkularım vardı. Ufak sapkınlıklarım ve elbette geceleri fısıldayabileceğim tek kanatlı gururum!
Oysa o sarhoş geminin içerisinde aç bir sırtlan kadar kutsaldım. Şimdi ise en iyi ihtimalle başım delinmiş!
Ve dudağı istihza ile yukarı kıvrıldı
Sıradanlıktan sıkılma anlarını yaşardı herkes gibi. Malum amaçsızlık ve hapsolmuş boktan isyanıyla herkes kadar masum ve herkes kadar yavşaktı. Kazanamayacağı bir zaferden söz eder, cesareti olmayan bir savaşı düşler, asla kalkışamayacağı bir kara ütopyayı anlatırdı. Kendi saflığını hala koruduğu inancı ve uzun süreli aptallık uykusunun mahmurluğu ile çırpınırdı; kristal bir kadehin çamurda salınması misali.
Müstehzi bakışların ona verdiği güvenin farklı olmanın kıvancı olduğunu tahayyül ederdi. Kalabalığa sürtünürken kibiri kabarır, ona değen et parçalarından iğrenmenin zeminlerini hazırlar, zifiride berrak bakışa, zemheride ılınmış temasa sahip olurdu. Zamanı çoktu daha. Henüz yer altındaydı.
Sürünüş;
ilk defa karar verdi o subay ile çarpışmaya. Kaçmayacaktı bu sefer. Ki yoktu onun bir kolu, eli. Alnı ise dik olacaktı. Yıkamazdı onu hiçbir şey. Kötücül temaşası ile ağılayacağı bir av bulmuş, kendini zamansız ölümün kollarından çıkaracak panzehirin mantarını çıkarmıştı.
Düşlerinde akan koyu kızıllık gerçeğe bürünüyor, giderek büyüyor, mitosu logostan arındırarak varoluşunu tamamlıyordu. Ve çiçek giderek açıyor, giderek çirkinleşiyor, çirkinleştikçe dünyayı aldatmanın sevinci ile koşuyor, kozmosla ters düştükçe bilerek kanıyordu.
içindeki amok koşucusunun aklına tecavüzünden habersiz olabildiğine yang e tapınmakla meşgul iken, dünya sallanıyor, sallandıkça o yapay karlar üzerine düşüyor ve o sahteliği bulmuş filozofun gururuyla haykırıyordu: ben, benim!
Çöküş;
Kanadım. Fazlası ile. Tecrit edilmiş bir koyda, zihni iğdiş edilmiş, en büyük korkusu ile yıkanmış, duldasız pusatsız eylenmiş ve tümüyle metazori fikirler telakki edilmiş bir kulak orospusu edildim.
-Dışlanmış düşsel gerilim sağaltıyor mutluluğu. Üstelik hiç gereği yokken!
Öyle bir çarptılar ki çirkinliklerine, öyle makus kabul ettiler ki cemiyetlerine kötücüllüğüm törpülendi. Yıkıldı. En habis ur ile yakıldı, hem de insanlık mizanseninin son perdesinde.
-Kurgulanmış olanı yaşamak ne kadar şaheser addedilse de nihayetinde tiyatroya erer. Ve bu melun koşuşturmaca ne denli gerçek görünse de oyundur. Baki kalan ise başka, muhakkak
Kötücül çiçek, irtikap çiçeği açmıştı göğsünde. Gerçekten olmaya, gerçekte ölmeye götürecek çiçek. Ve öldürmüştü onu. Hakkaniyet sorununun ötesinde bakamamıştı o ihtişamlı çirkinliğine ve sahip çıkamamıştı dingin huzursuzluğuna. Onun derdi buydu işte. Sahneye çıkma aptallığını göstermişti. Üstelik o malum hece zihninde dönerdi o boş öğle üzerilerinde; dont try
Epilogue;
Terbiye oldum. Ehlileşip çirkin güvenliğe erdim. Artık benim de üzerine konuşabileceğim korkularım vardı. Ufak sapkınlıklarım ve elbette geceleri fısıldayabileceğim tek kanatlı gururum!
Oysa o sarhoş geminin içerisinde aç bir sırtlan kadar kutsaldım. Şimdi ise en iyi ihtimalle başım delinmiş!
Ve dudağı istihza ile yukarı kıvrıldı
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar