bugün
- bir anne sözü bırak3
- kiraz cicegi kolonyasi34
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle19
- havalimanlarinda fahiş fiyat uygulamalari3
- tavuk gibi erkenden yatan sözlük kızları2
- kadir inanır ın buket saygı yı taciz etmesi13
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı21
- sözlük yazarlarının tatlıları20
- anket türkiye de eyalet sistemine geçilsin mi12
- yazarların en sevdiği sözler9
- iş sözleşmesinde 5 yıl hamile kalamaz maddesi11
- yazarların en sevdiği meyve7
- kuran da namazın olmaması21
- 30 gün psikiyatri servisinde yatmak3
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen17
- neden kadın ayağına ilgi duyulduğu sorusu8
- bir ayet reddedince dinden çıkmak18
- midye8
- izlenilen ilk yabancı dizi10
- kadın yazarların kavga etmesi11
- velvet38
- yapay zeka ile yazılımcı olmak2
- mantra grubu6
- sözlükteki tatlı su solcuları2
- askerde günde iki kere duş alan erkek12
- macron koşacak diye park kapatan akepe35
- ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler6
- 10 temmuz 20265
- sevgiliyle yapılabilecek en güzel aktivite6
- 1000 liralık boxer giymek5
- seksting yapacak yazarlar veritabanı6
- kürdistan5
- uludağ sözlük kızlarının güzel olması7
- fas11
- saraca finch house25
- sevgiliyle yemek yaparken sevişmeye başlamak6
- 2026 dünya kupası24
- fransa8
- uzun zamandır yapmadığınız şeyler15
- futbol21
- ayakseverlik5
- her gün aynı yemeği bıkmadan yiyebilen insan9
- kırk yaşında ayağına yatan elli küsürlük yazar9
- düşün ki o bunu okuyor6
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması34
- bik bik'in mutfağına konuk olmak10
- ctrlx10
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı8
- sabah gözünü kahve sigarayla açanlar13
- tabağında yemek bırakan erkek5
Oluş;
Sıradanlıktan sıkılma anlarını yaşardı herkes gibi. Malum amaçsızlık ve hapsolmuş boktan isyanıyla herkes kadar masum ve herkes kadar yavşaktı. Kazanamayacağı bir zaferden söz eder, cesareti olmayan bir savaşı düşler, asla kalkışamayacağı bir kara ütopyayı anlatırdı. Kendi saflığını hala koruduğu inancı ve uzun süreli aptallık uykusunun mahmurluğu ile çırpınırdı; kristal bir kadehin çamurda salınması misali.
Müstehzi bakışların ona verdiği güvenin farklı olmanın kıvancı olduğunu tahayyül ederdi. Kalabalığa sürtünürken kibiri kabarır, ona değen et parçalarından iğrenmenin zeminlerini hazırlar, zifiride berrak bakışa, zemheride ılınmış temasa sahip olurdu. Zamanı çoktu daha. Henüz yer altındaydı.
Sürünüş;
ilk defa karar verdi o subay ile çarpışmaya. Kaçmayacaktı bu sefer. Ki yoktu onun bir kolu, eli. Alnı ise dik olacaktı. Yıkamazdı onu hiçbir şey. Kötücül temaşası ile ağılayacağı bir av bulmuş, kendini zamansız ölümün kollarından çıkaracak panzehirin mantarını çıkarmıştı.
Düşlerinde akan koyu kızıllık gerçeğe bürünüyor, giderek büyüyor, mitosu logostan arındırarak varoluşunu tamamlıyordu. Ve çiçek giderek açıyor, giderek çirkinleşiyor, çirkinleştikçe dünyayı aldatmanın sevinci ile koşuyor, kozmosla ters düştükçe bilerek kanıyordu.
içindeki amok koşucusunun aklına tecavüzünden habersiz olabildiğine yang e tapınmakla meşgul iken, dünya sallanıyor, sallandıkça o yapay karlar üzerine düşüyor ve o sahteliği bulmuş filozofun gururuyla haykırıyordu: ben, benim!
Çöküş;
Kanadım. Fazlası ile. Tecrit edilmiş bir koyda, zihni iğdiş edilmiş, en büyük korkusu ile yıkanmış, duldasız pusatsız eylenmiş ve tümüyle metazori fikirler telakki edilmiş bir kulak orospusu edildim.
-Dışlanmış düşsel gerilim sağaltıyor mutluluğu. Üstelik hiç gereği yokken!
Öyle bir çarptılar ki çirkinliklerine, öyle makus kabul ettiler ki cemiyetlerine kötücüllüğüm törpülendi. Yıkıldı. En habis ur ile yakıldı, hem de insanlık mizanseninin son perdesinde.
-Kurgulanmış olanı yaşamak ne kadar şaheser addedilse de nihayetinde tiyatroya erer. Ve bu melun koşuşturmaca ne denli gerçek görünse de oyundur. Baki kalan ise başka, muhakkak
Kötücül çiçek, irtikap çiçeği açmıştı göğsünde. Gerçekten olmaya, gerçekte ölmeye götürecek çiçek. Ve öldürmüştü onu. Hakkaniyet sorununun ötesinde bakamamıştı o ihtişamlı çirkinliğine ve sahip çıkamamıştı dingin huzursuzluğuna. Onun derdi buydu işte. Sahneye çıkma aptallığını göstermişti. Üstelik o malum hece zihninde dönerdi o boş öğle üzerilerinde; dont try
Epilogue;
Terbiye oldum. Ehlileşip çirkin güvenliğe erdim. Artık benim de üzerine konuşabileceğim korkularım vardı. Ufak sapkınlıklarım ve elbette geceleri fısıldayabileceğim tek kanatlı gururum!
Oysa o sarhoş geminin içerisinde aç bir sırtlan kadar kutsaldım. Şimdi ise en iyi ihtimalle başım delinmiş!
Ve dudağı istihza ile yukarı kıvrıldı
Sıradanlıktan sıkılma anlarını yaşardı herkes gibi. Malum amaçsızlık ve hapsolmuş boktan isyanıyla herkes kadar masum ve herkes kadar yavşaktı. Kazanamayacağı bir zaferden söz eder, cesareti olmayan bir savaşı düşler, asla kalkışamayacağı bir kara ütopyayı anlatırdı. Kendi saflığını hala koruduğu inancı ve uzun süreli aptallık uykusunun mahmurluğu ile çırpınırdı; kristal bir kadehin çamurda salınması misali.
Müstehzi bakışların ona verdiği güvenin farklı olmanın kıvancı olduğunu tahayyül ederdi. Kalabalığa sürtünürken kibiri kabarır, ona değen et parçalarından iğrenmenin zeminlerini hazırlar, zifiride berrak bakışa, zemheride ılınmış temasa sahip olurdu. Zamanı çoktu daha. Henüz yer altındaydı.
Sürünüş;
ilk defa karar verdi o subay ile çarpışmaya. Kaçmayacaktı bu sefer. Ki yoktu onun bir kolu, eli. Alnı ise dik olacaktı. Yıkamazdı onu hiçbir şey. Kötücül temaşası ile ağılayacağı bir av bulmuş, kendini zamansız ölümün kollarından çıkaracak panzehirin mantarını çıkarmıştı.
Düşlerinde akan koyu kızıllık gerçeğe bürünüyor, giderek büyüyor, mitosu logostan arındırarak varoluşunu tamamlıyordu. Ve çiçek giderek açıyor, giderek çirkinleşiyor, çirkinleştikçe dünyayı aldatmanın sevinci ile koşuyor, kozmosla ters düştükçe bilerek kanıyordu.
içindeki amok koşucusunun aklına tecavüzünden habersiz olabildiğine yang e tapınmakla meşgul iken, dünya sallanıyor, sallandıkça o yapay karlar üzerine düşüyor ve o sahteliği bulmuş filozofun gururuyla haykırıyordu: ben, benim!
Çöküş;
Kanadım. Fazlası ile. Tecrit edilmiş bir koyda, zihni iğdiş edilmiş, en büyük korkusu ile yıkanmış, duldasız pusatsız eylenmiş ve tümüyle metazori fikirler telakki edilmiş bir kulak orospusu edildim.
-Dışlanmış düşsel gerilim sağaltıyor mutluluğu. Üstelik hiç gereği yokken!
Öyle bir çarptılar ki çirkinliklerine, öyle makus kabul ettiler ki cemiyetlerine kötücüllüğüm törpülendi. Yıkıldı. En habis ur ile yakıldı, hem de insanlık mizanseninin son perdesinde.
-Kurgulanmış olanı yaşamak ne kadar şaheser addedilse de nihayetinde tiyatroya erer. Ve bu melun koşuşturmaca ne denli gerçek görünse de oyundur. Baki kalan ise başka, muhakkak
Kötücül çiçek, irtikap çiçeği açmıştı göğsünde. Gerçekten olmaya, gerçekte ölmeye götürecek çiçek. Ve öldürmüştü onu. Hakkaniyet sorununun ötesinde bakamamıştı o ihtişamlı çirkinliğine ve sahip çıkamamıştı dingin huzursuzluğuna. Onun derdi buydu işte. Sahneye çıkma aptallığını göstermişti. Üstelik o malum hece zihninde dönerdi o boş öğle üzerilerinde; dont try
Epilogue;
Terbiye oldum. Ehlileşip çirkin güvenliğe erdim. Artık benim de üzerine konuşabileceğim korkularım vardı. Ufak sapkınlıklarım ve elbette geceleri fısıldayabileceğim tek kanatlı gururum!
Oysa o sarhoş geminin içerisinde aç bir sırtlan kadar kutsaldım. Şimdi ise en iyi ihtimalle başım delinmiş!
Ve dudağı istihza ile yukarı kıvrıldı
Gündemdeki Haberler