bugün
- simko331
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok25
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası41
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı16
- mekke anlaşması10
- durduk yere arabistan husi savaşına dahil olmak8
- ilham aliyev26
- ofsaytımsı vol 212
- bir önceki entryi devam ettir5
- husiler8
- nervio16
- chp zihniyeti vs ilham aliyev zihniyeti4
- şabısgoy9
- güne bir ahmet kaya şarkısı bırak5
- uludağ sözlüğe kayyum atanması3
- dünyanın en yakışıklı erkeğinin türk olması2
- yazarların askerde sınıflrı ve rütbeleri9
- ebulfeyz elçibey2
- israilin husilere karşı suudilere katılması2
- yetiş'ya mokv5
- türkiye de artan okul saldırıları12
- son okunan kitap11
- yüksek enflasyon16
- sıcak çıtır lahmacun ezme salata buz gibi kola3
- kadın parfümü3
- birader beyler birader bey yazarlardır2
- muslettin amca9
- kontrollü delilik ve mallaşma2
- kara para nasıl aklanır sorunsalı2
- fırat'tan kerbela'ya su getirmek2
- kitap okuyan biri rte'ye oy vermez4
- kara parayı borsada aklamak3
- çok film izleyen insandan zarar gelmez25
- yavuz sultan selim6
- riyad saldırılarının perde arkası3
- çok okuyup devreleri yakmak2
- sözlük kızlarının kombinleri45
- kız rolü yapmak6
- türkiye'deki gürcüler4
- muşlettin amca birader beydir2
- ekonomi2
- fon vurgunu6
- karton toplayan bey2
- topalar2
- bir şeyler söyle5
- bravi diyerek italyanım oğlum ben havası3
- kendini türk hisseden arap artığı24
- küba'nın petrol sektörünü yabancı yatırıma açması4
- rj mitte5
- 69600 entry girmek2
liseli çağlarımızda arkadaşlarımın zorlamasıyla ve sürü psikolojisinin verdiği cesaretle gittiğim köle pazarı...
kapıdaki polis, sıra arkadaşımın abisi olunca zorlanmadan girmiştik içeri... o hödüğün bana söylediği sözler hala kulağımda: "lan beyzade takke kullan, bah hasta olursun sonra!" arkadaş tecrübeli tabii, abisi haftada kaç kez kapıcılık yapıyor. içerisi bildiğiniz saman pazarı, ama her cins adam var. çember sakallısından, çakma enteline, yancısından * * * , pezevengine * * kapıda memleketteki büyüğüyle telefonla konuşuyor: ellerinden öperim şeyhim, allah razı olsun şeyhim, kulunuzum şeyhim..." yıkama yağlama yani * ...
tuhaf tuhaf camlı odacıklar, vukuat varken camlardaki perdeler örtülüyor, camların karşısında kasap dükkanında satılmayı bekleyen çengeldeki etler gibi kadınlar, kadıncıklar... ve bas bas bağıran bergen kaseti. bir de etrafta dolaşan ve kimsenin iplemediği küçümen çocuklar. onları görünce aramızda yaptığımız iğrenç espriler: "lan dalyarak kardeşin ne dolaşıyor buralarda!" , "lan sikimin başı annen hangi katta?" ergen gülüşmeler, genelevin nezih ahalisinin tav olması üzerine korkup sinmeler, beş dakika sonra yeniden başlamalar...
ha bir de unutamadığım o koku, hani zamanında açık olarak oda parfümleri satılırdı * , neyse işte her yerde o koku ama neredeyse burnum kırılacak o derece...
o kız... sokakta görsem bütün uyuzluğumu atıp tanışmaya çalışacağım güzel kız, belki de laz çünkü oranın kızlarına benziyor. almış eline bir bulmaca eki * , üzerine resim karalıyor. boyum uzun ya görebiliyorum çizdiklerini... bir surat, bir genç kız suratı, güzel küçük dudakları, karakalem hacimli saçları olan tatar gözlü güzel bir genç kız suratı. kız bakışlarımı yönelttiğimi farketmiş olmalı ki kafasını kaldırıyor. bana bir bakış atıyor, ama o bakış beni alaşağı etmeye yetiyor: normal bir insanda kesinlikle göremeyeceğiniz bir bakış bu; belki de "bu günde bitsin..." der gibi bir bakış, bir zombinin ruhsuz bakışları. onunla yaşadığım bu temasım zaten midemde kopmak üzere olan fırtınanın son habercisi oluyor. arkadaşlarımı bırakıp dışarı kaçmaya çalışıyorum. panikle kayboluyorum. tuhaf yerler, tuhaf çay ocakları, elleri sikinde yaşlılar. artık dayanacak gücüm kalmamışken kapıdaki heybetli polis şapkası takılıyor gözüme. kapıcının yanından hiç bir şey demeden kaçıyorum. arkamdan bir ses "n'oldu lahn! gorktun mu?" dönüp cevap vermeye bile tenezzül etmeden topukluyorum...
tepecik'ten alsancak'a süratli bir yürüyüş... okulun arkasından vapur iskelesine yürürken "sabri'de tavuk dürüm yesem mi?" diye kendi kendime sorular sorarken bizimkilerden bir diğer arkadaşı görüyorum. sanırım benim arkamdan o da dayanamamış: "moralim bozuldu içerde..." diyor, ve bana güvenerek "kadınlardan biri ablama ikizi gibi benziyordu. onun mesaide olduğunu bilmesem orada ölür giderdim!"... sonra " hadi gel" diyor, "bizim eve yürüyelim." işte böyle bir yürüyüş yapıyoruz onunla hiç konuşmadan...
ertesi gün okulda herkes benimle dalga geçiyor, yeni bir lakap kazanıyorum. birlikte yürüdüğümüz çocuğu pas geçiyorlar. destek olmamasına öfkeleniyor, kendisiyle selam sabah kesiyor ve de diğerleriyle bol bol kavgalar ediyorum. en son kırdığım bir burun sebebiyle okuldan atılma tehlikesi yaşadıktan sonra olaylar duruluyor, unutuluyor...
bana destek olmayan belki de olamayan arkadaşımın kalbi delik, dört sene sonra okuduğu bölümün sınavına yetişmek için koştururken düşmüş kalmış, ancak bu şubatta öldüğünü öğrenebiliyorum, içim acıyor...
kapıdaki polis, sıra arkadaşımın abisi olunca zorlanmadan girmiştik içeri... o hödüğün bana söylediği sözler hala kulağımda: "lan beyzade takke kullan, bah hasta olursun sonra!" arkadaş tecrübeli tabii, abisi haftada kaç kez kapıcılık yapıyor. içerisi bildiğiniz saman pazarı, ama her cins adam var. çember sakallısından, çakma enteline, yancısından * * * , pezevengine * * kapıda memleketteki büyüğüyle telefonla konuşuyor: ellerinden öperim şeyhim, allah razı olsun şeyhim, kulunuzum şeyhim..." yıkama yağlama yani * ...
tuhaf tuhaf camlı odacıklar, vukuat varken camlardaki perdeler örtülüyor, camların karşısında kasap dükkanında satılmayı bekleyen çengeldeki etler gibi kadınlar, kadıncıklar... ve bas bas bağıran bergen kaseti. bir de etrafta dolaşan ve kimsenin iplemediği küçümen çocuklar. onları görünce aramızda yaptığımız iğrenç espriler: "lan dalyarak kardeşin ne dolaşıyor buralarda!" , "lan sikimin başı annen hangi katta?" ergen gülüşmeler, genelevin nezih ahalisinin tav olması üzerine korkup sinmeler, beş dakika sonra yeniden başlamalar...
ha bir de unutamadığım o koku, hani zamanında açık olarak oda parfümleri satılırdı * , neyse işte her yerde o koku ama neredeyse burnum kırılacak o derece...
o kız... sokakta görsem bütün uyuzluğumu atıp tanışmaya çalışacağım güzel kız, belki de laz çünkü oranın kızlarına benziyor. almış eline bir bulmaca eki * , üzerine resim karalıyor. boyum uzun ya görebiliyorum çizdiklerini... bir surat, bir genç kız suratı, güzel küçük dudakları, karakalem hacimli saçları olan tatar gözlü güzel bir genç kız suratı. kız bakışlarımı yönelttiğimi farketmiş olmalı ki kafasını kaldırıyor. bana bir bakış atıyor, ama o bakış beni alaşağı etmeye yetiyor: normal bir insanda kesinlikle göremeyeceğiniz bir bakış bu; belki de "bu günde bitsin..." der gibi bir bakış, bir zombinin ruhsuz bakışları. onunla yaşadığım bu temasım zaten midemde kopmak üzere olan fırtınanın son habercisi oluyor. arkadaşlarımı bırakıp dışarı kaçmaya çalışıyorum. panikle kayboluyorum. tuhaf yerler, tuhaf çay ocakları, elleri sikinde yaşlılar. artık dayanacak gücüm kalmamışken kapıdaki heybetli polis şapkası takılıyor gözüme. kapıcının yanından hiç bir şey demeden kaçıyorum. arkamdan bir ses "n'oldu lahn! gorktun mu?" dönüp cevap vermeye bile tenezzül etmeden topukluyorum...
tepecik'ten alsancak'a süratli bir yürüyüş... okulun arkasından vapur iskelesine yürürken "sabri'de tavuk dürüm yesem mi?" diye kendi kendime sorular sorarken bizimkilerden bir diğer arkadaşı görüyorum. sanırım benim arkamdan o da dayanamamış: "moralim bozuldu içerde..." diyor, ve bana güvenerek "kadınlardan biri ablama ikizi gibi benziyordu. onun mesaide olduğunu bilmesem orada ölür giderdim!"... sonra " hadi gel" diyor, "bizim eve yürüyelim." işte böyle bir yürüyüş yapıyoruz onunla hiç konuşmadan...
ertesi gün okulda herkes benimle dalga geçiyor, yeni bir lakap kazanıyorum. birlikte yürüdüğümüz çocuğu pas geçiyorlar. destek olmamasına öfkeleniyor, kendisiyle selam sabah kesiyor ve de diğerleriyle bol bol kavgalar ediyorum. en son kırdığım bir burun sebebiyle okuldan atılma tehlikesi yaşadıktan sonra olaylar duruluyor, unutuluyor...
bana destek olmayan belki de olamayan arkadaşımın kalbi delik, dört sene sonra okuduğu bölümün sınavına yetişmek için koştururken düşmüş kalmış, ancak bu şubatta öldüğünü öğrenebiliyorum, içim acıyor...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar