bugün
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak11
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek6
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın7
- disco disco gezen insan5
- nemlendirici krem16
- nev18
- sophie dee'nin memeleri4
- sevgili deyince hemen aklına seks gelen insan3
- haklısın özür dilerim seni seviyorum diyen kadın2
- batı trakya müftülük atamalarına ankara tepkisi4
- askerde özlenen şeyler8
- sözlük yazarlarının yapay zeka fotoğrafları5
- süs bitkisi2
- katatespizartmasi13
- birbirine benzeyen ünlüler4
- ağzı kokan arkadaş5
- flört uygulamasında yazılımcı profili2
- mokv yaşıyor mu6
- sadrazam torununun izmir'in üçte ikisini istemesi7
- platonik aşık olduğum sözlük yazarının reddetmesi3
- teleferik6
- sedef kaplama2
- nissan micra kullanan erkek3
- aşk acısının 1 saat sürmesi2
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- bakın ne geldi6
- iri memeler6
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- tabağın dibini ekmekle sıyıran kız6
- kedi tırnağı kesmek4
- fransızlar yeni bir çağ açacak mı3
- kalıplaşmış güzellik standartları4
- babaların babası5
- 2006'nın 20 sene önce olması8
- mustafa sarıgül4
- tom skerritt2
- tiktok4
- erlik4
- eskileri özlemek2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı11
- çok acıkmak ama bu saatte ne yemek2
- filiz ankara piyale barilla pastavila mutlu arbela3
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler9
- azrail'in görüldüğü an6
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı26
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- aziz yıldırım5
- yaşlılarla musiki korosunda şarkı söylemek2
- elenor müzik2
'montaigne denemeler var mı' diye bir soru yönelttim bir kaç aydır mudavimi olduğum ikinci el kitapçıda ki küpeli sahafa 'var' , dedi 'şurda bir yerde olacaktı...' rafların arasında ilerlemeye başladı, bense amerikan filmlerinde öndeki arabayı izleyen taksi gibi izledim sahafı, raflardan birinin önünde durdu, gözlerini kısarak alt raflara bakmaya başladığında yanına yanaştım;
+ işte burada 5 farklı basımı varmış, özellikle aradığın bir yayın evi yada çeviri var mı?
- aradığım yok ama düzgün bir çeviri olsun, yazıların da puntosu çok küçük olmazsa iyi olur.
+ *bu ikisinin çevirisi iyidir.
dedikten sonra kitapları bana bırakıp kendisi dar raflar arasında ki gizli geçitlerden geçerek kitaplıkların arasından çıktı. elimde ikisi de aynı kişinin çevirisi olan kitaplara bakmaya başladım, bir tanesinin puntosu mükemmel ama kitap sayfa düzeni kötü * bir tanesinin sayfa düzeni güzel olmasına karşın puntosu ufaktı, kararsız kaldım zira ikisi de gözümü bir derece yorardı...
iki kitabı da karıştırmaya yer yer bir-iki satır okumaya başladığımda kitapçıya benle geldiğini anlık olarak unuttuğum, kitaplarla arası pek olmayan arkadaşımın yanımda belirdiğini fark ettim, lafa girdi;
* buldun mu aradığın kitabı hacı?
- buldum da *şu ikisi arasında kaldım bunun* puntosu iyi ama sayfa düzeni kötü, bunun da puntosu kötü sayfa düzeni iyi, hangisini alsam ki?
* ben şu siyah beyaz kapaklı olanı milletin elinde görüyorum hacı o daha popüler, onu al bence.
'karı kız götürürüz rusça öğreneceğim hacı' diyen arkadaş grubunun arasında 'ben de dostoyevski'yi ana dilinden okumak için rusça öğreneceğim' diyen adam kadar ortamla alakasız hissettim kendimi, ikimizden birisi ortamdan birhaberdi ya arkadaşım ya ben??
***
nasıl bir toplum olmuştuk biz, yapılan ufak suçlarda kitap okuma cezası diye bir ceza vardı, insanlara kitap okumak ceza olarak veriliyor daha da kötüsü toplumda durumu böyle algılıyordu...
nasıl bir toplum olmuştuk biz, kendimiz kitap okumadığımız için toplu taşıma araçlarında kitap okuyan herkese 'ukala, hava atmaya çalışıyor' diye bakıyorduk eee 'kişi kendinden yola çıkarak tespit yapar' demişler ne yapsın herkesi kendisi gibi sanarmış...
nasıl bir toplum olmuştuk biz, kitap almaya gittiğimizde daha popüler olan kitapları almaya, onları elimizde taşımaya çalışıyorduk. kitap okumak bir gereksinim değil kolumuza taktığımız pahalı saat misali otorite aracıydı bizim için...
***
- ??!! hımm düşündüm de puntosu iyi olanı alayım ben gözümü daha az yorar...
diyerek daha az popüler olanı aldım, arkadaşın suratı düştü lakin sahaf gülümsüyordu, sanırım arkadaşımdı ortamla alakasız olan, sanırım oydu şu an kitapçıda ortama uyum sağlayamayan kişi fakat beş dakika sonra uyumsuz kontenjanını ben dolduracaktım, ben olacaktım sahaftan çıkıp kalabalığa karıştığımız anda topluma-ortama uyum sağlayamayan kişi...
+ işte burada 5 farklı basımı varmış, özellikle aradığın bir yayın evi yada çeviri var mı?
- aradığım yok ama düzgün bir çeviri olsun, yazıların da puntosu çok küçük olmazsa iyi olur.
+ *bu ikisinin çevirisi iyidir.
dedikten sonra kitapları bana bırakıp kendisi dar raflar arasında ki gizli geçitlerden geçerek kitaplıkların arasından çıktı. elimde ikisi de aynı kişinin çevirisi olan kitaplara bakmaya başladım, bir tanesinin puntosu mükemmel ama kitap sayfa düzeni kötü * bir tanesinin sayfa düzeni güzel olmasına karşın puntosu ufaktı, kararsız kaldım zira ikisi de gözümü bir derece yorardı...
iki kitabı da karıştırmaya yer yer bir-iki satır okumaya başladığımda kitapçıya benle geldiğini anlık olarak unuttuğum, kitaplarla arası pek olmayan arkadaşımın yanımda belirdiğini fark ettim, lafa girdi;
* buldun mu aradığın kitabı hacı?
- buldum da *şu ikisi arasında kaldım bunun* puntosu iyi ama sayfa düzeni kötü, bunun da puntosu kötü sayfa düzeni iyi, hangisini alsam ki?
* ben şu siyah beyaz kapaklı olanı milletin elinde görüyorum hacı o daha popüler, onu al bence.
'karı kız götürürüz rusça öğreneceğim hacı' diyen arkadaş grubunun arasında 'ben de dostoyevski'yi ana dilinden okumak için rusça öğreneceğim' diyen adam kadar ortamla alakasız hissettim kendimi, ikimizden birisi ortamdan birhaberdi ya arkadaşım ya ben??
***
nasıl bir toplum olmuştuk biz, yapılan ufak suçlarda kitap okuma cezası diye bir ceza vardı, insanlara kitap okumak ceza olarak veriliyor daha da kötüsü toplumda durumu böyle algılıyordu...
nasıl bir toplum olmuştuk biz, kendimiz kitap okumadığımız için toplu taşıma araçlarında kitap okuyan herkese 'ukala, hava atmaya çalışıyor' diye bakıyorduk eee 'kişi kendinden yola çıkarak tespit yapar' demişler ne yapsın herkesi kendisi gibi sanarmış...
nasıl bir toplum olmuştuk biz, kitap almaya gittiğimizde daha popüler olan kitapları almaya, onları elimizde taşımaya çalışıyorduk. kitap okumak bir gereksinim değil kolumuza taktığımız pahalı saat misali otorite aracıydı bizim için...
***
- ??!! hımm düşündüm de puntosu iyi olanı alayım ben gözümü daha az yorar...
diyerek daha az popüler olanı aldım, arkadaşın suratı düştü lakin sahaf gülümsüyordu, sanırım arkadaşımdı ortamla alakasız olan, sanırım oydu şu an kitapçıda ortama uyum sağlayamayan kişi fakat beş dakika sonra uyumsuz kontenjanını ben dolduracaktım, ben olacaktım sahaftan çıkıp kalabalığa karıştığımız anda topluma-ortama uyum sağlayamayan kişi...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar