bugün
- nicki kısa olanın penisi küçük olur17
- sevgiliniz karşı cinsle tatile gidebilir mi10
- dünyanın en samimiyetsiz cümlesi12
- haluk levent'i karalama kampanyası17
- insan olmaya ceyrek kala14
- mason greenwood12
- velvet'in başı açık mı sorunsalı6
- göbekli erkekler6
- kaliteli insanı belli eden detaylar24
- true nickli yazara özelden küfredilmesi olayı20
- şaka maka tek umudun yine bahçeli olması19
- atletle gezen erkek3
- bir erkeği elde etmenin yolları12
- bir erkeği erkek yapan beş özellik13
- haluk levent'e para emanet etmek23
- yapay zekanın tehlikeli yükselişi12
- okyanusta yüzmemiş erkek gizli eşcinseldir4
- futbola eklenmesi gereken yeni kurallar3
- kadınları çekici yapan detaylar7
- sözlük erkeklerimizin namsunun tehlikede olması5
- patates salatası'a la alsanaulennn3
- kahve kokusu7
- döner mi yesem hamburger mi makarna mı9
- true adlı yazarın sürekli beninle ilgilenin tavrı6
- nervio3
- ara sıra gelen motorcu dövme isteği6
- başı açık kadın görmekten rahatsız olmak3
- gocu15
- yarrağı olan adamı bile özler olduk amk8
- iki erkeğin birbirini övmesi2
- fusya semsiyeli yabanci29
- saçlara akların düşüp belin bükülmesi2
- benim yerime de sev2
- velvet15
- cenaze evinin yemek dağıtması5
- raikagetokatlayan11
- dolar'ın 47 tl olması10
- hegelin memeler üstüne döylediği söz4
- şeriatçının deve sidiğini birayla değiştirmek3
- beethoven op 61 re maj birinci bölüm2
- manifest grubu9
- imam hatipli kızların verici olması3
- uysaljakoben11
- yazarların en uçuk seks fantezileri12
- tebliğ tarikatı3
- klavye siyasetçileri5
- velvet birlikte kahve içmeye ne dersin3
- gizli artı oy veren melek4
- haluk levent6
- haluk levent in gözaltına alınması4
O kadar hızlı akıyor ki, önüne gelen ne varsa hepsini alıp yutuyor ve bilinmezlerin derinliklerine atıyor. Hayattan bahsediyoruz. Bu kadar süratle devam eden bu yolculukta başımız dönmüş ve kendimizden geçmiş vaziyetteyiz. Bu hal zaten ihtiyari değil, istemesek de selin önündeki çöp misali büyük iradenin gücü karşısında aciz bir şekilde önümüzdeki yolu alıyor ve bizim için neresi son olarak belirlenmişse oraya doğru gidiyoruz. Çok kısa bir yolu çok hızlı bir şekilde alırken, modern hayatın oyuncakları da bu hızı kat be kat arttırmış durumda. Zaten göz açıp kapayıncaya kadar seneler devriliyordu eskiden şimdi o andan bile nerdeyse mahrum olmuş haldeyiz. Zaman sadece hastalık veya bir musibet zamanı duruyor veya yavaşlıyor gibi. Ama hayatı yavaşlatıp zamanı idrak edebilmemiz için illa bir belaya mı duçar olmamız lazım? An bilincine sahip olmamız için neden hiç gayret göstermiyoruz da zamanı çılgınca tüketme yarışına girmişiz gerçekten anlaması zor.
Hayatı yavaşlatmak. işin temel noktası burada yatıyor. Hayatımızı yavaşlatarak zamanın çılgınca geçmesine bir nebze engel olmaya çalışmak ve böylece farkına varmaya çalışmak, her şeyin, kendimizin, eşyalarımızın, çevremizin Ne kadar garip değil mi yavaşlığın yerildiği, hızlı hep daha hızlı olmanın bir üstünlük olarak addedildiği, başarmak, kazanmak, yenmek için karşındakinden süratli olmanın önemli bir görev olarak görüldüğü bir zamanda yavaşlığa övgüler dizmeye çalışmak? Bir makine misali belirli sürelerin içerisine hapsolunmuş insan kendini bu görünmez ama görünmez olduğu kadar kuvvetli zincirlerden kurtarmaya gönüllü tevessül etmez, çünkü zaten yok böyle bir şey. Mevcudiyeti olmayan bir şeye karşı koymak, akli problemleri olan don kişotlukla itham edilmek anlamına geliyor. Ve zaten hiç gereği yoktur don kişotluğa. Mevcudiyetin temel referansı duyu organları olarak alınınca karşı çıkacak bir şeyler de bulamıyorsunuz haliyle. Zaten deliler de hep olmayan varlıkların yani namevcut mevcutların mevcudiyetine kendilerini inandırdıkları için deli olmamışlar mıdır?
Ne kadar karanlık bir tablo, o yüzden kasvet çizmeyi bırakıyorum burada. Elime fırça yerine zulmet alırsam olacağı budur. Sadece siyah rengi olan bir ressamdan güneş çizmesini bekleyemeyiz, çünkü siyah renkten sadece karanlıklar çıkartılabilir. Elinize nuru alıp çevreye onunla bakarsak, karanlık, kasvetli her şeyin fıtri olarak bir nur barındırdığına da şahit oluruz. işte nur üstüne nur. Bütün siyahlıkları her çeşit renkten boyalarla kaldırıp bir renk cümbüşü, bin bir çiçeğin ahenkle salındığı bir bahçe çıkartmak için ortaya, yapmamız gereken şey biraz gözümü açmaktan başka bir şey olmayacaktır. Karanlık bir odada, gözlerimizi de kapatmış sadece siyah boyalarla ortaya iç açıcı bir şeyler çıkarmak ne kadar da imkansız. Gözümüzü açmak yetmeyecek tabiî ki burada. Işığı da açmalı ve böylece diğer bütün renklerin farkına varıp onları kullanmak için adım atmalıyız.
işte modern zamanın oyuncakları, uçsuz bucaksız denizlerde son sürat yoluna giden gemimizde, değil başımızı odamızdan çıkartmamıza gözümüzü bile açmamıza engel olmakta ve bizleri hayali eğlencesiyle oyalayıp durmaktadır. Neredeyse bir gemide olduğumuzu unutturmuş, elimize verdiği oyuncaklarla bize başka mevcutların mevcudiyetlerine ve dahi gerekliliklerine karşı kör etmiş ve içinde bulunduğumuz tehlikenin farkına bile vardırmadan ve bunu türlü hile ve oyunlarla gayet mahirane bir şekilde başaran (veya çoğu zaman başaran) ittifak halindeki düşmanlarımız şeytan ve nefs-i emmaremize gayet kuvvetli bir ortak olan modern hayat da gönüllü bir şekilde kendi vazifesini icra etmektedir.
Işık bize bu kadar yakın ve ellerini açmış bizleri beklerken açmaya açmaya kısmi bir körlüğe müptela gözlerimizin onu görememesi ne kadar da acı ve bir o kadar da utanç verici Gözlerimizi açmazsak karanlıkta olduğumuzu nasıl anlayacağız ve nasıl ışığa doğru hamle yapacağız.
yazının devamı :
http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=31
Hayatı yavaşlatmak. işin temel noktası burada yatıyor. Hayatımızı yavaşlatarak zamanın çılgınca geçmesine bir nebze engel olmaya çalışmak ve böylece farkına varmaya çalışmak, her şeyin, kendimizin, eşyalarımızın, çevremizin Ne kadar garip değil mi yavaşlığın yerildiği, hızlı hep daha hızlı olmanın bir üstünlük olarak addedildiği, başarmak, kazanmak, yenmek için karşındakinden süratli olmanın önemli bir görev olarak görüldüğü bir zamanda yavaşlığa övgüler dizmeye çalışmak? Bir makine misali belirli sürelerin içerisine hapsolunmuş insan kendini bu görünmez ama görünmez olduğu kadar kuvvetli zincirlerden kurtarmaya gönüllü tevessül etmez, çünkü zaten yok böyle bir şey. Mevcudiyeti olmayan bir şeye karşı koymak, akli problemleri olan don kişotlukla itham edilmek anlamına geliyor. Ve zaten hiç gereği yoktur don kişotluğa. Mevcudiyetin temel referansı duyu organları olarak alınınca karşı çıkacak bir şeyler de bulamıyorsunuz haliyle. Zaten deliler de hep olmayan varlıkların yani namevcut mevcutların mevcudiyetine kendilerini inandırdıkları için deli olmamışlar mıdır?
Ne kadar karanlık bir tablo, o yüzden kasvet çizmeyi bırakıyorum burada. Elime fırça yerine zulmet alırsam olacağı budur. Sadece siyah rengi olan bir ressamdan güneş çizmesini bekleyemeyiz, çünkü siyah renkten sadece karanlıklar çıkartılabilir. Elinize nuru alıp çevreye onunla bakarsak, karanlık, kasvetli her şeyin fıtri olarak bir nur barındırdığına da şahit oluruz. işte nur üstüne nur. Bütün siyahlıkları her çeşit renkten boyalarla kaldırıp bir renk cümbüşü, bin bir çiçeğin ahenkle salındığı bir bahçe çıkartmak için ortaya, yapmamız gereken şey biraz gözümü açmaktan başka bir şey olmayacaktır. Karanlık bir odada, gözlerimizi de kapatmış sadece siyah boyalarla ortaya iç açıcı bir şeyler çıkarmak ne kadar da imkansız. Gözümüzü açmak yetmeyecek tabiî ki burada. Işığı da açmalı ve böylece diğer bütün renklerin farkına varıp onları kullanmak için adım atmalıyız.
işte modern zamanın oyuncakları, uçsuz bucaksız denizlerde son sürat yoluna giden gemimizde, değil başımızı odamızdan çıkartmamıza gözümüzü bile açmamıza engel olmakta ve bizleri hayali eğlencesiyle oyalayıp durmaktadır. Neredeyse bir gemide olduğumuzu unutturmuş, elimize verdiği oyuncaklarla bize başka mevcutların mevcudiyetlerine ve dahi gerekliliklerine karşı kör etmiş ve içinde bulunduğumuz tehlikenin farkına bile vardırmadan ve bunu türlü hile ve oyunlarla gayet mahirane bir şekilde başaran (veya çoğu zaman başaran) ittifak halindeki düşmanlarımız şeytan ve nefs-i emmaremize gayet kuvvetli bir ortak olan modern hayat da gönüllü bir şekilde kendi vazifesini icra etmektedir.
Işık bize bu kadar yakın ve ellerini açmış bizleri beklerken açmaya açmaya kısmi bir körlüğe müptela gözlerimizin onu görememesi ne kadar da acı ve bir o kadar da utanç verici Gözlerimizi açmazsak karanlıkta olduğumuzu nasıl anlayacağız ve nasıl ışığa doğru hamle yapacağız.
yazının devamı :
http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=31
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar