bugün
- nervio24
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye41
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı6
- caz dinleyen erkek7
- yazarların akşama dair planları8
- fatih terim'in tff başkanı olması5
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız6
- sindirella'nın baloda donunu düşürmesi5
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması41
- sözlük yazarlarının gençlikleri4
- kendinizde en sevdiğiniz şey5
- facebook sayfam nasıl3
- recep tayyip erdoğan27
- benzine zam7
- andropoz amca3
- pforzheim belediye başkanı3
- fiziği güzel sözlük kızları47
- ormanda cinselliğin doruklarına çıkmak5
- leonidas8
- sapık yaşlı3
- bıyık bırakan erkek karizması6
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- fon mağduriyetini ancak ak parti çözer4
- avrupa13
- ilk konuşmada cinsellik konuşan erkek3
- uzak durulması gereken erkek tipleri3
- pilavımı kaşıklamak ister misin diyen sözlük kızı4
- dünyanın en kısa fıkralarından biri8
- zamanda yolculukla gençlik zamanına gitmek2
- yeni uyanmış kadın güzelliği13
- eksi oy veren yazar yoğunluğundan dolayı çıkıyorum3
- testere müziği2
- kürtler ateşe taparken türkler tek tanrı cıydı6
- hayat3
- kürtlerin atlantis ten gelme ihtimali4
- vexillarius the slayer6
- çirkin erkeği çekici yapan şeyler2
- dünyanın en kaba dilinin hollandaca olması5
- sibel kekilli6
- türbanlı kamuya giremezken cezaevine giremez oldu3
- ibne11
- türbanlı erkeklerin çok itici olması3
- abdülhamid han'ın zarif bir kişi olması3
- ups boobs'un yeni nicki7
- dünya61
- akp denince akla ilk gelenler6
- türkler balık hafızalıdır6
- memeleri kafam kadar kız21
- süresiz nafaka8
- iltica7
bugün "asker prangası nasıl kırıldı" başlıklı eseri yayımlanan yeni şafak yazarı.
işte bünyesinde ihtiras, dümen, satış gibi türlü türlü şeyler barındıran ve içerdiği kişilerle kurumların hayal ürünü olmadığı o eser:
asker prangası nasıl kırıldı
yüz nakli yapılan uğur acar'ın aynada kendini ilk kez görünce, "bu ben miyim" diye bakması gibi, türkiye "yeni türkiye'ye" bakıyor ve "bu ben miyim" diyor.
o nedenle kimi zaman gerilere gidip, "eski türkiye"yi hatırlatan birkaç örneği paylaşmak istiyorum.
istiyorum ki, birkaç ergenekon operasyonuyla türkiye'de her şeyin halledildiğini düşünüp, "eski türkiye" nin refleksleriyle hareket ederek, "birbirini tasfiye etme" gibi bir hastalığa tutulmasınlar. önce ankara'da, ayışığı ve sarıkız darbe planlarının hazırlandığı, istanbul'da balyoz darbe planı seminerlerinin yapıldığı dönemin deniz kuvvetleri komutanı özden örnek'in günlüklerinden birkaç anekdot paylaşmak istiyorum.
darbe günlükleri hafızalarda
4 eylül 2003
"cumhurbaşkanı, bizlere çok güvenen, bizlerden destek bekleyen bir insan. akp'nin yaptığı eylemlere karşı bizden destek arıyor"
ülkenin cumhurbaşkanı, seçimle gelmiş bir iktidarı tasfiye etmek için askerden destek bekliyor.
peki asker hangi havalarda?
-22 eylül 2003
"eğer bir işlem yapılmasını kabul etmezse kendisine 'ya sen çekil yahut da biz çekiliyoruz' diyeceğiz."
kime diyecekler? kuvvet komutanları olarak kendi genelkurmay başkanlarına.
peki ne yapmasını istiyorlar genelkurmay başkanı'nın? pkk konusunda atılacak bir adım ya da yurt savunmasıyla ilgili bir konu mu var?
cevabı özden örnek veriyor.
"hükümet korkutulmadıkça yapılacak hiçbir eylem hükümeti kararından vazgeçirmeyecektir"
iş daha 1 yılını doldurmamış olan hükümeti korkutarak istifaya zorlamak.
bunun için ne yapmışlar?
"fırtına (hava kuvvetleri komutanı ibrahim fırtına) ayağa kalktı ve haydi hep beraber el sıkışalım dedi ve dördümüz ellerimizi üst üste koyup el sıkıştık!"
yani ittihatçıların silahın üstüne ellerini koyup yemin ettikleri, 27 mayısçıların tabancalarını ortaya koyup, ihtilal andı içtikleri gibi bir şey.
kuvvet komutanları olarak ak parti iktidarını devirmek için bir de çalışma yapmışlar.
"kara kuvvetleri komutanı tarafından genkur. bşk'na verilecek ve onun reaksiyonu beklenecek. çalışma biraz muhtırayı andırıyor"
bu plan, genelkurmay başkanı hilmi özkök'e, "ya bizimlesin ya karşımızda" dercesine sunuluyor.
3 aralık 2003 tarihinde yüksek askeri şûrâ toplantısı var.
şûrâlarda neler yaşandı
ilk şûrâ toplantısına başbakan sıfatıyla abdullah gül katılmıştı. mgk genel sekreteri tuncer kılıç, başbakan'a dönerek, "yerinde olsam karının örtüsünü çıkarırım" demiş, "haddini bil" diye uyarılıp, azarı yemişti.
başbakan erdoğan'ın katılacağı yaş toplantısı öncesinde genelkurmay'da hazırlık toplantısı yapılıyordu.
hava kuvvetleri komutanı, ibrahim fırtına, "parlamento cumhurbaşkanı tarafından feshedilmelidir. yeniden anayasa yapılmalı ve bu anayasaya kendini koruyacak her türlü imkan konulmalıdır. bu hükümetle olmaz" diye konuşuyor.
fırtına'nın ardından söz alan diğer paşalar da, benzer konuşmalar yapınca, genelkurmay başkanı özkök, "muhtıra vermeye niyetim yok" demek zorunda kalmıştı.
çünkü paşaların konuştuğu metin, "sarıkız" darbe planıydı. kara kuvvetleri komutanı aytaç yalman'a göre, darbe planlarını hazırlayan, "jandarma genel komutanı daima bir ihtilal özlemi içerisinde"ydi.
sadece jandarma komutanı mı dediğinizi duyar gibiyim.
peki o günlerden buraya nasıl gelindi.
başbakan erdoğan'ın katıldığı ilk mgk toplantılarından biriydi. cumhurbaşkanı sezer'in başkanlığında yapılan mgk toplantısında şener eruygur, hükümeti hedef almış ağır ithamlarda bulunuyordu. başbakan erdoğan uyarmasına rağmen konuşmasını sürdüren eruygur'a, "kes ulan" diye gürlemek durumunda kalmıştı.
2006 yılı yüksek askeri şûrâ toplantısından da kamuoyuyla ilk kez paylaşacağım bir anekdotu aktarmak istiyorum.
"hava kuvvetleri komutanı orgeneral faruk cömert milli eğitim bakanlığı'ndaki irticai faaliyetler konusunu gündeme getiriyor. başbakan dinlerken tek tek not alıyor.
konuşma bitince, gergin bir havada, "bunlar hava kuvvetleri'nin görevi değil" diyor. buz gibi bir hava esiyor. "ama aynı zamanda söyledikleriniz de doğru değil. göreviniz olmamasına rağmen yine de tek tek cevap vereceğim" diye konuşuyor. cömert'in gündeme getirdiği iddiaları çürütüyor.
başbakan'ın bu çıkışı üzerine kimse söz alamıyor.
şûrâ toplantısından sonra faruk cömert, aracına bindikten sonra, "ben konuyu açacaktım, diğer komutanlar da dalacaktı. ama hepsi beni sattı" diye hayıflanıyor.
son bir not da, dolmabahçe'den. büyükanıt'tan değil, koşaner'den.
balyoz darbe planı soruşturması kapsamında aralarında generallerin de bulunduğu 102 tsk mensubu hakkında tutuklama kararı çıkınca harbiye orduevi'nde ailelerle görüşen koşaner paşa o hızla soluğu başbakan'ın dolmabahçe'deki ofisinde almıştı.
konuşmanın bir yerinde koşaner paşa sesini yükseltip, bilinen üslupla konuşmaya başlayınca başbakan, "otur oturduğun yerde, ne yapacaksın?" diye çıkışmıştı.
genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanının bir gecede istifa etmesine rağmen, 5.5 saat içerisinde atama yapıp yüksek askeri şûrâ toplantısına tek başına başkanlık eden bir başbakan recep tayyip erdoğan.
istiklal mahkemeleri, yassıdalar ve darbelerle kurulan askeri vesayeti geriletmede en büyük pay ona ait. onun güçlü liderliği olmasa bu mesafe alınamazdı.
ama millet de onun bu mücadelesini taçlandırdı.
mit yöneticilerine ifade kriziyle başlayan süreci başbakan'ın iradesini sorgulama gibi bir noktaya çekmek isteyenlere, erdoğan'ın kim olduğunu ve türkiye'nin buraya nerelerden geldiğini hatırlatmak istedim.
demokratikleşme adına alacağımız daha çok mesafe, aşmamız gereken bir yığın engel varken, birbirimizi yemenin anlamı ne?
işte bünyesinde ihtiras, dümen, satış gibi türlü türlü şeyler barındıran ve içerdiği kişilerle kurumların hayal ürünü olmadığı o eser:
asker prangası nasıl kırıldı
yüz nakli yapılan uğur acar'ın aynada kendini ilk kez görünce, "bu ben miyim" diye bakması gibi, türkiye "yeni türkiye'ye" bakıyor ve "bu ben miyim" diyor.
o nedenle kimi zaman gerilere gidip, "eski türkiye"yi hatırlatan birkaç örneği paylaşmak istiyorum.
istiyorum ki, birkaç ergenekon operasyonuyla türkiye'de her şeyin halledildiğini düşünüp, "eski türkiye" nin refleksleriyle hareket ederek, "birbirini tasfiye etme" gibi bir hastalığa tutulmasınlar. önce ankara'da, ayışığı ve sarıkız darbe planlarının hazırlandığı, istanbul'da balyoz darbe planı seminerlerinin yapıldığı dönemin deniz kuvvetleri komutanı özden örnek'in günlüklerinden birkaç anekdot paylaşmak istiyorum.
darbe günlükleri hafızalarda
4 eylül 2003
"cumhurbaşkanı, bizlere çok güvenen, bizlerden destek bekleyen bir insan. akp'nin yaptığı eylemlere karşı bizden destek arıyor"
ülkenin cumhurbaşkanı, seçimle gelmiş bir iktidarı tasfiye etmek için askerden destek bekliyor.
peki asker hangi havalarda?
-22 eylül 2003
"eğer bir işlem yapılmasını kabul etmezse kendisine 'ya sen çekil yahut da biz çekiliyoruz' diyeceğiz."
kime diyecekler? kuvvet komutanları olarak kendi genelkurmay başkanlarına.
peki ne yapmasını istiyorlar genelkurmay başkanı'nın? pkk konusunda atılacak bir adım ya da yurt savunmasıyla ilgili bir konu mu var?
cevabı özden örnek veriyor.
"hükümet korkutulmadıkça yapılacak hiçbir eylem hükümeti kararından vazgeçirmeyecektir"
iş daha 1 yılını doldurmamış olan hükümeti korkutarak istifaya zorlamak.
bunun için ne yapmışlar?
"fırtına (hava kuvvetleri komutanı ibrahim fırtına) ayağa kalktı ve haydi hep beraber el sıkışalım dedi ve dördümüz ellerimizi üst üste koyup el sıkıştık!"
yani ittihatçıların silahın üstüne ellerini koyup yemin ettikleri, 27 mayısçıların tabancalarını ortaya koyup, ihtilal andı içtikleri gibi bir şey.
kuvvet komutanları olarak ak parti iktidarını devirmek için bir de çalışma yapmışlar.
"kara kuvvetleri komutanı tarafından genkur. bşk'na verilecek ve onun reaksiyonu beklenecek. çalışma biraz muhtırayı andırıyor"
bu plan, genelkurmay başkanı hilmi özkök'e, "ya bizimlesin ya karşımızda" dercesine sunuluyor.
3 aralık 2003 tarihinde yüksek askeri şûrâ toplantısı var.
şûrâlarda neler yaşandı
ilk şûrâ toplantısına başbakan sıfatıyla abdullah gül katılmıştı. mgk genel sekreteri tuncer kılıç, başbakan'a dönerek, "yerinde olsam karının örtüsünü çıkarırım" demiş, "haddini bil" diye uyarılıp, azarı yemişti.
başbakan erdoğan'ın katılacağı yaş toplantısı öncesinde genelkurmay'da hazırlık toplantısı yapılıyordu.
hava kuvvetleri komutanı, ibrahim fırtına, "parlamento cumhurbaşkanı tarafından feshedilmelidir. yeniden anayasa yapılmalı ve bu anayasaya kendini koruyacak her türlü imkan konulmalıdır. bu hükümetle olmaz" diye konuşuyor.
fırtına'nın ardından söz alan diğer paşalar da, benzer konuşmalar yapınca, genelkurmay başkanı özkök, "muhtıra vermeye niyetim yok" demek zorunda kalmıştı.
çünkü paşaların konuştuğu metin, "sarıkız" darbe planıydı. kara kuvvetleri komutanı aytaç yalman'a göre, darbe planlarını hazırlayan, "jandarma genel komutanı daima bir ihtilal özlemi içerisinde"ydi.
sadece jandarma komutanı mı dediğinizi duyar gibiyim.
peki o günlerden buraya nasıl gelindi.
başbakan erdoğan'ın katıldığı ilk mgk toplantılarından biriydi. cumhurbaşkanı sezer'in başkanlığında yapılan mgk toplantısında şener eruygur, hükümeti hedef almış ağır ithamlarda bulunuyordu. başbakan erdoğan uyarmasına rağmen konuşmasını sürdüren eruygur'a, "kes ulan" diye gürlemek durumunda kalmıştı.
2006 yılı yüksek askeri şûrâ toplantısından da kamuoyuyla ilk kez paylaşacağım bir anekdotu aktarmak istiyorum.
"hava kuvvetleri komutanı orgeneral faruk cömert milli eğitim bakanlığı'ndaki irticai faaliyetler konusunu gündeme getiriyor. başbakan dinlerken tek tek not alıyor.
konuşma bitince, gergin bir havada, "bunlar hava kuvvetleri'nin görevi değil" diyor. buz gibi bir hava esiyor. "ama aynı zamanda söyledikleriniz de doğru değil. göreviniz olmamasına rağmen yine de tek tek cevap vereceğim" diye konuşuyor. cömert'in gündeme getirdiği iddiaları çürütüyor.
başbakan'ın bu çıkışı üzerine kimse söz alamıyor.
şûrâ toplantısından sonra faruk cömert, aracına bindikten sonra, "ben konuyu açacaktım, diğer komutanlar da dalacaktı. ama hepsi beni sattı" diye hayıflanıyor.
son bir not da, dolmabahçe'den. büyükanıt'tan değil, koşaner'den.
balyoz darbe planı soruşturması kapsamında aralarında generallerin de bulunduğu 102 tsk mensubu hakkında tutuklama kararı çıkınca harbiye orduevi'nde ailelerle görüşen koşaner paşa o hızla soluğu başbakan'ın dolmabahçe'deki ofisinde almıştı.
konuşmanın bir yerinde koşaner paşa sesini yükseltip, bilinen üslupla konuşmaya başlayınca başbakan, "otur oturduğun yerde, ne yapacaksın?" diye çıkışmıştı.
genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanının bir gecede istifa etmesine rağmen, 5.5 saat içerisinde atama yapıp yüksek askeri şûrâ toplantısına tek başına başkanlık eden bir başbakan recep tayyip erdoğan.
istiklal mahkemeleri, yassıdalar ve darbelerle kurulan askeri vesayeti geriletmede en büyük pay ona ait. onun güçlü liderliği olmasa bu mesafe alınamazdı.
ama millet de onun bu mücadelesini taçlandırdı.
mit yöneticilerine ifade kriziyle başlayan süreci başbakan'ın iradesini sorgulama gibi bir noktaya çekmek isteyenlere, erdoğan'ın kim olduğunu ve türkiye'nin buraya nerelerden geldiğini hatırlatmak istedim.
demokratikleşme adına alacağımız daha çok mesafe, aşmamız gereken bir yığın engel varken, birbirimizi yemenin anlamı ne?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar