bugün
- porno arşivini silmeden intihar etmek4
- gerdek namazı3
- ekşi sözlük14
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı8
- seks yapmayı zevkli sanmak5
- sevişmeden önce saygı duruşunda bulunmak5
- herkes uyudu mu3
- ctrlx6
- kırmızı noktalı film3
- salma hayek seksiliği8
- tai lung24
- insanın silinmesinin ön belirtisi3
- ctrlx benimle evlenir misin5
- sevgiliyi 1 yıllığına kiralamak7
- 1 temmuz 2026 ingiltere demokratik kongo maçı11
- kazak erkekleri5
- flörtün strapon hediye etmesi4
- fusya semsiyeli yabanci10
- yapay zeka ile yazılım testi3
- gerdek gecesi sıçmak2
- öpüşmeyi bilmeyen erkekle sinemaya gitmek3
- yazarların dünya kupasında desteklediği takım11
- güneş sistemi nde kaç gezegen var6
- denizde sevişen gençleri izlemek3
- sahilde yürüyen kaslı adamlar3
- ortada hicbir sebep yokken gulen korkunc insan3
- teletabilerin serüvenlerinden etkilenmek2
- sevgiliyi bağırtmak3
- spor yapmayan erkek13
- ahlak abartılmış balon bir kavramdır2
- kankanın dekoltesine bakmamak5
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir17
- şaka mı yapıyor ciddi mi anlaşılmayan insan5
- musa mı haklıydı firavun mu5
- 2026 dünya kupası40
- pandela28
- avrupalı kadınların hızlı çökmesi3
- çeçen erkekleri4
- gay ilişki sırasında şiir okumak3
- gürsel tekin7
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması5
- depozito yönetim ve iade sistemi2
- yaş ilerledikçe hayatın beli bükmesi2
- atatürk ün namaz kılan heykelinin olmaması5
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi13
- çare eskort3
- demokratik kongo cumhuriyeti10
- sözlüğe erkek yağması3
- babam hiç dövmezdi insanı11
- sevgiliyle ilk sevişme2
bugün "asker prangası nasıl kırıldı" başlıklı eseri yayımlanan yeni şafak yazarı.
işte bünyesinde ihtiras, dümen, satış gibi türlü türlü şeyler barındıran ve içerdiği kişilerle kurumların hayal ürünü olmadığı o eser:
asker prangası nasıl kırıldı
yüz nakli yapılan uğur acar'ın aynada kendini ilk kez görünce, "bu ben miyim" diye bakması gibi, türkiye "yeni türkiye'ye" bakıyor ve "bu ben miyim" diyor.
o nedenle kimi zaman gerilere gidip, "eski türkiye"yi hatırlatan birkaç örneği paylaşmak istiyorum.
istiyorum ki, birkaç ergenekon operasyonuyla türkiye'de her şeyin halledildiğini düşünüp, "eski türkiye" nin refleksleriyle hareket ederek, "birbirini tasfiye etme" gibi bir hastalığa tutulmasınlar. önce ankara'da, ayışığı ve sarıkız darbe planlarının hazırlandığı, istanbul'da balyoz darbe planı seminerlerinin yapıldığı dönemin deniz kuvvetleri komutanı özden örnek'in günlüklerinden birkaç anekdot paylaşmak istiyorum.
darbe günlükleri hafızalarda
4 eylül 2003
"cumhurbaşkanı, bizlere çok güvenen, bizlerden destek bekleyen bir insan. akp'nin yaptığı eylemlere karşı bizden destek arıyor"
ülkenin cumhurbaşkanı, seçimle gelmiş bir iktidarı tasfiye etmek için askerden destek bekliyor.
peki asker hangi havalarda?
-22 eylül 2003
"eğer bir işlem yapılmasını kabul etmezse kendisine 'ya sen çekil yahut da biz çekiliyoruz' diyeceğiz."
kime diyecekler? kuvvet komutanları olarak kendi genelkurmay başkanlarına.
peki ne yapmasını istiyorlar genelkurmay başkanı'nın? pkk konusunda atılacak bir adım ya da yurt savunmasıyla ilgili bir konu mu var?
cevabı özden örnek veriyor.
"hükümet korkutulmadıkça yapılacak hiçbir eylem hükümeti kararından vazgeçirmeyecektir"
iş daha 1 yılını doldurmamış olan hükümeti korkutarak istifaya zorlamak.
bunun için ne yapmışlar?
"fırtına (hava kuvvetleri komutanı ibrahim fırtına) ayağa kalktı ve haydi hep beraber el sıkışalım dedi ve dördümüz ellerimizi üst üste koyup el sıkıştık!"
yani ittihatçıların silahın üstüne ellerini koyup yemin ettikleri, 27 mayısçıların tabancalarını ortaya koyup, ihtilal andı içtikleri gibi bir şey.
kuvvet komutanları olarak ak parti iktidarını devirmek için bir de çalışma yapmışlar.
"kara kuvvetleri komutanı tarafından genkur. bşk'na verilecek ve onun reaksiyonu beklenecek. çalışma biraz muhtırayı andırıyor"
bu plan, genelkurmay başkanı hilmi özkök'e, "ya bizimlesin ya karşımızda" dercesine sunuluyor.
3 aralık 2003 tarihinde yüksek askeri şûrâ toplantısı var.
şûrâlarda neler yaşandı
ilk şûrâ toplantısına başbakan sıfatıyla abdullah gül katılmıştı. mgk genel sekreteri tuncer kılıç, başbakan'a dönerek, "yerinde olsam karının örtüsünü çıkarırım" demiş, "haddini bil" diye uyarılıp, azarı yemişti.
başbakan erdoğan'ın katılacağı yaş toplantısı öncesinde genelkurmay'da hazırlık toplantısı yapılıyordu.
hava kuvvetleri komutanı, ibrahim fırtına, "parlamento cumhurbaşkanı tarafından feshedilmelidir. yeniden anayasa yapılmalı ve bu anayasaya kendini koruyacak her türlü imkan konulmalıdır. bu hükümetle olmaz" diye konuşuyor.
fırtına'nın ardından söz alan diğer paşalar da, benzer konuşmalar yapınca, genelkurmay başkanı özkök, "muhtıra vermeye niyetim yok" demek zorunda kalmıştı.
çünkü paşaların konuştuğu metin, "sarıkız" darbe planıydı. kara kuvvetleri komutanı aytaç yalman'a göre, darbe planlarını hazırlayan, "jandarma genel komutanı daima bir ihtilal özlemi içerisinde"ydi.
sadece jandarma komutanı mı dediğinizi duyar gibiyim.
peki o günlerden buraya nasıl gelindi.
başbakan erdoğan'ın katıldığı ilk mgk toplantılarından biriydi. cumhurbaşkanı sezer'in başkanlığında yapılan mgk toplantısında şener eruygur, hükümeti hedef almış ağır ithamlarda bulunuyordu. başbakan erdoğan uyarmasına rağmen konuşmasını sürdüren eruygur'a, "kes ulan" diye gürlemek durumunda kalmıştı.
2006 yılı yüksek askeri şûrâ toplantısından da kamuoyuyla ilk kez paylaşacağım bir anekdotu aktarmak istiyorum.
"hava kuvvetleri komutanı orgeneral faruk cömert milli eğitim bakanlığı'ndaki irticai faaliyetler konusunu gündeme getiriyor. başbakan dinlerken tek tek not alıyor.
konuşma bitince, gergin bir havada, "bunlar hava kuvvetleri'nin görevi değil" diyor. buz gibi bir hava esiyor. "ama aynı zamanda söyledikleriniz de doğru değil. göreviniz olmamasına rağmen yine de tek tek cevap vereceğim" diye konuşuyor. cömert'in gündeme getirdiği iddiaları çürütüyor.
başbakan'ın bu çıkışı üzerine kimse söz alamıyor.
şûrâ toplantısından sonra faruk cömert, aracına bindikten sonra, "ben konuyu açacaktım, diğer komutanlar da dalacaktı. ama hepsi beni sattı" diye hayıflanıyor.
son bir not da, dolmabahçe'den. büyükanıt'tan değil, koşaner'den.
balyoz darbe planı soruşturması kapsamında aralarında generallerin de bulunduğu 102 tsk mensubu hakkında tutuklama kararı çıkınca harbiye orduevi'nde ailelerle görüşen koşaner paşa o hızla soluğu başbakan'ın dolmabahçe'deki ofisinde almıştı.
konuşmanın bir yerinde koşaner paşa sesini yükseltip, bilinen üslupla konuşmaya başlayınca başbakan, "otur oturduğun yerde, ne yapacaksın?" diye çıkışmıştı.
genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanının bir gecede istifa etmesine rağmen, 5.5 saat içerisinde atama yapıp yüksek askeri şûrâ toplantısına tek başına başkanlık eden bir başbakan recep tayyip erdoğan.
istiklal mahkemeleri, yassıdalar ve darbelerle kurulan askeri vesayeti geriletmede en büyük pay ona ait. onun güçlü liderliği olmasa bu mesafe alınamazdı.
ama millet de onun bu mücadelesini taçlandırdı.
mit yöneticilerine ifade kriziyle başlayan süreci başbakan'ın iradesini sorgulama gibi bir noktaya çekmek isteyenlere, erdoğan'ın kim olduğunu ve türkiye'nin buraya nerelerden geldiğini hatırlatmak istedim.
demokratikleşme adına alacağımız daha çok mesafe, aşmamız gereken bir yığın engel varken, birbirimizi yemenin anlamı ne?
işte bünyesinde ihtiras, dümen, satış gibi türlü türlü şeyler barındıran ve içerdiği kişilerle kurumların hayal ürünü olmadığı o eser:
asker prangası nasıl kırıldı
yüz nakli yapılan uğur acar'ın aynada kendini ilk kez görünce, "bu ben miyim" diye bakması gibi, türkiye "yeni türkiye'ye" bakıyor ve "bu ben miyim" diyor.
o nedenle kimi zaman gerilere gidip, "eski türkiye"yi hatırlatan birkaç örneği paylaşmak istiyorum.
istiyorum ki, birkaç ergenekon operasyonuyla türkiye'de her şeyin halledildiğini düşünüp, "eski türkiye" nin refleksleriyle hareket ederek, "birbirini tasfiye etme" gibi bir hastalığa tutulmasınlar. önce ankara'da, ayışığı ve sarıkız darbe planlarının hazırlandığı, istanbul'da balyoz darbe planı seminerlerinin yapıldığı dönemin deniz kuvvetleri komutanı özden örnek'in günlüklerinden birkaç anekdot paylaşmak istiyorum.
darbe günlükleri hafızalarda
4 eylül 2003
"cumhurbaşkanı, bizlere çok güvenen, bizlerden destek bekleyen bir insan. akp'nin yaptığı eylemlere karşı bizden destek arıyor"
ülkenin cumhurbaşkanı, seçimle gelmiş bir iktidarı tasfiye etmek için askerden destek bekliyor.
peki asker hangi havalarda?
-22 eylül 2003
"eğer bir işlem yapılmasını kabul etmezse kendisine 'ya sen çekil yahut da biz çekiliyoruz' diyeceğiz."
kime diyecekler? kuvvet komutanları olarak kendi genelkurmay başkanlarına.
peki ne yapmasını istiyorlar genelkurmay başkanı'nın? pkk konusunda atılacak bir adım ya da yurt savunmasıyla ilgili bir konu mu var?
cevabı özden örnek veriyor.
"hükümet korkutulmadıkça yapılacak hiçbir eylem hükümeti kararından vazgeçirmeyecektir"
iş daha 1 yılını doldurmamış olan hükümeti korkutarak istifaya zorlamak.
bunun için ne yapmışlar?
"fırtına (hava kuvvetleri komutanı ibrahim fırtına) ayağa kalktı ve haydi hep beraber el sıkışalım dedi ve dördümüz ellerimizi üst üste koyup el sıkıştık!"
yani ittihatçıların silahın üstüne ellerini koyup yemin ettikleri, 27 mayısçıların tabancalarını ortaya koyup, ihtilal andı içtikleri gibi bir şey.
kuvvet komutanları olarak ak parti iktidarını devirmek için bir de çalışma yapmışlar.
"kara kuvvetleri komutanı tarafından genkur. bşk'na verilecek ve onun reaksiyonu beklenecek. çalışma biraz muhtırayı andırıyor"
bu plan, genelkurmay başkanı hilmi özkök'e, "ya bizimlesin ya karşımızda" dercesine sunuluyor.
3 aralık 2003 tarihinde yüksek askeri şûrâ toplantısı var.
şûrâlarda neler yaşandı
ilk şûrâ toplantısına başbakan sıfatıyla abdullah gül katılmıştı. mgk genel sekreteri tuncer kılıç, başbakan'a dönerek, "yerinde olsam karının örtüsünü çıkarırım" demiş, "haddini bil" diye uyarılıp, azarı yemişti.
başbakan erdoğan'ın katılacağı yaş toplantısı öncesinde genelkurmay'da hazırlık toplantısı yapılıyordu.
hava kuvvetleri komutanı, ibrahim fırtına, "parlamento cumhurbaşkanı tarafından feshedilmelidir. yeniden anayasa yapılmalı ve bu anayasaya kendini koruyacak her türlü imkan konulmalıdır. bu hükümetle olmaz" diye konuşuyor.
fırtına'nın ardından söz alan diğer paşalar da, benzer konuşmalar yapınca, genelkurmay başkanı özkök, "muhtıra vermeye niyetim yok" demek zorunda kalmıştı.
çünkü paşaların konuştuğu metin, "sarıkız" darbe planıydı. kara kuvvetleri komutanı aytaç yalman'a göre, darbe planlarını hazırlayan, "jandarma genel komutanı daima bir ihtilal özlemi içerisinde"ydi.
sadece jandarma komutanı mı dediğinizi duyar gibiyim.
peki o günlerden buraya nasıl gelindi.
başbakan erdoğan'ın katıldığı ilk mgk toplantılarından biriydi. cumhurbaşkanı sezer'in başkanlığında yapılan mgk toplantısında şener eruygur, hükümeti hedef almış ağır ithamlarda bulunuyordu. başbakan erdoğan uyarmasına rağmen konuşmasını sürdüren eruygur'a, "kes ulan" diye gürlemek durumunda kalmıştı.
2006 yılı yüksek askeri şûrâ toplantısından da kamuoyuyla ilk kez paylaşacağım bir anekdotu aktarmak istiyorum.
"hava kuvvetleri komutanı orgeneral faruk cömert milli eğitim bakanlığı'ndaki irticai faaliyetler konusunu gündeme getiriyor. başbakan dinlerken tek tek not alıyor.
konuşma bitince, gergin bir havada, "bunlar hava kuvvetleri'nin görevi değil" diyor. buz gibi bir hava esiyor. "ama aynı zamanda söyledikleriniz de doğru değil. göreviniz olmamasına rağmen yine de tek tek cevap vereceğim" diye konuşuyor. cömert'in gündeme getirdiği iddiaları çürütüyor.
başbakan'ın bu çıkışı üzerine kimse söz alamıyor.
şûrâ toplantısından sonra faruk cömert, aracına bindikten sonra, "ben konuyu açacaktım, diğer komutanlar da dalacaktı. ama hepsi beni sattı" diye hayıflanıyor.
son bir not da, dolmabahçe'den. büyükanıt'tan değil, koşaner'den.
balyoz darbe planı soruşturması kapsamında aralarında generallerin de bulunduğu 102 tsk mensubu hakkında tutuklama kararı çıkınca harbiye orduevi'nde ailelerle görüşen koşaner paşa o hızla soluğu başbakan'ın dolmabahçe'deki ofisinde almıştı.
konuşmanın bir yerinde koşaner paşa sesini yükseltip, bilinen üslupla konuşmaya başlayınca başbakan, "otur oturduğun yerde, ne yapacaksın?" diye çıkışmıştı.
genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanının bir gecede istifa etmesine rağmen, 5.5 saat içerisinde atama yapıp yüksek askeri şûrâ toplantısına tek başına başkanlık eden bir başbakan recep tayyip erdoğan.
istiklal mahkemeleri, yassıdalar ve darbelerle kurulan askeri vesayeti geriletmede en büyük pay ona ait. onun güçlü liderliği olmasa bu mesafe alınamazdı.
ama millet de onun bu mücadelesini taçlandırdı.
mit yöneticilerine ifade kriziyle başlayan süreci başbakan'ın iradesini sorgulama gibi bir noktaya çekmek isteyenlere, erdoğan'ın kim olduğunu ve türkiye'nin buraya nerelerden geldiğini hatırlatmak istedim.
demokratikleşme adına alacağımız daha çok mesafe, aşmamız gereken bir yığın engel varken, birbirimizi yemenin anlamı ne?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar