bugün
- ben geldim naneler26
- türkiye nin en güvenilir insanı9
- ilk adımı karşıdan bekleyen erkek10
- nicki kısa olanın penisi küçük olur22
- her ay aynı eskorta gitmek tek eşlilik midir4
- üniversite diploması6
- rus kızlarının ilik gibi olması3
- kuranda namaz yok4
- atletle gezen erkek8
- rte vs allah3
- askerde ilk gece3
- sevgiliniz karşı cinsle tatile gidebilir mi12
- ümmetçilik6
- döner mi yesem hamburger mi makarna mı13
- erkek eşek gibi çalışacak hanımına bakacak5
- osmanlı torunu4
- dünyanın en samimiyetsiz cümlesi13
- mokv'nin uysaljakoben olması6
- haluk levent'i karalama kampanyası17
- tff bal ligi katılım ücreti4
- günün şiiri14
- göbekli erkekler9
- ahbap8
- antalya'nın bir seks cenneti olması2
- insan olmaya ceyrek kala14
- true nickli yazara özelden küfredilmesi olayı20
- 20 li yaşlar5
- iran abd ateşkesinin çökmesi2
- şaka maka tek umudun yine bahçeli olması19
- laiklik hasan abi3
- uzak mesafe ilişkisi4
- haluk levent'e para emanet etmek23
- bik bik'in erkek olması6
- bir erkeği erkek yapan beş özellik14
- ne zaman mutlu olacağız8
- kaliteli insanı belli eden detaylar24
- bir erkeği elde etmenin yolları12
- türk kızlarındaki yabancı penis merakı3
- velvet'in başı açık mı sorunsalı7
- kredi çekip ahbap'a bağış yapmak3
- yapay zekanın tehlikeli yükselişi12
- fobi2
- kadınları çekici yapan detaylar8
- şaka maka türkiye'nin yükseliş dönemine geçmesi5
- yolda yürürken neden herkes telefona bakar2
- imam hatipli kızların verici olması6
- mason greenwood12
- radio fg2
- evlat ayrımcılığı9
- yaşının adamı olmamak3
aşırı derecede futbola benzeyen nanedir.
biz değil, bizden önceki nesil bile doğana kadar çoktan takımlar kurulmuş, kurallar yazılmış ve sistemler oturmuş. biz de bayağı sonradan doğmuşuz. fakat sonradan doğduk diye mücadeleden vazgeçecek halimiz yok. futbol bu önemli olan mücadele etmek, güzel oyun oynamak, temiz futbol.
amma ve lakin trabzon'da bir memur çocuğu olarak devlet okuluna başlamamla kalemde 15 gölü birden gördüm. belki de daha fazla. ama ben o kadarını sayabildim. bu öyle bir oyundu ki, kalemde bir kalecim bile yoktu ve karşımdaki takım da real madrid'di. neden barcelona değil de real madrid... karşımda, sadece christiano ronaldo gibi takım oyunu, etik, ahlak gibi kavramlardan uzak sadece gol atmak ve yenmek için oynayan futbolcular vardı; sadece pepe gibi tek görevi insanın siniri bozmak, pislik çıkartmak, sert hareketler yapmak olan oyuncular vardı; mesut özil gibi, nuri şahin gibi benim safımda olması gerekirken para ve başarı için karşı takımda top koşturan oyuncular vardı... en acı yanı da takımın komple sistem ve devlet tarafından desteklenmesiydi.
işte böyle bir takıma karşı 24 sene kalemde kaleci olmadan mücadele ettim. öyle ki bana destek olması gereken taraftarımın ve klübümün, kalemizde bir kaleci olması gerektiğini bile bilmiyorlardı. akıllarına "onların kalecisi var bizim niye yok" diye sormak bile gelmiyordu. 24 sene bu şartlar altında savaşa savaşa, duvarları yumruklaya yumruklaya, uykusuz gecelerde kitaplara gömülerek, dişten tırnaktan arttırarak topumu oynadım. en sonunda da mezun olarak o kaleye bir kaleci soktum. kendi takımıma ve taraftarlarıma rağmen. o kaleci metin aktaş olmasına rağmen. artık bir kalecim var.
gollerim artık peşi sıra gelir mi bilmiyorum ama kalemde birisinin olması -ki metin aktaş bile olsa- güven veriyor. arkama daha az bakıyorum. oyunu nasıl kurmam gerektiğine daha rahat konsantre olabiliyorum. hiçbir şey yapmasa bile en azından rakibin açısını bozar diyorum. çünkü 24 sene kalecisiz oynadım... klübüme ve taraftarıma futbolun kurallarını vura vura da olsa anlattım. mücadelemi verdim. en azından içim rahat.
maç 90 dakika sevgili real madrid. söyleyeceklerim henüz bitmedi...
biz değil, bizden önceki nesil bile doğana kadar çoktan takımlar kurulmuş, kurallar yazılmış ve sistemler oturmuş. biz de bayağı sonradan doğmuşuz. fakat sonradan doğduk diye mücadeleden vazgeçecek halimiz yok. futbol bu önemli olan mücadele etmek, güzel oyun oynamak, temiz futbol.
amma ve lakin trabzon'da bir memur çocuğu olarak devlet okuluna başlamamla kalemde 15 gölü birden gördüm. belki de daha fazla. ama ben o kadarını sayabildim. bu öyle bir oyundu ki, kalemde bir kalecim bile yoktu ve karşımdaki takım da real madrid'di. neden barcelona değil de real madrid... karşımda, sadece christiano ronaldo gibi takım oyunu, etik, ahlak gibi kavramlardan uzak sadece gol atmak ve yenmek için oynayan futbolcular vardı; sadece pepe gibi tek görevi insanın siniri bozmak, pislik çıkartmak, sert hareketler yapmak olan oyuncular vardı; mesut özil gibi, nuri şahin gibi benim safımda olması gerekirken para ve başarı için karşı takımda top koşturan oyuncular vardı... en acı yanı da takımın komple sistem ve devlet tarafından desteklenmesiydi.
işte böyle bir takıma karşı 24 sene kalemde kaleci olmadan mücadele ettim. öyle ki bana destek olması gereken taraftarımın ve klübümün, kalemizde bir kaleci olması gerektiğini bile bilmiyorlardı. akıllarına "onların kalecisi var bizim niye yok" diye sormak bile gelmiyordu. 24 sene bu şartlar altında savaşa savaşa, duvarları yumruklaya yumruklaya, uykusuz gecelerde kitaplara gömülerek, dişten tırnaktan arttırarak topumu oynadım. en sonunda da mezun olarak o kaleye bir kaleci soktum. kendi takımıma ve taraftarlarıma rağmen. o kaleci metin aktaş olmasına rağmen. artık bir kalecim var.
gollerim artık peşi sıra gelir mi bilmiyorum ama kalemde birisinin olması -ki metin aktaş bile olsa- güven veriyor. arkama daha az bakıyorum. oyunu nasıl kurmam gerektiğine daha rahat konsantre olabiliyorum. hiçbir şey yapmasa bile en azından rakibin açısını bozar diyorum. çünkü 24 sene kalecisiz oynadım... klübüme ve taraftarıma futbolun kurallarını vura vura da olsa anlattım. mücadelemi verdim. en azından içim rahat.
maç 90 dakika sevgili real madrid. söyleyeceklerim henüz bitmedi...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar