bugün
- bir kadının en güzel bölgesi11
- regl dönemi dengesizlikleri3
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı6
- migros ta 69 95 tl'ye satılan buzlu bardak3
- hoşlanılan kızın evinde sırt kaşıyıcıya rastlamak3
- deve besleyip sidiğini satmak2
- seni seviyordum ama sen beni anlamadın3
- ruh sağlığı için uzak durulması gereken şeyler4
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak11
- dişlerini fırçalamayan kadınla öpüşmek2
- pazar günü mesai yapmak3
- michael olise3
- elektrikli bisiklet terörü2
- badem dolgulu kruvasan3
- kabızlık nasıl geçer3
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- ingiltere8
- fransa7
- güneş yüzlü çocuğa mektup2
- evde kalmış sözlük kızı2
- vantilatörü kendine çevirmek10
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri3
- dünyanın en güzel tatlısı11
- bugün sağlığın için ne yaptın9
- 19 temmuz 2026 fransa ingiltere maçı6
- trakya ve istanbul da çekirge istilası3
- bugün ispanya arjantin maçı saat 22 de trt 1 de3
- 2026 dünya kupası13
- dünya9
- futbol3
- türklerin ileri olduğu konular21
- geceye hayatta öğrendiğin bir şey bırak5
- günün şiiri8
- iyiliğe sormuşlar nereye gidiyorsun diye3
- kalp kırmak2
- devlet bahçeli3
- ürdün de iki abd askerinin öldürülmesi3
- dinsize inanır mısın17
- antipanik hanımın elleri2
- en gey özelliğiniz8
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- thomas tuchel6
- yunan adalarına tatile gidenin vatan haini olması3
- haluk levent bahis yazışmaları2
- burçlara inanan erkek15
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları30
yıllardır, hatta yüzyıllardır yaşamın anlamına varmaya çalışan düşünürler, yazarlar, şairler kendilerine özgü deyişlerle, aşkı anlattılar ve bir mesaj verdiler hep; "Ânı yaşayın!". içsel olarak bunun doğruluğunu hepimiz hissettik ama hayata geçirmekte daima zorlandık. zihnimiz bize engel oldu. ne geçmişin birikimlerini, ağırlığını atabildik üzerimizden ne de gelecekle ilgili kaygılarımızdan, beklentilerimizden sıyrılabildik. "Ânı" ya da "şimdi"yi düşüncelerin gölgelerinden kurtarıp, sadece olan haliyle yaşayıp hissetmeyi bir türlü beceremedik. bunu başardıklarını söyleyenler bile kendilerini kandırdılar; anı yaşama fikri hoşlarına gittiği için zoraki bir çabayla kendilerini anların içine sıkıştırmaya çalıştılar ve zoraki olan her şey gibi bu çaba da sahtelik yaratmaktan başka bir işe yaramadı.
bir tek aşıklar ânı hakkıyla yaşar bana göre. Ânı yaşama şuuru yalnızca aşıklarda vardır çünkü. dudaklarından dökülen her sözcük o ânın duygusuyla dökülür. ellerinin nemli sıcaklığı o ânın heyecanındandır. gözlerindeki çocuksu pırıltılar o ânın sevinciyle doludur. alıp verdikleri nefeslerde o ânın enerjisi vardır. ve bu enerjidir ânı an yapan, şimdiyi diğer zamanlardan ayıran, geçmişi ve geleceği unutturan.
oysa bizler, sancılar çekerek dolanıp duruyoruz hayatın kıyılarında. işığa üşüşen pervaneler gibi bilinçsizce dönüyoruz ânın ve aşkın etrafında. an geçti, aşk tükendi. boşlukta, yapayalnız buluveriyoruz kendimizi. Âna ve aşka olan inancımızı da yitiriyoruz. haftaların, ayların ve yılların bir akbaba gibi bizi didiklemesine göz yumuyoruz. eski aşkların açtığı yaraları sarmaya çalışırken yeni aşkların acılarıyla karşılaşıyoruz. aşktan da korkar olduk artık. sınırları koyan bizdik oysa. Ânı da, aşkı da indirgeyerek yaşadık, anlamlarını daralttık. Ânı uzatmayı bilemedik, aşkı genişletmeyi. bir âna geçmişin ve geleceğin sığabileceği hiç aklımıza gelmedi. o anda geçmişin temizlenip geleceğin ışıldayabileceğini düşünmedik bile. aşkı tek bir kişiyle sınırladık, aynı duyguyu gördüğümüz her şeye karşı hissedebileceğimiz gerçeğini bir ihtimal olarak dahi görmedik. bencilce saplandık kaldık anların ve aşkların bizi tutsak eden dar alanlarına. an, gündüzden geceye, haftalardan aylara, aylardan yıllara kadar uzanan geniş bir "şimdi" olabilecek kadar uzun olabilirdi aslında. ayaklarımızın altından gelip geçen anlara farkındalıkla serptiğimiz her güzel duyguyu arkamızda bıraktığımızı sanırken yeniden karşımıza çıktığını görebilirdik bir süre sonra. Ânı yaşarken geçmişi arındırdığımızı ve aynı zamanda geleceği de hazırladığımızı fark edebilirdik.
ve katıksız haliyle yaşadığımızda aşkı; yükselir ve yücelirdik.
"katıksız" diyorum üstüne basa basa, akıl aşkın gücünü keser kimi zaman; mantık, sevincini yok eder; hesap, saflığını götürür; zaman, büyüsünü inişli çıkışlı yapar. bu durumda an, aşkın koruyucu meleğidir; gerçek aşıklar, derinlik sarhoşluğu içinde âna hak ettiği değeri verirler. kurmak ile hayal kurmak, düzüşmek ile sevişmek, oyalanmak ile yaşamak arasındaki fark gibi, büyük bir fark yaratır bu. saniyeleri kalp atışlarında hissetmenin, bir saat zili yerine heyecanla uyanmanın ne demek olduğunu ancak gerçek aşkı paylaşanlar anlarlar. diğerleri ise, sarkaça tutunup bıkkın bir halde oradan oraya gidip gelmeyi sürdürürler. gerçek aşk aramak değil, bulmak; susmak değil, bağırmaktır. bir eriyip bir donmaktır. acı ve hazdır. ayrılmak ve barışmaktır. ağlamak ve gülmektir. öfkelenmek ve yatışmaktır. anlaşmak değil, belki de hiçbir konuda anlaşamayıp yine de ölümüne yakın olabilmek ve şairin dediği gibi, bir öpücük için hayatının kavgasını verebilmektir. gerçek aşk, her türlü duyguya karşın doyumsuz kalmak ve durmadan yaratmak, üretmektir. nihayetinde de karşısındakiyle birlikte kendini de sever hale gelmektir.
bir tek aşıklar ânı hakkıyla yaşar bana göre. Ânı yaşama şuuru yalnızca aşıklarda vardır çünkü. dudaklarından dökülen her sözcük o ânın duygusuyla dökülür. ellerinin nemli sıcaklığı o ânın heyecanındandır. gözlerindeki çocuksu pırıltılar o ânın sevinciyle doludur. alıp verdikleri nefeslerde o ânın enerjisi vardır. ve bu enerjidir ânı an yapan, şimdiyi diğer zamanlardan ayıran, geçmişi ve geleceği unutturan.
oysa bizler, sancılar çekerek dolanıp duruyoruz hayatın kıyılarında. işığa üşüşen pervaneler gibi bilinçsizce dönüyoruz ânın ve aşkın etrafında. an geçti, aşk tükendi. boşlukta, yapayalnız buluveriyoruz kendimizi. Âna ve aşka olan inancımızı da yitiriyoruz. haftaların, ayların ve yılların bir akbaba gibi bizi didiklemesine göz yumuyoruz. eski aşkların açtığı yaraları sarmaya çalışırken yeni aşkların acılarıyla karşılaşıyoruz. aşktan da korkar olduk artık. sınırları koyan bizdik oysa. Ânı da, aşkı da indirgeyerek yaşadık, anlamlarını daralttık. Ânı uzatmayı bilemedik, aşkı genişletmeyi. bir âna geçmişin ve geleceğin sığabileceği hiç aklımıza gelmedi. o anda geçmişin temizlenip geleceğin ışıldayabileceğini düşünmedik bile. aşkı tek bir kişiyle sınırladık, aynı duyguyu gördüğümüz her şeye karşı hissedebileceğimiz gerçeğini bir ihtimal olarak dahi görmedik. bencilce saplandık kaldık anların ve aşkların bizi tutsak eden dar alanlarına. an, gündüzden geceye, haftalardan aylara, aylardan yıllara kadar uzanan geniş bir "şimdi" olabilecek kadar uzun olabilirdi aslında. ayaklarımızın altından gelip geçen anlara farkındalıkla serptiğimiz her güzel duyguyu arkamızda bıraktığımızı sanırken yeniden karşımıza çıktığını görebilirdik bir süre sonra. Ânı yaşarken geçmişi arındırdığımızı ve aynı zamanda geleceği de hazırladığımızı fark edebilirdik.
ve katıksız haliyle yaşadığımızda aşkı; yükselir ve yücelirdik.
"katıksız" diyorum üstüne basa basa, akıl aşkın gücünü keser kimi zaman; mantık, sevincini yok eder; hesap, saflığını götürür; zaman, büyüsünü inişli çıkışlı yapar. bu durumda an, aşkın koruyucu meleğidir; gerçek aşıklar, derinlik sarhoşluğu içinde âna hak ettiği değeri verirler. kurmak ile hayal kurmak, düzüşmek ile sevişmek, oyalanmak ile yaşamak arasındaki fark gibi, büyük bir fark yaratır bu. saniyeleri kalp atışlarında hissetmenin, bir saat zili yerine heyecanla uyanmanın ne demek olduğunu ancak gerçek aşkı paylaşanlar anlarlar. diğerleri ise, sarkaça tutunup bıkkın bir halde oradan oraya gidip gelmeyi sürdürürler. gerçek aşk aramak değil, bulmak; susmak değil, bağırmaktır. bir eriyip bir donmaktır. acı ve hazdır. ayrılmak ve barışmaktır. ağlamak ve gülmektir. öfkelenmek ve yatışmaktır. anlaşmak değil, belki de hiçbir konuda anlaşamayıp yine de ölümüne yakın olabilmek ve şairin dediği gibi, bir öpücük için hayatının kavgasını verebilmektir. gerçek aşk, her türlü duyguya karşın doyumsuz kalmak ve durmadan yaratmak, üretmektir. nihayetinde de karşısındakiyle birlikte kendini de sever hale gelmektir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar