bugün
- beni affettiğini söylesin gideyim10
- tavuğun neden kanatları var11
- taliban7
- queen ravenna ve cinleri11
- mesleğinizi söyleyince muhatap olduğunuz sorular11
- manifestten hangi kızla sevişirdin15
- sözlükte üzdüğüm yazarlar11
- sueda uluca silvermist benzerliği11
- afganistan4
- kendinizi en iyi ne zaman hissediyorsunuz3
- kulaklık6
- 8 eylül 2026 real madrid inter maçı3
- 3 yaşındaki elif'i göz göre göre ezen kadın sürücü12
- güçlü kadın2
- erkeklere doğum izninin 3 gün olması5
- birinin ölümünü dilemek4
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı11
- 100 bin lira2
- şeffaf kulaklık4
- karaktersiz insanların genel özellikleri3
- israil üçüncü tapınak'ın inşasına hazırlanıyor5
- kaşarlı sucuklu menemen8
- garanti bankası'nın iphone kiralama hizmeti2
- kadınların araba park edememesi4
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri5
- kafa iznine çıkmak2
- altın renkli kulaklık3
- saçını danaya yalatmak5
- gülmek neden bulaşıcıdır2
- gecenin şiiri5
- çarpan şeyler3
- bana onu sormayin7
- queen ravennadan mesaj var11
- yeralti edebiyatcisi8
- katatespizartmasi11
- s'i l v'e r m'i s t35
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı11
- gocu35
- çalışmak istemek ama engellerin çıkması8
- şeffaf ayakkabı2
- kız düşürmenin kısa yolu19
- uludağ sözlük size ne kattı27
- fotoğraflarda çirkin çıkmak3
- sönmüyor ateşimiz ama alev alev de yanmıyor2
- seksenler3
- zenginler niye uzun yaşamak istiyor4
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı18
- david rockefeller4
- sözlük şifresinin uzaylılar tarafından çalınması3
- zorunlu eğitim11
Bu memlekette, futbol, kadın programları ve özellikle magazine verilen önem aynı heves ve tutkuyla, iç ve dış politikaya verilseydi; inanın hem millet olarak hem de devlet olarak bugün apayrı bir yerde olurduk! "Derin müttefik" sandığımız ABD tarafından maşa niyetine kullanılmaz, Avrupa'nın kapısını bunca yıl aşındırmamıza rağmen sürekli "ertelenmezdik"!(Türkiye, AB'ye ilk müracaatını 1959'da yapmıştı.). Oysa Türkiye, içinde Amerika Birleşik Devletleri'nin de bulunduğu ve "Avrupa'nın güvenliği" için kurulan NATO'nun çok güçlü bir üyesidir. Avrupa'da gerçekleştirilen hemen bütün uluslararası organizasyonlara yer almaktadır.. (Örnek: UEFA Cup, Eurovision, her iki yılda bir yapılan ve seneye de Avrupa Futbol Şampiyonası-Euro 2008 adını alacak olan, ülkelerin "milli" takımlarının katıldığı futbol turnuvası, vs.). Ama bu katılımlara ve Avrupa'da toprağı bulunmasına rağmen Türkiye, AB içinde çoğu ülke için Avrupalı görülmüyor ve hep "ertelenen" oluyor. Gerçi bana sorarsanız Doğu'da Japonya, Rusya ve özellikle ABD'nin potansiyel bir güç olarak çekindiği Çin ile oluşturulacak bir "birlik", AB'den çok daha değerli bir seçenektir. Ama biz hala onun-bunun kapısını aşındıryoruz boş yere ve yaklaşık yarım yüzyıldır! Tabi ki yukarıda saydığım koşullar değişik olsaydı, apolitik bir nesil(gençlik) olunmasaydı bu gerçekler görülebilirdi. Yani arayış içinde değil, aranılan olurduk! Peki neden devletler, Türkiye'yi sadece yanında tutup içlerine almıyorlar? Çünkü Türkiye tam anlamıyla demokratik değil; çünkü Türkiye yüzbinlerce evladını katleden PKK ile mücadelede bile ABD'li koordinatörlerle işbirliği yapacak kadar dışa bağımlı! Evet, Türkiye'de demokrasi yok, peki neden? Bugünkü tablonun mimarları, T.C. Başbakanı'nı bile asmış (Adnan Menderes-27 mayıs 1960 darbesi), 70'lerde yükselen kardeş kavgasının üst seviyeye ulaşmasını bekleyip bu aşamada devreye girerek onlarca solcuyu ipe götüren; hatta asabilmek için yaşı tutmayan birinin yaşını mahkeme kararıyla büyüten bir darbeci zihniyetin piyonlarıdır! (Erdal Eren, 17 yaşındaydı; mahkeme kararı ile 18 yaşında gösterilip asıldı.). Kitaplar yakılarak, insanlar asılarak bir nesil politikadan-siyasetten uzaklaştırıldı; eskiden her sokak köşesinde üç beş genç birlikte oturduğunda Türkiye ve dünyadaki gelişmeler üzerine sohbet ederken şimdi onların oğulları iddaa oynayıp kolay yoldan para kazanmaya çalışan, "üretmeyen" bir neslin bireyleri oldular.. "Futbol, magazin.." diye diye her günü aynı, haftanın yedi günü her akşam farklı bir dizinin müdavimi olan bir nesil.. Geçenlerde bir arkadaşla oturduk sohbet ediyoruz.. Çocuk, kız arkadaşına dönüp diyor ki: "hayatım, aslında biraz para olacak hemen döviz alacaksın, dolar yakında yükselir!". Şu tabloya bakar mısınız?! Ne kadar sığ düşündüğünü görebiliyor musunuz?! Düşüşe geçen dolar ya da diğer döviz birimine yatırım yapmak, dövize yönelmek neyi getirir?: onun değerinin yükselmesini; çünkü ona olan talep artacaktır.. Ve unutulmamalıdır ki bizim ekonomimiz maalesef "dövize bağımlı"/"dövizdeki gelişmelere bağımlı" bir ekonomidir.. Dövizin değeri fırladığında bizim paramız ve dolayısıyla ekonomimiz değer kaybedecektir! Çocuğa bunları anlattım ve hiçbir şey söyleyemedi; çünkü gerçeği gördü.. Ve bunu bir üniversite öğrencisi yapıyor, sokaktaki adam ne yapsın?! işte bu şekilde ekonomi geriliyor, istihdam sağlanamıyor, dolayısıyla ülkemiz gelişemiyor! Dışa bağımlılık artıyor ve "güçlü" olunamıyor! işte bunların hepsi, halkın iç ve dış politikayı, ekonomi politikasını tanımaması, bilmemesi; bizi kimlerin yönetmesi gerektiğini bilmemesi, kime oy vermesi gerektiği duygusallıktan arınıp mantıkla seçememesi, bunu sonucunda da kadrolaşmaların yaşanması, belli zümrenin kazandığı, çoğumuzun kaybederek yaşadığı bir hayatın olması sonucunu doğurmaktadır!
Ufkumuzu geniş tutalım, sığ düşünmeyelim, günü kaçırmadığımız gibi geleceği de -satranç tahtasındaki hamleler gibi- adım adım hesaplayarak yaşayalım! Apolitik olmayalım! Söz dinleyen değil, söz sahibi olalım
Ufkumuzu geniş tutalım, sığ düşünmeyelim, günü kaçırmadığımız gibi geleceği de -satranç tahtasındaki hamleler gibi- adım adım hesaplayarak yaşayalım! Apolitik olmayalım! Söz dinleyen değil, söz sahibi olalım
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar