bugün
- sinek as'ın sözlüğe vedası13
- salçalı makarna6
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek9
- sözlük yazarlarının gördüğü ünlüler8
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek4
- uludede ile kafayı çekmek3
- yaşlıların folklifte portif demesi7
- kramp3
- kainat neyin içerisinde büyüyor3
- kol saati12
- filistin3
- mekan sınırsız mıdır2
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek13
- balık yanına en yakışan çorba9
- yuzırların yumrukları2
- sizin seksten başka derdiniz yok mu aq4
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın16
- ürdün2
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak20
- şaka maka bir ayda kilo vermek3
- ulus3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak5
- açlık kan şekeri2
- mutfakta eldiven takmak2
- keşke atatürk hiç doğmasaydı diye düşünen yobaz5
- çin3
- nasreddinhoca2
- süleyman soylu3
- 40 yaşında halen sürpriz yumurta alan insan5
- nakliyat2
- arkadaşlar öldünüz mü10
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum7
- kim jong'un bir türlü ölmemesi5
- anal ilişki yaparsak hemoroid olur muyuz10
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri15
- nemlendirici krem20
- müslüm gürses'i herkesin sevmesi6
- askerde özlenen şeyler11
- devletin galatasaray a stad yapması2
- 3000 yıldır uyuyan mumyayı uyandırmak3
- nev19
- kaçak çay19
- kedi eti3
- arkadaşlar ben tekele gidiyorum bir şey lazım mı2
- ismail kartal vs okan buruk2
- 43 bin yaşlının ölümünde ağır ihmal4
- haklısın özür dilerim seni seviyorum diyen kadın6
- electronic arts2
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- gocu nerede gocu9
Bu memlekette, futbol, kadın programları ve özellikle magazine verilen önem aynı heves ve tutkuyla, iç ve dış politikaya verilseydi; inanın hem millet olarak hem de devlet olarak bugün apayrı bir yerde olurduk! "Derin müttefik" sandığımız ABD tarafından maşa niyetine kullanılmaz, Avrupa'nın kapısını bunca yıl aşındırmamıza rağmen sürekli "ertelenmezdik"!(Türkiye, AB'ye ilk müracaatını 1959'da yapmıştı.). Oysa Türkiye, içinde Amerika Birleşik Devletleri'nin de bulunduğu ve "Avrupa'nın güvenliği" için kurulan NATO'nun çok güçlü bir üyesidir. Avrupa'da gerçekleştirilen hemen bütün uluslararası organizasyonlara yer almaktadır.. (Örnek: UEFA Cup, Eurovision, her iki yılda bir yapılan ve seneye de Avrupa Futbol Şampiyonası-Euro 2008 adını alacak olan, ülkelerin "milli" takımlarının katıldığı futbol turnuvası, vs.). Ama bu katılımlara ve Avrupa'da toprağı bulunmasına rağmen Türkiye, AB içinde çoğu ülke için Avrupalı görülmüyor ve hep "ertelenen" oluyor. Gerçi bana sorarsanız Doğu'da Japonya, Rusya ve özellikle ABD'nin potansiyel bir güç olarak çekindiği Çin ile oluşturulacak bir "birlik", AB'den çok daha değerli bir seçenektir. Ama biz hala onun-bunun kapısını aşındıryoruz boş yere ve yaklaşık yarım yüzyıldır! Tabi ki yukarıda saydığım koşullar değişik olsaydı, apolitik bir nesil(gençlik) olunmasaydı bu gerçekler görülebilirdi. Yani arayış içinde değil, aranılan olurduk! Peki neden devletler, Türkiye'yi sadece yanında tutup içlerine almıyorlar? Çünkü Türkiye tam anlamıyla demokratik değil; çünkü Türkiye yüzbinlerce evladını katleden PKK ile mücadelede bile ABD'li koordinatörlerle işbirliği yapacak kadar dışa bağımlı! Evet, Türkiye'de demokrasi yok, peki neden? Bugünkü tablonun mimarları, T.C. Başbakanı'nı bile asmış (Adnan Menderes-27 mayıs 1960 darbesi), 70'lerde yükselen kardeş kavgasının üst seviyeye ulaşmasını bekleyip bu aşamada devreye girerek onlarca solcuyu ipe götüren; hatta asabilmek için yaşı tutmayan birinin yaşını mahkeme kararıyla büyüten bir darbeci zihniyetin piyonlarıdır! (Erdal Eren, 17 yaşındaydı; mahkeme kararı ile 18 yaşında gösterilip asıldı.). Kitaplar yakılarak, insanlar asılarak bir nesil politikadan-siyasetten uzaklaştırıldı; eskiden her sokak köşesinde üç beş genç birlikte oturduğunda Türkiye ve dünyadaki gelişmeler üzerine sohbet ederken şimdi onların oğulları iddaa oynayıp kolay yoldan para kazanmaya çalışan, "üretmeyen" bir neslin bireyleri oldular.. "Futbol, magazin.." diye diye her günü aynı, haftanın yedi günü her akşam farklı bir dizinin müdavimi olan bir nesil.. Geçenlerde bir arkadaşla oturduk sohbet ediyoruz.. Çocuk, kız arkadaşına dönüp diyor ki: "hayatım, aslında biraz para olacak hemen döviz alacaksın, dolar yakında yükselir!". Şu tabloya bakar mısınız?! Ne kadar sığ düşündüğünü görebiliyor musunuz?! Düşüşe geçen dolar ya da diğer döviz birimine yatırım yapmak, dövize yönelmek neyi getirir?: onun değerinin yükselmesini; çünkü ona olan talep artacaktır.. Ve unutulmamalıdır ki bizim ekonomimiz maalesef "dövize bağımlı"/"dövizdeki gelişmelere bağımlı" bir ekonomidir.. Dövizin değeri fırladığında bizim paramız ve dolayısıyla ekonomimiz değer kaybedecektir! Çocuğa bunları anlattım ve hiçbir şey söyleyemedi; çünkü gerçeği gördü.. Ve bunu bir üniversite öğrencisi yapıyor, sokaktaki adam ne yapsın?! işte bu şekilde ekonomi geriliyor, istihdam sağlanamıyor, dolayısıyla ülkemiz gelişemiyor! Dışa bağımlılık artıyor ve "güçlü" olunamıyor! işte bunların hepsi, halkın iç ve dış politikayı, ekonomi politikasını tanımaması, bilmemesi; bizi kimlerin yönetmesi gerektiğini bilmemesi, kime oy vermesi gerektiği duygusallıktan arınıp mantıkla seçememesi, bunu sonucunda da kadrolaşmaların yaşanması, belli zümrenin kazandığı, çoğumuzun kaybederek yaşadığı bir hayatın olması sonucunu doğurmaktadır!
Ufkumuzu geniş tutalım, sığ düşünmeyelim, günü kaçırmadığımız gibi geleceği de -satranç tahtasındaki hamleler gibi- adım adım hesaplayarak yaşayalım! Apolitik olmayalım! Söz dinleyen değil, söz sahibi olalım
Ufkumuzu geniş tutalım, sığ düşünmeyelim, günü kaçırmadığımız gibi geleceği de -satranç tahtasındaki hamleler gibi- adım adım hesaplayarak yaşayalım! Apolitik olmayalım! Söz dinleyen değil, söz sahibi olalım
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar