bugün
- sözlük muhaliflerinin fikri yoktur9
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız18
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti14
- akepenin imamoğlu ndan bu kadar korkma nedeni4
- rafael leao victor osimhen leroy sane4
- seçim akşamı chp genel merkezi5
- sarapci koala71
- koala'nın tahammülsüz tipleri ifşalaması olayı3
- kapadokya26
- velvet19
- idris naim şahin3
- sosyal demokrat2
- kulak çınlaması2
- günün sözü23
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı2
- bir bankta oturup banka oturanlara hikaye anlatmak6
- selanikliler2
- sabah namazına kalkmayı unutan ateist3
- antipanik9
- yüksek enflasyon3
- sözlük yazarlarının saatleri8
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması10
- zamanda yolculuk için gerekli evraklar3
- aktroller5
- çaresizliği iliklere kadar hissetmek3
- allah'ın büyüklüğünün sınırsızlığı2
- akp seçimi kazanınca kalp krizi geçirecek yazarlar4
- türkiye20
- gocu birader başka bir biraderdir3
- game of thrones taki kerhaneci14
- fenerbahçe26
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları6
- kara çarşaf giymek isteyen türkiyeye5
- mutlu bey bay birader3
- boş bir kağıda nokta koymak2
- ateistlerin yaşama amacı28
- sosyalist reisçi4
- bana bir latte lütfen diyen erkek4
- stella artois4
- akp5
- 14 temmuz 1789 aksaray2
- 1 saat içinde nihayet yedinci entryi girmek3
- sabahları nefret edilen şeyler17
- yaşam enerjisi veren şeyler5
- gta 66
- arkadaşlar falıma bi bakar mısınız5
- ellerim bos gonlum hos14
- rafael leao24
- ona bir şey söyle6
- zorunlu eğitim18
(bkz: #5253657)
yaklaşık üç sene sonra yollarımızın sinop'ta kesiştiği yazar. kendisiyle ilgili son tanımımda artık yolumuzun ayrılmaya başladığını yazmıştım. değişen bir şey olmadı olmasına da her ne olursa olsun nihada'nın tabutuna omuz vermiş bir adam memleketinize kalkıp geliyorsa bir hoşgeldin dememek olmazdı.
aslında bambaşka bir iş için gitmiştim sinop'a. duvarda da nihat genç söyleşini görünce hiç duraksamadan söyleşinin yapılacağı mekana gittim. eskiden konservatuar olan şimdi ise düğün salonu olarak kullanılan mekanda 2. sinop kitap fuarı yapılıyordu. n.g'de hem söyleşi hem de imza için geliyordu. havanın soğuk olmasının da etkisiyle ortalama bir kalabalık vardı. sandalyelerden birine oturup n.g.'yi beklemeye başladım. biraz geç kalsa da, hemen eline verilen mikrofonun da şaşkınlığı üstünden attıktan sonra başladı konuşmaya.
fazla değişmiş miydi? hayır. biraz yaşlanmış ve yorulmuş gördüm sadece. ama konuşurken bir volkana dönüşmesini görmek, söylediğine katılmasanız bile hala etkili. belki söylediklerinin çoğuna katılmıyorum ama bu toprağın çocuğu, bu toprağın aydını olduğu o kadar belli ki. o yüzden bu adam ne derse dersin kızamıyorum ona. derdimizin bir olduğunu biliyorum. ergenekon, chp, çin gibi konularda söylediklerine katılmasam da köylerin boşalması konusunda yaptığı tespitler, üretmeyen toplum, tembelleşen toplum, tarımın küçümsenmesi, göç gibi konularda söyledikleriyle kulak verilmesi gereken bir aydın olduğunu tekrar ortaya koyuyor. bunlar türkiye'nin gerçek sorunları ve hep sümenaltı ediliyor. bugün hiçbir köşe yazarı yaylalarda biçilmeyen otu sorun etmez. ama derdi olan adam bunu bilir. işte bu yüzden nihat genç hala dinlenmeyi hak etmektedir.
söyleşi bitip, güdümlü sorular geldikten sonra gerçekten başucu kitabı olan karanlığa okunan ezanlar kitabını imzalattım bir de köylerdeki durum ve tarım hakkında daha çok yazması gerektiğini söyledim. bunları her zaman yazdığını yazmaya da devam edeciğini söyledi. beni unutmayın dedi ben de teşekkür ettim ve yerimi kabarık saçlı ablalara bıraktım.
yaklaşık üç sene sonra yollarımızın sinop'ta kesiştiği yazar. kendisiyle ilgili son tanımımda artık yolumuzun ayrılmaya başladığını yazmıştım. değişen bir şey olmadı olmasına da her ne olursa olsun nihada'nın tabutuna omuz vermiş bir adam memleketinize kalkıp geliyorsa bir hoşgeldin dememek olmazdı.
aslında bambaşka bir iş için gitmiştim sinop'a. duvarda da nihat genç söyleşini görünce hiç duraksamadan söyleşinin yapılacağı mekana gittim. eskiden konservatuar olan şimdi ise düğün salonu olarak kullanılan mekanda 2. sinop kitap fuarı yapılıyordu. n.g'de hem söyleşi hem de imza için geliyordu. havanın soğuk olmasının da etkisiyle ortalama bir kalabalık vardı. sandalyelerden birine oturup n.g.'yi beklemeye başladım. biraz geç kalsa da, hemen eline verilen mikrofonun da şaşkınlığı üstünden attıktan sonra başladı konuşmaya.
fazla değişmiş miydi? hayır. biraz yaşlanmış ve yorulmuş gördüm sadece. ama konuşurken bir volkana dönüşmesini görmek, söylediğine katılmasanız bile hala etkili. belki söylediklerinin çoğuna katılmıyorum ama bu toprağın çocuğu, bu toprağın aydını olduğu o kadar belli ki. o yüzden bu adam ne derse dersin kızamıyorum ona. derdimizin bir olduğunu biliyorum. ergenekon, chp, çin gibi konularda söylediklerine katılmasam da köylerin boşalması konusunda yaptığı tespitler, üretmeyen toplum, tembelleşen toplum, tarımın küçümsenmesi, göç gibi konularda söyledikleriyle kulak verilmesi gereken bir aydın olduğunu tekrar ortaya koyuyor. bunlar türkiye'nin gerçek sorunları ve hep sümenaltı ediliyor. bugün hiçbir köşe yazarı yaylalarda biçilmeyen otu sorun etmez. ama derdi olan adam bunu bilir. işte bu yüzden nihat genç hala dinlenmeyi hak etmektedir.
söyleşi bitip, güdümlü sorular geldikten sonra gerçekten başucu kitabı olan karanlığa okunan ezanlar kitabını imzalattım bir de köylerdeki durum ve tarım hakkında daha çok yazması gerektiğini söyledim. bunları her zaman yazdığını yazmaya da devam edeciğini söyledi. beni unutmayın dedi ben de teşekkür ettim ve yerimi kabarık saçlı ablalara bıraktım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar