bugün
- nickten isim tahmini yapmak59
- hikayeyi devam ettir20
- uysaljakoben15
- yazarların zeka seviyeleri8
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey10
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı8
- gün boyu sözlükte birbirini yalayan tipler6
- sadece içmeye gidelim diye arayan arkadaş6
- kapalı maraş6
- piramitlerin yere çakılmış küp olması5
- g'i l d'e d l'i l y sözlüğün en güzel kızıdır5
- güzel kızların pizza yemesi7
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler3
- başlıkların arşivlenmesi3
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi3
- kendi arasında muhabbet eden yazarlar3
- pizza sehpası3
- ammına koydumun ergenleri6
- fethullah gülen in türkiye ye dönüş tarihi5
- kurbağa öpüp prens beklemek9
- aylık 493 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- kendini mehdi sanmak5
- arkadaşlar neden bu kadar sıkıcısınız7
- arkadaşlar şeftali yer miyiz8
- ahmet sezer bey adamdır2
- sözlüğün muhasır medeniyetler seviyesinde olması4
- eğri piramit4
- midyeci ahmet2
- sözlüğün seviyesinin dibe vurması4
- hayattan zevk alamamak6
- sözlükte şer ittifakı oluşması2
- aslan akrep ikizler kadınlarının deli olmaları7
- sözlüğü gerizekalıların istila ettiği gerçeği3
- sözlük erkeklerinin kadın halleri8
- arkadaşlar hani bir şarkı vardı adı neydi4
- telefon sapığı5
- yeni parti47
- homofobik erkek5
- bilgi içerikli entry giriyorum4
- mehdinin almanyada olma ihtimali4
- her entryimi eksiliyorlar tribi2
- arkadaşlar ben yarım akıllı mıyım ya9
- the merich13
- nefret edilen birine sonradan aşık olmak2
- doktor ve mühendislerin iki oy hakkı olmalı5
- bok kokan başlıklar3
- ilah3
- eski foça vs yeni foça3
- ioçk17
- japon denince akla gelenler9
13 Ocak 1898'de Fransa'da L'Aurore gazetesi, ilk sayfası tümüyle ünlü Emile Zola'nın "J'accuse - itham Ediyorum" başlıklı uzun makalesine ayrılmış olarak çıktı. Emile Zola herkesin malumu; natüralist materyalizm dediğimiz teknik üslupla, canlı tasvirleriyle toplumların hayatında herkesi acıtacak gerçeği ortaya koyan bir yazardı.
Fransa onun bu açık suçlamasıyla birbirine girdi. Suçlananlar Fransa'nın üst kademe komutanlarıydı. Alfed Dreyfus adlı yahudi asıllı bir yüzbaşıyı Alman casusluğuyla suçlamışlar, Paris sokakları ve bütün Fransa Yahudilere karşı kışkırtılmış, ülkenin insanları hatta yakın akrabalar bile bu davanın etrafında birbiriyle karşı karşıya gelmişti. Aydınlanmanın getirdiği laik düşünce, şimdi savunmaya ve hatta bir tür saldırıya geçmişti. Emile Zola laiklerin ikonu oldu, ihtilalin getirdiği eşitlik ve Napoleon Bonaparte idaresinin düzenlemelerine rağmen şimdi Yahudilik dindar bağnazlığın ötesinde ırkçı bir saldırıya uğruyordu.
Dreyfus olayından beri kendisini yeni düzenin ve Avrupa'nın yeni ortamında Hristiyan laiklikle kaynaşmanın temsilcisi olarak gören Theodor Herzl aslı Avusturyalı bir yahudi gazeteci yazar dahi Fransa'daki bu patlamadan ani bir sarsıntıya uğramış ve endişe ile kaçınılmaz olarak bir Yahudi devleti, Yahudilerin kendi başlarına yaşayacakları bir ülke kurma fikrini ortaya atmıştı. Onun çok kısa zamanda "Der Judenstaat" (Yahudi Devleti) adlı eserinde ortaya koyacağı fikirler Batı Avrupa Yahudilerini "Bu zevzekliğe ve bölücülüğe ne lüzum var?" şeklinde bir tepkiye ittiyse de Polonya, Avusturya - Macaristan ve tümüyle Rusya yahudilerinden çok büyük destek gördü. Çok geçmeden Siyonist kongre Basel'de toplandı ve Siyonizm ortaya çıktı.
Emile Zola'nın direnişi yani sonuçlanmış ve mahkumiyetle biten Dreyfus davasını yeniden deşmesi aslında bir Yahudi taraftarlığı ve adalet arayışı kadar, Avrupa dünyasındaki bu bölünmelere de bir cevap ve çözüm getirme çabası taşımaktaydı. Zola ilk anda Fransa'yı terk etmek zorunda kaldı ama taraftarları arasında Jean Jaures gibi bir sosyalist yanında Anatole France ve ilerinin başbakanı Georges Clemenceau ve gelecek cumhurbaşkanı Henri Poincare gibi onunla pek alakası olmayan büyük şahsiyetler de vardı. Eski dostu ünlü ressam Paul Cezanne ise yoktu.
Dreyfus yeniden yargılandı, önce cezası indirildi sonra cumhurbaşkanı affetti. 1906'da ise yeni bir muhakeme ile tamamen aklanarak yeniden orduya alındı. Ama Dreyfus'un suçluluğu antisemit ve muhafazakar batı dünyasında bir slogan olarak kaldı. "L'affaire Dreyfus - Dreyfus Olayı" nı lailk veya dindar sağ cenahı suçlamak için kullananlar olduğu gibi sosyalistler ve laik liberaller cephesini suçlamak için kullananlar da vardı.
1908'de Emile Zola'nın kemiklerinin Pantheon'a nakli töreninde dahi Alfred Dreyfus bir saldırıya maruz kaldı ve hafif yaralandı. Bütün bu hazin gelişmelerin içinde ortaya çıkan ama hala örtülmeye ve tartışılmaya çalışılan bir gerçek daha vardır:
Casusluğu yapan subay Esterhazy adlı bir başka Genelkurmay mensubuydu. Fransa tarihinin Dreyfus'u gönülden aklaması ise François Mitterand'ın başkanlığı sırasında Raspail Bulvarı'nda bugünkü Ecole des Hautes Etudes'in bulunduğu ve onun bir müddet kaldığı hapishanenin (Cherche - Midi) yerine küçük bir anıt dikilmesi ile oldu. (ilber Ortaylı, 15.01.2012, Milliyet)
Fransa onun bu açık suçlamasıyla birbirine girdi. Suçlananlar Fransa'nın üst kademe komutanlarıydı. Alfed Dreyfus adlı yahudi asıllı bir yüzbaşıyı Alman casusluğuyla suçlamışlar, Paris sokakları ve bütün Fransa Yahudilere karşı kışkırtılmış, ülkenin insanları hatta yakın akrabalar bile bu davanın etrafında birbiriyle karşı karşıya gelmişti. Aydınlanmanın getirdiği laik düşünce, şimdi savunmaya ve hatta bir tür saldırıya geçmişti. Emile Zola laiklerin ikonu oldu, ihtilalin getirdiği eşitlik ve Napoleon Bonaparte idaresinin düzenlemelerine rağmen şimdi Yahudilik dindar bağnazlığın ötesinde ırkçı bir saldırıya uğruyordu.
Dreyfus olayından beri kendisini yeni düzenin ve Avrupa'nın yeni ortamında Hristiyan laiklikle kaynaşmanın temsilcisi olarak gören Theodor Herzl aslı Avusturyalı bir yahudi gazeteci yazar dahi Fransa'daki bu patlamadan ani bir sarsıntıya uğramış ve endişe ile kaçınılmaz olarak bir Yahudi devleti, Yahudilerin kendi başlarına yaşayacakları bir ülke kurma fikrini ortaya atmıştı. Onun çok kısa zamanda "Der Judenstaat" (Yahudi Devleti) adlı eserinde ortaya koyacağı fikirler Batı Avrupa Yahudilerini "Bu zevzekliğe ve bölücülüğe ne lüzum var?" şeklinde bir tepkiye ittiyse de Polonya, Avusturya - Macaristan ve tümüyle Rusya yahudilerinden çok büyük destek gördü. Çok geçmeden Siyonist kongre Basel'de toplandı ve Siyonizm ortaya çıktı.
Emile Zola'nın direnişi yani sonuçlanmış ve mahkumiyetle biten Dreyfus davasını yeniden deşmesi aslında bir Yahudi taraftarlığı ve adalet arayışı kadar, Avrupa dünyasındaki bu bölünmelere de bir cevap ve çözüm getirme çabası taşımaktaydı. Zola ilk anda Fransa'yı terk etmek zorunda kaldı ama taraftarları arasında Jean Jaures gibi bir sosyalist yanında Anatole France ve ilerinin başbakanı Georges Clemenceau ve gelecek cumhurbaşkanı Henri Poincare gibi onunla pek alakası olmayan büyük şahsiyetler de vardı. Eski dostu ünlü ressam Paul Cezanne ise yoktu.
Dreyfus yeniden yargılandı, önce cezası indirildi sonra cumhurbaşkanı affetti. 1906'da ise yeni bir muhakeme ile tamamen aklanarak yeniden orduya alındı. Ama Dreyfus'un suçluluğu antisemit ve muhafazakar batı dünyasında bir slogan olarak kaldı. "L'affaire Dreyfus - Dreyfus Olayı" nı lailk veya dindar sağ cenahı suçlamak için kullananlar olduğu gibi sosyalistler ve laik liberaller cephesini suçlamak için kullananlar da vardı.
1908'de Emile Zola'nın kemiklerinin Pantheon'a nakli töreninde dahi Alfred Dreyfus bir saldırıya maruz kaldı ve hafif yaralandı. Bütün bu hazin gelişmelerin içinde ortaya çıkan ama hala örtülmeye ve tartışılmaya çalışılan bir gerçek daha vardır:
Casusluğu yapan subay Esterhazy adlı bir başka Genelkurmay mensubuydu. Fransa tarihinin Dreyfus'u gönülden aklaması ise François Mitterand'ın başkanlığı sırasında Raspail Bulvarı'nda bugünkü Ecole des Hautes Etudes'in bulunduğu ve onun bir müddet kaldığı hapishanenin (Cherche - Midi) yerine küçük bir anıt dikilmesi ile oldu. (ilber Ortaylı, 15.01.2012, Milliyet)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar