bugün
- kamal4
- 11 ekim 2026 beşiktaş kocaelispor maçı2
- pazar günü aktiviteleri3
- istanbul da mide küçültme sonrası şüpheli ölüm2
- ne kadar yaşlısın8
- dinciler2
- meclis te fon krizi araştırma komisyonu tartışması4
- bedelini ödeyen yazarlar17
- filistin37
- mossat yaptı abi heralde yani2
- anın görüntüsü27
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen16
- fransız arabaları2
- sözlükte kız taklidi yapmak16
- fıstık ezmesi vs fındık ezmesi7
- pazar sabahı2
- kuru milliyetçilikle kafa silken insan7
- antipanik'e bir şey söyle22
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- ten uyumu vs kafa uyumu4
- silvermist'e iki şey söyle20
- insan olmaya çeyrek kala adlı yazarı sevmemek10
- sözlük kızlarının içli köfteleri10
- fon kurdum para yatırır mısınız9
- arkadaşlar ne yesek8
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı36
- seksten önce dua etmek10
- özelden şeftalisini atan yazar14
- tarhana çorbası12
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi11
- alttaki yazara bir şey söyle24
- israil'i allah cezalandıracak9
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- sözlük kızlarının kombinleri15
- pazar günü evde oturan ezik ve yalnız insan2
- nöbetteyim sözlük4
- parcalandim toparlanamiyorum323
- sözlük kızlarının tantunici7
- israil3
- arkadaşlar bir şey soracağım11
- antipanik sizce biraz antipatik mi8
- ucan tekme atan hipopotam47
- sapık şarkı sözleri9
- güzelsen koy resmini görelim6
- mantısıyla meşhur olan ilimiz10
- kendini evleneceği kıza saklayan erkek9
- redbull5
- porno entelektüelliği8
- adana lezzet festivali5
- namazlı meal yazıp kuran da namaz var diyen avel9
13 Ocak 1898'de Fransa'da L'Aurore gazetesi, ilk sayfası tümüyle ünlü Emile Zola'nın "J'accuse - itham Ediyorum" başlıklı uzun makalesine ayrılmış olarak çıktı. Emile Zola herkesin malumu; natüralist materyalizm dediğimiz teknik üslupla, canlı tasvirleriyle toplumların hayatında herkesi acıtacak gerçeği ortaya koyan bir yazardı.
Fransa onun bu açık suçlamasıyla birbirine girdi. Suçlananlar Fransa'nın üst kademe komutanlarıydı. Alfed Dreyfus adlı yahudi asıllı bir yüzbaşıyı Alman casusluğuyla suçlamışlar, Paris sokakları ve bütün Fransa Yahudilere karşı kışkırtılmış, ülkenin insanları hatta yakın akrabalar bile bu davanın etrafında birbiriyle karşı karşıya gelmişti. Aydınlanmanın getirdiği laik düşünce, şimdi savunmaya ve hatta bir tür saldırıya geçmişti. Emile Zola laiklerin ikonu oldu, ihtilalin getirdiği eşitlik ve Napoleon Bonaparte idaresinin düzenlemelerine rağmen şimdi Yahudilik dindar bağnazlığın ötesinde ırkçı bir saldırıya uğruyordu.
Dreyfus olayından beri kendisini yeni düzenin ve Avrupa'nın yeni ortamında Hristiyan laiklikle kaynaşmanın temsilcisi olarak gören Theodor Herzl aslı Avusturyalı bir yahudi gazeteci yazar dahi Fransa'daki bu patlamadan ani bir sarsıntıya uğramış ve endişe ile kaçınılmaz olarak bir Yahudi devleti, Yahudilerin kendi başlarına yaşayacakları bir ülke kurma fikrini ortaya atmıştı. Onun çok kısa zamanda "Der Judenstaat" (Yahudi Devleti) adlı eserinde ortaya koyacağı fikirler Batı Avrupa Yahudilerini "Bu zevzekliğe ve bölücülüğe ne lüzum var?" şeklinde bir tepkiye ittiyse de Polonya, Avusturya - Macaristan ve tümüyle Rusya yahudilerinden çok büyük destek gördü. Çok geçmeden Siyonist kongre Basel'de toplandı ve Siyonizm ortaya çıktı.
Emile Zola'nın direnişi yani sonuçlanmış ve mahkumiyetle biten Dreyfus davasını yeniden deşmesi aslında bir Yahudi taraftarlığı ve adalet arayışı kadar, Avrupa dünyasındaki bu bölünmelere de bir cevap ve çözüm getirme çabası taşımaktaydı. Zola ilk anda Fransa'yı terk etmek zorunda kaldı ama taraftarları arasında Jean Jaures gibi bir sosyalist yanında Anatole France ve ilerinin başbakanı Georges Clemenceau ve gelecek cumhurbaşkanı Henri Poincare gibi onunla pek alakası olmayan büyük şahsiyetler de vardı. Eski dostu ünlü ressam Paul Cezanne ise yoktu.
Dreyfus yeniden yargılandı, önce cezası indirildi sonra cumhurbaşkanı affetti. 1906'da ise yeni bir muhakeme ile tamamen aklanarak yeniden orduya alındı. Ama Dreyfus'un suçluluğu antisemit ve muhafazakar batı dünyasında bir slogan olarak kaldı. "L'affaire Dreyfus - Dreyfus Olayı" nı lailk veya dindar sağ cenahı suçlamak için kullananlar olduğu gibi sosyalistler ve laik liberaller cephesini suçlamak için kullananlar da vardı.
1908'de Emile Zola'nın kemiklerinin Pantheon'a nakli töreninde dahi Alfred Dreyfus bir saldırıya maruz kaldı ve hafif yaralandı. Bütün bu hazin gelişmelerin içinde ortaya çıkan ama hala örtülmeye ve tartışılmaya çalışılan bir gerçek daha vardır:
Casusluğu yapan subay Esterhazy adlı bir başka Genelkurmay mensubuydu. Fransa tarihinin Dreyfus'u gönülden aklaması ise François Mitterand'ın başkanlığı sırasında Raspail Bulvarı'nda bugünkü Ecole des Hautes Etudes'in bulunduğu ve onun bir müddet kaldığı hapishanenin (Cherche - Midi) yerine küçük bir anıt dikilmesi ile oldu. (ilber Ortaylı, 15.01.2012, Milliyet)
Fransa onun bu açık suçlamasıyla birbirine girdi. Suçlananlar Fransa'nın üst kademe komutanlarıydı. Alfed Dreyfus adlı yahudi asıllı bir yüzbaşıyı Alman casusluğuyla suçlamışlar, Paris sokakları ve bütün Fransa Yahudilere karşı kışkırtılmış, ülkenin insanları hatta yakın akrabalar bile bu davanın etrafında birbiriyle karşı karşıya gelmişti. Aydınlanmanın getirdiği laik düşünce, şimdi savunmaya ve hatta bir tür saldırıya geçmişti. Emile Zola laiklerin ikonu oldu, ihtilalin getirdiği eşitlik ve Napoleon Bonaparte idaresinin düzenlemelerine rağmen şimdi Yahudilik dindar bağnazlığın ötesinde ırkçı bir saldırıya uğruyordu.
Dreyfus olayından beri kendisini yeni düzenin ve Avrupa'nın yeni ortamında Hristiyan laiklikle kaynaşmanın temsilcisi olarak gören Theodor Herzl aslı Avusturyalı bir yahudi gazeteci yazar dahi Fransa'daki bu patlamadan ani bir sarsıntıya uğramış ve endişe ile kaçınılmaz olarak bir Yahudi devleti, Yahudilerin kendi başlarına yaşayacakları bir ülke kurma fikrini ortaya atmıştı. Onun çok kısa zamanda "Der Judenstaat" (Yahudi Devleti) adlı eserinde ortaya koyacağı fikirler Batı Avrupa Yahudilerini "Bu zevzekliğe ve bölücülüğe ne lüzum var?" şeklinde bir tepkiye ittiyse de Polonya, Avusturya - Macaristan ve tümüyle Rusya yahudilerinden çok büyük destek gördü. Çok geçmeden Siyonist kongre Basel'de toplandı ve Siyonizm ortaya çıktı.
Emile Zola'nın direnişi yani sonuçlanmış ve mahkumiyetle biten Dreyfus davasını yeniden deşmesi aslında bir Yahudi taraftarlığı ve adalet arayışı kadar, Avrupa dünyasındaki bu bölünmelere de bir cevap ve çözüm getirme çabası taşımaktaydı. Zola ilk anda Fransa'yı terk etmek zorunda kaldı ama taraftarları arasında Jean Jaures gibi bir sosyalist yanında Anatole France ve ilerinin başbakanı Georges Clemenceau ve gelecek cumhurbaşkanı Henri Poincare gibi onunla pek alakası olmayan büyük şahsiyetler de vardı. Eski dostu ünlü ressam Paul Cezanne ise yoktu.
Dreyfus yeniden yargılandı, önce cezası indirildi sonra cumhurbaşkanı affetti. 1906'da ise yeni bir muhakeme ile tamamen aklanarak yeniden orduya alındı. Ama Dreyfus'un suçluluğu antisemit ve muhafazakar batı dünyasında bir slogan olarak kaldı. "L'affaire Dreyfus - Dreyfus Olayı" nı lailk veya dindar sağ cenahı suçlamak için kullananlar olduğu gibi sosyalistler ve laik liberaller cephesini suçlamak için kullananlar da vardı.
1908'de Emile Zola'nın kemiklerinin Pantheon'a nakli töreninde dahi Alfred Dreyfus bir saldırıya maruz kaldı ve hafif yaralandı. Bütün bu hazin gelişmelerin içinde ortaya çıkan ama hala örtülmeye ve tartışılmaya çalışılan bir gerçek daha vardır:
Casusluğu yapan subay Esterhazy adlı bir başka Genelkurmay mensubuydu. Fransa tarihinin Dreyfus'u gönülden aklaması ise François Mitterand'ın başkanlığı sırasında Raspail Bulvarı'nda bugünkü Ecole des Hautes Etudes'in bulunduğu ve onun bir müddet kaldığı hapishanenin (Cherche - Midi) yerine küçük bir anıt dikilmesi ile oldu. (ilber Ortaylı, 15.01.2012, Milliyet)
Gündemdeki Haberler