bugün
- gocu29
- evlenmek istemeyen insana seçilmemiş demek7
- karşı cinste hayran olunan özellik11
- deliliğin tedavisi4
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı57
- sueda uluca5
- evlenmeyi başaramamış kadın12
- 14 haziran 2026 almanya curaçao maçı10
- güzel kızların isimleri2
- ezan sesinin gittikçe rahatsız etmesi3
- sözlüğün amacı2
- git commit mesajlarında duygu durumu2
- 14 haziran 2026 maden işçilerine silahlı saldırı5
- selenoid valfin ne olduğunu bilen kız2
- 14 haziran 2026 hollanda japonya maçı2
- sevgilisine ayı diyen kız6
- almanya 7 curaçao 13
- milli maçı izlemeyen erkek22
- leyla cengiz beauty'nin 4000 tl kaporaya çökmesi3
- hilal yelekçi3
- curaçao4
- iremga ve mokv'yi özlemek4
- evlenmemeyi başarı olarak görmek3
- ayak fetişistiyim ve bununla gurur duyuyorum5
- arda güler8
- elmas bey birader bay bey biraderdir4
- şirine hangi şirinle evlenirdi sorunsalı8
- avradı olmayana ne tavsiye edersiniz6
- zion suzuki2
- bugün hollanda japonya maçı saat 23 te trt 1 de2
- bardağı taşıran son damla7
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi9
- arkadaşlar çok sıkıcısınız2
- ertan özyiğiti uzaylılar kaçırsaydı3
- ayak yalamamış erkek kalmaması5
- tarihte yaşamış birini ölesiye savunmak5
- mantı abartılmış balon bir yemektir7
- naylon çorap fetişi2
- kemal kılıçdaroğlu15
- trt 13
- yeşil burun adaları3
- kadınlar neyden hoşlanır10
- vincenzo montella9
- carlsberg elephant2
- karısını döven erkekler2
- ilk ev hapsi bilekliğim4
- deyyus u ekber2
- avustralya9
- başıboş köpek sorunu4
- enayimiknatisii10
laiklik, gerçek ifadesi sekülerizm olan kelimedir. fransa'da zuhur etmiştir. klisenin baskısına, despotluğuna, zulümlerine, bağnazlığına karşın çıkmıştır. yani dönemin dinine karşı çıkmıştır. bunun içindir ki sekülerizm dini yaşamdan uzak tutar. haklıdırlar da. çünkü o dönemin dini olan hristiyanlıktan insanlar çok çekmiştir. dolayısıyla dini hayattan uzaklaştırmak gerekmektedir.
türkiye versiyonuna gelirsek, türkiye'ye de atatürk ile beraber gelmiş bir düşüncedir, sekülerizm/laiklik. ancak meseleyi açmadan önce şu toplumsal/sosyal yasıyı beyan etmek gerekir: -ki hukukçular/sosyologlar da hak verecektir- belli bir konjonktürde mevcut düzene karşı zuhur etmiş toplumsal bir düzeni, farklı konjonktürlerde uygulayamayız. türkiye'deki örneği budur. sekülerizm/laiklik çıkış noktasına göre doğruluk/haklılık payı olan bir düşünceydi. ancak dönemin fransasıyla, atatürk dönemindeki türkiye konjonktürel olarak çok farklıydılar. dolayısıyla farklı bir konjonktürden gelen sekülerizm/laiklik türkiye'de uygulanamazdı. zaten teorik olarak da baktığımızda, değil insanların osmanlı zamanındaki islam'dan bıkmaları, zulüm görmeleri; bizzat islam için savaşmış ve islami değerleri bütün değerlerinin üstünde tutmuşlardır. dolayısıyla laiklik teorik ve konjonktürel olarak uygun bir çözüm değildi.
peki teorik ve konjonktürel olarak uygun olmayan laiklik/sekülerizm pratik olarak nasıl tutunabildi?
şimdi teorik ve konjonktürel olarak tutunamayan/tutunamayacak olan düşünceyi pratik olarak tatbik etmek için stratejik bir metot izlemek gerekir. atatürkün yaptığı da buydu. stratejik metot da şu: teorik ve konjonktürel olarak sekülerizmi uygun olmadığı bilincinde olanları sindirmek, tecrit etmektir. bu sindirme politikası, kimilerine kültürel/düşünsel olarak, kimilerine de fiziksel olarak yansımıştır. yani kimileri 'sürecin vahametiyle' kültürel ve düşünsel olarak sekülerizmin tatbikindeki çelişkinin teorik ve konjonktürel kökenli olduğunun bilincinden uzaklaşmıştır. Zaten savaş dönemidir, kimse de düşünsel/kültürel olarak direnecek durumda değildir. kimileri de her şeye rağmen bunun hep bilincinde olmuş ve dolayısıyla stratejik olarak tehlikeli görülmüş ve 'sahte' yargılarda yargılanarak asılmıştır, ya da sahte bile olmayan yargılamayla öldürülmüştür. pratik olarak ilk dönemlerinde bu şekilde ayakta kalmıştır. zaten riskli olan ilk dönemdir. zira sonraki dönemlerde her şey, mevcut statükonun kontolü altında olacağından, tekil muhalif sesleri sindirmek zor olmayacaktır. çünkü bir-kaç tane muhalif çıksada, mevcut konjonktürün bekçiliğini yapacak binlerce, milyonlarca insan yetiştirilmektedir.
laiklik din ile çelişir mi çelişmez mi bunu anlamak için de biraz uzun olan laiklik/sekülerizm kavramının açıklamasından sonra, din' kelimesini de açıklamamız gerekir. önce dinin ne olduğunu 'nereden' öğreneceğimizi anlamamız gerekir. eğer söz konusu islam dini ise, bu dini anayasadan, das kapitalden, budadan ya da nutuktan değil, kuran ve sünnetten öğrenmemiz gerekir. islama, kuran ve sünnete göre de din kelimesi en kısaltılmış anlamıyla gidilen yoldur. Hayata yön veren, şekil veren şeydir. ideoloji, dünya görüşü, siyasal ve toplumsal düşüncedir. genişletebiliriz. ancak sonuç şudur ki, islam'a göre din hayatın her alanında misak olan şeydir. tuvaletten, meclise, evinizden okulunuza kadar... bunu fıkhi, hukuki açıklamaları biraz uzun, ancak isteyen olursa özelden bunları da tartışabiliriz. neticede din, gidilen yoldur.
islam'daki din tanımına göre, bazen bir futbol takımı, bazen bir müzik grubu, bazen siyasi bir parti, bazen hristiyanlık yahut yahudilik, bazen budizm, bazen bir ideoloji, bazen bir dünya görüşü ya da felsefi bir akım olabilir. dolayısıyla 'laiklik'sekülerizm' de islam'ın din tanımına göre dindir. çünkü size bir yol çizmektedir. Allah'ın kuranda, sizin için din olarak islam'ı seçip beğendim, tek hak din islamdır gibi ifadeleri de islam'dan başka bir dini kabul etmenin islami olmayacağı anlamına gelir. zaten kurana göre Allah'ın hükmü ile hükmetmeyen kafirdir. sonuç olarak nasıl bir ideolojiye, dünya görünüşüne dayanıyor olursa olsun, bir düşünce kurana uymuyor ise, kuran ile kontol edilmiyorsa, kuran ve sünneti merkeze almıyorsa o islami değildir. laikliği de bu çerçevede düşünebiliriz. yani devlet işlerini dinden ayırmak mümkün değildir zaten. çünkü islam dini bütündür. islam'ın da siyasi düşüncesi ve devlet modeli vardır.
türkiye versiyonuna gelirsek, türkiye'ye de atatürk ile beraber gelmiş bir düşüncedir, sekülerizm/laiklik. ancak meseleyi açmadan önce şu toplumsal/sosyal yasıyı beyan etmek gerekir: -ki hukukçular/sosyologlar da hak verecektir- belli bir konjonktürde mevcut düzene karşı zuhur etmiş toplumsal bir düzeni, farklı konjonktürlerde uygulayamayız. türkiye'deki örneği budur. sekülerizm/laiklik çıkış noktasına göre doğruluk/haklılık payı olan bir düşünceydi. ancak dönemin fransasıyla, atatürk dönemindeki türkiye konjonktürel olarak çok farklıydılar. dolayısıyla farklı bir konjonktürden gelen sekülerizm/laiklik türkiye'de uygulanamazdı. zaten teorik olarak da baktığımızda, değil insanların osmanlı zamanındaki islam'dan bıkmaları, zulüm görmeleri; bizzat islam için savaşmış ve islami değerleri bütün değerlerinin üstünde tutmuşlardır. dolayısıyla laiklik teorik ve konjonktürel olarak uygun bir çözüm değildi.
peki teorik ve konjonktürel olarak uygun olmayan laiklik/sekülerizm pratik olarak nasıl tutunabildi?
şimdi teorik ve konjonktürel olarak tutunamayan/tutunamayacak olan düşünceyi pratik olarak tatbik etmek için stratejik bir metot izlemek gerekir. atatürkün yaptığı da buydu. stratejik metot da şu: teorik ve konjonktürel olarak sekülerizmi uygun olmadığı bilincinde olanları sindirmek, tecrit etmektir. bu sindirme politikası, kimilerine kültürel/düşünsel olarak, kimilerine de fiziksel olarak yansımıştır. yani kimileri 'sürecin vahametiyle' kültürel ve düşünsel olarak sekülerizmin tatbikindeki çelişkinin teorik ve konjonktürel kökenli olduğunun bilincinden uzaklaşmıştır. Zaten savaş dönemidir, kimse de düşünsel/kültürel olarak direnecek durumda değildir. kimileri de her şeye rağmen bunun hep bilincinde olmuş ve dolayısıyla stratejik olarak tehlikeli görülmüş ve 'sahte' yargılarda yargılanarak asılmıştır, ya da sahte bile olmayan yargılamayla öldürülmüştür. pratik olarak ilk dönemlerinde bu şekilde ayakta kalmıştır. zaten riskli olan ilk dönemdir. zira sonraki dönemlerde her şey, mevcut statükonun kontolü altında olacağından, tekil muhalif sesleri sindirmek zor olmayacaktır. çünkü bir-kaç tane muhalif çıksada, mevcut konjonktürün bekçiliğini yapacak binlerce, milyonlarca insan yetiştirilmektedir.
laiklik din ile çelişir mi çelişmez mi bunu anlamak için de biraz uzun olan laiklik/sekülerizm kavramının açıklamasından sonra, din' kelimesini de açıklamamız gerekir. önce dinin ne olduğunu 'nereden' öğreneceğimizi anlamamız gerekir. eğer söz konusu islam dini ise, bu dini anayasadan, das kapitalden, budadan ya da nutuktan değil, kuran ve sünnetten öğrenmemiz gerekir. islama, kuran ve sünnete göre de din kelimesi en kısaltılmış anlamıyla gidilen yoldur. Hayata yön veren, şekil veren şeydir. ideoloji, dünya görüşü, siyasal ve toplumsal düşüncedir. genişletebiliriz. ancak sonuç şudur ki, islam'a göre din hayatın her alanında misak olan şeydir. tuvaletten, meclise, evinizden okulunuza kadar... bunu fıkhi, hukuki açıklamaları biraz uzun, ancak isteyen olursa özelden bunları da tartışabiliriz. neticede din, gidilen yoldur.
islam'daki din tanımına göre, bazen bir futbol takımı, bazen bir müzik grubu, bazen siyasi bir parti, bazen hristiyanlık yahut yahudilik, bazen budizm, bazen bir ideoloji, bazen bir dünya görüşü ya da felsefi bir akım olabilir. dolayısıyla 'laiklik'sekülerizm' de islam'ın din tanımına göre dindir. çünkü size bir yol çizmektedir. Allah'ın kuranda, sizin için din olarak islam'ı seçip beğendim, tek hak din islamdır gibi ifadeleri de islam'dan başka bir dini kabul etmenin islami olmayacağı anlamına gelir. zaten kurana göre Allah'ın hükmü ile hükmetmeyen kafirdir. sonuç olarak nasıl bir ideolojiye, dünya görünüşüne dayanıyor olursa olsun, bir düşünce kurana uymuyor ise, kuran ile kontol edilmiyorsa, kuran ve sünneti merkeze almıyorsa o islami değildir. laikliği de bu çerçevede düşünebiliriz. yani devlet işlerini dinden ayırmak mümkün değildir zaten. çünkü islam dini bütündür. islam'ın da siyasi düşüncesi ve devlet modeli vardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar