bugün
- israil'in nükleer silahları imha edilmelidir16
- sözlüğün reisi kim14
- bik bik'in jeopolitik ve stratejik önemi9
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz36
- hoşlanılan kızın kaç para mayış alıyon demesi4
- ünlüler neden uyuşturucu kullanır16
- arda güler'e gol attırmamak için çalışan oçebappe3
- müge anlı ile tatlı sert4
- true yu evlendiriyoruz kampanyası4
- yanlış anlaşılmayı düzeltmeye üşenmek5
- sözlükte yaşanan evlilikler3
- günaydın küçük ipneler9
- şemsiye çikolata3
- moraliniz bozukken ne yapıyorsunuz22
- sözlüğe sesli sohbet özelliği gelse olacaklar2
- islamda namaz yoktur28
- iç ısıtan fotoğraflar4
- ciddi konuşurken aklına saçma bir şey gelmesi2
- warp motoru ile ışık hızını aşmak5
- ed sheeran'ın abd turnesinde toplu ayrılma5
- sakarya4
- ilk buluşmada amuda kalkarak tost basan kız2
- durduk yere 2027 yılına girmek2
- insanın kendini yarına saklaması2
- arkadaş grubundaki herkesin psikoloğu olan deli2
- evli ama mutsuz insan4
- dünyayı değiştirecek kadar yarına inanmak2
- güne bir şarkı sözü bırak5
- kedi kumu temizlemek2
- çağla idi20
- gocu33
- oğuz sasi3
- hep ileriye doğru bakmak2
- true neden sevilmiyor sorunsalı27
- şiir yazan erkek16
- nervio13
- sözlük kızlarının siteye fotoğraf atması17
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri24
- kadınları susturmanın en iyi yolu12
- sevişmek istenen ünlüler11
- ezgi yen4
- iran'ın hürmüz boğazı nda mq 9 iha düşürmesi3
- yani yenecek et de kuzu etidir3
- birini kırmadan nasıl iletişimi kesersiniz14
- gündem3
- gokyuzunun silinen rengi17
- sarapci koala hatayi29
- enayimiknatisii10
- aynı anda iki kişiye aşık olmak12
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
laiklik, gerçek ifadesi sekülerizm olan kelimedir. fransa'da zuhur etmiştir. klisenin baskısına, despotluğuna, zulümlerine, bağnazlığına karşın çıkmıştır. yani dönemin dinine karşı çıkmıştır. bunun içindir ki sekülerizm dini yaşamdan uzak tutar. haklıdırlar da. çünkü o dönemin dini olan hristiyanlıktan insanlar çok çekmiştir. dolayısıyla dini hayattan uzaklaştırmak gerekmektedir.
türkiye versiyonuna gelirsek, türkiye'ye de atatürk ile beraber gelmiş bir düşüncedir, sekülerizm/laiklik. ancak meseleyi açmadan önce şu toplumsal/sosyal yasıyı beyan etmek gerekir: -ki hukukçular/sosyologlar da hak verecektir- belli bir konjonktürde mevcut düzene karşı zuhur etmiş toplumsal bir düzeni, farklı konjonktürlerde uygulayamayız. türkiye'deki örneği budur. sekülerizm/laiklik çıkış noktasına göre doğruluk/haklılık payı olan bir düşünceydi. ancak dönemin fransasıyla, atatürk dönemindeki türkiye konjonktürel olarak çok farklıydılar. dolayısıyla farklı bir konjonktürden gelen sekülerizm/laiklik türkiye'de uygulanamazdı. zaten teorik olarak da baktığımızda, değil insanların osmanlı zamanındaki islam'dan bıkmaları, zulüm görmeleri; bizzat islam için savaşmış ve islami değerleri bütün değerlerinin üstünde tutmuşlardır. dolayısıyla laiklik teorik ve konjonktürel olarak uygun bir çözüm değildi.
peki teorik ve konjonktürel olarak uygun olmayan laiklik/sekülerizm pratik olarak nasıl tutunabildi?
şimdi teorik ve konjonktürel olarak tutunamayan/tutunamayacak olan düşünceyi pratik olarak tatbik etmek için stratejik bir metot izlemek gerekir. atatürkün yaptığı da buydu. stratejik metot da şu: teorik ve konjonktürel olarak sekülerizmi uygun olmadığı bilincinde olanları sindirmek, tecrit etmektir. bu sindirme politikası, kimilerine kültürel/düşünsel olarak, kimilerine de fiziksel olarak yansımıştır. yani kimileri 'sürecin vahametiyle' kültürel ve düşünsel olarak sekülerizmin tatbikindeki çelişkinin teorik ve konjonktürel kökenli olduğunun bilincinden uzaklaşmıştır. Zaten savaş dönemidir, kimse de düşünsel/kültürel olarak direnecek durumda değildir. kimileri de her şeye rağmen bunun hep bilincinde olmuş ve dolayısıyla stratejik olarak tehlikeli görülmüş ve 'sahte' yargılarda yargılanarak asılmıştır, ya da sahte bile olmayan yargılamayla öldürülmüştür. pratik olarak ilk dönemlerinde bu şekilde ayakta kalmıştır. zaten riskli olan ilk dönemdir. zira sonraki dönemlerde her şey, mevcut statükonun kontolü altında olacağından, tekil muhalif sesleri sindirmek zor olmayacaktır. çünkü bir-kaç tane muhalif çıksada, mevcut konjonktürün bekçiliğini yapacak binlerce, milyonlarca insan yetiştirilmektedir.
laiklik din ile çelişir mi çelişmez mi bunu anlamak için de biraz uzun olan laiklik/sekülerizm kavramının açıklamasından sonra, din' kelimesini de açıklamamız gerekir. önce dinin ne olduğunu 'nereden' öğreneceğimizi anlamamız gerekir. eğer söz konusu islam dini ise, bu dini anayasadan, das kapitalden, budadan ya da nutuktan değil, kuran ve sünnetten öğrenmemiz gerekir. islama, kuran ve sünnete göre de din kelimesi en kısaltılmış anlamıyla gidilen yoldur. Hayata yön veren, şekil veren şeydir. ideoloji, dünya görüşü, siyasal ve toplumsal düşüncedir. genişletebiliriz. ancak sonuç şudur ki, islam'a göre din hayatın her alanında misak olan şeydir. tuvaletten, meclise, evinizden okulunuza kadar... bunu fıkhi, hukuki açıklamaları biraz uzun, ancak isteyen olursa özelden bunları da tartışabiliriz. neticede din, gidilen yoldur.
islam'daki din tanımına göre, bazen bir futbol takımı, bazen bir müzik grubu, bazen siyasi bir parti, bazen hristiyanlık yahut yahudilik, bazen budizm, bazen bir ideoloji, bazen bir dünya görüşü ya da felsefi bir akım olabilir. dolayısıyla 'laiklik'sekülerizm' de islam'ın din tanımına göre dindir. çünkü size bir yol çizmektedir. Allah'ın kuranda, sizin için din olarak islam'ı seçip beğendim, tek hak din islamdır gibi ifadeleri de islam'dan başka bir dini kabul etmenin islami olmayacağı anlamına gelir. zaten kurana göre Allah'ın hükmü ile hükmetmeyen kafirdir. sonuç olarak nasıl bir ideolojiye, dünya görünüşüne dayanıyor olursa olsun, bir düşünce kurana uymuyor ise, kuran ile kontol edilmiyorsa, kuran ve sünneti merkeze almıyorsa o islami değildir. laikliği de bu çerçevede düşünebiliriz. yani devlet işlerini dinden ayırmak mümkün değildir zaten. çünkü islam dini bütündür. islam'ın da siyasi düşüncesi ve devlet modeli vardır.
türkiye versiyonuna gelirsek, türkiye'ye de atatürk ile beraber gelmiş bir düşüncedir, sekülerizm/laiklik. ancak meseleyi açmadan önce şu toplumsal/sosyal yasıyı beyan etmek gerekir: -ki hukukçular/sosyologlar da hak verecektir- belli bir konjonktürde mevcut düzene karşı zuhur etmiş toplumsal bir düzeni, farklı konjonktürlerde uygulayamayız. türkiye'deki örneği budur. sekülerizm/laiklik çıkış noktasına göre doğruluk/haklılık payı olan bir düşünceydi. ancak dönemin fransasıyla, atatürk dönemindeki türkiye konjonktürel olarak çok farklıydılar. dolayısıyla farklı bir konjonktürden gelen sekülerizm/laiklik türkiye'de uygulanamazdı. zaten teorik olarak da baktığımızda, değil insanların osmanlı zamanındaki islam'dan bıkmaları, zulüm görmeleri; bizzat islam için savaşmış ve islami değerleri bütün değerlerinin üstünde tutmuşlardır. dolayısıyla laiklik teorik ve konjonktürel olarak uygun bir çözüm değildi.
peki teorik ve konjonktürel olarak uygun olmayan laiklik/sekülerizm pratik olarak nasıl tutunabildi?
şimdi teorik ve konjonktürel olarak tutunamayan/tutunamayacak olan düşünceyi pratik olarak tatbik etmek için stratejik bir metot izlemek gerekir. atatürkün yaptığı da buydu. stratejik metot da şu: teorik ve konjonktürel olarak sekülerizmi uygun olmadığı bilincinde olanları sindirmek, tecrit etmektir. bu sindirme politikası, kimilerine kültürel/düşünsel olarak, kimilerine de fiziksel olarak yansımıştır. yani kimileri 'sürecin vahametiyle' kültürel ve düşünsel olarak sekülerizmin tatbikindeki çelişkinin teorik ve konjonktürel kökenli olduğunun bilincinden uzaklaşmıştır. Zaten savaş dönemidir, kimse de düşünsel/kültürel olarak direnecek durumda değildir. kimileri de her şeye rağmen bunun hep bilincinde olmuş ve dolayısıyla stratejik olarak tehlikeli görülmüş ve 'sahte' yargılarda yargılanarak asılmıştır, ya da sahte bile olmayan yargılamayla öldürülmüştür. pratik olarak ilk dönemlerinde bu şekilde ayakta kalmıştır. zaten riskli olan ilk dönemdir. zira sonraki dönemlerde her şey, mevcut statükonun kontolü altında olacağından, tekil muhalif sesleri sindirmek zor olmayacaktır. çünkü bir-kaç tane muhalif çıksada, mevcut konjonktürün bekçiliğini yapacak binlerce, milyonlarca insan yetiştirilmektedir.
laiklik din ile çelişir mi çelişmez mi bunu anlamak için de biraz uzun olan laiklik/sekülerizm kavramının açıklamasından sonra, din' kelimesini de açıklamamız gerekir. önce dinin ne olduğunu 'nereden' öğreneceğimizi anlamamız gerekir. eğer söz konusu islam dini ise, bu dini anayasadan, das kapitalden, budadan ya da nutuktan değil, kuran ve sünnetten öğrenmemiz gerekir. islama, kuran ve sünnete göre de din kelimesi en kısaltılmış anlamıyla gidilen yoldur. Hayata yön veren, şekil veren şeydir. ideoloji, dünya görüşü, siyasal ve toplumsal düşüncedir. genişletebiliriz. ancak sonuç şudur ki, islam'a göre din hayatın her alanında misak olan şeydir. tuvaletten, meclise, evinizden okulunuza kadar... bunu fıkhi, hukuki açıklamaları biraz uzun, ancak isteyen olursa özelden bunları da tartışabiliriz. neticede din, gidilen yoldur.
islam'daki din tanımına göre, bazen bir futbol takımı, bazen bir müzik grubu, bazen siyasi bir parti, bazen hristiyanlık yahut yahudilik, bazen budizm, bazen bir ideoloji, bazen bir dünya görüşü ya da felsefi bir akım olabilir. dolayısıyla 'laiklik'sekülerizm' de islam'ın din tanımına göre dindir. çünkü size bir yol çizmektedir. Allah'ın kuranda, sizin için din olarak islam'ı seçip beğendim, tek hak din islamdır gibi ifadeleri de islam'dan başka bir dini kabul etmenin islami olmayacağı anlamına gelir. zaten kurana göre Allah'ın hükmü ile hükmetmeyen kafirdir. sonuç olarak nasıl bir ideolojiye, dünya görünüşüne dayanıyor olursa olsun, bir düşünce kurana uymuyor ise, kuran ile kontol edilmiyorsa, kuran ve sünneti merkeze almıyorsa o islami değildir. laikliği de bu çerçevede düşünebiliriz. yani devlet işlerini dinden ayırmak mümkün değildir zaten. çünkü islam dini bütündür. islam'ın da siyasi düşüncesi ve devlet modeli vardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar