bugün
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- israilli kızlar5
- ekmek yemeyi bırakmak3
- kenan evren3
- başkenti siz belirleseydiniz neresi olurdu7
- idealist misiniz6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı16
- 31 ekim 2026 bursaspor bandırmaspor maçı4
- kenan evren'in fesli gavatı vatandaşlıktan atması3
- hangi hogwartz binasını temsil ediyorsunuz5
- yağı emmiş patates kızartması3
- anın görüntüsü20
- bu devirde evlenmek5
- gammaz adama güvenilir mi3
- akp'lilerin ahmet kaya'yı sevmesi4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı24
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak3
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği13
- en sağlam akıllı telefon2
- street fighter5
- yazarların gizli gizli dinlediği şarkılar8
- en sevdiğiniz radyo kanalları4
- simko'nun sessizliğine tercüman olmak2
- türkiye şahlanıyor5
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba10
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı4
- fenerbahçe 0 göztepe 12
- ikinci el otomobil piyasası2
- engineer288
- o değil de bir yıl daha bitmek üzere3
- gocu kadar şanssız adam yok2
- akın gürlek6
- hangi mbti tipisiniz4
- cinsel ilişkiye girmeden hamile kalan kadın3
- ayda yılda bir gelip sözlüğe sallayıp giden tip4
- gece gece kokoreç gömmek10
- bez bebek nana ne yapıyor sorusu4
- putin 18 sözlük yazarı hakkında rapor istedi9
- eğer bugün gay değilsek atatürk sayesinde3
- kars 36 spor5
- hyundai i10 vs hyundai i203
- kendinle baş başa kalmak2
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek7
- cia in takibe aldığı 23 sözlük yazarı10
- bik bik 219
- akp mhp dem kılıçdaroğlu ittifakı2
- kaşar peyniriyle tost yapmak2
- yaş ilerledikçe fark edilen şeyler9
- evliya çelebi'nin hiç evlenmemesi6
- kaşarlı tost3
laiklik, gerçek ifadesi sekülerizm olan kelimedir. fransa'da zuhur etmiştir. klisenin baskısına, despotluğuna, zulümlerine, bağnazlığına karşın çıkmıştır. yani dönemin dinine karşı çıkmıştır. bunun içindir ki sekülerizm dini yaşamdan uzak tutar. haklıdırlar da. çünkü o dönemin dini olan hristiyanlıktan insanlar çok çekmiştir. dolayısıyla dini hayattan uzaklaştırmak gerekmektedir.
türkiye versiyonuna gelirsek, türkiye'ye de atatürk ile beraber gelmiş bir düşüncedir, sekülerizm/laiklik. ancak meseleyi açmadan önce şu toplumsal/sosyal yasıyı beyan etmek gerekir: -ki hukukçular/sosyologlar da hak verecektir- belli bir konjonktürde mevcut düzene karşı zuhur etmiş toplumsal bir düzeni, farklı konjonktürlerde uygulayamayız. türkiye'deki örneği budur. sekülerizm/laiklik çıkış noktasına göre doğruluk/haklılık payı olan bir düşünceydi. ancak dönemin fransasıyla, atatürk dönemindeki türkiye konjonktürel olarak çok farklıydılar. dolayısıyla farklı bir konjonktürden gelen sekülerizm/laiklik türkiye'de uygulanamazdı. zaten teorik olarak da baktığımızda, değil insanların osmanlı zamanındaki islam'dan bıkmaları, zulüm görmeleri; bizzat islam için savaşmış ve islami değerleri bütün değerlerinin üstünde tutmuşlardır. dolayısıyla laiklik teorik ve konjonktürel olarak uygun bir çözüm değildi.
peki teorik ve konjonktürel olarak uygun olmayan laiklik/sekülerizm pratik olarak nasıl tutunabildi?
şimdi teorik ve konjonktürel olarak tutunamayan/tutunamayacak olan düşünceyi pratik olarak tatbik etmek için stratejik bir metot izlemek gerekir. atatürkün yaptığı da buydu. stratejik metot da şu: teorik ve konjonktürel olarak sekülerizmi uygun olmadığı bilincinde olanları sindirmek, tecrit etmektir. bu sindirme politikası, kimilerine kültürel/düşünsel olarak, kimilerine de fiziksel olarak yansımıştır. yani kimileri 'sürecin vahametiyle' kültürel ve düşünsel olarak sekülerizmin tatbikindeki çelişkinin teorik ve konjonktürel kökenli olduğunun bilincinden uzaklaşmıştır. Zaten savaş dönemidir, kimse de düşünsel/kültürel olarak direnecek durumda değildir. kimileri de her şeye rağmen bunun hep bilincinde olmuş ve dolayısıyla stratejik olarak tehlikeli görülmüş ve 'sahte' yargılarda yargılanarak asılmıştır, ya da sahte bile olmayan yargılamayla öldürülmüştür. pratik olarak ilk dönemlerinde bu şekilde ayakta kalmıştır. zaten riskli olan ilk dönemdir. zira sonraki dönemlerde her şey, mevcut statükonun kontolü altında olacağından, tekil muhalif sesleri sindirmek zor olmayacaktır. çünkü bir-kaç tane muhalif çıksada, mevcut konjonktürün bekçiliğini yapacak binlerce, milyonlarca insan yetiştirilmektedir.
laiklik din ile çelişir mi çelişmez mi bunu anlamak için de biraz uzun olan laiklik/sekülerizm kavramının açıklamasından sonra, din' kelimesini de açıklamamız gerekir. önce dinin ne olduğunu 'nereden' öğreneceğimizi anlamamız gerekir. eğer söz konusu islam dini ise, bu dini anayasadan, das kapitalden, budadan ya da nutuktan değil, kuran ve sünnetten öğrenmemiz gerekir. islama, kuran ve sünnete göre de din kelimesi en kısaltılmış anlamıyla gidilen yoldur. Hayata yön veren, şekil veren şeydir. ideoloji, dünya görüşü, siyasal ve toplumsal düşüncedir. genişletebiliriz. ancak sonuç şudur ki, islam'a göre din hayatın her alanında misak olan şeydir. tuvaletten, meclise, evinizden okulunuza kadar... bunu fıkhi, hukuki açıklamaları biraz uzun, ancak isteyen olursa özelden bunları da tartışabiliriz. neticede din, gidilen yoldur.
islam'daki din tanımına göre, bazen bir futbol takımı, bazen bir müzik grubu, bazen siyasi bir parti, bazen hristiyanlık yahut yahudilik, bazen budizm, bazen bir ideoloji, bazen bir dünya görüşü ya da felsefi bir akım olabilir. dolayısıyla 'laiklik'sekülerizm' de islam'ın din tanımına göre dindir. çünkü size bir yol çizmektedir. Allah'ın kuranda, sizin için din olarak islam'ı seçip beğendim, tek hak din islamdır gibi ifadeleri de islam'dan başka bir dini kabul etmenin islami olmayacağı anlamına gelir. zaten kurana göre Allah'ın hükmü ile hükmetmeyen kafirdir. sonuç olarak nasıl bir ideolojiye, dünya görünüşüne dayanıyor olursa olsun, bir düşünce kurana uymuyor ise, kuran ile kontol edilmiyorsa, kuran ve sünneti merkeze almıyorsa o islami değildir. laikliği de bu çerçevede düşünebiliriz. yani devlet işlerini dinden ayırmak mümkün değildir zaten. çünkü islam dini bütündür. islam'ın da siyasi düşüncesi ve devlet modeli vardır.
türkiye versiyonuna gelirsek, türkiye'ye de atatürk ile beraber gelmiş bir düşüncedir, sekülerizm/laiklik. ancak meseleyi açmadan önce şu toplumsal/sosyal yasıyı beyan etmek gerekir: -ki hukukçular/sosyologlar da hak verecektir- belli bir konjonktürde mevcut düzene karşı zuhur etmiş toplumsal bir düzeni, farklı konjonktürlerde uygulayamayız. türkiye'deki örneği budur. sekülerizm/laiklik çıkış noktasına göre doğruluk/haklılık payı olan bir düşünceydi. ancak dönemin fransasıyla, atatürk dönemindeki türkiye konjonktürel olarak çok farklıydılar. dolayısıyla farklı bir konjonktürden gelen sekülerizm/laiklik türkiye'de uygulanamazdı. zaten teorik olarak da baktığımızda, değil insanların osmanlı zamanındaki islam'dan bıkmaları, zulüm görmeleri; bizzat islam için savaşmış ve islami değerleri bütün değerlerinin üstünde tutmuşlardır. dolayısıyla laiklik teorik ve konjonktürel olarak uygun bir çözüm değildi.
peki teorik ve konjonktürel olarak uygun olmayan laiklik/sekülerizm pratik olarak nasıl tutunabildi?
şimdi teorik ve konjonktürel olarak tutunamayan/tutunamayacak olan düşünceyi pratik olarak tatbik etmek için stratejik bir metot izlemek gerekir. atatürkün yaptığı da buydu. stratejik metot da şu: teorik ve konjonktürel olarak sekülerizmi uygun olmadığı bilincinde olanları sindirmek, tecrit etmektir. bu sindirme politikası, kimilerine kültürel/düşünsel olarak, kimilerine de fiziksel olarak yansımıştır. yani kimileri 'sürecin vahametiyle' kültürel ve düşünsel olarak sekülerizmin tatbikindeki çelişkinin teorik ve konjonktürel kökenli olduğunun bilincinden uzaklaşmıştır. Zaten savaş dönemidir, kimse de düşünsel/kültürel olarak direnecek durumda değildir. kimileri de her şeye rağmen bunun hep bilincinde olmuş ve dolayısıyla stratejik olarak tehlikeli görülmüş ve 'sahte' yargılarda yargılanarak asılmıştır, ya da sahte bile olmayan yargılamayla öldürülmüştür. pratik olarak ilk dönemlerinde bu şekilde ayakta kalmıştır. zaten riskli olan ilk dönemdir. zira sonraki dönemlerde her şey, mevcut statükonun kontolü altında olacağından, tekil muhalif sesleri sindirmek zor olmayacaktır. çünkü bir-kaç tane muhalif çıksada, mevcut konjonktürün bekçiliğini yapacak binlerce, milyonlarca insan yetiştirilmektedir.
laiklik din ile çelişir mi çelişmez mi bunu anlamak için de biraz uzun olan laiklik/sekülerizm kavramının açıklamasından sonra, din' kelimesini de açıklamamız gerekir. önce dinin ne olduğunu 'nereden' öğreneceğimizi anlamamız gerekir. eğer söz konusu islam dini ise, bu dini anayasadan, das kapitalden, budadan ya da nutuktan değil, kuran ve sünnetten öğrenmemiz gerekir. islama, kuran ve sünnete göre de din kelimesi en kısaltılmış anlamıyla gidilen yoldur. Hayata yön veren, şekil veren şeydir. ideoloji, dünya görüşü, siyasal ve toplumsal düşüncedir. genişletebiliriz. ancak sonuç şudur ki, islam'a göre din hayatın her alanında misak olan şeydir. tuvaletten, meclise, evinizden okulunuza kadar... bunu fıkhi, hukuki açıklamaları biraz uzun, ancak isteyen olursa özelden bunları da tartışabiliriz. neticede din, gidilen yoldur.
islam'daki din tanımına göre, bazen bir futbol takımı, bazen bir müzik grubu, bazen siyasi bir parti, bazen hristiyanlık yahut yahudilik, bazen budizm, bazen bir ideoloji, bazen bir dünya görüşü ya da felsefi bir akım olabilir. dolayısıyla 'laiklik'sekülerizm' de islam'ın din tanımına göre dindir. çünkü size bir yol çizmektedir. Allah'ın kuranda, sizin için din olarak islam'ı seçip beğendim, tek hak din islamdır gibi ifadeleri de islam'dan başka bir dini kabul etmenin islami olmayacağı anlamına gelir. zaten kurana göre Allah'ın hükmü ile hükmetmeyen kafirdir. sonuç olarak nasıl bir ideolojiye, dünya görünüşüne dayanıyor olursa olsun, bir düşünce kurana uymuyor ise, kuran ile kontol edilmiyorsa, kuran ve sünneti merkeze almıyorsa o islami değildir. laikliği de bu çerçevede düşünebiliriz. yani devlet işlerini dinden ayırmak mümkün değildir zaten. çünkü islam dini bütündür. islam'ın da siyasi düşüncesi ve devlet modeli vardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar