bugün
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı40
- ispanya15
- futbol12
- arjantin15
- dünya17
- 2026 dünya kupası21
- ciguli kral3
- lisede hocaların herşeyi bilmesi3
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek3
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- ergenlerle mesai arkadaşı olmak4
- marc cucurella5
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- le cola'nın 67 tl olması4
- velvet9
- şehir kurma oyunları5
- abd'nin iran'a girmesiyle olacak olan şeyler4
- haluk levent denince akla gelenler4
- tefeciden borç almak4
- arjantin'in çok kötü oynaması3
- eve dönmek2
- arjantin milli futbol takımı5
- uludağ sözlük diriltme operasyonu6
- şaka maka muhalif platform kalmaması4
- sözlük yazarlarının tatlıları4
- kemal kılıçdaroğlu7
- iran abd savaşında yazarların tuttukları taraf2
- arjantin'e kırmızı kart çıkmama nedeni2
- siyah tekel poşeti2
- allah varsa beni milli yapsın7
- vozol4
- dünya kupası3
- kuveyt dinarı2
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri7
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- sapık7
- haluk levent vs serdar ortaç6
- lamine yamal2
- christopher nolan5
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle2
- bir kızın poposunu tokatlayarak cezalandırmak5
- lionel messi5
- ispanya şimdiye kadar 1 kez dünya şampiyonu oldu2
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- gocu nerede8
- merak etmemenin huzuru5
- oğuzhan uğur9
- siyonistlerin arjantin'i desteklemesi4
- bugün sağlığın için ne yaptın13
--spoiler--
6 yaşındayken babasını kaybeden Mutlucan, 13 yaşında annesiyle birlikte istanbul'a taşınırlar. Ortaokul yıllarında (1940) dekoratör çırağı olarak çalıştığı tiyatroda, oyunculardan biri rahatsızlanınca ilk defa sahneye çıkar. Tiyatro sanatçısı Necdet Mahfi Ayral tarafından, rahatsızlanan oyuncunun yerine Mutlucan seçilir. Oyuncunun repliği çok kısadır: "Burası Kaf Dağı, ne işin var senin burada". Bu kısacık replik seyirciler arasında bulunan Muhsin Ertuğrul'un çok ilgisini çeker ve tiyatroda ufak roller almaya başlar. Daha sonra Muhlis Sebahattin ile tanışır ve onun operet kumpanyasına katılır. O'nun ölümünden sonra istanbul Belediye Konservatuvarı'na girer. Konservatuarın o dönemki yönetmeni Münir Nurettin Selçuk'tur. Sesinin az bulunur kalitedeki bas tınısı, Faust operasına girme imkânı bile vermiştir ona fakat Mutlucan türküleri çok sevdiği için bu teklifi kabul etmemiştir. 1973 yılında TRT radyosunda 15'er dakikalık programlarla davudi sesini tüm Türkiye tanır.
Sadi Yaver Ataman'ın ısrarıyla kahramanlık türküleri söyler ve bir de plak çıkartır. 12 Eylül 1980'de darbe okunan bildirinin ardından Hasan Mutlucan'ın Kahramanlık Türküleri albümünden "Yine de Şahlanıyor" türküsü çalınır. Bu türkü günün şartlarıyla birlikte öyle bir etki yapar ki artık o davudi sesi ve ismi darbelerle özdeşleşir. Fakat Mutlucan bu durumdan son derece rahatsız olmaktadır. Bu rahatsızlığını da şu cümlelerle dile getirir: "Dehşetli bozuluyorum. Çünkü darbe sanatçısı değilim. Halit Kıvanç attı bu sıfatı ortaya. Sanki bütün millet, hislerinin tercümanıymış gibi kabul etti. Kahramanlık türküleri insanlara tesir eden bir şeydi. Hissiyatlarına tesir ettim ki beni beğendiler. Ama yukarı kademelerden bazı kişiler beni maalesef kullandılar. Propaganda, reklam vasıtası yaptılar. Darbecilere mal etmek istediler, o türkülerden soğuttular beni. Ben kimsenin adamı değilim, halka türküler okuyan biriyim, o türküler ecdadımın kahramanlık öykülerini anlatan menkıbelerdi. Daha fazla konuşmak istemiyorum. Hissiyatıma kapılabilirim. Küskünüm efendim." Kendisi, sosyal demokrat çizgide ve darbe karşıtı olduğunu defaatle belirtmiştir. Siyasi görüşü ile yaptığı müziği propaganda aracı haline getirenlerin militarist tavrı arasıdaki tezatı anlatan en çarpıcı deyişlerinden biri, 2006 yılında bir gazete röportajında söylediği: "(...) kendi sesimle kendimi uyandırmaktan bıktım artık" cümlesidir. 1962 yılında TRT'den politik sebeplerden dolayı ayrılmak durumunda kalır. Sonrasında istanbul Belediyesi Konservatuvarı Türk Halk Müziği Topluluğu'na katılır.
--spoiler--
6 yaşındayken babasını kaybeden Mutlucan, 13 yaşında annesiyle birlikte istanbul'a taşınırlar. Ortaokul yıllarında (1940) dekoratör çırağı olarak çalıştığı tiyatroda, oyunculardan biri rahatsızlanınca ilk defa sahneye çıkar. Tiyatro sanatçısı Necdet Mahfi Ayral tarafından, rahatsızlanan oyuncunun yerine Mutlucan seçilir. Oyuncunun repliği çok kısadır: "Burası Kaf Dağı, ne işin var senin burada". Bu kısacık replik seyirciler arasında bulunan Muhsin Ertuğrul'un çok ilgisini çeker ve tiyatroda ufak roller almaya başlar. Daha sonra Muhlis Sebahattin ile tanışır ve onun operet kumpanyasına katılır. O'nun ölümünden sonra istanbul Belediye Konservatuvarı'na girer. Konservatuarın o dönemki yönetmeni Münir Nurettin Selçuk'tur. Sesinin az bulunur kalitedeki bas tınısı, Faust operasına girme imkânı bile vermiştir ona fakat Mutlucan türküleri çok sevdiği için bu teklifi kabul etmemiştir. 1973 yılında TRT radyosunda 15'er dakikalık programlarla davudi sesini tüm Türkiye tanır.
Sadi Yaver Ataman'ın ısrarıyla kahramanlık türküleri söyler ve bir de plak çıkartır. 12 Eylül 1980'de darbe okunan bildirinin ardından Hasan Mutlucan'ın Kahramanlık Türküleri albümünden "Yine de Şahlanıyor" türküsü çalınır. Bu türkü günün şartlarıyla birlikte öyle bir etki yapar ki artık o davudi sesi ve ismi darbelerle özdeşleşir. Fakat Mutlucan bu durumdan son derece rahatsız olmaktadır. Bu rahatsızlığını da şu cümlelerle dile getirir: "Dehşetli bozuluyorum. Çünkü darbe sanatçısı değilim. Halit Kıvanç attı bu sıfatı ortaya. Sanki bütün millet, hislerinin tercümanıymış gibi kabul etti. Kahramanlık türküleri insanlara tesir eden bir şeydi. Hissiyatlarına tesir ettim ki beni beğendiler. Ama yukarı kademelerden bazı kişiler beni maalesef kullandılar. Propaganda, reklam vasıtası yaptılar. Darbecilere mal etmek istediler, o türkülerden soğuttular beni. Ben kimsenin adamı değilim, halka türküler okuyan biriyim, o türküler ecdadımın kahramanlık öykülerini anlatan menkıbelerdi. Daha fazla konuşmak istemiyorum. Hissiyatıma kapılabilirim. Küskünüm efendim." Kendisi, sosyal demokrat çizgide ve darbe karşıtı olduğunu defaatle belirtmiştir. Siyasi görüşü ile yaptığı müziği propaganda aracı haline getirenlerin militarist tavrı arasıdaki tezatı anlatan en çarpıcı deyişlerinden biri, 2006 yılında bir gazete röportajında söylediği: "(...) kendi sesimle kendimi uyandırmaktan bıktım artık" cümlesidir. 1962 yılında TRT'den politik sebeplerden dolayı ayrılmak durumunda kalır. Sonrasında istanbul Belediyesi Konservatuvarı Türk Halk Müziği Topluluğu'na katılır.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar