bugün
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak15
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- gece uyanıkları3
- nervio'ya evlenme teklif etmek30
- mutlu günleri beklemek15
- en lezzetli balık12
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı10
- yeni evli çift aktiviteleri12
- vajinaya dil atmak16
- yerde para bulmak8
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar20
- sözlük kızlarının çorapları11
- motorsiklet5
- nervio abla15
- sözlüğe hareket getirecek şey6
- kedimin yatağıma kusması6
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum15
- ıspartalıları sevmemek8
- kimsenin sizi sevmemesi16
- para kazanmak6
- geçmişe götüren şarkılar6
- güney kore34
- porsche4
- sözlük kızlarına hallenen erkek yazarlar8
- rusyada neden kızlar şımarık değil sorunsalı9
- kış gelince kısa etek ince çorap modası8
- from gold from dust36
- muslettin amca ile edirne genelevine gidiyoruz6
- ümit kocasakal19
- ismail kartal19
- en son ne aldınız13
- nervio'nun peşinden koşan yazarlar9
- mersin10
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması4
- iyi geceler arkadaşlar ben uyuyorum2
- bir sözlük erkeğine patik hediye etmek8
- sözlükte götü çok kaldırılmış kızlar8
- bir sözlük kızının çoraplarını hediye olarak almak8
- nervio tarzı entry girmek24
- instagram da artan erotizm sebebi10
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları12
- ayak sevecek kadar abaza olmak10
- 2026'nın yaşayan en seksi erkeği6
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması19
- seks hikayesi yazan trajedi yazarı6
- sinemada yiyişen sevgililer9
- okumuş kültürlü insandan nefret eden tip6
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması3
- kuru amlı10
- ayağa boşmalmak10
iki haftada bir çarşamba günlerinde haber sol'da yazan dava adamı. bir tanesini de alıntılayalım hatta.
seni.... che
ünlü şilili şair pablo neruda, anılarında, cheyi son kez, bir gece yarısı, havanada gördüğünü yazıyor. che o günlerde ekonomi ve maliye bakanlığı görevini yürütmektedir. buluşmalarını şöyle anlatıyor: che çizme ve savaş urbaları giymişti. kemerinde tabancalar vardı. giyimi büronun havasına uymuyordu. pek belirli bir arjantinli şivesiyle, açık havada, ovalarda ve iki çobanpüskülü çalısı arasında konuşmaların adamıydı. kısa cümleleri, bir gülümsemeyle sona eriyordu. bakışları, gözlerim ve banka odasının karanlık penceresi arasında gidip geliyordu. kübaya bir kuzey amerika saldırısı olasılığını görüşüyorduk... bolivya dağlarında, en son anına kadar, arka çantasında iki şey taşımış hep. aritmetik defterini ve benim büyük türkü şiir kitabımı... şimdi, o tarihten dört yıl sonra, şiirlerimin ona ölümde arkadaşlık ettiğini düşündükçe titriyorum.
bu satırların yazılışından bir süre sonra ve chenin vuruluşundan altı yıl sonra, şilideki faşist darbe günlerinde, bu kez de neruda yaşamla ölümün kesiştiği noktadan bakıyordu dünyaya. cortazarın değimiyle, bakışları cheninki gibi, teslim olmadan ölenleri anımsatıyordu.
kübalı şair nicolas guillen, kumandan che şiirini, guevaranın vurulduğu haberini aldığında yazmıştı. ekim 1967de: vuruldun fakat / sönmedi yüreklerimizde yaktığın ışık
nicolas guillen, yankısı yüreğine vuran ışıkta parıldayan sözcüklerini, chenin, yaşamla ölümün kesiştiği noktada, yeryüzüne saçtığı kıvılcımlardan toplamıştı: her yerdesin / kızılderililerin bakırdan rüyalarında / dalga dalga isyanında karaderilinin / petrol kuyularındaki, tuzlalardaki ömürde / korkunç çaresizliğinde muz bahçelerinin / kesimhanelere yetiştirilen sürülerin yayıldığı pampada / ve şekerde ve tuzda ve kahvede / öldürüp yok etmek istedilerse de seni / dökülen kanda yaşıyorsun / kumandanımızsın / dostumuz
söylediği her şey gerçekti. aynı gerçeği, fidel castro şu sözlerle niteliyordu:tarihte bir kişinin, bir ismin, bir örneğin, bu kadar kısa bir zamanda ve böylesine güçlü bir tutkuyla evrensel bir nitelik kazanması son derece enderdir. ya da hiç görülmemiştir.
yunanlı şarkıcı, kumandan che guevera diye başlıyordu şarkısına. meksikalı ressam, direniş simgesi olarak chenin ölüme gülümseyişini işliyordu duvara. fransız düşünür sartre,ben bu adamın, yalnızca bir aydın değil, çağımızın en yetkin insanı olduğu kanısındayım diyordu.
filistinli mücahitten perulu gerillaya, kürdistanlı peşmergeden afrikalı özgürlük savaşçısına dek, asturiasın deyimiyle, yeryüzünde kahramanca özveri ruhunun simgesi olmuştu. varlığını, ölümle yaşamın kesiştiği noktaya dek taşımadaki insani hünerinden geliyordu bu. öyle ki, ölüm barajında sönmüyor, kıvılcım olarak tekrar yaşama dönüyordu. üstelik yaşlanmıyordu artık. lorcanın, köpüklerle ışığın öpüşlerini ölümsüz kılan ırmakları; mayakovskinin, inancın örsünde şekil verdiği öfkesi; martinin, çıkarsız halk sevgisiyle büyüttüğü sevinçleri gibi, hep genç kalacak yaşlanmayacaktı. çünkü, politikanın ihtiyatlı gelişme taktikleri ne aldırış etmeyen bir şiir gibi, yaşamını halkın yaşamına kıvılcımlarla yazmıştı. içtenlik, coşku ve cesaretle
kuşkusuz ki, diğer erdemlerinin de yanısıra, chenin varlığına şekil veren erdemleri, sadece bir devrimcinin değil, onuruyla yaşamak isteyen, üretmek ve yaratmak isteyen herkesin taşıması kaçınılmaz olan erdemlerdir. bu duygular yaratan ve üreten insanın bileğitaşlarıdır.
che vurulduğunda, küba devrim konseyi, 8 ekimi kahraman gerilla günü olarak ilan ediyor ve onu ölümsüzleştirmek ve anısını gelecek kuşaklara örnek olarak aktarmak için gerekli olan her şey yapılacaktır kararını alıyordu.
fotoğrafları, direniş simgesi olarak mitinglerde taşınmış, adı baş eğmezliğin simgesi olarak silahlara kazınmış, duygusu halka bağlılığın simgesi olarak şarkılara, şiirlere işlenmiş, anıla geliyor che.
anılmanın başka türleri de var. dallas şapkası yla, teslim olmanın en iğrenç kılıklarına girip yankee emperyalizminin önünde halk düşmanlığı dansı yapanları da anıyor insanlık. anacak. zorbalığın köpürdüğü günlerde, korku ve çıkar hesaplarıyla karanlık mahzenlere saklananları da. dönekleri, teslim olanları, başeğenleri, satılanları da. beş kuruş karşılığında, zorbaya kapıkulu olup, halkına tuzak kuranları da anacak insanlık. köy korucularını, devlet yardakçılarını, ellerine halkın kanı bulaşmış katilleri de. devrimciliği, burjuvazinin güdümünde, içi boş gevezeliğin sınırlarına kilitleyenleri de; faşizmin gerilaya ölüm borusunu öttürenleri de anacak, fakat nefretle.
seni ise che, yeryüzünün kıvılcımlarından topluyor insanlık. şarkılarla, şiirlerle
yürüyorsun
yüreğin, silah ve sözün fırtına ve yediveren gülleri
yürüyorsun, yarıçıplak göğsünü gere gere
durmak yok senin sözlüğünde
selam sana guevara.
seni.... che
ünlü şilili şair pablo neruda, anılarında, cheyi son kez, bir gece yarısı, havanada gördüğünü yazıyor. che o günlerde ekonomi ve maliye bakanlığı görevini yürütmektedir. buluşmalarını şöyle anlatıyor: che çizme ve savaş urbaları giymişti. kemerinde tabancalar vardı. giyimi büronun havasına uymuyordu. pek belirli bir arjantinli şivesiyle, açık havada, ovalarda ve iki çobanpüskülü çalısı arasında konuşmaların adamıydı. kısa cümleleri, bir gülümsemeyle sona eriyordu. bakışları, gözlerim ve banka odasının karanlık penceresi arasında gidip geliyordu. kübaya bir kuzey amerika saldırısı olasılığını görüşüyorduk... bolivya dağlarında, en son anına kadar, arka çantasında iki şey taşımış hep. aritmetik defterini ve benim büyük türkü şiir kitabımı... şimdi, o tarihten dört yıl sonra, şiirlerimin ona ölümde arkadaşlık ettiğini düşündükçe titriyorum.
bu satırların yazılışından bir süre sonra ve chenin vuruluşundan altı yıl sonra, şilideki faşist darbe günlerinde, bu kez de neruda yaşamla ölümün kesiştiği noktadan bakıyordu dünyaya. cortazarın değimiyle, bakışları cheninki gibi, teslim olmadan ölenleri anımsatıyordu.
kübalı şair nicolas guillen, kumandan che şiirini, guevaranın vurulduğu haberini aldığında yazmıştı. ekim 1967de: vuruldun fakat / sönmedi yüreklerimizde yaktığın ışık
nicolas guillen, yankısı yüreğine vuran ışıkta parıldayan sözcüklerini, chenin, yaşamla ölümün kesiştiği noktada, yeryüzüne saçtığı kıvılcımlardan toplamıştı: her yerdesin / kızılderililerin bakırdan rüyalarında / dalga dalga isyanında karaderilinin / petrol kuyularındaki, tuzlalardaki ömürde / korkunç çaresizliğinde muz bahçelerinin / kesimhanelere yetiştirilen sürülerin yayıldığı pampada / ve şekerde ve tuzda ve kahvede / öldürüp yok etmek istedilerse de seni / dökülen kanda yaşıyorsun / kumandanımızsın / dostumuz
söylediği her şey gerçekti. aynı gerçeği, fidel castro şu sözlerle niteliyordu:tarihte bir kişinin, bir ismin, bir örneğin, bu kadar kısa bir zamanda ve böylesine güçlü bir tutkuyla evrensel bir nitelik kazanması son derece enderdir. ya da hiç görülmemiştir.
yunanlı şarkıcı, kumandan che guevera diye başlıyordu şarkısına. meksikalı ressam, direniş simgesi olarak chenin ölüme gülümseyişini işliyordu duvara. fransız düşünür sartre,ben bu adamın, yalnızca bir aydın değil, çağımızın en yetkin insanı olduğu kanısındayım diyordu.
filistinli mücahitten perulu gerillaya, kürdistanlı peşmergeden afrikalı özgürlük savaşçısına dek, asturiasın deyimiyle, yeryüzünde kahramanca özveri ruhunun simgesi olmuştu. varlığını, ölümle yaşamın kesiştiği noktaya dek taşımadaki insani hünerinden geliyordu bu. öyle ki, ölüm barajında sönmüyor, kıvılcım olarak tekrar yaşama dönüyordu. üstelik yaşlanmıyordu artık. lorcanın, köpüklerle ışığın öpüşlerini ölümsüz kılan ırmakları; mayakovskinin, inancın örsünde şekil verdiği öfkesi; martinin, çıkarsız halk sevgisiyle büyüttüğü sevinçleri gibi, hep genç kalacak yaşlanmayacaktı. çünkü, politikanın ihtiyatlı gelişme taktikleri ne aldırış etmeyen bir şiir gibi, yaşamını halkın yaşamına kıvılcımlarla yazmıştı. içtenlik, coşku ve cesaretle
kuşkusuz ki, diğer erdemlerinin de yanısıra, chenin varlığına şekil veren erdemleri, sadece bir devrimcinin değil, onuruyla yaşamak isteyen, üretmek ve yaratmak isteyen herkesin taşıması kaçınılmaz olan erdemlerdir. bu duygular yaratan ve üreten insanın bileğitaşlarıdır.
che vurulduğunda, küba devrim konseyi, 8 ekimi kahraman gerilla günü olarak ilan ediyor ve onu ölümsüzleştirmek ve anısını gelecek kuşaklara örnek olarak aktarmak için gerekli olan her şey yapılacaktır kararını alıyordu.
fotoğrafları, direniş simgesi olarak mitinglerde taşınmış, adı baş eğmezliğin simgesi olarak silahlara kazınmış, duygusu halka bağlılığın simgesi olarak şarkılara, şiirlere işlenmiş, anıla geliyor che.
anılmanın başka türleri de var. dallas şapkası yla, teslim olmanın en iğrenç kılıklarına girip yankee emperyalizminin önünde halk düşmanlığı dansı yapanları da anıyor insanlık. anacak. zorbalığın köpürdüğü günlerde, korku ve çıkar hesaplarıyla karanlık mahzenlere saklananları da. dönekleri, teslim olanları, başeğenleri, satılanları da. beş kuruş karşılığında, zorbaya kapıkulu olup, halkına tuzak kuranları da anacak insanlık. köy korucularını, devlet yardakçılarını, ellerine halkın kanı bulaşmış katilleri de. devrimciliği, burjuvazinin güdümünde, içi boş gevezeliğin sınırlarına kilitleyenleri de; faşizmin gerilaya ölüm borusunu öttürenleri de anacak, fakat nefretle.
seni ise che, yeryüzünün kıvılcımlarından topluyor insanlık. şarkılarla, şiirlerle
yürüyorsun
yüreğin, silah ve sözün fırtına ve yediveren gülleri
yürüyorsun, yarıçıplak göğsünü gere gere
durmak yok senin sözlüğünde
selam sana guevara.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar