bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri79
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek10
- götü güzel cüzdanı zengin sözlük erkekleri9
- akplisin yani27
- çok eşlilik büyük bir sapıklıktır4
- botoks yaptırmış sözlük üyeleri7
- duanın bir şeye yaramaması27
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- her şeye neden diye sormak4
- erzurum vs sivas3
- ay bayılazaam3
- bicepsini çıkartıp sözlük kızlarına gösteren hain7
- 3 saat çalışan çamaşır makinesi9
- fon vurgunu52
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım6
- fatma betül sayan kaya22
- aykirikadin13
- ev içinde uludağ sözlüğe bakamamak2
- 24 eylül 2017 sözlük erkekleri sözlük kızları maçı6
- ne yapıyorsun8
- ona bir cümle bırak2
- akp li akp li bakan tip8
- ayak fetişizminin neresi sapıklık9
- çirkin ama fakir erkek7
- neden 50 tane arap devleti var12
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı24
- ideal erkek vücudu nasıl olmalıdır5
- akşamki tantana15
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması9
- geliyorum diyen erkek4
- 21 ekim dünya diyarbakırlılar günü8
- kısa boylu ama kaba erkek3
- galatasaray lille'i yenemesin tanga giyerim4
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması11
- kıyamet suresi 22 ayet2
- sözlük çok bozdu4
- hz yuşa2
- kadınların çalışması5
- ben memeye meme demem halka arz edilmedikten sonra5
- biberiye turşusu3
- menuet4
- at gözlüklü insanlar6
- 9 5 çalışan ipneler12
- terlikle döven anne13
- kendi kültürüne yabancı toplum2
- kürtaj hak mıdır sorunsalı7
- bugün uyuyakalmışım11
- ayak fetişisti ama fakir erkek3
- beşiktaş18
ilk kez 19 yaşında adım attığım şehir sakarya.
bursa'da doğup büyüyüp, bursa aşığı olup, bursa terminalinden otobüse binip hayatımın geri kalanını yaşayacağım şehrin terminalinde otobüsten inip sakarya topraklarına ilk adım attığımda müthiş bir hayal kırıklığı yaşadım. attan inip eşeğe binmek tam da o an için söylenmiş bir söz olmalıydı. ardından ada'nın en güzel semtine (o zamanlar) serdivan'a (artık ilçe) gittim. o kadar yabancıydı ki her yer, o kadar geri kalmış. depremden henüz çıkmış bir şehirden çok da fazla birşey beklememem gerektiğini biliyordum ama büyük bir şehirden çıkıp taşra kentinde yaşamak ihtimali de inceden sızlatıyordu içimi. bu sızımı farketmiş olacaklardı ki "serdivan'ın havasını çeken, suyunu içen iflah olmaz, çok sever buraları" dediler. nefret etmiştim oysa ki ben. düşünsenize kafeye gidip iki kahve içmek için sapanca'ya gitmek zorundaydık. şehirde kafe kültürü gelişmemiş, kahvehane ürünleri satan 3.-5. sınıf kafeler vardı o zaman. gittiğim günün akşamı bursa'ya döndüğümde ayrı bir güzel göründü gözüme aşık olduğum şehir. daha sonra planlar değişti ve bursa'da yaşamaya karar verdik. bu karardan sonra daha çok tanıdım ada'yı. daha çok semtini gördüm, daha çok sokaklarında dolaştım, yollarını ezberledim, tatillerimin bir kısmını o şehirde geçirdim. aradan çokça zaman, uzun yıllar geçtikten sonra serdivan'ı özlediğimi, görmek istediğimi hissetmeye başladım. ilk gittiğim şehir değildi artık sakarya. depremin izlerini silmiş, öğrencilerin de katkılarıyla şehir büyümüş, gelişmiş. mesela ben en çok karaman'ı seviyorum. yerleşik bir düzenim olmasaydı eğer yaşadığım şehirde, karaman'da yaşamak isterdim. sessiz, sakin, şehir gürültüsünden uzak, kalıcı deprem konutlarının düzenli yapılmış projesi sayesinde nizami bir bölge. hatta ada avm'yi gezdik kısa süre önce. oldukça iyi markaların mağazaları bulunuyor içinde. gayet şık, şehrin göbeğinde güzel bir avm.
insanları yobaz, çok tutucu. lakin öğrenciler sayesinde yobaz kesimde alıştıçok renkliliğe. daha da çok alışacaklar. taşra kenti en çok da öğrencilerin sayesinde modern bir büyükşehir olacak.
değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğunun en güzel göstergelerinden biri sakarya. artık güzel, artık yaşanası.
bursa'da doğup büyüyüp, bursa aşığı olup, bursa terminalinden otobüse binip hayatımın geri kalanını yaşayacağım şehrin terminalinde otobüsten inip sakarya topraklarına ilk adım attığımda müthiş bir hayal kırıklığı yaşadım. attan inip eşeğe binmek tam da o an için söylenmiş bir söz olmalıydı. ardından ada'nın en güzel semtine (o zamanlar) serdivan'a (artık ilçe) gittim. o kadar yabancıydı ki her yer, o kadar geri kalmış. depremden henüz çıkmış bir şehirden çok da fazla birşey beklememem gerektiğini biliyordum ama büyük bir şehirden çıkıp taşra kentinde yaşamak ihtimali de inceden sızlatıyordu içimi. bu sızımı farketmiş olacaklardı ki "serdivan'ın havasını çeken, suyunu içen iflah olmaz, çok sever buraları" dediler. nefret etmiştim oysa ki ben. düşünsenize kafeye gidip iki kahve içmek için sapanca'ya gitmek zorundaydık. şehirde kafe kültürü gelişmemiş, kahvehane ürünleri satan 3.-5. sınıf kafeler vardı o zaman. gittiğim günün akşamı bursa'ya döndüğümde ayrı bir güzel göründü gözüme aşık olduğum şehir. daha sonra planlar değişti ve bursa'da yaşamaya karar verdik. bu karardan sonra daha çok tanıdım ada'yı. daha çok semtini gördüm, daha çok sokaklarında dolaştım, yollarını ezberledim, tatillerimin bir kısmını o şehirde geçirdim. aradan çokça zaman, uzun yıllar geçtikten sonra serdivan'ı özlediğimi, görmek istediğimi hissetmeye başladım. ilk gittiğim şehir değildi artık sakarya. depremin izlerini silmiş, öğrencilerin de katkılarıyla şehir büyümüş, gelişmiş. mesela ben en çok karaman'ı seviyorum. yerleşik bir düzenim olmasaydı eğer yaşadığım şehirde, karaman'da yaşamak isterdim. sessiz, sakin, şehir gürültüsünden uzak, kalıcı deprem konutlarının düzenli yapılmış projesi sayesinde nizami bir bölge. hatta ada avm'yi gezdik kısa süre önce. oldukça iyi markaların mağazaları bulunuyor içinde. gayet şık, şehrin göbeğinde güzel bir avm.
insanları yobaz, çok tutucu. lakin öğrenciler sayesinde yobaz kesimde alıştıçok renkliliğe. daha da çok alışacaklar. taşra kenti en çok da öğrencilerin sayesinde modern bir büyükşehir olacak.
değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğunun en güzel göstergelerinden biri sakarya. artık güzel, artık yaşanası.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar