bugün

labirentin sonu

* *
Aytekin Yılmaz'ın iletişim yayınlarından çıkan kitabı.

Hapishaneler toplumların zuladaki resimleridir. Hapishaneler, arada sırada ceplerden çıkarıp bakmaya bile cesaret edilemeyen, duvarlar arasına hapsedilmiş dünyalardır. Türkiye'de siyası mahkumların varlığının devam etmesi, hapishanelerin zuladan sık sık çıkarılmasını gerektirir. Özellikle sol/sosyalist hareketlerin tarihlerinde hapishanede geçirilen dönemler üzerine devasa bir güzelleme külliyatı oluşturulmuştur. Ama buna mukabil bilhassa son dönemlerde sol/sosyalist hareketler dışarıdaki seslerini yitirmeye başladıklarında, seslerini içeriden daha gür çıkartmaya, iradelerini ve politik hatlarının doğruluğunu koruduklarını böylece göstermeye yönelirler. Bunun getirdiği sonuç daha fazla içine kapanmak, kapandıkça da o iradeyi yönelmek olur çoğunlukla. Siyasal ayrışmaların daha çok kadroların çoğunun "içeride" olduğu dönemlerde yaşanması herhalde rastlantı değildir. Aytekin Yılmaz, içimizdeki Hapishane: Labirentin Sonu'nda siyasi mahkumluğun ne çetin bir hayat olduğunu anlatırken, "içerdeki" hapishanelerin nasıl yaratıldığını, nasıl işlediğini ve mapusların neler yaşadıklarını ders alınması gereken bir insanılikle anlatıyor.
"içimizdeki Hapishane: Labirentin Sonu, bu derin acılı, ürkütücü trajedeyi, onun en yoğun biçimde yansıdığı "siyasi hapishane"lerde yaşamış, bu noktadan çıkış umudunu yitirmeyerek ve o çıkış yolu için vicdanımıza ve aklımıza çağrı yapan bir insanın tanıklığıdır. Bu sorunun dışımızda değil, içimizde, yüreğimiz ve aklımızın bir sorunu olduğunu, burada çözüleceğini bilen ve inanan bir tanıklıktır bu." *
© copyright 2005 - 2026